home forums downloads links Sign In
  

MODULLER
· Ana Sayfa
· ANA MENÜ
· ANKET
· DOSYALAR
· FORUM
· HABER GÖNDER
· HABER ARŞIVI
· HABER KONULARI
· HABER ÖNER
· RESİM GALERİSİ
· VİDEO İZLE
· İLETİŞİM
· ÜYE HESABINIZ
· ÜYELER
· ZİYARETÇİ DEFTERİ
· ÖZEL MESAJLAR


GÜNÜN HABERİ
Bugün için henüz önemli bir haber yok.


ANA MENÜ
· EDEBİYAT SAYFASI
· ANI
· BİYOGRAFİ
· DENEME
· ELEŞTİRİ
· GEZİ YAZISI
· HİKAYE
· MAKALE
· GİZLİ İLİMLER
· MEDYA-YORUM
· MASAL
· MEKTUP
· RÖPORTAJ
· ŞİİR
· TÜRKÜ-MANİ
· BEKARIN DÜNYASI
· TASAVVUF EDEBİYATI
· KÜLTÜR VE SANAT
· HAK DİN İSLAM
· TURİZM
· ATASÖZLERİ
· ÖZDEYİŞLER
· EDEBÎ ESERLER
· GÜZEL SÖZLER
· ANAYASA
· SAĞLIK
· TÜRK KLASİKLERİ
· BESLENME
· DUVAR YAZILARI
· SPOR
· NUTUK
· GENÇLİĞE HİTABE
· TAKVİM ÇEVİRME
· BİLGİSAYAR SÖZLÜĞÜ
· TÜRK BÜYÜKLERİ
· BURCUNUZ/FALINIZ
· ÖNEMLİ GÜNLER
· ÜNİVERSİTELERİMİZ
· KURAN TEFSİRİ
· RÜYA TABİRLERİ
· GENEL ANSİKLOPEDİ
· İSLAM İLMİHALI
· TBMM
· EDEBİYAT
· RİZENİN İLÇELERİ
· İKİZDERENİN KÖYLERİ
· SİYASI PARTİLER
· KARADENİZ SÖZLÜĞÜ
· ARAŞTIRMA-İNCELEME
· KRONOLOJİ
· DÜNYA DEVLETLERİ
· TÜRK *****HURİYETLERİ
· TÜRK DİLİ
· HAYVANLAR ALEMİ
· EFSANE
· BİLMECELER
· TEKERLEMELER
· BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
· ANS. EDEBİYAT SÖZLÜK
· ŞİİR VE ŞAİR
· DİVAN EDEBİYATI
· HALK EDEBİYATI
· ELEŞTİRMEN VE YAZARLAR
· EDEBİYAT ÖDÜLLERİ
· ÇİÇEKLERİN DİLİ
· ŞİFALI BİTKİLER
· PRATİK BİLGİLER
· SİTE HARITAMIZ
· GUİNNES REKORLARI
· TIBBI TERİMLER SÖZLÜĞÜ
· AYVALIK-İHLAMUR
· BAŞKÖY
· CEVİZLİK
· ÇAĞRANKAYA
· ÇAMLIK
· ÇATALTEPE
· ÇİFTEKÖPRÜ
· DEMİRKAPI
· DEREKÖY
· DİKTAŞ
· ESKİCE
· GÖLYAYLA
· GÜRDERE
· GÜVENKÖY
· İHLAMUR
· KAMA
· ILICA KÖYÜ
· KİRAZLI
· MEŞEKÖY
· ORTAKÖY
· RÜZGARLI
· SİVRİKAYA
· ŞİMŞİRLİ
· TOZKÖY
· TULUMPINAR
· YAĞCILAR
· YERELMA
· GÜNEYCE NAHİYESİ
· İKİZDERE İLÇEMİZ
· BALLIKÖY-ÇİÇEKLİ
· BAYIRKÖY
· YAĞCILAR KÖYÜ
· OSMANLICA PC SÖZLÜK
· MATEMATİK


ZİYARETÇİ DEFTERİ
1:Yeni Üy... (bekaraydin)
2:Mrb (bekar aydin)
3:BAŞLIK B... (selanikli)
4:SELAM ME... (Kemal yıldız"AZAK")
5:yakışir ... (METİN SANCAR)
6:Çebi Ho... (bekar aydin)
7:Selam (ikizdereli66)
8:nasılsın... (bekaraydin)
9:ANKARALI... (halukamca)
10:başarıla... (nevzat)

[ Tüm Mesajlar ]


GAZETELER


KÖŞE YAZARLARI
Mehmet ALTAN Mehmet ALTAN
Solcu musun, Kemalist mi?
Ahmet KEKEÇ Ahmet KEKEÇ
Kemal Bey aradı, dedi ki...
Mustafa KARAALİOĞLU Mustafa KARAALİOĞLU
Hayırcının kibri
Şamil TAYYAR Şamil TAYYAR
Olmadı sayın bakan
Ergun BABAHAN Ergun BABAHAN
Sezen’di, Sazan oldu şimdi de ‘kirlendi’
Mahir KAYNAK Mahir KAYNAK
Havuzlu villa
Ardan ZENTÜRK Ardan ZENTÜRK
TUZAK: İsrail’in “Kolombiyalı” dostu
Eser KARAKAŞ Eser KARAKAŞ
Yargıtay ve Dışişleri’nin anayasa ihlalleri
Ekrem DUMANLI Ekrem DUMANLI
HSYK zorla 'evet' dedirtecek
Ali BULAÇ Ali BULAÇ
Hutbe: Kaynaklar (1)
Mümtazer TÜRKÖNE Mümtazer TÜRKÖNE
Mankurtlar (V): Karaman Beyleri
Mustafa ÜNAL Mustafa ÜNAL
Şimdi ne olacak?
Şahin ALPAY Şahin ALPAY
ABD'nin İsrail ile göbek bağını kesme zamanı
Fikret ERTAN Fikret ERTAN
Rusya ve Ermenistan...
Hüseyin GÜLERCE Hüseyin GÜLERCE
HSYK panikledi
Bülent KORUCU Bülent KORUCU
CHP'nin müthiş gençleri(!)
Kürşat BUMİN Kürşat BUMİN
Dışişleri açıklamasının tarifi: 'Zeytinyağı gibi üste çıkmak'
Taha KIVANÇ Taha KIVANÇ
Fâili meçhullerin fâilleri ne kadar meçhul?
Bekir HAZAR Bekir HAZAR
Kasabamı arıyorum
Ali BAYRAMOĞLU Ali BAYRAMOĞLU
Lala Paşa Önder Sav'ı ne yapacağız peki?
Fehmi KORU Fehmi KORU
*****hurbaşkanı ile Bakü yolunda
İbrahim KARAGÜL İbrahim KARAGÜL
Karadeniz'de İsrail saldırısı ve S-300'ler
Tamer KORKMAZ Tamer KORKMAZ
YAŞ'ın Ardından
Sanlı SARIALİOĞLU Sanlı SARIALİOĞLU
Guti'den sevgilerle


SPOR YAZARLARI
Turgay ŞEREN Turgay ŞEREN
G.Saray'da ne defans, ne de orta saha var
Ziya ŞENGÜL Ziya ŞENGÜL
Ceyhun ve Sivasspor
Gürcan BİLGİÇ Gürcan BİLGİÇ
Robben fark yaratıyor
Attila GÖKÇE Attila GÖKÇE
Yaşasın Gurbet Kupası
Ahmet ÇAKIR Ahmet ÇAKIR
Beklenen perişanlık
Ali GÜLTİKEN Ali GÜLTİKEN
Şampiyonluk yolunda olur böyle maçlar
Ali Sami ALKIŞ Ali Sami ALKIŞ
Haftanın golü, Sercan’ın golü
Güven TANER Güven TANER
Rüzgar dindi


RESMİ KURUMLAR
 
  
                


FELSEFE SÖZLÜĞÜ

 Agnostisizm

 Alienation

 Ampirizm

 Analitik

 Anarşizm

  Anlambilim

 Antropomorfizm

 Arkhe

 Ateizm

 Belit

 Budizm

 Bilgicilik(Sofizm)

 Deizm

 Determinizm

 Dialektik

 Dogmatizm

 Duyumculuk

 Düalizm

 Endeterminizm

 Endividüalizm

 Enstrümantalizm

 Entellektüalizm

 Entüisyonizm

 Epistemoloji

 Erekbilim

 Estetik

 Fenomenoloji

Gnostikler

 Hedonizm

 İdealizm

 Konseptualizm

 Kritisizm

 Manişeizm

 Materyalizm

 Mekanizm

 Metafizik

 Monotheizm

 Nihilizm

 Nominalizm

 Ontoloji

 Öznel İdealizm

 Paradoks

 Panteizm   Pozitivizm

 Pragmatizm

 Rasyonalizm

 Realizm

 Rölativizm

 Septisizm



EDEBî SÖZLÜK-TERİMLER
Edebi destan Edebi dil Edebi Sanatlar Edebi teknik Edebi terimler Edebi türler Edebi ve sanatsal eserlerin ko Edebi ve sanatsal eserlerin ko Edebiyat nedir Edebiyat-Koop Edeköy, Zile Edeköyü Eden Ahbez


