home forums downloads links Sign In
  

MODULLER
· Ana Sayfa
· ANA MENÜ
· ANKET
· DOSYALAR
· FORUM
· HABER GÖNDER
· HABER ARŞIVI
· HABER KONULARI
· HABER ÖNER
· RESİM GALERİSİ
· VİDEO İZLE
· İLETİŞİM
· ÜYE HESABINIZ
· ÜYELER
· ZİYARETÇİ DEFTERİ
· ÖZEL MESAJLAR


GÜNÜN HABERİ
Bugün için henüz önemli bir haber yok.


ANA MENÜ
· EDEBİYAT SAYFASI
· ANI
· BİYOGRAFİ
· DENEME
· ELEŞTİRİ
· GEZİ YAZISI
· HİKAYE
· MAKALE
· GİZLİ İLİMLER
· MEDYA-YORUM
· MASAL
· MEKTUP
· RÖPORTAJ
· ŞİİR
· TÜRKÜ-MANİ
· BEKARIN DÜNYASI
· TASAVVUF EDEBİYATI
· KÜLTÜR VE SANAT
· HAK DİN İSLAM
· TURİZM
· ATASÖZLERİ
· ÖZDEYİŞLER
· EDEBÎ ESERLER
· GÜZEL SÖZLER
· ANAYASA
· SAĞLIK
· TÜRK KLASİKLERİ
· BESLENME
· DUVAR YAZILARI
· SPOR
· NUTUK
· GENÇLİĞE HİTABE
· TAKVİM ÇEVİRME
· BİLGİSAYAR SÖZLÜĞÜ
· TÜRK BÜYÜKLERİ
· BURCUNUZ/FALINIZ
· ÖNEMLİ GÜNLER
· ÜNİVERSİTELERİMİZ
· KURAN TEFSİRİ
· RÜYA TABİRLERİ
· GENEL ANSİKLOPEDİ
· İSLAM İLMİHALI
· TBMM
· EDEBİYAT
· RİZENİN İLÇELERİ
· İKİZDERENİN KÖYLERİ
· SİYASI PARTİLER
· KARADENİZ SÖZLÜĞÜ
· ARAŞTIRMA-İNCELEME
· KRONOLOJİ
· DÜNYA DEVLETLERİ
· TÜRK *****HURİYETLERİ
· TÜRK DİLİ
· HAYVANLAR ALEMİ
· EFSANE
· BİLMECELER
· TEKERLEMELER
· BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
· ANS. EDEBİYAT SÖZLÜK
· ŞİİR VE ŞAİR
· DİVAN EDEBİYATI
· HALK EDEBİYATI
· ELEŞTİRMEN VE YAZARLAR
· EDEBİYAT ÖDÜLLERİ
· ÇİÇEKLERİN DİLİ
· ŞİFALI BİTKİLER
· PRATİK BİLGİLER
· SİTE HARITAMIZ
· GUİNNES REKORLARI
· TIBBI TERİMLER SÖZLÜĞÜ
· AYVALIK-İHLAMUR
· BAŞKÖY
· CEVİZLİK
· ÇAĞRANKAYA
· ÇAMLIK
· ÇATALTEPE
· ÇİFTEKÖPRÜ
· DEMİRKAPI
· DEREKÖY
· DİKTAŞ
· ESKİCE
· GÖLYAYLA
· GÜRDERE
· GÜVENKÖY
· İHLAMUR
· KAMA
· ILICA KÖYÜ
· KİRAZLI
· MEŞEKÖY
· ORTAKÖY
· RÜZGARLI
· SİVRİKAYA
· ŞİMŞİRLİ
· TOZKÖY
· TULUMPINAR
· YAĞCILAR
· YERELMA
· GÜNEYCE NAHİYESİ
· İKİZDERE İLÇEMİZ
· BALLIKÖY-ÇİÇEKLİ
· BAYIRKÖY
· YAĞCILAR KÖYÜ
· OSMANLICA PC SÖZLÜK
· MATEMATİK


ZİYARETÇİ DEFTERİ
1:Yeni Üy... (bekaraydin)
2:Mrb (bekar aydin)
3:BAŞLIK B... (selanikli)
4:SELAM ME... (Kemal yıldız"AZAK")
5:yakışir ... (METİN SANCAR)
6:Çebi Ho... (bekar aydin)
7:Selam (ikizdereli66)
8:nasılsın... (bekaraydin)
9:ANKARALI... (halukamca)
10:başarıla... (nevzat)

[ Tüm Mesajlar ]


GAZETELER


KÖŞE YAZARLARI
Mehmet ALTAN Mehmet ALTAN
Solcu musun, Kemalist mi?
Ahmet KEKEÇ Ahmet KEKEÇ
Kemal Bey aradı, dedi ki...
Mustafa KARAALİOĞLU Mustafa KARAALİOĞLU
Hayırcının kibri
Şamil TAYYAR Şamil TAYYAR
Olmadı sayın bakan
Ergun BABAHAN Ergun BABAHAN
Sezen’di, Sazan oldu şimdi de ‘kirlendi’
Mahir KAYNAK Mahir KAYNAK
Havuzlu villa
Ardan ZENTÜRK Ardan ZENTÜRK
TUZAK: İsrail’in “Kolombiyalı” dostu
Eser KARAKAŞ Eser KARAKAŞ
Yargıtay ve Dışişleri’nin anayasa ihlalleri
Ekrem DUMANLI Ekrem DUMANLI
HSYK zorla 'evet' dedirtecek
Ali BULAÇ Ali BULAÇ
Hutbe: Kaynaklar (1)
Mümtazer TÜRKÖNE Mümtazer TÜRKÖNE
Mankurtlar (V): Karaman Beyleri
Mustafa ÜNAL Mustafa ÜNAL
Şimdi ne olacak?
Şahin ALPAY Şahin ALPAY
ABD'nin İsrail ile göbek bağını kesme zamanı
Fikret ERTAN Fikret ERTAN
Rusya ve Ermenistan...
Hüseyin GÜLERCE Hüseyin GÜLERCE
HSYK panikledi
Bülent KORUCU Bülent KORUCU
CHP'nin müthiş gençleri(!)
Kürşat BUMİN Kürşat BUMİN
Dışişleri açıklamasının tarifi: 'Zeytinyağı gibi üste çıkmak'
Taha KIVANÇ Taha KIVANÇ
Fâili meçhullerin fâilleri ne kadar meçhul?
Bekir HAZAR Bekir HAZAR
Kasabamı arıyorum
Ali BAYRAMOĞLU Ali BAYRAMOĞLU
Lala Paşa Önder Sav'ı ne yapacağız peki?
Fehmi KORU Fehmi KORU
*****hurbaşkanı ile Bakü yolunda
İbrahim KARAGÜL İbrahim KARAGÜL
Karadeniz'de İsrail saldırısı ve S-300'ler
Tamer KORKMAZ Tamer KORKMAZ
YAŞ'ın Ardından
Sanlı SARIALİOĞLU Sanlı SARIALİOĞLU
Guti'den sevgilerle


