home forums downloads links Sign In
  

MODULLER
· Ana Sayfa
· ANA MENÜ
· ANKET
· DOSYALAR
· FORUM
· HABER GÖNDER
· HABER ARŞIVI
· HABER KONULARI
· HABER ÖNER
· RESİM GALERİSİ
· VİDEO İZLE
· İLETİŞİM
· ÜYE HESABINIZ
· ÜYELER
· ZİYARETÇİ DEFTERİ
· ÖZEL MESAJLAR


GÜNÜN HABERİ
Bugün için henüz önemli bir haber yok.


ANA MENÜ
· EDEBİYAT SAYFASI
· ANI
· BİYOGRAFİ
· DENEME
· ELEŞTİRİ
· GEZİ YAZISI
· HİKAYE
· MAKALE
· GİZLİ İLİMLER
· MEDYA-YORUM
· MASAL
· MEKTUP
· RÖPORTAJ
· ŞİİR
· TÜRKÜ-MANİ
· BEKARIN DÜNYASI
· TASAVVUF EDEBİYATI
· KÜLTÜR VE SANAT
· HAK DİN İSLAM
· TURİZM
· ATASÖZLERİ
· ÖZDEYİŞLER
· EDEBÎ ESERLER
· GÜZEL SÖZLER
· ANAYASA
· SAĞLIK
· TÜRK KLASİKLERİ
· BESLENME
· DUVAR YAZILARI
· SPOR
· NUTUK
· GENÇLİĞE HİTABE
· TAKVİM ÇEVİRME
· BİLGİSAYAR SÖZLÜĞÜ
· TÜRK BÜYÜKLERİ
· BURCUNUZ/FALINIZ
· ÖNEMLİ GÜNLER
· ÜNİVERSİTELERİMİZ
· KURAN TEFSİRİ
· RÜYA TABİRLERİ
· GENEL ANSİKLOPEDİ
· İSLAM İLMİHALI
· TBMM
· EDEBİYAT
· RİZENİN İLÇELERİ
· İKİZDERENİN KÖYLERİ
· SİYASI PARTİLER
· KARADENİZ SÖZLÜĞÜ
· ARAŞTIRMA-İNCELEME
· KRONOLOJİ
· DÜNYA DEVLETLERİ
· TÜRK *****HURİYETLERİ
· TÜRK DİLİ
· HAYVANLAR ALEMİ
· EFSANE
· BİLMECELER
· TEKERLEMELER
· BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
· ANS. EDEBİYAT SÖZLÜK
· ŞİİR VE ŞAİR
· DİVAN EDEBİYATI
· HALK EDEBİYATI
· ELEŞTİRMEN VE YAZARLAR
· EDEBİYAT ÖDÜLLERİ
· ÇİÇEKLERİN DİLİ
· ŞİFALI BİTKİLER
· PRATİK BİLGİLER
· SİTE HARITAMIZ
· GUİNNES REKORLARI
· TIBBI TERİMLER SÖZLÜĞÜ
· AYVALIK-İHLAMUR
· BAŞKÖY
· CEVİZLİK
· ÇAĞRANKAYA
· ÇAMLIK
· ÇATALTEPE
· ÇİFTEKÖPRÜ
· DEMİRKAPI
· DEREKÖY
· DİKTAŞ
· ESKİCE
· GÖLYAYLA
· GÜRDERE
· GÜVENKÖY
· İHLAMUR
· KAMA
· ILICA KÖYÜ
· KİRAZLI
· MEŞEKÖY
· ORTAKÖY
· RÜZGARLI
· SİVRİKAYA
· ŞİMŞİRLİ
· TOZKÖY
· TULUMPINAR
· YAĞCILAR
· YERELMA
· GÜNEYCE NAHİYESİ
· İKİZDERE İLÇEMİZ
· BALLIKÖY-ÇİÇEKLİ
· BAYIRKÖY
· YAĞCILAR KÖYÜ
· OSMANLICA PC SÖZLÜK
· MATEMATİK


ZİYARETÇİ DEFTERİ
1:Yeni Üy... (bekaraydin)
2:Mrb (bekar aydin)
3:BAŞLIK B... (selanikli)
4:SELAM ME... (Kemal yıldız"AZAK")
5:yakışir ... (METİN SANCAR)
6:Çebi Ho... (bekar aydin)
7:Selam (ikizdereli66)
8:nasılsın... (bekaraydin)
9:ANKARALI... (halukamca)
10:başarıla... (nevzat)

[ Tüm Mesajlar ]