YARARLI LİNKLER

Gerekli Siteler

Hukuk Siteleri



100 TEMEL ESER
TÜRK EDEBİYATI

1. M. Kemal Atatürk - Nutuk
2. Kutadgu Bilig''den Seçmeler
3. Dede Korkut Hikayeleri
4. Yunus Emre Divanı''ndan Seçmeler
5. Mevlana-Mesnevi''den Seçmeler
6. Nasreddin Hoca Fıkralarından Seçmeler
7. Divan Şiirinden Seçmeler
8. Halk Şiirinden Seçmeler
9. Evliya Çelebi - Seyahatnamesi''nden Seçmeler
10. Kerem ile Aslı
11. Samipaşazade Sezai - Sergüzeşt
12. Halit Ziya Uşaklıgil - Mai ve Siyah
13. Hüseyin Rahmi Gürpınar - Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç
14. Ahmet Rasim - Şehir Mektupları
15. Ahmet Hikmet Müftüoğlu - Çağlayanlar
16. Ömer Seyfettin - Hikayelerden Seçmeler
17. Mehmet Akif Ersoy - Safahat
18. Ahmet Haşim - Bize Göre
19. Yahya Kemal Beyatlı - Eğil Dağlar
20. Yahya Kemal Beyatlı - Kendi Gök Kubbemiz
21.Abdulhak Şinasi Hisar - Boğaziçi Mektupları
22. Ruşen Eşref Ünaydın - Diyorlar ki
23. Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Kiralık Konak
24. Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Yaban
25. Refik Halit Karay - Memleket Hikayeleri
26. Refik Halit Karay - Gurbet Hikayeleri
27. Halide Edib Adıvar - Sinekli Bakkal
28. Halide Edib Adıvar - Mor Salkımlı Ev
29. Reşat Nuri Güntekin - Anadolu Notları
30. Reşat Nuri Güntekin -Çalıkuşu
31. Falih Rıfkı Atay - Çankaya
32. Falih Rıfkı Atay- Zeytindağı
33. Faruk Nafız Çamlıbel - Han Duvarı
34. Nazım Hikmet - Memleketimden İnsan Manzaraları
35. Şevket Süreyya Aydemir - Suyu Arayan Adam
36. Memduh Şevket Esendal - Ayaşlı ile Kiracıları
37. Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
38. Peyami Safa - Fatih - Harbiye
39. Nihad Sami Banarlı - Türkçe''nin Sırları
40. Ahmet Hamdi Tanpınar - Beş Şehir
41. Ahmet Hamdi Tanpınar - Sahnenin Dışındakiler
42. Samiha Ayverdi - İbrahim Efendi Konağı
43. Necip Fazıl Kısakürek - Çile
44. Sabahattin Ali - Kuyucaklı Yusuf
45. Ahmet Kutsi Tecer - Şiirler
46. Ahmet Muhip Dıranas - Şiirler
47. Aşık Veysel - Dostlar Beni Hatırlasın
48. Orhan Veli - Bütün Şiirleri
49. Cahit Sıtkı Tarancı -Otuz beş Yaş (Bütün Şirleri)
50. Kemal Tahir - Esir Şehrin İnsanları
51. Orhan Kemal - Eskicinin Oğulları
52. Sait Faik Abasıyanık - Kayıp Aranıyor
53. Sait Faik Abasıyanık - Hikayelerinden Seçmeler
54. Halikarnas Balıkçısı - Aganta Burina Burinata
55. Kemal Bilbaşar - Cemo
56. Samim Kocagöz - Kalpaklılar
57. Tarık Buğra - Küçük Ağa
58. Necati *****alı - Tütün Zamanı
59. Rıfat Ilgaz - Karartma Geceleri
60. Orhan Hançerlioğlu - 7. Gün
61. Fakir Baykurt - Kaplumbağalar
62. Faik Baysal - Drina''da Son Gün
63. Abbas Sayar - Yılkı Atı
64. Haldun Taner - Hikayelerinden Seçmeler
65. Oğuz Atay - Bir Bilim Adamının Romanı
66. Aziz Nesin - Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
67. Sabahattin Kudret Aksal - Gazoz Ağacı
68. Yusuf Atılgan - Anayurt Oteli
69. Cemil Meriç - -Bu Ülke
70. Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil - Gençlerle Başbaşa
71. Naki Tezel - Türk Masalları
72. Salah Birsel - Boğaziçi Şıngır Mıngır
73. Bahattin Özkişi - Sokakta

DÜNYA EDEBİYATI

74. Beydeba - Kelile ve Dimne
75. Eflatun - Devlet
76. Platon - Sokrates''ın Savunması
77. Sadi - Gülistan
78. Cervantes - Don Kişot
79. Balzac - Vadideki Zambak
80. Viktor Hugo - Sefiller
81. Goethe - Faust
82. Daniel Daefo - Robinson Crusoe
83. Dostoyevski - Suç ve Ceza
84. Gogol - Ölü Canlar
85. Turgenyev - Babalar ve Oğullar
86. Tolstoy - Savaş ve Barış
87. Gustav Flaubert - Madam Bovary
88. Charles Dickens - İki Şehrin Hikayesi
89. Knut Hamsun - Açlık
90. Jack London - Beyaz Diş
91. Rabindranath Tagore - Gora
92. Ernest Hemingway - Çanlar Kimin İçin Çalıyor
93. William Faulkner - Ses ve Öfke
94. İvo Andriç - Drina Köprüsü
95. Panait İstrati - Akdeniz
96. John Steinbeck - Fareler ve İnsanlar
97. M Selimoviç - Derviş ve Ölüm
98. Cengiz Dağcı - Onlar da İnsandı
99. Cengiz Aytmatov - Beyaz Gemi
100. Cengiz Aytmatov - Gün Olur Asra Bedel (Gün Uzar Yüzyıl Olur)



EMEKLİ SANDIĞI
                           
 
 

Emekli Aylık Bilgilerini Görme

 
 

Aylıktan Yapılan Kesintiler

 
 

Bir Aylık Maaş Tercihi

 
 

Banka Şube Değişikliği

 
 

Adres Değişikliği

 
 

Yıllık-Aylık Maaş Bildirimi

 
 

Sağlık Kuruluşlarını Görme

 
 

İlaç Kullanım Süresini Görme

 
 

İlaç Katılım Payını Görme

 
 

Sağlık Ödemeleri Görme

 
 

Sağlık - Diş  Bilgisi Görme

 
 

Emekli Sicil No Tespiti

 

Emekli Sicil No Başvurusu

 

Emeklilik Yaşı Hesabı

 

Hizmet Hesaplama

 

Evrak Takibi

 
 

Emekli Aylığı ve İkramiye Hesaplama

 

Hizmet Borçlanmasını Görme

 

Fiili Hizmet Süresi Zammı Görme

 

Askerlik Borçlanması

 

İsteğe Bağlı İştirakçilik ve Geç.192 m.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Önemli Web Siteleri

  
     
 
 
 


TÜRKİYE EKONOMİSİ

Türkiye Ekonomisi

5 Nisan Kararları
Milli Korunma Kanunu
İMKB kote İşlemi
İMKB Pazarları
Sermaye Piyasası Kurulu(SPK)
19 Şubat Krizi
1923-1980 Türkiye Ekonomisi 
1980-1982 Türkiye Ekonomisi 
1983-1987 Türkiye Ekonomisi 
1987-1993 Türkiye Ekonomisi 
Varlık Vergisi 

 
 
 
 
 

 



 

  


@- DEVLET
Online E-Devlet Hizmetleri

TC Kimlik No

Vergi Kimlik No

SSK Hizmet Dökümü

İnternet Vergi Dairesi

Motorlu Taşıtlar Vergisi

Telefon Rehberi

ÖSYM Sınav Sonuçları

ÖSYM Sınav Sonuçları

ÖSS Sonuçları

KPSS Sonuçları

KPDS Sonuçları

LES Sonuçları

TUS Sonuçları

ÜDS Sonuçları

ALS Sonuçları

DGS Sonuçları

Diğer Sınav Sonuçları

ÖSYM Sınav Takvimi

E-Devlet Linkleri:

Devletim.com

Online Hizmetler

Milli Eğitim Bakanlığı

Üniversiteler

Sağlık Bakanlığı

Emeklilik Hizmetleri

Hukuk ve Adalet

Emniyet Hizmetleri

Ekonomik ve Mali İşler

İş ve Eleman Arama

Genel Devlet Kurumları

Bakanlıklar

Valilikler

Belediyeler

Kaymakamlıklar

Siyasi Partiler

Silahlı Kuvvetler

Sivil Toplum

Engelli Sayfaları

Elçilik - Konsolosluklar

Avrupa Birliği

K.K.T.C.