SPOR YAZARLARI
Turgay ŞEREN Turgay ŞEREN
G.Saray'da ne defans, ne de orta saha var
Ziya ŞENGÜL Ziya ŞENGÜL
Ceyhun ve Sivasspor
Gürcan BİLGİÇ Gürcan BİLGİÇ
Robben fark yaratıyor
Attila GÖKÇE Attila GÖKÇE
Yaşasın Gurbet Kupası
Ahmet ÇAKIR Ahmet ÇAKIR
Beklenen perişanlık
Ali GÜLTİKEN Ali GÜLTİKEN
Şampiyonluk yolunda olur böyle maçlar
Ali Sami ALKIŞ Ali Sami ALKIŞ
Haftanın golü, Sercan’ın golü
Güven TANER Güven TANER
Rüzgar dindi


RESMİ KURUMLAR
 
  
                


FELSEFE SÖZLÜĞÜ

 Agnostisizm

 Alienation

 Ampirizm

 Analitik

 Anarşizm

  Anlambilim

 Antropomorfizm

 Arkhe

 Ateizm

 Belit

 Budizm

 Bilgicilik(Sofizm)

 Deizm

 Determinizm

 Dialektik

 Dogmatizm

 Duyumculuk

 Düalizm

 Endeterminizm

 Endividüalizm

 Enstrümantalizm

 Entellektüalizm

 Entüisyonizm

 Epistemoloji

 Erekbilim

 Estetik

 Fenomenoloji

Gnostikler

 Hedonizm

 İdealizm

 Konseptualizm

 Kritisizm

 Manişeizm

 Materyalizm

 Mekanizm

 Metafizik

 Monotheizm

 Nihilizm

 Nominalizm

 Ontoloji

 Öznel İdealizm

 Paradoks

 Panteizm   Pozitivizm

 Pragmatizm

 Rasyonalizm

 Realizm

 Rölativizm

 Septisizm



EDEBî SÖZLÜK-TERİMLER
Edebi destan Edebi dil Edebi Sanatlar Edebi teknik Edebi terimler Edebi türler Edebi ve sanatsal eserlerin ko Edebi ve sanatsal eserlerin ko Edebiyat nedir Edebiyat-Koop Edeköy, Zile Edeköyü Eden Ahbez


YARARLI LİNKLER

Gerekli Siteler

Hukuk Siteleri



100 TEMEL ESER
TÜRK EDEBİYATI

1. M. Kemal Atatürk - Nutuk
2. Kutadgu Bilig''den Seçmeler
3. Dede Korkut Hikayeleri
4. Yunus Emre Divanı''ndan Seçmeler
5. Mevlana-Mesnevi''den Seçmeler
6. Nasreddin Hoca Fıkralarından Seçmeler
7. Divan Şiirinden Seçmeler
8. Halk Şiirinden Seçmeler
9. Evliya Çelebi - Seyahatnamesi''nden Seçmeler
10. Kerem ile Aslı
11. Samipaşazade Sezai - Sergüzeşt
12. Halit Ziya Uşaklıgil - Mai ve Siyah
13. Hüseyin Rahmi Gürpınar - Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç
14. Ahmet Rasim - Şehir Mektupları
15. Ahmet Hikmet Müftüoğlu - Çağlayanlar
16. Ömer Seyfettin - Hikayelerden Seçmeler
17. Mehmet Akif Ersoy - Safahat
18. Ahmet Haşim - Bize Göre
19. Yahya Kemal Beyatlı - Eğil Dağlar
20. Yahya Kemal Beyatlı - Kendi Gök Kubbemiz
21.Abdulhak Şinasi Hisar - Boğaziçi Mektupları
22. Ruşen Eşref Ünaydın - Diyorlar ki
23. Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Kiralık Konak
24. Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Yaban
25. Refik Halit Karay - Memleket Hikayeleri
26. Refik Halit Karay - Gurbet Hikayeleri
27. Halide Edib Adıvar - Sinekli Bakkal
28. Halide Edib Adıvar - Mor Salkımlı Ev
29. Reşat Nuri Güntekin - Anadolu Notları
30. Reşat Nuri Güntekin -Çalıkuşu
31. Falih Rıfkı Atay - Çankaya
32. Falih Rıfkı Atay- Zeytindağı
33. Faruk Nafız Çamlıbel - Han Duvarı
34. Nazım Hikmet - Memleketimden İnsan Manzaraları
35. Şevket Süreyya Aydemir - Suyu Arayan Adam
36. Memduh Şevket Esendal - Ayaşlı ile Kiracıları
37. Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
38. Peyami Safa - Fatih - Harbiye
39. Nihad Sami Banarlı - Türkçe''nin Sırları
40. Ahmet Hamdi Tanpınar - Beş Şehir
41. Ahmet Hamdi Tanpınar - Sahnenin Dışındakiler
42. Samiha Ayverdi - İbrahim Efendi Konağı
43. Necip Fazıl Kısakürek - Çile
44. Sabahattin Ali - Kuyucaklı Yusuf
45. Ahmet Kutsi Tecer - Şiirler
46. Ahmet Muhip Dıranas - Şiirler
47. Aşık Veysel - Dostlar Beni Hatırlasın
48. Orhan Veli - Bütün Şiirleri
49. Cahit Sıtkı Tarancı -Otuz beş Yaş (Bütün Şirleri)
50. Kemal Tahir - Esir Şehrin İnsanları
51. Orhan Kemal - Eskicinin Oğulları
52. Sait Faik Abasıyanık - Kayıp Aranıyor
53. Sait Faik Abasıyanık - Hikayelerinden Seçmeler
54. Halikarnas Balıkçısı - Aganta Burina Burinata
55. Kemal Bilbaşar - Cemo
56. Samim Kocagöz - Kalpaklılar
57. Tarık Buğra - Küçük Ağa
58. Necati *****alı - Tütün Zamanı
59. Rıfat Ilgaz - Karartma Geceleri
60. Orhan Hançerlioğlu - 7. Gün
61. Fakir Baykurt - Kaplumbağalar
62. Faik Baysal - Drina''da Son Gün
63. Abbas Sayar - Yılkı Atı
64. Haldun Taner - Hikayelerinden Seçmeler
65. Oğuz Atay - Bir Bilim Adamının Romanı
66. Aziz Nesin - Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
67. Sabahattin Kudret Aksal - Gazoz Ağacı
68. Yusuf Atılgan - Anayurt Oteli
69. Cemil Meriç - -Bu Ülke
70. Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil - Gençlerle Başbaşa
71. Naki Tezel - Türk Masalları
72. Salah Birsel - Boğaziçi Şıngır Mıngır
73. Bahattin Özkişi - Sokakta