GAZETELER


KÖŞE YAZARLARI
Mehmet ALTAN Mehmet ALTAN
Solcu musun, Kemalist mi?
Ahmet KEKEÇ Ahmet KEKEÇ
Kemal Bey aradı, dedi ki...
Mustafa KARAALİOĞLU Mustafa KARAALİOĞLU
Hayırcının kibri
Şamil TAYYAR Şamil TAYYAR
Olmadı sayın bakan
Ergun BABAHAN Ergun BABAHAN
Sezen’di, Sazan oldu şimdi de ‘kirlendi’
Mahir KAYNAK Mahir KAYNAK
Havuzlu villa
Ardan ZENTÜRK Ardan ZENTÜRK
TUZAK: İsrail’in “Kolombiyalı” dostu
Eser KARAKAŞ Eser KARAKAŞ
Yargıtay ve Dışişleri’nin anayasa ihlalleri
Ekrem DUMANLI Ekrem DUMANLI
HSYK zorla 'evet' dedirtecek
Ali BULAÇ Ali BULAÇ
Hutbe: Kaynaklar (1)
Mümtazer TÜRKÖNE Mümtazer TÜRKÖNE
Mankurtlar (V): Karaman Beyleri
Mustafa ÜNAL Mustafa ÜNAL
Şimdi ne olacak?
Şahin ALPAY Şahin ALPAY
ABD'nin İsrail ile göbek bağını kesme zamanı
Fikret ERTAN Fikret ERTAN
Rusya ve Ermenistan...
Hüseyin GÜLERCE Hüseyin GÜLERCE
HSYK panikledi
Bülent KORUCU Bülent KORUCU
CHP'nin müthiş gençleri(!)
Kürşat BUMİN Kürşat BUMİN
Dışişleri açıklamasının tarifi: 'Zeytinyağı gibi üste çıkmak'
Taha KIVANÇ Taha KIVANÇ
Fâili meçhullerin fâilleri ne kadar meçhul?
Bekir HAZAR Bekir HAZAR
Kasabamı arıyorum
Ali BAYRAMOĞLU Ali BAYRAMOĞLU
Lala Paşa Önder Sav'ı ne yapacağız peki?
Fehmi KORU Fehmi KORU
*****hurbaşkanı ile Bakü yolunda
İbrahim KARAGÜL İbrahim KARAGÜL
Karadeniz'de İsrail saldırısı ve S-300'ler
Tamer KORKMAZ Tamer KORKMAZ
YAŞ'ın Ardından
Sanlı SARIALİOĞLU Sanlı SARIALİOĞLU
Guti'den sevgilerle


SPOR YAZARLARI
Turgay ŞEREN Turgay ŞEREN
G.Saray'da ne defans, ne de orta saha var
Ziya ŞENGÜL Ziya ŞENGÜL
Ceyhun ve Sivasspor
Gürcan BİLGİÇ Gürcan BİLGİÇ
Robben fark yaratıyor
Attila GÖKÇE Attila GÖKÇE
Yaşasın Gurbet Kupası
Ahmet ÇAKIR Ahmet ÇAKIR
Beklenen perişanlık
Ali GÜLTİKEN Ali GÜLTİKEN
Şampiyonluk yolunda olur böyle maçlar
Ali Sami ALKIŞ Ali Sami ALKIŞ
Haftanın golü, Sercan’ın golü
Güven TANER Güven TANER
Rüzgar dindi


RESMİ KURUMLAR
 
  
                


FELSEFE SÖZLÜĞÜ

 Agnostisizm

 Alienation

 Ampirizm

 Analitik

 Anarşizm

  Anlambilim

 Antropomorfizm

 Arkhe

 Ateizm

 Belit

 Budizm

 Bilgicilik(Sofizm)

 Deizm

 Determinizm

 Dialektik

 Dogmatizm

 Duyumculuk

 Düalizm

 Endeterminizm

 Endividüalizm

 Enstrümantalizm

 Entellektüalizm

 Entüisyonizm

 Epistemoloji

 Erekbilim

 Estetik

 Fenomenoloji

Gnostikler

 Hedonizm

 İdealizm

 Konseptualizm

 Kritisizm

 Manişeizm

 Materyalizm

 Mekanizm

 Metafizik

 Monotheizm

 Nihilizm

 Nominalizm

 Ontoloji

 Öznel İdealizm

 Paradoks

 Panteizm   Pozitivizm

 Pragmatizm

 Rasyonalizm

 Realizm

 Rölativizm

 Septisizm



EDEBî SÖZLÜK-TERİMLER
Edebi destan Edebi dil Edebi Sanatlar Edebi teknik Edebi terimler Edebi türler Edebi ve sanatsal eserlerin ko Edebi ve sanatsal eserlerin ko Edebiyat nedir Edebiyat-Koop Edeköy, Zile Edeköyü Eden Ahbez