Turizm

Tatil ve Gezi Rehberi

Deprem Linkleri

Haber Kaynakları
>


ENİYİ 100

1- Savaş ve Barış / Lev Tolstoy
2- 1984 / George Orwell
3- Ulysses / James Joyce
4- Lolita / Vladimir Nabokov
5- Ses ve Öfke / William Faulkner
6- Görülmeyen Adam / Ralph Ellison
7- Deniz Feneri / Virginia Woolf
8- İlyada ve Odysseia / Homeros
9- Gurur ve Önyargı / Jane Austen
10- İlahi Komedya / Dante Alighieri
11- Canterbury Hikâyeleri / Geoffrey Chaucer
12- Gulliver’in Gezileri / Jonathan Swift
13- Middlemarch / George Eliot
14- Ruhum Yeniden Doğacak / Chinua Achebe
15- Çavdar Tarlasında Çocuklar (Gönülçelen) / J. D. Salinger
16- Rüzgâr Gibi Geçti / Margaret Mitchell
17- Yüzyıllık Yalnızlık / Gabriel Garcia Marquez
18- Muhteşem Gatsby / F. Scott Fitzgerald
19- Madde 22 / Joseph Heller
20- Sevgili / Toni Morrison
21- Gazap Üzümleri / John Steinbeck
22- Geceyarısı Çocukları / Salman Rüşdi
23- Cesur Yeni Dünya / Aldous Huxley
24- Mrs. Dalloway / Virginia Woolf
25- Native Son / Richard Wright
26- Amerika’da Demokrasi / Alexis de Tocqueville
27- Türlerin Kökeni / Charles Darwin
28- Herodot Tarihi / Heredot
29- Toplum Sözleşmesi / Jean-Jacques Rousseau
30- Kapital / Karl Marx
31- Prens / Niccolo Machiavelli
32- İtiraflar / St. Augustine
33- Leviathan / Thomas Hobbes
34- Pelopponnes Savaşlarının Tarihi / Tukididis
35- Yüzüklerin Efendisi / J. R. R. Tolkien
36- Winnie the Pooh / A.A Milne
37- Aslan, Cadı ve Dolap / C.S Lewis
38- Hindistan’a Bir Geçit / E. M. Forster
39- Yolda / Jack Kerouac
40- Bülbülü Öldürmek / Harper Lee
41- İncil
42- Otomatik Portakal / Anthony Burgess
43- Ağustos Işığı / William Faulkner
44- Siyah İnsanların Ruhları / W. E. B. Du Bois
45- Engin Sargasso Denizi / Jean Rhys
46- Madam Bovary / Gustave Flaubert
47- Kayıp Cennet / John Milton
48- Anna Karennina / Leo Tolstoy
49- Hamlet / William Shakespeare
50- Kral Lear / William Shakespeare
51- Othello/ William Shakespeare
52- Soneler / William Shakespeare
53- Çimen Yaprakları / Walt Whitman
54- Huckleberry Finn’in Maceraları / Mark Twain
55- Kim / Rudyard Kipling
56- Frankenstein / Mary Shelley
57- Süleyman’ın Şarkısı / Toni Morrison
58- Guguk Kuşu / Ken Kesey
59- Çanlar Kimin İçin Çalıyor? / Ernest Hemingway
60- Mezbaha 5 / Kurt Vonnegut
61- Hayvan Çiftliği / George Orwell
62- Sineklerin Tanrısı / William Golding
63- Soğukkanlılıkla / Truman Capote
64- Altın Defter / Doris Lessing
65- Kayıp Zamanın İzinde / Marcel Proust
66- Büyük Uyku / Raymond Chandler
67- Döşeğimde Ölürken / William Faulkner
68- Güneş de Doğar / Ernest Hemingway
69- Ben, Claudius / Robert Graves
70- Yalnız Bir Avcıdır Yürek / Carson McCullers
71- Oğullar ve Sevgililer / D. H. Lawrence
72- Kralın Adamları / Robert Penn Warren
73- Git Onu Dağda Anlat / James Baldwin
74- Charlotte’un Sevgi Ağı / E.B. White
75- Karanlığın Yüreği / Joseph Conrad
76- Gece / Elie Wiesel
77- Tavşan Kaç / John Updike
78- Masumiyet Çağı / Edith Wharton
79- Portnoy’un Feryadı / Philip Roth
80- Bir Amerikan Trajedisi / Theodore Dreiser
81- The Day of the Locust / Nathanael West
82- Yengeç Dönencesi / Henry Miller
83- Malta Şahini / Dashiell Hammett
84- Kuzey Işıkları Üçlemesi / Philip Pullman
85- Death Comes for the Archbishop / Willa Cather
86- Düşlerin Yorumu / Sigmund Freud
87- Henry Adams’ın Eğitimi / Henry Adams
88- Mao’dan Sözler / Mao Zedong
89- Dinsel Deneyim Çeşitleri / William James
90- Brideshead Revisited / Evelyn Waugh
91- Sessiz Bahar / Rachel Carson
92- İstihdam, Kazanç ve Para Genel Teorisi

/ John Maynard Keynes
93- Lord Jim / Joseph Conrad
94- Goodbye to All That / Robert Graves
95- The Affluent Society / John Kenneth Galbraith
96- Söğüt Ağaçlarındaki Rüzgâr / Kenneth Grahame
97- Malcolm X’in Otobiy. / Alex Haley ve Malcolm X
98- Eminent Victorians / Lytton Strachey
99- Renklerden Mor / Alice Walker
100- İkinci Dünya Savaşı / Winston Churchill



ONLİNE İŞLERİNİZ

Zoho Mail

Web-based Email Service



Zoho Calendar

Online Calendar Application



Zoho Writer

Online Word Processor



Zoho Sheet

Spreadsheets. Online



Zoho Show

Online Presentation Tool



Zoho Docs 1 GB space Free

Online Do*****ent Management



Zoho Notebook

Online Note Taker



Zoho Wiki

Online Collaboration Wiki Site



Zoho Share

Centralized Public Repository




Zoho Planner

Online Organizer



Zoho Chat

Make Group Decisions Faster


    


Zoho CRM 3 Users Free



On-Demand CRM Solution







Zoho Projects 1 Project Free



Project Management Software




 



Zoho Creator 2 Users Free



Database Software & Online

Forms




 



Zoho Business 3 Users Free



Email Hosting & Office Suite







Zoho Invoice 5 Invoices Free



Online Invoicing. Quick and

Easy







Zoho Assist



On-Demand Remote Support







Zoho Reports



Online Reporting & BI Service







Zoho Meeting One on One Free



Web Conferencing, Online

Meeting







Zoho Recruit



Applicant Tracking System





 



Zoho Discussions 2 Forums Free



Online Forums Software




 



Zoho People 10 Users Free



Online HRIS




 



Zoho Marketplace



Apps for Small Businesses





DENEME




ÖZGÜRLÜKLERİN ARKASINA SAKLANMAK
Çocuklar, her hangi bir tehlike, tehdit, panik halinde annesinin eteklerine yapışır, sıkı sıkıya, efendisi, her hangi bir suçluluk veya ölüm tehditleri aldığı zaman ağasının arkasına saklanır. Ya yasaları hiçe sayarak hırsızlık yapanlar, onun bunun hakkına tecavüz edenler, öldürenler, sayıp sövenler..Onlar ne yaparlar? Efendim, onlarda yasaların arkasına, hukukun arkasına saklanırlar, hemde sırıtarak, kis kis gülerek, yarın, bunun hesabını sorarım dercesine saklanırlar hukukun, cezaların sirf kendisi veya kendisi gibileri koruyan yasaların arkasına saklanırlar işte.
Ülkemizde, sadece MEDYA''nin devirdiği çamlar açısından değerlendirme yapacak olursak, sayfalar, kitaplar yetmez bize, öyle değil mi arkadaşlar? Ulusumuzun bölünmez bütünlüğünü alaylı bir şekilde kaleme almak, el altından buna karşı çıkanlara galiz küfürler edenler, ramazan aylarında, bir aylık müslümanlıkla bir yerlere mesaj gönderircesine hediyelik promosyonlar dağıtmak acaba kime hizmet ediyorlar dersiniz. Nedir bu kibar davranışların altında yatan sinsi düşünce? Keza, Basın-Yayin özgürlüğünü sadece onlar bilirler. Özgürlük sadece onların tekeli altındadır. Onlar neyi savunuyorlarsa hepimiz onları desteklemeliyiz; çünkü, onlar her şeyi bilirler. Hukuku, adaleti, demokrasiyi...(!)
Bağımsız bir yargı mahkemesinin karar verme aşamasında, kendi görüşlerin şırınga ile bu millete empoze ederken, kimseden ses çıkmaz. Çünkü onlar hukukçudurlar, yanlış yapmazlar. Sokaktaki vatandaş, sesini çıkarmaya kalkarsa o zaman yasalar hemen işlemeye başlar. Çünkü: karar aşamasında, mahkemenin vereceği kararı etkiler düşüncesiyle ona hemen müdahale ederler; yargı etkilenmesin diyerek.
Medya özgürlüklerinin, yasalarının arkasına, Ordu, silahlarının ve Mehmetçik oluşunun arkasına, parlementoda ki bakan ve milletvekilleri dokunulmazlıklarının arkasına saklanıyorlar. Peki, vatandaş kimin arkasına saklansın? Güçlü ile vatandaş mahkemede karşılaşırsa, eşitliği sağlamak uğruna çıkan bu yasalar, mahkemede son bulur ve güçlüden yana dönerse, geriye tek kriter kalıyor: O da nereye yaslanırsan yaslan, işin bitmiştir.
Editoraydın/12.08.2010




AH ŞU SEVGİ
Bende durup dururken, memleketimizde bunca önemli, meseleler, üzerinde ehemmiyet verilecek bu kadar baş ağartan konular varken, durduk durduk ta sonunda bu konuya değinmek gereğini duyduk. Sanki, başka bir mesele kalmamıştı, değil mi
Hep içimizde saklamak istediğimiz,sakladığımız, yanımızdan, yanı başımızdan, hele hele yüreğimizden hiç mi hiç eksik etmediğimiz o meret bir yüktür işte bu sevgi...Anlıyorum, siz bana kızıyorsunuz. Neden bu sevgiye bu kadar nefret ve kin duyduğumu. Anlatayım ve açıklayayım sayın yargıç:Efendim, bir şey ki yürekten gelmiyorsa, menfaate dayanıyorsa, -ağız yemeyince yüz gülmez ifadesine bürünüyorsa- ben böyle sevginin...Olmadı mı? Devam edelim savcı bey:Onu memnun edebilmek için, bütün suç ve delilleri karartmadık mı? Yasaları arkamıza alarak olur olmadık yerlerde kabadayılık etmedik mi? Az mı geldi? Vaaz-u nasihatlerinize muhtacım imam efendi: Bir insan ki, ramazanda, huşu içinde orucunu tutarken, o güzelim 33 rekatlık teravih ile vakit namazlarını eda ederken, aniden sevdanın ve sevginin esiri olmuş biri durumuna düşerek, kalbinden başka dilinden başka söyleyen iki yüzlü olmak, hangi dinde yeri var acaba? Peki, sen ne dersin, beş yıllığına köyün kralı kesilen muhtar ağa? Bir avuç sevgiyi, bir gram menfaat için kalbinde besleyen adamı, evlendirmek için mi muhtar seçildin lan hırbo!..
Gördünüz değil mi? Kimler, hangi şartlarda ve hangi duygularla besliyor sevgi denen o hayaleti kalbinde. Acaba, o hayalet sevgiyi beslemek mi kötü yoksa, sevgi denen o yüce duyguyu, kalp denen o 250 gram etin içine hapsetmek mi?
Canım, o kadarını da siz düşünün gayrı.
Editöraydın/İkizdere/04.10.2009