DÜNYA EDEBİYATI

74. Beydeba - Kelile ve Dimne
75. Eflatun - Devlet
76. Platon - Sokrates''ın Savunması
77. Sadi - Gülistan
78. Cervantes - Don Kişot
79. Balzac - Vadideki Zambak
80. Viktor Hugo - Sefiller
81. Goethe - Faust
82. Daniel Daefo - Robinson Crusoe
83. Dostoyevski - Suç ve Ceza
84. Gogol - Ölü Canlar
85. Turgenyev - Babalar ve Oğullar
86. Tolstoy - Savaş ve Barış
87. Gustav Flaubert - Madam Bovary
88. Charles Dickens - İki Şehrin Hikayesi
89. Knut Hamsun - Açlık
90. Jack London - Beyaz Diş
91. Rabindranath Tagore - Gora
92. Ernest Hemingway - Çanlar Kimin İçin Çalıyor
93. William Faulkner - Ses ve Öfke
94. İvo Andriç - Drina Köprüsü
95. Panait İstrati - Akdeniz
96. John Steinbeck - Fareler ve İnsanlar
97. M Selimoviç - Derviş ve Ölüm
98. Cengiz Dağcı - Onlar da İnsandı
99. Cengiz Aytmatov - Beyaz Gemi
100. Cengiz Aytmatov - Gün Olur Asra Bedel (Gün Uzar Yüzyıl Olur)



EMEKLİ SANDIĞI
                           
 
 

Emekli Aylık Bilgilerini Görme

 
 

Aylıktan Yapılan Kesintiler

 
 

Bir Aylık Maaş Tercihi

 
 

Banka Şube Değişikliği

 
 

Adres Değişikliği

 
 

Yıllık-Aylık Maaş Bildirimi

 
 

Sağlık Kuruluşlarını Görme

 
 

İlaç Kullanım Süresini Görme

 
 

İlaç Katılım Payını Görme

 
 

Sağlık Ödemeleri Görme

 
 

Sağlık - Diş  Bilgisi Görme

 
 

Emekli Sicil No Tespiti

 

Emekli Sicil No Başvurusu

 

Emeklilik Yaşı Hesabı

 

Hizmet Hesaplama

 

Evrak Takibi

 
 

Emekli Aylığı ve İkramiye Hesaplama

 

Hizmet Borçlanmasını Görme

 

Fiili Hizmet Süresi Zammı Görme

 

Askerlik Borçlanması

 

İsteğe Bağlı İştirakçilik ve Geç.192 m.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Önemli Web Siteleri

  
     
 
 
 


TÜRKİYE EKONOMİSİ

Türkiye Ekonomisi

5 Nisan Kararları
Milli Korunma Kanunu
İMKB kote İşlemi
İMKB Pazarları
Sermaye Piyasası Kurulu(SPK)
19 Şubat Krizi
1923-1980 Türkiye Ekonomisi 
1980-1982 Türkiye Ekonomisi 
1983-1987 Türkiye Ekonomisi 
1987-1993 Türkiye Ekonomisi 
Varlık Vergisi 

 
 
 
 
 

 



 

  


@- DEVLET
Online E-Devlet Hizmetleri

TC Kimlik No

Vergi Kimlik No

SSK Hizmet Dökümü

İnternet Vergi Dairesi

Motorlu Taşıtlar Vergisi

Telefon Rehberi

ÖSYM Sınav Sonuçları

ÖSYM Sınav Sonuçları

ÖSS Sonuçları

KPSS Sonuçları

KPDS Sonuçları

LES Sonuçları

TUS Sonuçları

ÜDS Sonuçları

ALS Sonuçları

DGS Sonuçları

Diğer Sınav Sonuçları

ÖSYM Sınav Takvimi

E-Devlet Linkleri:

Devletim.com

Online Hizmetler

Milli Eğitim Bakanlığı

Üniversiteler

Sağlık Bakanlığı

Emeklilik Hizmetleri

Hukuk ve Adalet

Emniyet Hizmetleri

Ekonomik ve Mali İşler

İş ve Eleman Arama

Genel Devlet Kurumları

Bakanlıklar

Valilikler

Belediyeler

Kaymakamlıklar

Siyasi Partiler

Silahlı Kuvvetler

Sivil Toplum

Engelli Sayfaları

Elçilik - Konsolosluklar

Avrupa Birliği

K.K.T.C.

Turizm

Tatil ve Gezi Rehberi

Deprem Linkleri

Haber Kaynakları
>


ENİYİ 100

1- Savaş ve Barış / Lev Tolstoy
2- 1984 / George Orwell
3- Ulysses / James Joyce
4- Lolita / Vladimir Nabokov
5- Ses ve Öfke / William Faulkner
6- Görülmeyen Adam / Ralph Ellison
7- Deniz Feneri / Virginia Woolf
8- İlyada ve Odysseia / Homeros
9- Gurur ve Önyargı / Jane Austen
10- İlahi Komedya / Dante Alighieri
11- Canterbury Hikâyeleri / Geoffrey Chaucer
12- Gulliver’in Gezileri / Jonathan Swift
13- Middlemarch / George Eliot
14- Ruhum Yeniden Doğacak / Chinua Achebe
15- Çavdar Tarlasında Çocuklar (Gönülçelen) / J. D. Salinger
16- Rüzgâr Gibi Geçti / Margaret Mitchell
17- Yüzyıllık Yalnızlık / Gabriel Garcia Marquez
18- Muhteşem Gatsby / F. Scott Fitzgerald
19- Madde 22 / Joseph Heller
20- Sevgili / Toni Morrison
21- Gazap Üzümleri / John Steinbeck
22- Geceyarısı Çocukları / Salman Rüşdi
23- Cesur Yeni Dünya / Aldous Huxley
24- Mrs. Dalloway / Virginia Woolf
25- Native Son / Richard Wright
26- Amerika’da Demokrasi / Alexis de Tocqueville
27- Türlerin Kökeni / Charles Darwin
28- Herodot Tarihi / Heredot
29- Toplum Sözleşmesi / Jean-Jacques Rousseau
30- Kapital / Karl Marx
31- Prens / Niccolo Machiavelli
32- İtiraflar / St. Augustine
33- Leviathan / Thomas Hobbes
34- Pelopponnes Savaşlarının Tarihi / Tukididis
35- Yüzüklerin Efendisi / J. R. R. Tolkien
36- Winnie the Pooh / A.A Milne
37- Aslan, Cadı ve Dolap / C.S Lewis
38- Hindistan’a Bir Geçit / E. M. Forster
39- Yolda / Jack Kerouac
40- Bülbülü Öldürmek / Harper Lee
41- İncil
42- Otomatik Portakal / Anthony Burgess
43- Ağustos Işığı / William Faulkner
44- Siyah İnsanların Ruhları / W. E. B. Du Bois
45- Engin Sargasso Denizi / Jean Rhys
46- Madam Bovary / Gustave Flaubert
47- Kayıp Cennet / John Milton
48- Anna Karennina / Leo Tolstoy
49- Hamlet / William Shakespeare
50- Kral Lear / William Shakespeare
51- Othello/ William Shakespeare
52- Soneler / William Shakespeare
53- Çimen Yaprakları / Walt Whitman
54- Huckleberry Finn’in Maceraları / Mark Twain
55- Kim / Rudyard Kipling
56- Frankenstein / Mary Shelley
57- Süleyman’ın Şarkısı / Toni Morrison
58- Guguk Kuşu / Ken Kesey
59- Çanlar Kimin İçin Çalıyor? / Ernest Hemingway
60- Mezbaha 5 / Kurt Vonnegut
61- Hayvan Çiftliği / George Orwell
62- Sineklerin Tanrısı / William Golding
63- Soğukkanlılıkla / Truman Capote
64- Altın Defter / Doris Lessing
65- Kayıp Zamanın İzinde / Marcel Proust
66- Büyük Uyku / Raymond Chandler
67- Döşeğimde Ölürken / William Faulkner
68- Güneş de Doğar / Ernest Hemingway
69- Ben, Claudius / Robert Graves
70- Yalnız Bir Avcıdır Yürek / Carson McCullers
71- Oğullar ve Sevgililer / D. H. Lawrence
72- Kralın Adamları / Robert Penn Warren
73- Git Onu Dağda Anlat / James Baldwin
74- Charlotte’un Sevgi Ağı / E.B. White
75- Karanlığın Yüreği / Joseph Conrad
76- Gece / Elie Wiesel
77- Tavşan Kaç / John Updike
78- Masumiyet Çağı / Edith Wharton
79- Portnoy’un Feryadı / Philip Roth
80- Bir Amerikan Trajedisi / Theodore Dreiser
81- The Day of the Locust / Nathanael West
82- Yengeç Dönencesi / Henry Miller
83- Malta Şahini / Dashiell Hammett
84- Kuzey Işıkları Üçlemesi / Philip Pullman
85- Death Comes for the Archbishop / Willa Cather
86- Düşlerin Yorumu / Sigmund Freud
87- Henry Adams’ın Eğitimi / Henry Adams
88- Mao’dan Sözler / Mao Zedong
89- Dinsel Deneyim Çeşitleri / William James
90- Brideshead Revisited / Evelyn Waugh
91- Sessiz Bahar / Rachel Carson
92- İstihdam, Kazanç ve Para Genel Teorisi

/ John Maynard Keynes
93- Lord Jim / Joseph Conrad
94- Goodbye to All That / Robert Graves
95- The Affluent Society / John Kenneth Galbraith
96- Söğüt Ağaçlarındaki Rüzgâr / Kenneth Grahame
97- Malcolm X’in Otobiy. / Alex Haley ve Malcolm X
98- Eminent Victorians / Lytton Strachey
99- Renklerden Mor / Alice Walker
100- İkinci Dünya Savaşı / Winston Churchill



ONLİNE İŞLERİNİZ

Zoho Mail

Web-based Email Service



Zoho Calendar

Online Calendar Application



Zoho Writer

Online Word Processor



Zoho Sheet

Spreadsheets. Online



Zoho Show

Online Presentation Tool



Zoho Docs 1 GB space Free

Online Do*****ent Management



Zoho Notebook

Online Note Taker



Zoho Wiki

Online Collaboration Wiki Site



Zoho Share

Centralized Public Repository




Zoho Planner

Online Organizer



Zoho Chat

Make Group Decisions Faster


    


Zoho CRM 3 Users Free



On-Demand CRM Solution







Zoho Projects 1 Project Free



Project Management Software




 



Zoho Creator 2 Users Free



Database Software & Online

Forms




 



Zoho Business 3 Users Free



Email Hosting & Office Suite







Zoho Invoice 5 Invoices Free



Online Invoicing. Quick and

Easy







Zoho Assist



On-Demand Remote Support







Zoho Reports



Online Reporting & BI Service







Zoho Meeting One on One Free



Web Conferencing, Online

Meeting







Zoho Recruit



Applicant Tracking System





 



Zoho Discussions 2 Forums Free



Online Forums Software




 



Zoho People 10 Users Free



Online HRIS




 



Zoho Marketplace



Apps for Small Businesses





ELEŞTİRİ




ÇIPLAKLIK BİTTİ
Türk ve dünya sinemasını aşağı yukarı 30-35 yıldır izleme imkanımız oldu, bu siyah-beyaz camlar ve beyaz perdeler sayesinde. Özellikle ilçemizde kurulan sinemaya gitme imkanını kaçırdım ama televizyonlarda haftada 3 defa gösterilen o meşhur karıncalı filmler(O zamanlar çatı antenleri vardı ve iyi göstermezdi. Ekranlar hep karıncalı olurdu) hala aklımda durur, bugünkü gibi. O zamanlar sinemanın sanatsal yönü ağır basmazdı. Ekranlarda hep açık-saçık görüntülere değer verilirdi. Yanı, çıplaklık ön planda tutulurdu.
Günümüzün sinema dünyasında fazla bir şey değişmedi. Aktörler, oyuncular artık kıyafetten çok marifete, bilgiye, yeteneğe, işlenen kurguya değer veriyor. Şimdilerde artık en kaliteli, hatta HD görüntülü filmleri bile internetten indirme veya indirmeden izleme imkanları vardır. Sinema salonları artık eskisi gibi dolup taşmıyor. Durum böyle olunca, en kaliteli filmler DVD ve HD kalitesinde CD''leri alarak evlerinde izliyorlar. Sinemaya eski gücünü ve zevkini verebilecek filmler yok denecek kadar azaldı. Bugün sadece ileri teknoloji ve elektroniğin zirve yöntemleri kullanılarak filmler yapılıyor. Yetişkinler ve çocuklar artık savaş, kan, kahraman, silah görmek istiyorlar. Toplumda, her nedense kendine ait veya onu kabul edebilecek bir ortam yoksa, edinememişse, ver elini savaş, barış, kan ve göz yaşı... Egolarını bu şekilde tatmin edebiliyorlar. Sanata, sinemaya eski zevkini verebilmek çok zor. Artık çıplaklık da bitti. Şimdiki roller ve aktörler, kullandıkları silahlara göre değer veya puan kazanıyorlar.
Editoraydin/13.08.2010





İNSANIN AYNASI, SİNEMA
Güzel sanatların en güzellerinden biridir sinema. Bir toplumun, inanışın,devletin, şahsi fikirlerin veya hepsini içinde barındıran bir ekoldur başlı başına sinema.
Aslında, sinemanın tanımını yaparak başlasak diye düşünmüştüm ama, herkes izleye izleye zaten ezberlemiş. Onun için tanımı gereksiz gördüm. Hele ülkemizdeki sinema anlayışını da düşününce, pes demek geldi içimden.
Ülkeler, hatta bazı kamu kurum ve kuruluşları bile sinema ve ödülleriyle ilgilenir. İnanışlar, empoze etmek istedikleri sapık davranışlar, mistisizm, tarih, turizm vb. Düşünceleri anlatmak,tanıtmak, kavratmak, öğreti gibi nedenlerle milyarlarca parayı bu işe yatırırlar. Aldıkları ise küçücük bir heykeldir, mi diyeceksiniz? Hayır. Amaç: Başkalarını inandırmak,düşünmek,düşündürmek. Mantık aramak yok. İşine geldiği gibi otur ve seyret. Ülkemizde bu tip ödüller genelde Antalya''''daki “Altın Portakal” adı altında toplanan bir yarışmada sinema oyuncu,rejisör,kameraman vb. Kişilere verilir. Son yıllarda, ülkemizdeki oyuncular, başka ülkedeki yarışmalarda da kendini göstermeye başladı. Yanı bir yerlere kadar çıtayı yükselttik, diyebiliriz.
Genelde, bizim filmlerimiz aşk,sevgi,nefret üzerine kuruludur. Tarihi filmlerimiz azdır. Bir ara Dizi halinde çevrilen filmlerimizde olmuştur. Hatırlarsınız belki: Cüneyt Arkın''''ın “Kahpe Bizans” filmleri vardı. Kaleden kaleye uçmalar falan. Bir topluma,insanlara veya belli bir inanışı küçümsemek,karalamak, alaya almak için hemen sinemaya sarılırlar. Biraz oyun, şehvet, macera, heyecanla birlikte istediğini yapabilir ve anlatabilirsin. Sinema, görsel ve işitsel olduğu için vermek istediğin mesaji rahatlıkla verebilirsin.
1980''''lı yılların ortalarında, Avrupa sinemalarında çevrilen bir film, dünyayı ayağa kaldırmıştı. Kutsal Hac,Meryem ve İsa''''dan başka hiç bir şeye karışmayan kilise bile kıyameti koparmıştı. Yönetmenliğini Bernardo Bertolucci''''nin yaptığı ve adına “Luna Ay” dedikleri filmde, Cinsel arzularını dindirmek isteyen bir annenin oğlu ile cinsel ilişkiye girmesini anlatıyordu. Bu filmin oynadığı bazı sinemalar, Avrupa''''da bombalanmıştı. Türkiye''''de bu film, İstanbul,Beyoğlu''''nda bir sinemada afişini gördüm ve burada oynamıştı. İşte sinema budur. Kimi, içindeki dürtülerini, sapık duygularını, hislerini beyaz perdeye aktarır. Adına da “Güzel sanat”derler. Sizin ne dediğinizi ben bilemem tabii.
Editöraydın/İkizdere/05.10.2009