BİR(LEŞ)MİŞLER, ÖZÜR DİLEMİŞLER
          Hiç kimse, dünyada medyanın gücünü inkar etmez ve edemez. Onlar, isterse bir hükümeti yıkar, yeniden kurar, seçime gönderir, koalisyon yada tek başına hükümet bile kurdururlar. Bütün bu anlattıklarımız, acaba gerçek mi değil mi diye düşünüyorsunuz. Evet diyenlere lafımız yok ya hayır diyenler ne olacak? Onlara da 28 Şubat’ı hatırlatırım. Yalan mı? Olmadı mı böyle   bir hükümet kurma oyunları? Şimdi hak verdiniz, eminim.
          Türkiye’deki medya, diğer ülkelerdekine benzemez. Bizim aydınlarımız ve aydın geçinenlerimiz, yeri geldi mi Avrupa’yı yerden yere vurur, işine gelmeyince de her ne hikmetse, bizi öve öve göklere çıkarır. Batı’nın gözüne hoş ve şirin görünme, bilgiçlik taslama, insan haklarını en üst seviyede savunma(!) ve hariçten gazel gazel okuma, bitmez, tükenmez meziyetleridir. Bir bakarsınız hükümetin   yanında, olmadı muhalefetin, yutmadılar hepsinin karşısına dikilir ve dereyi karşıya geçerler. Populist hareketleri, paparazzi tiryakilerini, suni gündem yaratmalarını unuttuğumu mu sanıyorsunuz? Hayır, hayır…
         Ne uğursuz ve şanssız, melanet bir tarihtir şu 1915  yılı, Türk’ün, Türk milletinin tarihten silinme planlarının yapıldığı, “Hasta Adam” paranoyalarının uygulanmaya çalışıldığı o yıllarda, İç savaşın eşiğinden dönerken, kendini bilmez birkaç kişinin yaptığı hatayı, bütün bir ulusa mal etmek,onun intikamını almaya   çalışmak kendi yaptıkları toplu katliamları,işkenceleri saklamak yada oyunlar oynayarak, bizim üstümüze yıkmak Ermenilerin ve onları zıkkımla besleyen Avrupalının işidir. Öyle biliyorduk fakat eksik kalmışız bu düşüncemizde, değil mi? İçimizdeki Ermeni sevdalılarını,hayranlarını ve yağcılarını unutmuşuz. İşte “Taşnak-Sutyun ve “Diaspora maceracıları içimizde dolaşıyorlar. “Kale içerden fethedilir” ilkesiyle hareket eden    Avrupa, bizi can yerimizden vururken, tarih bilgisinden yoksun, milletine ihanet eden, geçmişini inkar edenler bir araya gelmişler, bir(LEŞ)mişler.
Millî mücadeleyi hiçe saymış, Erzurum,Kars, Ardahan vb illerimizdeki halkın tamamına yakınını topluca işkence yaptıktan sonra öldürenlerden özür dilemişler. Milletine ihanet eden bu utanmazları tarih unutmayacak, millet de affetmeyecektir.
          Hanı tarihi, tarihçilere bırakacaktık? Gözlerinin önünde kızı,torunu, kardeşi ve   eşi Ermeniler tarafından öldürülen yaşlı amcayı, toplu mezarlardan çıkan Kuran-Kerim yanında bulunan köylüler…? Onlardan kim özür dileyecek? Yoksa, işkenceye uğradıkları için, öldürüldükleri için, onlar mı özür dileyecek?
Fazla eskiye gitmeden, daha şurada 15-20 yıl önce Karabağ meselesinden dolayı canlı canlı mezara konulan işkence gören bebeklerde dahil, bunlarda özür dileyecekler, değil mi?
         Bugün dünyada, gerçek değerleri unutup ta, birilerinin gözüne girip bir şeyler, ödüller kazanmak için neler yaptıklarını görüyorsunuz,gördünüz. “Soykırımı inkar etmek suçtur” yasasının çıktığı aynı gün, NOBEL    ödülünün verilmesi sizce ne kadar tesadüftür?
          Siz sefil “Aydınlar” sizin özrünüz de sizin boyunuz kadardır. Avrupalı   bile; “Bu kadarına da   Pes Doğrusu!” demiştir.
Hepbekar/26.12.2008
 
 
                          



                                MUTLULUĞA KENARINDAN TUTUNMAK
                        Hiç zannetmem, dünyada mutluluğu istemeyen bir insanın olduğunu. Şöyle yada böyle, istediğimiz, arzuladığımız bir güneşli gün, yanımızda olmasını istediğimiz aşına bir dost, kazanmış olmanın verdiği büyük bir sevinçle arzuladığımız üniversite vb.
                      Bizi mutlu etmeye yetecek, tamamına değil de, tamamına kenarından tutunabileceğimiz bir mutluluk duygusu…Belki hepimizi değil ama en azından bir nebze mutlu hissedebiliriz kendimizi. Peki, bu söylediklerimiz size angarya gelebilir mi?   Gelebilir.   Duygu, neşe, his ve arzularımızın hercümerc olduğu bir ortamda, sevgilerin karşılıksız, sağlığımızın yerinde olmadığı bir zamanda, mutluluğu mumla aradığımızı unutmayız. Varlığın kıymetini yoklukta arayanlar, sevginin değerini düşman olununca anlayanlar ancak yukarıda saydıklarımızı hissedebilir, kavrayabilir ve anlayabilirler, öyle değil mi?   Aksını düşünen varsa gelsin, tartışalım.
                  Elindeki elmanın   bir dilimini size veren arkadaşınıza, neden hepsini vermedi diye kızamazsınız. Çünkü: Paylaşmak, aslında insanoğlunun doğasında vardır. Kaldı ki, size verilen elma dilimi, arkadaşınızın elindeki bütün elmanın bir parçasıdır. Bunları söyledikten sonra, şimdi size tekrar sorayım hatta danışayım: Dünyada mutluluğun her çeşidini, en yüksek kademesini veya derecesini kim yakalayabilmiş veya yaşamış? Hiç kimse. Demek ki, ne kadar mutlu olursanız olun, en neşeli, sevinçli ve bahtiyar zamanlarınızda bile hissettiğiniz mutluluk, o bütünün ancak ve ancak bir dilimidir. Öyleyse size ve bize düşen de o mutluluk diliminin kadrini, kıymetini veya değerini bilmektir. Elindekinin kıymetini bilmeyenler, onu bir gün başkalarına kaptırabileceğini sonrada, kaybedişlerinin verdiği hüzünle, o insanlara aval aval bakacağını unutmamak gerekir, öyle mi? Evet.
BEKARAYDIN/07.06.2008/İst.


SEVGİLİLER GÜNÜ
Dünyanın diğer ülkelerini pek bilemem ama bizim ülkemizde, nedense yılın her günü ayrı bir kavram, sembol,anma günü vardır. yılın 365 günü hep böyle anma günleriyle gelir geçer. Dikkat e- derseniz, insanlar için bir gün, diğer geride kalanlar içinse bir haf- tayı bulur. Anne ve babalar ile hayvanlara ayrılan süre bir gündür. İçimizdeki duygu ve düşüncelerin harmanlandığı bu günlerde a- caba, daha başka bir heyecan, his,sevinç, üzüntü vb. mi hissediyo- ruz, yoksa, birilerine yaranmak, ondan bir şeyler koparmak için mi böyle davranıyoruz? İşte, burası biraz şüpheli. Bütün bir yılı anne- ler yılı, babalar yılı dersek ne olur? Anneler: “Canım, bu kadarı da fazla” derler mi sizce. Demezler canım korkmayın o kadar.Sonra an- dığımız veya etkinliğini yaptığımız bu günlerdeki davranışlarımıza, bir bakalım: Sevgililer Günü’nde, vefalı, vefasız demeden hemen en iyisinden bir çiçek.Pahalı mı? Tabii canım hem yılda bir kere kutlayacaksın hem de sıradan bir çiçek. Yüksek gratlı bir yüzük, son model bir araba, kameralı bir telefon vb. İşte size tam kut- lama. Beğendiremedik mi? Denize sıfır bir sahil kentinde, beş yıl- dızlı bir otelde 2 hafta tatil. Bunların hepsi bir günlük, Sevgililer Günü için. Ben, bugüne kadar hep böyle bir günlük kutlamalara karşı çık-