HACI BEYİN TABLOLARI
Bir ressam, tablosunu yaparken hiçbir zaman, bu tablodan iyi bir para kazanacağım yada kazanmalıyım, diyerek işe başlamaz. Yalnız, tablo biter, fırçalar tinerle, eller sıcak sabunlu su ile temizlendikten sonra, acaba ne kadar verirler, kim alacak, kim bravo diyecek, kim yuh!.. diyecek… İşte ressamın bitmeyen kuruntularıdır. Kendi tablosuna, hiç tereddütsüz pekiyi diyen pek az veya bir elin parmaklarını geçmez.
Resim, güzel sanatlardan biridir. Ülkemizde ve dünyada çok sayıda, adını yüzyıllara taşıyan, adına ödüller verilen, yaşadığı döneme damgasını, hatta yaptığı resme göre adını alan akımlardan söz ettirmiştir. Sürrealizm, realizm…Ressam tablosunu yaparken, birazda kendi fikirlerini tablolara yansıtmak ister. Tıpkı, Amerika’da dul annesinin heykelini, “Özgürlük Heykeli” olarak adlandırması gibi. Resimde ise, şehirden sürgün edilenler, tarımda, ilkel araçların tasviri, ideolojik inançların doğrultusunda hazırlanmış kıyafet tablolarını örnek gösterebiliriz.
Ülkemizde, yağlı boya veya diğer türde yapılmış tablolara büyük bir ilgi gösterirler. Bu tablolar, çoğunlukla açık artırma usulüyle satılır. Böyle müzayedelerde her zaman bulunur, bizim Hacı Bey. O, hemen her müzayede de bulunur.Unutsa bile haberdar edilir, mutlaka, ona davetiye gönderilir. Değeri para ile ölçülemeyecek koleksiyonu vardır. Ucuza kapatılan eserlere pek rastlanmaz. Çünkü: Prensiplerine, menfaatlerine uyan tabloyu veya eseri alır. Her nedense, tarihi eser kaçakçıları, onun aldığı eserlere pek yanaşamaz,bakamaz. Salvador Dali, İbrahim Çallı vb. tanınmış ressamlar Hacı Bey’in müzesinde baş köşede bulunurlar. O, sahte eserleri imzasından, boyasının kalitesinden, renklerinin uyumundan hemen tanır ve kavrar. Onun eline, bu eser tanıma konusunda kimse su dökemez.
Şimdi, hepinizin şöyle bir soru sorduğunu duyar gibi oldum: Acaba, Hacı Bey’in koleksiyonunda hatasız,çalıntı olmayan, taklit eser yok mu? Canım, sizde o kadar incesini sormayın, olur mu?
Hepbekar/27.12.2008



BEYAZ PERDEDEN YANSIYANLAR
Hayatın canlı canlı izlendiği, sevilen oyunculara elle tutulabilir,sohbet edilebilir , belki de güzel sanatların en ilginç dallarından biridir tiyatro. Aynı sinema gibi, hayatın aynasıdır. Yaşamımızın bir bölümünü belki de tamamını o beyaz perdede görmek mümkündür.
Tiyatroyu sevenler, bilenler daha çok kimin yazdığına bakarlar; daha sonrada oyuncularına. En çok kim güldürüyorsa, hangisi daha çok acıklı hikayelere olaylara yer veriyorsa, en çok o seyirci toplar. Bazı oyuncuların, hem sinema hem de tiyatroda olduklarını görebiliriz. Yalnız, şu bir gerçektir ki: Sinemada başarılı olanlar tiyatroda başarılı değiller. Tabii biz kimsenin tiyatro mu sinema mı tercihine karşı çıkacak değiliz. En çok seyircinin olduğu il’e en iyi iyisi, diğerlerine de şöyle yada böyle, idare eder oyunların gösterime girdiği bilinir. “Sersem kocanın kurnaz karısı, Figaro’nun düğünü” gibi. Fazla seyredilmeyen, son kullanma tarihi bir hayli geçmiş oyunlarında ya bir dernek veya vakıf katkısı yada belediyeler, ücretsiz veya çok az bir ücretle o yöre halkına gösterilmektedir. Halkımızın, tiyatroyu tanıması, öğrenmesi ve benimsemesi bakımından güzel bir davranış.
Bizim ilçeye geçen yıl, Necip Fazıl’ın “Reis Bey” adlı oyunu oynatılmıştı. Oyunun temasını, kalburüstü olanların dışında pek çok kimse kavrayamamıştı ama yıllarca aradan sonra insanımız böyle bir oyunu ilk defa seyretti. Zannedersem, en çok ilgiyi de idam sahnesi çekmişti. Bu sene de Mahmut Yesarı’nın “Fehim Paşa Konağı” ve Turgut Özakman’ın “Suçlu Kim?” oyunları oynatıldı. Ben, Fehim Paşa Konağı’nı seyrettim. Bu oyunda Zenne rolunde ki sahneyi beğenmedim. Abartılı, birazda uydurma buldum. Fakat hemşehrilerimiz beğenmişti. Tabii onların tercihine de saygımız vardır.
Kim yazarsa yazsın, kim oynarsa oynasın. Şayet, bir oyunu izleyen bir izleyici, oyunda kendisini göremiyorsa, o kişinin hayatından bir parça yoksa o sahnelerin birinde, takdir edilmesi, alkışlanması beklenemez. Oyunun yazarı, oyunu yazarken hep kendi fikirlerini, düşüncelerini kendi kriterlerini oyuna yansıtıyorsa, fazla bir beğeni kazanabileceğini düşünmek saçmalık olur. Hele, sağ veya sol fraksiyonlara, ideolojilere kurban edilmiş düşüncelerle örülü tiyatrolar, ancak o youna uyanları toplar, başka bir amaca da hizmet edemez. Senin görmek istediğin değil, izleyicinin ne istediği, Senin beğendiğin yada beğeneceğin değil, izleyicinin tavrı ne olacaktır? İşte bunları dikkate alan bir eser, bence daha başarılı olacaktır, diyorum.
BEKARAYDIN/08.06.2008/İst.


BİZİM HEYKELLER
Bizim insanımız, tarihi boyunca sanatı sevmiş ve
sanatçıyı korumuştur. Osmanlı döneminde, sarayda, bilim
adamlarından sonra en saygın yeri olan şairler ve sanatkar-
lardır. O zamanlar, daha çok hat sanatı, süsleme ve mimarı
çok yaygındı. Hemen her köşe başında bir sanat atölyesi ve
içinde yüzlerce çalışanı, öğrencisi çırağı vardı.
Bugün yurdumuzda onlarca güzel sanatları öğreten üni-
versiteler ve bir o kadarda eskiden, çekirdekten yetişme usta-
lar vardır.Belediye, resmi ve özel kurumların bahçelerinde bu
heykellerden görmek mümkündür. Hemen hepsinin bir yapılış
şekli, amacı, anlatmak istediği bir misyon üstlenmiştir.
Bizdeki heykel ustaları yanı heykeltraşlar her ne hikmetse,
ideolojilerini kendi hayat anlayışlarını o heykele aksettirmeden
o eseri yapamazlar. Kadına özgürlük adına yapılan heykele ba-
bakıyorsunuz: Saç baş darmadağın, göğüsler yarı açık dışarıda…
Bir başka heykelde de erkek ile kadının birlikte temsil edildiği
eserde tamamen erotik bir sahne. Kendilerine yapılan eleştiri-
lere ise: “Siz sanattan, sanatçıdan, güzel sanatlardan ne anlarsınız!
diye adeta bizi yerden yere vurarak kendilerini savunurlar. En iyi
ezberledikleri sözde şudur:”Atatürk;’Sanatkar olmayan bir milletin,
hayat damarlarından biri kopmuş demektir.’demiştir.” İyide, Atatürk,
Türk kadınını yarı çıplak, erkek ile birlikte temsil ederken de erotik
Sahnelerle anlat demiştir ki? Cinsel uzuvları dışarıda erkek tasvirini
de görmedik mi. Şayet, güzel sanatlar dediğiniz buysa, acaba kötüsü
nasıl olur diye merak ediyorum, lütfen anlatır mısınız heykeltıraş bey?
EZELDENBEKAR/İkizdere/17.02.2008


ŞARKILARIMIZ VE TÜRKÜLERİMİZ
Sadece ben değil,aynı mekanda veya toplumda birlikte otururken dinlediğim şarkı ve türkülere nedense pek alışamadım. Eminim ki diğer arkadaşlarda benimle aynı fikirdedir.
Müzik, güzel sanatların dallarından biridir. Resim, heykel,mimari, opera,tiyatro vb. Bunların içinde en çok ilgilendiğimiz, gelecek bir zamana taşıyabileceğimiz, başka bir ortamda o parçayı canlandırma veya seslendirme imkanı olan müzik, ne yazık ki bazen acemilerin eline düşünce güzel sanatlardan çıkıp kötü sanatlar kategorisine giriyor.
Hemen her gün bir sanatçı(!) çıkıyor ortaya. Tabii bunlardan bazıları gerekli eğitimi almış, neyi nasıl telaffüz edeceğini, hangi mısranın nereye uygun düşeceğini az çok bilir. Bugün müzik, yetenekli,tecrübeli insanlardan geçmiş görünüşe, şekle-şemale bakılır oldu. Görüntü güzelse gerisi teferruattır. Özellikle, özel kanallarda denetimden geçmeyen parçaları dinlediğim zaman, müzikten başka, sadece bir bağırma, gürültü, ses denemesi olarak geliyor bana. İyi bir sanatçı için nota bilgisi, olmazsa olmazlardan değildir. Nota bilmediği halde, çok iyi parçalar seslendiren sanatçılarımızda vardır. Kimsenin hakkını yemeyelim. Bugünlerde artık, her müzik parçasına ille de bir klıp çekiliyor ve o parça o klıp eşliğinde söyleniyor. Klıp, bir müzik parçasındaki hataları örterek, o parçayı biraz daha vurgulu, etkili ve gönüllere işlemek içindir. İyi oyuncularla hazırlanmış klıpler, en berbat şarkıları bile “çok güzel” yapabiliyor. İnsanın en çok duyarlı olanda gözüdür. Sesten çok görüntü insanı etkiler. Işığın hızının, sesten yüksek olduğunu bilirsiniz. Ses, kulağa gelip te beğenilme aşamasından geçene kadar görüntü bir kaç defa gelir-gider. Eski, bitmiş, modeli tükenmiş bir motora, siz güzel bir kaporta, harika bir cila attırarak yeni bir araba gibi satmaya kalkıyorsunuz… İşte, berbat bir müzik parçasını, güzel bir klıple süsleyerek, harika bir parça diyerek kitle iletişim araçlarından seyirci veya izleyicilere dinletiyorsunuz. Bunun yanında, stüdyolara girerek Kompakt Disk dedikleri CD’lere kayıt yaptırıyorsunuz. Bugün, normal bir Cd en az 8YTL eder veya etmez, bana göre etmez fakat başkalarının tercihlerini de göz ardı etmemek gerekir diye düşünüyorum.
Beni asıl ilgilendiren de, şarkılardaki birinci beyit ile diğer beyitler arasındaki anlam uyuşmazlığı. Sanatçı, şarkı veya türküsünü söylüyor. Birinci beyitle ikinci beyit arasında, satır sonundaki ses benzerliği yanı uyak veya ayak.
Örnek: Fincanı taştan oyarlar balam oyarlar/ Sen bize gelme duyarlar/…. Kızın erkeğin evine gitmesi veya erkeğin kız evine gitmesi tehlikelidir; aileler duyar, onları birbirinden ayırır.. İyi de fincanın taştan oyulması, imal edilmesi ile kızın erkek veya erkeğin kız evine gitmesini istememesi arasındaki bağlantı ve mantık nerde acaba? İsterseniz, başka örneklerde verebiliriz:
İndim dereden aldım,
Deredeki taşları.
Geçti sevdalığımız,
Al cebimden saçları (Kızın erkeğe verdiği kendi saçı).
Birinci beyitteki dere taşı ile, biten sevdalıktan sonra kız saçı arasında nasıl bir bağlantı veya mantık olabilir. İnsanın tepesi atmıyor değil. Saçlarını da derenin taşlarını da dereye at ve def ol git. Halk ozanları, gerçekten de çekirdekten yetişme sanatçılar, beyitler arasında mutlaka anlam bütünlüğü ve mantığa çok dikkat ederler. Örnek:
“Mehtaplı gecelerde hep seni andım,
Belki gelirsin diye boş yere yandım.” Anlam bütünlüğü veya ilişki var mı yok mu? Onu da siz bulun, söyleyin.
ASİNKET/18.09.2007