free youtube download























free youtube download


tim.Eğer arada bir sevgi, saygı, karşılıklı duygu varsa, her gün sev- gililer günüdür. Bugün sevip de yarın inkar edenler, kaçanları, intikamı, sevdiği erkeğin arkadaşını sevip de onunla evlenerek alanları kimse hesa- ba katmıyor değil mi? Yazıklar olsun öyleyse o hediyelere veya hediye- yi alanlara, ikram edenlere. Ben mi ne yapardım? Yukarıdakiler için par- mağımı bile oynatmam. EZELDENBEKAR/İkizdere/16.02.2008 BABALAR  VE  OĞULLAR           Babalar  dinimizin,  toplumumuzun,  devletimizin en  yüksek  değer  biçtiği,  saygıda asla kusur  edilmemesi  konusunda  birleştikleri  insandır. Tabii  anaları da  unutmamak   gerekir. Baba- lara  bu  kadar  aşırı  değer  verilmesi,  beklide  onları bu kadar  a- sebi,sınırlı, vurdumduymaz  vb.  yapmıştır;  ne  dersiniz?          Geçmişte  olduğu  gibi,  bugünde  dünya  edebiyatına,sinemasına, Hatta  bizim meşhur  Yeşilçam’a bile  damgasını  vurmuştur. “Astığım astık, kestiğim  kestik”  diyen  babalar,  sizce  bu  yetkiyi  kimden alıyorlar?  Kimden  olacak  canım, “Ana ve  babaya  ası  olanın  gidecek  yeri  yoktur.” diyen  ayet ve  hadislerden olsa gerek. Kendileri kahve köşelerinde,  meyhane merdivenlerinde  sabahlarken, her nedense  kim- se  çıkıpta:” Yahu  arkadaş,  sen nasıl babasın?  Aileni düşünmemek,çocuk- larını  okuldan  alıp tarlalara  göndermek, çarşı  pazarda  mendil,  simit  sat- tırmak  keyfiyetini,  nasılda  böyle  zalimane  kullanırsın!”demez veya diyemez. Evet, bütün  yollar  sizin  şu kutsal  yetkilerinize  dayanıyor her  nedense.          Çocukların  okul, askerlik,  evlenme  ve  iş bulma  dönemlerinde babalar yine baş  roldedir.Hep  aynı  sakız:”Bizim  zamanımızda  böyle değildi; bizim  zamanımızda baba ne  derse  o  olur. Bizim  zamanımız da…Araştırın  bakın, size  o  üstün evlat  davranışlarını  şırınga  etmeye çalışan  babaların, aslında kendi  babalarına  karşı  asla öyle  kuzu kuzu otur- madıklarını veya  susmadıklarını  öğrenirsiniz,  hem de  acı bir  gerçek olarak. Kendilerine  bu  durumlarını  anlattığınızda; “Dediğimi  yap,yap- tığımı  yapma!”  savunmaları  yada  zeytin yağ misali  su yüzüne çıkarlar.        Kur’an ve  hadislere  sarılan  babalar,  her nedense, o Kur’an’ın,baba- lara  yüklediği “İlim öğretmek,  evlendirmek, bir ekonomik  güç  sağla- mak…”görevlerini  her nedense  ya  unutur  yada  “Eeee şey…”diyerek kem-küm  ederler. Zaten  başkada  bir  icraatları  yoktur. Sağlığında, evlat- larına  mirastan  pay  vermeyen, mirastan  mahrum  etme kararı alanlar, oğlunun  veya  kızının  varlığını ancak,  kendisine  verdiği  para,  menkül  veya gayri  menkül vb.  çıkarlar sağlandığı zaman  hatırlıyorsa,  o babadan kimseye  hayır  gelmez. Böyle  bir   babadan, ne  kendisine  yukarıda  saydı- ğimiz  yetkileri  veren  Allah,  ne içinde  barındığı  toplum,  ne  de  her han- gi  bir  kimse razı  olmaz;  böyle  bir  babanın da  kendisine yararı  olmaz.     ASİNKET/14.09.2007 SAĞ GÖSTERİP SOL VURMAK  Bütün dünyada herkes, sigara, alkol ve uyuşturucunun zararlarını öğrenmiş,bunun için de bazı ülkeler çeşitli dernekler, vakıflar vb. sivil toplum kuruluşları, bu gibi zararlı alışkanlıklara adeta savaş açmıştır.Gerçekten de içki ve kumar, uyuşturucu madde kullanmak bütün kötülüklerin kaynağıdır. Yurt dışına gidemediğim için kesin bir yargıya varamam fakat, ülkemizde ki durumu az çok anladım ve ifade edebilirim.. Bizdeki Yeşilay Derneği, kendilerine verilen imkânlar çerçevesinde bir şeyler yapmaya çalışıyor. Yalnız bu yeterli değildir. Kendilerine daha başka destek ve güvenceler verilmesi gerekir. Neden diyecek olursanız, bir yandan içki, uyuşturucu ve sigaranın zararlarını anlatan Yeşilay Derneği, öte yandan dev bir sigara ve içki imal eden kartel fabrikalar…Küçük bir bütçe ile bu derneğin bu baronlarla baş edebilmesi tabi ki imkânsızdır. İşte ben, bunun için diyorum ki devletin daha çok güvence sağlaması gerekir. Daha bitmedi, uyuşturucudan kara para elde eden yer altı dünyasının, bu derneği ve üyelerini,”Siz çok yararlı bir kamu hizmeti yapıyorsunuz; gelin sizleri alnınızdan öpeyim” demelerini beklemezsiniz herhalde . Dikkat ederseniz burada çok ilginç, ilginç olduğu kadar da vahim bir durum var. O da şu: Sigara ve alkole karşı, kampanyalar yüzünden zarar ettiklerini söyleyerek, bu zararın tazmini için mahkemeye gidilir.Sonuçta zararın faturası önce devlete sonrada vatandaşa çıkarılır.İşte böyle bir durumda, bu derneğin çalışma ve karşı kampanyaları ne kadar başarılı ve verimli olabilir? Bu kadarını da varın siz düşünün. Son çıkan bir yasa ile, sigaraların üzerinde, sağlığa zararlı olduğunu bildiren kısa cümlelerle, ”Sigara, size ve çevrenizdekilere zarar verir. Hamile kadınlar sigara içmemelidir ….” vb. aslında güzel bir düşünce ama öte yandan gazetelerde ise durum çok kötü.Geçen hafta bir gazete de şöyle yazıyordu: “Sevdiğimle konuşamıyordum; onu başardım.Toplum içinde konuşamıyordum; konuştum. Mektup yazmasını beceremiyordum, en kralını yazdım… Çünkü ben, o rakı denen zıkkımın kökünü içtim(!) İşte yöneticilerimiz, bir yandan zararlı alışkanlıklarla mücadele ederken, öte yandan dev yandan kocaman sigara ve içki fabrikaları, gazetelerde de boy boy içki reklamları. Buna, sağ gösterip te sol vurmak demezler de, peki ne derler? BEKARAYDIN/01.06.2006 MEDYA HER YERDE AYNI Ülkemizde, dönem dönem ihtilaller, koalisyon hükümetleri, erken seçimler, yargı kararları her nedense medyanın dilinde dolaşır durur. Bir zamanlar askeri sevmeyenler, başka bir zamanda "asker bu işe el koymalıdır, TSK bu ülkenin can damarıdır." diyerek yaygara koparan maaşlı yazarlar, kendilerine yapılan meşru veya gayrı meşru savunmalar da ise "basın özgürlüğü" kalkanıyla kendilerini savunurlar. Kendileri saldırınca "sansürsüz basın" başkaları konuşunca "basın hürriyeti ön plana geçer. İşte, bizim medyaya benzeyen Avrupa medyası..... Yaklaşık 2-3 aydır Danimarka'''''''''''''''' da, "basın özgürlüğü" salyalarını akıtanlar, güzel dinimize ve peygamberimize yaptıkları bu insanlık dışı davranışları, maalesef başbakanları tarafından bile basın özgürlüğü adıyla kendilerini savunmaktadırlar hem de dünyadan utanmadan, sıkılmadan. Medya, spordan sonra ölmeyecek ikinci sektördür. Medyada malzeme, araç-gereç hiç bitmez. İsterlerse, yıllar önceki bir meseleyi fırında ısıtarak tekrar halkın ve dünya kamuoyunun gözleri önüne sererler bıkmadan, usanmadan. Bu dünya medyasının tükenmeyen yeteneklerinden sadece biridir. Sessiz sedasız yaşayan bir dünyayı, özellikle karşı dine mensup ülkeleri kışkırtmak, galeyana getirmek çok kolaydır. İşte gördünüz. Kendini bilmez bir Danimarkalı (veya başka bir ülkenin insanları) paçavra gazetesine o karikatürü yayınlayarak dünyanın haklı tepkisi çekmiştir. Bu tip hareketler, aslında her 10- 20 yılda bir yapılır, sanki rutin bir çalışma gibi. Unuttunuz mu yoksa? 1989''''''''''''''''da Salman Rüşti adında başka bir yazar da "Şeytan Ayetleri" diye bir kitap yazmış ve yine dünyanın tepkisini çekmişti. Demek ki bu yapılanlar bir tesadüf değil, tam aksine planlı bir davranıştır. İşte dünya kamuoyu, müslüman veya gayri müslim ülkeler ve insanlar cevabini vermiştir. Yalnız, kırıp dökerek, yakarak, öldürerek değil, mallarını, hizmetlerini boykot ederek, elçilerini geri çağırarak yapılanlar bence daha doğru olacaktır. bekaraydin/10.02.2006 TEKNOLOJİ NELER GETİRİR Son bir kaç aydır, ilçemizde ve bazı internet sitelerinde konu olan hidroelektrik santral yapılması, her nedense herkes tarafından farklı şekillerde yorumlanmaktadır. Bazıları santralın yapılmasını canı gönülden desteklerken, bazıları da farklı şekillerde eleştirisini yapmaktadırlar. Bu insanlarımızı anlamakta bazen güçlük çektiğimi itiraf etmeliyim. Neden derseniz: Yol yapılacak olsa hemen; " Efendim benim arazim, tarlam gitti, bana çok zarar verdiler, inadına benim tarlamdan dozeri geçirdiler...." vb. Fakat yol açıldığı zaman, ilk önce o itiraz edenler o yoldan yararlanırlar. Şikayet için Ankara'''''''''''''''' ya gidenler bile olmuştur. Teknoloji bir şeyler getirirken bir şeyleri de götürür, bu kaçınılmaz bir gerçektir. Şöyle ki: Bilgisayarlar icat edilmeden, bir çok insan kamu ve özel sektör de çalışıyordu, ekmek parasını çıkarıyordu. Hem de küçümsenemeyecek bir sayı da. Bilgisayarlar geldi, yaygınlaştı. Ondan fazla, hatta yüzlerce insanın yapacağı işleri bir veya iki bilgisayar yapmaya başladı. Devlet, çalıştıracağı o kadar işçi-memur yerine 1 bilgisayarla işini hallediyor. Hem zamandan, hem de paradan tasarruf ediyor. Demek ki bilgisayar yararları olduğu kadar, yukarıda ki nedenlerden dolayı zararları da olabiliyor. Gözlerimizi bozması da cabası.. Şimdi neden bilgisayar kullanıyorsunuz diyebilir misiniz? Ortaçağ''''''''''''''''da, Avrupa devletlerinde Ronesans ve Reform devrimleri yapılırken, bizim Osmanlı İmparatorluğu'''''''''''''''' nda Lâle Devri yaşanıyordu. Keza, Almanya''''''''''''''''da, Jean Gutenberg adlı mucit matbaayı bulmuştu. Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür. *****huriyet kurulduktan sonra bu güne kadar, o dönemleri eleştirenler hep şu cümleleri söylerler: " Mollalar teknolojiye, bilime karşıydılar. Hep gâvur icadı diye karşı çıktılar, istemediler, almadılar, şimdi de geri kaldık" İşte, bizden sonra gelecek olan kuşaklar da, bizim için aynı şeyleri söyleyeceklerinden şüpheniz mi var? İran, Rusya, Ermenistan, Bulgaristan''''''''''''''''dan elektrik alıyoruz ve her yıl milyonlarca paramız yurt dışına gidiyor, yazık değil mi? Ben, teknolojiye karşı çıkmam, çıkamam. Köyde bir evim var. Bana sorulursa evet alın, götürün! derim. Bu kadar akarsu ve dereler boşuna akıp gidiyor. O turistin dediği gibi: "Su akar, Türk bakar." sözünü de unutmayın. Bir internet sitesinde okumuştum. Adam şöyle diyordu: "Dedemin mezarı sular altında kalacak." Dedeni düşünmene bir şey demiyorum ama bacağımızda ki çoraba ve ayakkabımıza varıncaya kadar Amerika''''''''''''''''ya İMF'''''''''''''''' ye borçluyuz. Bu anlayış ve karşı çıkış ta devam ettiği sürece, dışa bağımlılıktan kurtulamayacağız. Peki, bu durum senin dedenin kemiklerini mezarında sızlatmaz mı? bekaraydin/18.03.2006 ZEYTİN YEME YÖNTEMİ (!)  Hepimiz çorbanın kaşıkla, baklavanın çatalla, biftek ve pirzolanın da servis bıçağı ile önce parçalayıp sonra çatalla yendiğini biliriz. Zeytini de çatalla yerdik ama hepimizin bu konuda hata ettiğimizi, geçen hafta bir vekilimizin açıklamalarından sonra öğrendik. "Zeytin, bir kerede veya bir lokmada yenmez." Tabii ya, elmayı, armudu, ekmek dilimini bir kaç sefer de yiyoruz da, neden zeytini bir ısırıkta bitiriyoruz? Artık hepimizin bu yanlışı bırakıp, zeytini en az beş lokmada yemeliyiz (!) Tabağına, masada ki kişi sayısına göre zeytin koyacaksın. Alacaksın eline bir kâğıt kalem yada hesap makinesi ve yemeğe başlamadan önce hesabini yapacaksın. Örnek: Masa da üç kişisiniz. Bir zeytin de en az beş defa da bitirileceğine göre, demek ki ortalama kişi başına bir zeytin düşer. Yanı: 3x1=3 eder ve o masada en fazla 3 veya bilemedin 4 zeytin yiyebilirsin. Fazla yersen, zeytine zam gelir, enflasyon yükselir, aile bütçeniz o ay açık verecek demektir. Kardeşim, tabağına koyduğun o zeytine şöyle alıcı gözle bir bakacaksın. Bu masaya gelene kadar, hangi aşamalardan geçmiştir. Çiftçi bu zeytini üretirken ve sofralık duruma getirirken, belki o zeytin tuzlanma işinden kaytarmış olabilir. Dolayısıyla, tuzlanmamış zeytin de kurtlanır. Sen, bir kere o zeytinin sağından, solundan, ilerisinden, gerisinden bakacaksın. Çok sevdiğin baban için bir lokma, canım anneciğim için diyerek ikinci lokma, küçük kardeşin için üçüncü lokma, kendi çocuğun için dördüncü lokma, ha bir de dostlarım için diyerek beşinci lokma. Tabii bu arada yediğin bir dilim ekmek ve 2 bardak ılık çay ile beraber, hakkın olan bir zeytinle kahvaltını bitirmiş oldun. Afiyet şeker olsun! Sayın ziyaretçiler, "Zeytini bir kere de yemeyin." diyeni, eminim televizyon da ve gazeteler de görmüşsünüz. Zeytini bir kere de yiyen adam belli, yemiş ve şişmiş. Tevfik Fikret'''''''''''''''' in bir şiiri vardır, belki bilirsiniz: "Yiyin efendiler yiyin, patlayana kadar yiyin...." bekaraydin/23.03.2006 ÜZÜM EKMEK Beslenmek....