ŞİMDİKİ ROMANLAR
Roman, yaşanabilir bir hayatın belirli bir parçasının anlatımıdır. Tabii konu hayat olunca, bunun içinde ister istemez, hayalimizdeki hayatın özlemi veya geçmişteki yaşantının acı veya tatlı hatıraları olacaktır.
Bendeniz, şimdiye kadar okuduğum romanlar içinde, elbette ki güzel, akıcı, anlaşılır, insanı o gecede, o romanı bitirmeye sürükleyecek heyecanlı ve sürükleyici olanları vardır mutlaka fakat bir o kadarda eleştiriye açık olanlarda mevcuttu. Yalnız bir şey her zaman dikkatimi çekmiştir: Yazar, seçtiği kahramanlar, şartlar ve zamanı, kendi ideolojisine göre devam ettirmiş ve sonucunu da haklı olarak kendi isteğine göre bitirmiştir.
Örnek vermek gerekirse: Bundan tam 30 yıl önce Erhan Bener’in bir romanını okumuştum. Kitap, baştan sona kadar sol ideolojinin hayat tarzı ve felsefesi ile doluydu. İnsanlar, değişik ideoloji ve fraksiyonlara inanabilir. Sağ görüşü destekleyen olabileceği gibi sol görüşü de destekleyen veya benimseyende olacaktır. Bizim, standart insan yetiştirme gibi bir dayatmamız yoktur, olamazda. Bizim eleştirimiz o romanın içeriği ile ilgilidir. Adam, kitapta nerdeyse “Maymun Teorisi”inin tezini yazmış. İşte efendim, Flemengli bilgin Epigene Dubois’in “Pitegantrepus Elektrus” yanı, “Ayakta Duran Maymun” anlata anlata bitirememiş romanı…Aşkın, sadece demode veya gününü gün etmekten başka bir işe yaramadığı, meyhane yada diskolardan ibaret olduğu vurgulanmıştır.
Toplumun sadece ağa veya ağa düzeninden ibaret olduğu, ağalar izin vermedikçe özgür olamayacağını anlatanlarda vardır şimdiki romanlarda. Fakirlik, sefalet ve esaretten başka bir hayatın olmadığı en ince detaylarına kadar anlatılır. Ve roman, hep birden başkaldırı veya isyanla kurtuluşa erişin mümkün olabileceği söylenir.
Bazı yazarlarda dini duygularıyla şekillendirir romanını. Nasıl istiyorsa, nasıl uygun veya doğru olduğuna inanıyorsa, kahramanlar o şekilde konuşur, davranır. Romanların hemen hepsinde, yazarın kabul ettiği, düşlediği iki tip insan vardır: Biri yazarın benimsediği şekilde davranır veya konuşur; diğeri de yazarın kabul etmediği , yerden yere vurduğu insan veya insanlar. Yanı siyahla beyazın tipik bir kavgası…
Halbuki hayat hep böyle iki kutuplu değildir. Yer yüzünde ne kadar insan varsa o kadarda davranış, düşünce veya karakter, fikir vardır dersek haklıyız diye düşünürüm ben.
Biz, bir okuyucu olarak her kitabi okumalıyız. Hep doğru bildiklerimizi okursak yanlışı nerden fark edeceğiz. Yada hep yanlışı okursak doğru hangisidir?
Hayata, hep at gözlüğü ile bakmamanız dileğiyle.
HEPBEKAR/06.05.2007
TÜRK SİNEMASI
Sinema, geçmişin izlerini taşıyan ve gelecek kuşaklara bir ders veya dersler çıkarmak için yazılmış, görsel ve işitsel yollarla izleyiciye ulaşan bir araçtır.Kültürel ve ekonomik boyutunun yanında sosyal ve ideolojik kavramları da içeren bir sanattır. Güzel sanatların en önemli dallarında biridir.
Türk sinemasının, Türkiye’ye gelişinden bugüne kadar fazla bir yol kat ettiğini veya ilerlediğini söylemek çok zor. Bundan 30 yıl önce işlenen tema ile bugünkü arasında bir arpa boyu kadar mesafe alınmıştır. Sinemamız, uzun bir dönem erotik ve seks filmleri furyasına girmişti. Hatta, geçen yıllarda böyle bir filmden ödül verdiler bize. Bir dönem, edebiyat eserlerinin sinemaya uyarlanması vardı fakat bu kısa sürdü. Genelde Türk filmlerinde hep aynı tema işlenir: Kız ağa kızı, erkekte o ağanın yanında çalışan bir maraba, yanaşma, kâhya veya bunlardan birinin oğludur. Ağa, insanlara tepeden bakan biri olarak ün yaptığı için, bu filmde de aynı fikir kabul edilir. Yanında ki hizmetçiye kızını vermez veya yanında çalışan hizmetçinin kızını, oğlu sever fakat ağa buna da razı olmaz gibi…Türk filmlerinin çoğu, başından filmin nasıl devam edeceğini ve nasıl biteceğini anlamanız mümkündür. Çünkü:Filmlerin hemen hepsinde ki işlenen tema aynıdır. Hatta aynı senaryoyu birkaç oyuncuyla oynatarak birden çok film bile yapıldığını görmüşsünüzdür. Bu tür filmlerde sadece aktörler ve aktiristler değişir, bazen de filmin adı. Mafyayı çağrıştıran, uyuşturucu patronlarını ve onların adamlarını yakalama operasyonlarında, yüzlerce adam öldürülür, çeşitli cinayetler işlenir ve polis sonradan gelir. Yanı, ölen ölür; kalan sağlar bizimdir hesabı.
Her yıl Antalya’da, Türk sinemasının dev yönetmenleri,film şirketleri, senaristler, kadın ve erkek oyuncular, “Aktın Portakal” adıyla bir yarışma düzenlenir. Bu yarışma kıyasıya mücadele ile devam eder ve herkes ödülünü, en layık olduğu şekilde alır veya alırlar. Ben, bu yarışmalarda birincilik ödülü almış bir çok film izleme imkanı buldum. İzledim fakat hiç beğenmedim. Beğenmedim ve eğer bu film birinci seçildiyse, acaba dereceye giremeyen diğer filmler nasıldı diye hep düşünmüş ve merak etmişimdir.
Filmleri izleyen insanlara daha önemlisi hatta en önemlisi çocuklara yanlış mesajlar, kötü davranışlar kazandırılıyor. Hemen her sette içilen sigara, alkol ve uyuşturucu maddeler ve konuşulan müstehcen ve argo cümleler, onların genç beyinlerinde, mavi dünyalarında tamiri imkansız yaralar açılmaktadır. Gülmek olsun, milleti güldürelim ki bu film beğenilsin düşüncesiyle akla hayale gelmedik oyunlar oynanıyor. Hatta bir zamanlar bir film oynanıyor ve filmin başında bir soru soruluyor ve o sorunun cevabi, izleyeceğiniz bu filmin içindedir diyerek adeta insanlara o filmi izlemeyi mecbur ediyorlar, teşvik ediyorlar. Vereceği zararın kimse hesabını yapmıyor. Böyle gelmiş, böyle gider hesabi, anlayacağınız…
Zaten şu dönemlerde ailece baş başa verip de, hanı tabiri caizse ağız tadıyla bir film izlemek nedense imkansız durumda…İnsanlığa, barışa, dostluğa, sevgiye, kardeşliğe davet eden bir film izlemek imkansız oldu. Ben, şahsen ümidimi yitirmedim; inşallah o günleri de görürüz diyorum.
BEKARAYDIN/05.03.2007
BU MÜZİK BENİM DEĞİL
Güzel sanatların bir dalı olan müzik evrenseldir. Şarkıyı veya türküyü söyleyen kişinin anadili farklı olsa bile, beden dilinden, jest ve mimiklerinden, onun neler icra ve ifade ettiğini az çok anlarsınız yada anlarız.
Biz şimdi kalkıp ta size İngilizce, Almanca bir şarkı veya türkü yazıp bu şarkının sözlerini analiz edecek değiliz tabii ki. Biz, Türk müziği hakkında bir şeyler anlatacağız; bize göre iyiye iyi, kötüye de kötü diyeceğiz.Daha açık bir ifadeyle eleştireceğiz.
Son beş yılda artan radyo ve TV kanalları, özellikle bölgesel kanallar, yeni sanatçılar, amatörler vb. Tabii bu kanalları fazla da eleştirmeyeceğiz. Adamların niyeti belli…Saatlerce yayına akışına program yetiştirmek kolay değil. Onun için bol bol reklam, paparazzi, yeni şarkıcı ve türkücülerimizin yeni çıkışları. Sanatı, toplum için yapanları fazla eleştirmem. Sanat adıyla, para pul, şöhret, macera, sonradan görme kompleksi yapanlar vardır; bizimde sözümüz ve eleştirimiz onlaradır. Zirvede kalan sanatçılar, boşuna zirvede oturmazlar. Onlar, halkın ne istediğini bilir, ona göre bestesini yapar, kaset veya cd hazırlar. Yine onlar bilirler ki, toplumun değişik yörelerine yine değişik bir atmosfer gerektiğini bilirler. Daha anlaşılır bir ifade kullanacak olursak: Nabza göre şerbet vermesini çok iyi bilirler. Bir parçanın, yurdun her kesimi tarafından, entellektuel, muhafazakar, varoşlar, kentte yaşayanlar veya yüksek zümreden kişilerce sevilmesi, benimsenmesi biraz zordur, hatta çok zordur.İşte o zorluğu aşanlar ve her şarkısı liste başı olanlar ülkemizde mevcuttur. Bu kişilerin adlarını burada açıklamak, konumuzun amacı değildir; buna gerekte yoktur. Zaten onlar kendilerini biliyor ve sizlerde biliyorsunuz.
Şunu bir kere kabul edebilir miyiz?:Her bölgenin kendine has bir müzik kültürü, anlayışı, motifleri, folkloru vardır. Öyle mi? Peki, yıllarca karadenizin kökleşmiş oyun şekline, sözlerine kim bir ekleme, değiştirme, yenileştirme adı altında, şarkıcının adından başka hiç bir yeri Karadeniz türkülerine uymayan bu besteleri yapma hakkını verdi? Bu müzik benim tercihimdir; istediğim gibi bestemi yaparım. Bir tanede dansöz bulursun veya bir kaç tane kılıp çekersin. Sonrada albüm yaparsın. Her gün seni bu yerel kanallarda bu millet izler. Sen öylemi sanıyorsun? Ne şarkıcılar geldi, gitti bu piyasadan…Bakın, zirvede kalanlara!... Karadeniz bölgesinde, hiç bir türküde veya bu türküye eşlik eden oyunlarda horon dan başka bir figür bulamazsın. Kadını, kızı, erkeği hep aynı türde hareket ederler.Kılıpleriniz de bayağı revaçta..Suyun içinde, havada, karada, denizde yada denizin dibinde. Kılıp te oynayan kızlarda Karadenizli değil.Bu işi para için yapan sosyete ve magazin çevreleri dolu. Daha fazla karıştırmayayım barı. Yalnız, şunu bilin ki: İçinden geldiğin veya içinde doğduğun toplumu, sunni şeylerle değiştirmek, modernleşiyoruz diyerek müziğimizi perişan etmeyin. Zaten bu müzik benim değil. Başka biri çıkıp ta, bu müzik bizim değil… Demeden,siz biraz daha düşünün. Bin yıllık sanat ve kültürümüzü, “üç beş kuruş para kazanacağım” yada değişik bir şey yapmalıyım” diyerek yok etmeyin.
BEKARAYDIN/03.01.2007





























youtube grabber























youtube grabber


youtube grabber youtube grabber


























youtube grabber























youtube grabber








HEPBEKAR























youtube grabber























youtube grabber

Copyright © İKİZDERE'NİN EDEBİYAT PORTALI Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma: 2007-08-18 (755 okunma)

[ Geri Dön ]
Content ©
footer
            1: PHP Nuke Super Code Box
     9 times
 2: Blok Module for PHPNuke
     18 times
 3: Forum Addon Pack
     10 times
 4: Random Foto Blok
     10 times
 5: Multy Searc Engines Module
     9 times
 6: Members Module TS v2.1
     12 times
 7: Automatic MP3 Player
     39 times
 8: CPG Gallery 1.3.1c
     56 times
 9: Block Clock Calendar 2.1
     53 times
 10: Theme Editor v6.0"
     55 times
save youtube video flv save youtube video flv how to save a google video how to save a google video download any song from youtube download any song from youtube save videos from youtube free save videos from youtube free save youtube video mp save youtube video mp save youtube free save youtube free downloading youtube audio downloading youtube audio xtube downloader xtube downloader youtube downloader mp3 youtube downloader mp3 download from youtube download from youtube cara download youtube cara download youtube download from youtube download from youtube download youtube mp3 download youtube mp3 youtube downloader gratis youtube downloader gratis
save youtube video flv save youtube video flv how to save a google video how to save a google video download any song from youtube download any song from youtube save videos from youtube free save videos from youtube free save youtube video mp save youtube video mp save youtube free save youtube free downloading youtube audio downloading youtube audio xtube downloader xtube downloader youtube downloader mp3 youtube downloader mp3 download from youtube download from youtube cara download youtube cara download youtube download from youtube download from youtube download youtube mp3 download youtube mp3 youtube downloader gratis youtube downloader gratis
save youtube video flv save youtube video flv how to save a google video how to save a google video download any song from youtube download any song from youtube save videos from youtube free save videos from youtube free save youtube video mp save youtube video mp save youtube free save youtube free downloading youtube audio downloading youtube audio xtube downloader xtube downloader youtube downloader mp3 youtube downloader mp3 download from youtube download from youtube cara download youtube cara download youtube download from youtube download from youtube download youtube mp3 download youtube mp3 youtube downloader gratis youtube downloader gratis

Sayfa Üretimi: 0.213 Saniye
            1: İKİZDERE-KARADENİZE AÇILAN PENCERE
     0 times
 2: İKİZDERE NİN EDEBİYAT PORTALI
     8 times
 3: WİKİPEDİA ÖZGÜR ANSIKLOPEDİ
     10 times