İnsanoğlunun vazgeçilmez alışkanlıklarından biri. Sadece alışkanlık mı? Bir zorunluluk, yaşamımızı sürdürebilmenin en önemli şartı..Çalışmak, çabalamak, bunların en önemli sebebi karnımızı doyurmak için değil mıdır? Lüks bir lokantanın zengin menüsü, ekmek arası köfte, güzel bir sandviç, kebap çeşitleri v.s...Beslenme içgüdüsü insanoğlunun zengin bir kültür yaratmasına da neden olmuş..Sordum kendi kendime..Bu güne kadar yediğin en lezzetli yemek nedir? “Kaza boğda ekmeği ve üzüm”.. Kısaca, üzüm ekmek ! Çocukluk yıllarımda, kısıtlı okul harçlığımla öğlen paydosunda aldığım çeyrek ekmek ve üzümün dayanılmaz lezzetine bu güne kadar hiç ulaşamadım.. Çok denedim..İstanbul’un ekmeği ve üzümü iyi değil herhalde diye düşündüm.. Memlekete her gidişimde yine üzüm ekmek alırım ve o lezzeti bulmaya çalışırım... Heyhat! Sonuçlar hep başarısız. Üzüm ekmek derken; helvayı da unutmamak lazım.. Yahu, eski kavurmalılarda güzeldi be! Ah! Bir de harçlığımızın fazla olduğu zaman yediğimiz kuru ve pilav..... Şimdiki kuru fasulyelerde hiçbir şeye benzemiyor canım! Hele, hele o ramazan pidelerinin kokusu...... Mısır ekmeğini ters çevirip içine tereyağı ve minci doldurup........ Bu duygu, yokluk içinde geçen hayatların küçük şeylerle mutlu olması şeklinde izah edilebilir. O yokluk içinde alınan hazzın tekrar yaşanabilmesi mümkün değildir herhalde.. Ya bizden öncekiler? II.Dünya savaşının ve sonrasının yokluk yıllarını yaşayanlar?. Onlar için üzüm ekmek Boğazda balık yemek gibiydi herhalde. O yokluğun küçük serpintileri bile, üzüm ekmeği bize sevdirdiğine göre, gerisini siz düşünün.. Olabilecek en kötü şartlarda onurlu bir şekilde yaşam mücadelesi vererek bu günlere gelmemizi sağlayan analarımızın, babalarımızın, dedelerimizin önünde saygıyla eğiliyorum. Üzüm ve ekmeğin dayanılmaz lezzeti, onları hatırlamaktır sanırım.. Boysan DEMİRLİ / 29/03/2006   DOSTLUK  VE ARKADAŞLIK Kainata baktığımız zaman bütün varlıkların bir arada yaşadıklarını ve birbirlerine ihtiyaçları olduğunu müşahede ederiz. Tek başına hayatını idame ettiren bir varlık göstermemiz mümkün değildir. Her varlık kendi hemcinsiyle gerekli koordineyi kurarak ve gerekli işlemleri yaparak hayatını sürdürmek mecburiyetindedir. Dünya aleminden bahsederken ons ekiz bin alemden söz edilmektedir. Bu on sekiz bin alemin içerisinde insan oğlu ise sadece bir alemi teşkil etmektedir. Bu on sekiz bin alem içerisinde yaratılan insan oğlu diğer alemlere nazaran daha ustun ve daha marifetli bir şekilde yaratılmış ve diğer alemlerin efendisi, hükümranı olarak addedilmiştir. Dolayısıyla Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa (SAV)’ de Alemlerin sultanı ismiyle anılmaktadır. Kainatı mamur etmek üzere yaratılan insan oğlu bu aleme hükmede bilmesi, bu alemi dizayn edebilmesi için belli bir bilgi ve birikim sahibi olması gerekir. O halde demek oluyor ki insan oğlu önce kendisini tanıması , kendi hemcinsleri ile uygun ve düzgün ilişkiler içerisine girmesi gerekmektedir. Ustan öyle tarif etmiyor mu; “İlim ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen. Ya nice okumaktır.” Burada üzerinde duracağımız konu diğer mahlukattan da örnekler vererek insanların birbirleriyle olan münasebetleri üzerinde olacaktır. Toplu halde bir arada yaşama zorunluluğu bulunduğundan bu toplumu hayatta tutabilmenin, toplum içerisindeki fertlerin hayatlarını idame ettire bilmelerinin ve toplumu çağdaş medeniyetlere ulaştırmanın kuralları olması gerekmektedir. Biz bu kurallara toplum kuralları demekteyiz. Bu kurallar başlıca din kuralları, ahlak kuralları ve toplum (kanunlar) kurallarıdır. Tabi bu kuraları ihlal edenleri ıslah için bazı müeyyideler vardır. Toplum kurallarını ihlal edenlerin müeyyidesi toplumu yöneten güç tarafından verilmektedir. Örneğin; hırsızlık eden bir kişiye verilecek olan ceza kanunlarla belirlenmiştir.. Ahlak kurallarını ihlal edenlerin müeyyidesi ise toplum fertleri tarafından verilmektedir. Örneğin; toplum fertleri ile geçimsiz, ukala, kinci, hasetçi bir insanın cezası toplum tarafından dışlanmak suretiyle verilmektedir. Din kurallarını ihlalin cezası ise işte bu kainatı ve bahsetmiş olduğumuz on sekiz bin alemi yaratan yüce Mevla tarafından verilmektedir. Bahsetmeye çalıştığımız bu kuralların temelinde hoş görü, kardeşlik, sevgi ve saygı yatmaktadır. Yine ustad : “ Yaratılanı hoş gör, Yaratandan ötürü” diyerek bizim dikkatimizi çekmektedir. O halde demek ki kainatı seveceğiz, doğayı seveceğiz, ağacı seveceğiz, çiçeği seveceğiz, böceği seveceğiz, ineği seveceğiz, köpeği seveceği, kuzuyu seveceğiz her şeyi seveceğiz. Karşımızda bulunan her şeyin bir sahibi olduğunu onu sevgiyle yarattığını bileceğiz ona gereken değeri vereceğiz. Burada insan oğlu müstesna bir yer teşkil ettiğinden onu bir başka seveceğiz, Ona bir başka değer vereceğiz. Hoş görülü olacağız, müsamahakar olacağız, saygılı olacağız. Birbirimize yardımcı olacağız. Hatalarımızı ve kusurlarımızı birbirimizi kırmadan gücendirmeden birbirimizi ikaz eder mahiyette anlaşılır ve uygun bir lisanla söyleyeceğiz. Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için hep el ele vererek yaşamaya gayret edeceğiz. Kurtla tilki arkadaş olurlar ve birlikte gezmeye tozmaya ve birlikte avlanmaya başlarlar. Günün birinde yolları bir nehrin kenarına varır. Yılan: Ben sudan çok korkarım, yüzmede bilmem, ben burada boğulurum asla karşıya geçemem der. Tilki : Biz arkadaş değimliyiz benim boynuma sarıl ben seni karşıya geçiririm der. Gel gelelim tilki hakkında hınzırlık düşünmekte olan yılan suyun ortalarında tilkinin boynunu sıkmaya başlar, Tilki : Ne yapıyorsun arkadaş beni boğacaksın ikimizde öleceğiz boynumu sıkma diye yılanı ikaz etmiş, ama ne fayda yılan daha da sıkıştırmaya devam etmiş, durumun vahametini anlayan tilki tamam demiş ben anladım bunca yıl arkadaşlıktan sonra burada beni öldüreceksin , son olarak senden bir ricam var barı onu yerine getir. Yapmış olduğumuz bunca zaman hatırına son bir kez yüzünü görmek isterim, boynunu uzat da şöyle yüzünü bir seyredeyim. Yılan tilkinin bu son arzusunu yerine getirmek için boynunu uzatır tam bu esnada tilki yılanı boynundan yakalayı verir ve yılanı öldürerek nehrin karşı kıyısına geçer. Öldürmüş olduğu boynundaki yılanı ip gibi yere sererek söyle der. “ Benimle arkadaşlık edecek olan işte böyle elif gibi dosdoğru olmalı” Bu kadar dosdoğru olmamız belki biraz zor ama bu uğurda çaba sarf etmemiz hiç de zor değildir. Kendimiz için istemediğimizi arkadaşımız içinde istemeyeceğiz, kendimiz için istediğimizi arkadaşımız için de isteyeceğiz. Hepinize sevgi dolu hoş görülü mutlu yıllar, ömür boyu sürecek dostluklar temennisiyle hoşça kalın. ikizdereli66/31.03.2006 ARKADAŞ SEÇİMİ Bir arada yaşamaları zorunlu olan insanların birbirleri ile olan münasebetlerinde de doğruluk önemli bir yer tutmaktadır. Burada arkadaşlık ön plana çıkmaktadır. Arkadaş yerine göre bir kardeşten çok çok daha önemli bir mevkiye çıkmaktadır. “ Kardeş zorunlu bir arkadaştır. İyi bir arkadaş ise seçilmiş bir kardeştir” İnsan bazı sırlarını kardeşine açması mümkün değildir ama arkadaşına çok rahat bir şekilde açmakta onunla deyim yerinde ise dertleşmektedir. Bu nedenle arkadaşlığın önemi çok büyüktür. Arkadaş seçiminde bazı hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir. Tabi her önüne gelenle arkadaşlık etmek veya arkadaş zannederek ona verilmesi sakıncalı sırlar vermek tabii ki doğru değildir. Arkadaş yeri geldiği zaman canını, malını ve namusunu emanet edebileceğin gözün arkada kalmayacak bir şekilde güvene bileceğin içi dışı bir, kalbi dosdoğru, özü sözüne uygun tilki hikayesinde anlatmış olduğumuz yılan (Ölmüş)gibi dosdoğru olmalıdır.Herkesle arkadaşlık olur ancak kiminle arkadaşlık olmayacağını bir misal vermek suretiyle anlatarak az sözden çok şeyler çıkarılacağı umuduyla söylenenlerin anlaşılacağını varsayalım. Günlerden bir gün Fare ile Kaplumbağa arkadaş olurlar. Fare ile Kaplumbağa büyük bir gölün kenarına birlikte gezer tozar birbirleriyle hoş sohbet ederler. Ayrılma zamanları geldiğinde Kaplumbağa gölün mavi sularının derinliklerine kendini bırakır, Fare ise kendi yuvasına çekilir. Bu arkadaşlık böylece devam eder gider. Ancak bir problem var. Fare veya Kaplumbağa her istediklerinde birbirleriyle görüşemezler. Farenin aklına Kaplumbağa gelince gölün kenarına gelir o ince sesiyle Kaplumbağayı çağırır ancak ne var ki Kaplumbağaya sesini bir turlu duyuramaz. Aynı şekilde Kaplumbağanın aklına Fare gelince Fareye sesini duyuramaz. Bir gün Fare: Yahu Kaplumbağa kardeş bu böyle olmuyor bu işe bir çare bulmamız lazım. Bazen çok canım sıkılıyor seninle konuşmak ve dertleşmek istiyorum, gölün kenarına geliyorum, sense suyun derinliklerinde olduğundan sana bir türlü sesimi duyuramıyorum. Buna bir çare bulmamız lazım diyor ve ekliyor aklıma uygun bir fikir geldi eğer sende kabul edersen bundan böyle her canımız sıkıldığında veya dertleşmek istediğimizde birbirimizi kolayca bulabiliriz. Kaplumbağa merakla bu fikri öğrenmek istiyor peki söyle bakalım bu iş nasıl olacak, neymiş bu parlak fikrin. Fare; Ayağımıza ip bağlayacağız. İpin uzunluğu yuvalarımıza rahatça gideceğimiz kadar uzun olacak. Sizi özlediğim zaman gölün kenarına gelip ipin ucundan asılacağım sende hemen yukarı çıkacaksın, sende aynısını yapacaksın böylece kolaylıkla birbirimizle görüşeceğiz. Bu fikir Kaplumbağanın da hoşuna gider ve bir iple kendilerini ayaklarından birbirlerine bağlarlar. Böylece kolaylıkla birbirleriyle haberleşirler. Bir gün Farenin yine canı sıkılmış ve Kaplumbağa ile dertleşmek istemiş ve göle doğru yola çıkmış ancak ne var ki aç bir karga fareyi gözetlemekteymiş, farenin yuvadan çıkıp göle doğru hareket ettiğini gören aç karga hemen bir dalış yapar ve fareyi kaptığı gibi havalanır. Havalanan farenin ayağına bağlı bulunan Kaplumbağa da yavaş yavaş havalanmaya başlar. Karga yükseldikçe Kaplumbağada yükselir. Bu manzarayı gören halk yahu şu işe bakın bir karganın bir Kaplumbağayı kaldırdığı nerde görülmüş, şu işe bakın diye birbirlerine hayretle söyleşiyorlarmış. Kaplumbağa ise ; Beni Karga götürmüyor ben şu fareyle arkadaşlık ettiğim için bu yola düştüm yoksa karganın benimle işi yok onun işi fareyle diye kendi kendine fareyle arkadaşlık ettiği için kızmaya başlamış. İşte değerli dostlar uzun söze ne hacet, arkadaş arkadaş dedik arkadaşlığın öneminden bahsettik bu anlatmış olduğumuz kıssadan da arkadaş seçiminde nelere dikkat etmek gerektiğini ve nasıl arkadaş seçeceğimizi ve arkadaş seçiminde dikkat edilmesi gereken hususları sizlere bırakıyorum. Bir sonraki yazımızda görüşmek dileğiyle esen kalın. ikizdereli66/31.03.2006     DOST BİRİKTİRMEK   Dostluk nedir? Herhalde bir gösteriş, birine, aynı cinse, kadınsan erkeğe erkeksen kadına karsı kendini beğendirme çabası, bir moda, bir gelgeç ruh hali değil... Sempati. İlgi.. Bağlılık.. Yüceltmek. Taçlandırma. Sorumluluk duymak. Yürekten algılamak. Bakışlarla anlaşmak. Ses tonuyla destek vermek. Kesintisiz ilişki. Kayıp olmaz, yitmez. Yoktan var olmaz bir duygu. Bunların hepsi bir araya gelip, zaman içinde gıdım gıdım birikerek dostluğun çimentosunu oluşturuyor. Gazetelerde okuyoruz. TV''''''''''''''''''''''''''''''''lerde seyrediyoruz. Sağda solda konuşmalarda adı geçiyor; Edebiyat dostu, Türk sanat Müziği dostu, Çocukların dostu, Halkın dostu gibi dostluk kavramlarını. Dostluklar nasıl oluşuyor? Unuttuk. Bu hızlı kent hayati Dostluk duygusunu Aklımızdan aldı.Yüreğimizden çaldı. Nasrettin Hoca bir *****a günü camide cemaate namaz kıldırmak üzere ezan okunsun diye bekliyormuş. Bir adam gelmiş. "Hocam" demiş! "Eşeğimi yitirdim..." Hoca da adama; "Şu namazı kıldıralım, senin eşeğin çaresine bakarız" demiş. Hoca namazı kıldırmış, vaazını vermiş ve cemaate dönmüş: "İçinizde hiçbir dostuyla bir bardak çay içip birkaç saat’te olsa konuşmamış, dostuyla yürüyüşe çıkıp hiç konuşmadığı halde sıkılmadan yürüyüşüne devam etmiş, komşunun hal ve hatırını sormamış, en ufak bir hatasından dolayı dostluğunu bir kalemde silmiş biri var mi?" diye sormuş. Arka sıralarda saf tutmuş, sümsük tipli biri parmağını kaldırıp, "Ben varım Hocam." demiş. Hoca eşeğini yitiren adama dönmüş, "Al bu adamı git, bundan büyük eşek olur mu? Yitirdiğin eşeğin free youtube download free youtube download


yerine kullanırsın" demiş.
Dostun yoksa... Eşekten farkın ne? Olumsuz düşünür Sokrates''''''''''''''''''''''''''''''''e öğrencileri sormuş: Dostluk nedir? Sokrates de onlara şu yanıtı vermiş; "Çocukluğumdan beri arzuladığım bir şey vardır. Kimi insan atları olsun ister, kimi insan köpekleri... Kimisi altını, kimisi de şanı şerefi; bense bir dostum olsun isterim..." İnsan biriktirmesi gereken yaratık, Şan şöhret biriktiriyor... Süper zenginse boğazda villa biriktiriyor. Tablo biriktiriyor. Repoda para kasalarda naftalin kokulu döviz, antika biriktiriyor. Gençse plak, kaset, biriktiriyor. Yorgun bir ihtiyarsa namaz niyaz biriktiriyor.
Bazıları antika eşya biriktiriyor; antika lambalar, cam şişeler, eski koltuklar, tespihler, tombaklar gibi. Alimse kitap biriktiriyor. Cahilse kin biriktiriyor... Dost biriktirmeyi içimizde kaç kişi deniyor? Cinnete düştük. Dost biriktirmeyi unuttuk.
İyi halt ettik.
SEVGİLİ DOSTLAR;
NAZİK OLMAK İÇİN BİR GÜLÜMSEME BEKLEMEYİN. SEVMEK İÇİN SEVİLMEYİ BEKLEMEYİN. BİR ARKADAŞIN DEĞERİNİ ANLAMAK İÇİN YALNIZ KALMAYI BEKLEMEYİN. ÇALIŞMAYA BAŞLAMAK İÇİN EN İYİ İŞİ BEKLEMEYİN ÖĞÜTLERİ HATIRLAMAK İÇİN DÜŞMEYİ BEKLEMEYİN.
DUA''''''''''''''''''''''''''''''''YA İNANMAK İÇİN ACILARI BEKLEMEYİN YARDIM EDEBİLMEK İÇİN ZAMANINIZIN OLMASINI BEKLEMEYİN
ÖZÜR DİLEMEK İÇİN DİĞERİNİN ACI ÇEKMESİNİ BEKLEMEYİN. NE DE BARIŞMAK İÇİN AYRILIĞI... ÇÜNKÜ NE KADAR ZAMANINIZ VAR BİLMİYORSUNUZ.....
ikizdereli66/31.03.200
BİR BİLENE SORMALI
Her şeyi sen bilecek değilsin ya muhakkak ki bir bilene sormalı. Daha önceki yazılarımızda belirtmiştik, herkesçe de ma’lüm olduğu üzere dünyada ki bütün insanlar bir arada toplu şekilde ve birbirlerine bile istisna muhtaç olarak yaşarlar. Değimlidir ki; Kimisi kasap kimisi manav, kimisi doktor kimi avukat, kimisi mühendis kimisi mimar, kimisi kalfa kimisi usta, kimisi hoca kimi öğrenci, kimisi yolcu kimisi hancı, kimi kaptan, kimi pilot, kimi makinist, kimi de şoför. Bana söyler misiniz bu ve bunlar gibi daha nice binlercesini sayamadığım ve saymaya kalkışsam değil bu yazı böyle binlerce yazı sazsam bitiremeyeceğim değişik iş ve meslek kollarından hangileri birbirlerine muhtaç değil? Açsın fırına gitme bakalım. Başın ağrıyor dışın ağrıyor doktora gitme bakalım. Cahilsin ABC bilmezsin elifi görsen mertek zannedersin hocaya gitme bakalım. Ev yapacaksın ustaya gitme bakalım. Mümkün mü yok hayır değil. Bugün kendilerini rahmetle yad ettiğimiz atalarımız, burada yine söylemeden geçmeyelim mevlâm sizlere gani gani rahmet eylesin. Bugün bile içerisi büyük anlamlarla dolu yolumuzu aydınlatan, ufkumuzu açan ve bize ışık tutan, yol gösteren ne büyük sözler söylemişler. “Komşu komşunun külüne muhtaçtır” hayır öyle değil diyebilir misiniz?
O halde mademki birbirimize muhtacız demek ki birbirimizden öğrenecek çok şeylerimiz vardır, olmalıdır da. Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır. Muhakkak birbirimizle istişare edeceğiz, ayıplarımızı kusurlarımızı araştırmadan eksiklerimizi tamamlayacağız. Sora sora Bağdat bulunur. Yeter ki bir bilene sor. Ehlini bul ve işi veya konuyu işi bilenden öğren. Öğrenme metotları, kaynak arama konusu başlı başına uzun bir mevzu olduğu için şu an o konuya girmeyeceğim. Yarım hoca dinden, yarım doktor candan eder

misali tam hoca ve tam doktoru bulacağız. Suyu derenin dibinden değil, üşenmeden, yorgunluk belirtisi göstermeden kaynağa, gözeye yanı suyun çıktığı yere ulaşacağız. Beşikten mezara kadar ilim öğrenmek erkek ve kadın herkese farzdır. Aman sende! Okuyup ta ne olacaksın , biz çok fakülte mezunları gördük deme. Cahil kalıp trilyoner olmaktansa, diplomalı simit satıcılığını yeğlerim. Simitçiyi küçümsediğimden değil örnek teşkil etmesi için söyledim. Müspet ilimler öğreneceğiz, doğru yerden ve doğru kaynaktan öğreneceğiz..
Bugünlük burada yazımı kesiyorum, sonra devam edeceğim.
ikizdereli66/01.04.2006























free youtube download























free youtube download








HEPBEKAR























free youtube download























free youtube download

Copyright © İKİZDERE'NİN EDEBİYAT PORTALI Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma: 2007-08-18 (1530 okunma)

[ Geri Dön ]
Content ©
footer
            1: PHP Nuke Super Code Box
     9 times
 2: Blok Module for PHPNuke
     18 times
 3: Forum Addon Pack
     10 times
 4: Random Foto Blok
     10 times
 5: Multy Searc Engines Module
     9 times
 6: Members Module TS v2.1
     12 times
 7: Automatic MP3 Player
     39 times
 8: CPG Gallery 1.3.1c
     56 times
 9: Block Clock Calendar 2.1
     53 times
 10: Theme Editor v6.0"
     55 times
save youtube video flv save youtube video flv how to save a google video how to save a google video download any song from youtube download any song from youtube save videos from youtube free save videos from youtube free save youtube video mp save youtube video mp save youtube free save youtube free downloading youtube audio downloading youtube audio xtube downloader xtube downloader youtube downloader mp3 youtube downloader mp3 download from youtube download from youtube cara download youtube cara download youtube download from youtube download from youtube download youtube mp3 download youtube mp3 youtube downloader gratis youtube downloader gratis
save youtube video flv save youtube video flv how to save a google video how to save a google video download any song from youtube download any song from youtube save videos from youtube free save videos from youtube free save youtube video mp save youtube video mp save youtube free save youtube free downloading youtube audio downloading youtube audio xtube downloader xtube downloader youtube downloader mp3 youtube downloader mp3 download from youtube download from youtube cara download youtube cara download youtube download from youtube download from youtube download youtube mp3 download youtube mp3 youtube downloader gratis youtube downloader gratis
save youtube video flv save youtube video flv how to save a google video how to save a google video download any song from youtube download any song from youtube save videos from youtube free save videos from youtube free save youtube video mp save youtube video mp save youtube free save youtube free downloading youtube audio downloading youtube audio xtube downloader xtube downloader youtube downloader mp3 youtube downloader mp3 download from youtube download from youtube cara download youtube cara download youtube download from youtube download from youtube download youtube mp3 download youtube mp3 youtube downloader gratis youtube downloader gratis

Sayfa Üretimi: 0.940 Saniye
            1: İKİZDERE-KARADENİZE AÇILAN PENCERE
     0 times
 2: İKİZDERE NİN EDEBİYAT PORTALI
     8 times
 3: WİKİPEDİA ÖZGÜR ANSIKLOPEDİ
     10 times