YARARLI LİNKLER

Gerekli Siteler

Hukuk Siteleri



100 TEMEL ESER
TÜRK EDEBİYATI

1. M. Kemal Atatürk - Nutuk
2. Kutadgu Bilig''den Seçmeler
3. Dede Korkut Hikayeleri
4. Yunus Emre Divanı''ndan Seçmeler
5. Mevlana-Mesnevi''den Seçmeler
6. Nasreddin Hoca Fıkralarından Seçmeler
7. Divan Şiirinden Seçmeler
8. Halk Şiirinden Seçmeler
9. Evliya Çelebi - Seyahatnamesi''nden Seçmeler
10. Kerem ile Aslı
11. Samipaşazade Sezai - Sergüzeşt
12. Halit Ziya Uşaklıgil - Mai ve Siyah
13. Hüseyin Rahmi Gürpınar - Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç
14. Ahmet Rasim - Şehir Mektupları
15. Ahmet Hikmet Müftüoğlu - Çağlayanlar
16. Ömer Seyfettin - Hikayelerden Seçmeler
17. Mehmet Akif Ersoy - Safahat
18. Ahmet Haşim - Bize Göre
19. Yahya Kemal Beyatlı - Eğil Dağlar
20. Yahya Kemal Beyatlı - Kendi Gök Kubbemiz
21.Abdulhak Şinasi Hisar - Boğaziçi Mektupları
22. Ruşen Eşref Ünaydın - Diyorlar ki
23. Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Kiralık Konak
24. Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Yaban
25. Refik Halit Karay - Memleket Hikayeleri
26. Refik Halit Karay - Gurbet Hikayeleri
27. Halide Edib Adıvar - Sinekli Bakkal
28. Halide Edib Adıvar - Mor Salkımlı Ev
29. Reşat Nuri Güntekin - Anadolu Notları
30. Reşat Nuri Güntekin -Çalıkuşu
31. Falih Rıfkı Atay - Çankaya
32. Falih Rıfkı Atay- Zeytindağı
33. Faruk Nafız Çamlıbel - Han Duvarı
34. Nazım Hikmet - Memleketimden İnsan Manzaraları
35. Şevket Süreyya Aydemir - Suyu Arayan Adam
36. Memduh Şevket Esendal - Ayaşlı ile Kiracıları
37. Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
38. Peyami Safa - Fatih - Harbiye
39. Nihad Sami Banarlı - Türkçe''nin Sırları
40. Ahmet Hamdi Tanpınar - Beş Şehir
41. Ahmet Hamdi Tanpınar - Sahnenin Dışındakiler
42. Samiha Ayverdi - İbrahim Efendi Konağı
43. Necip Fazıl Kısakürek - Çile
44. Sabahattin Ali - Kuyucaklı Yusuf
45. Ahmet Kutsi Tecer - Şiirler
46. Ahmet Muhip Dıranas - Şiirler
47. Aşık Veysel - Dostlar Beni Hatırlasın
48. Orhan Veli - Bütün Şiirleri
49. Cahit Sıtkı Tarancı -Otuz beş Yaş (Bütün Şirleri)
50. Kemal Tahir - Esir Şehrin İnsanları
51. Orhan Kemal - Eskicinin Oğulları
52. Sait Faik Abasıyanık - Kayıp Aranıyor
53. Sait Faik Abasıyanık - Hikayelerinden Seçmeler
54. Halikarnas Balıkçısı - Aganta Burina Burinata
55. Kemal Bilbaşar - Cemo
56. Samim Kocagöz - Kalpaklılar
57. Tarık Buğra - Küçük Ağa
58. Necati *****alı - Tütün Zamanı
59. Rıfat Ilgaz - Karartma Geceleri
60. Orhan Hançerlioğlu - 7. Gün
61. Fakir Baykurt - Kaplumbağalar
62. Faik Baysal - Drina''da Son Gün
63. Abbas Sayar - Yılkı Atı
64. Haldun Taner - Hikayelerinden Seçmeler
65. Oğuz Atay - Bir Bilim Adamının Romanı
66. Aziz Nesin - Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
67. Sabahattin Kudret Aksal - Gazoz Ağacı
68. Yusuf Atılgan - Anayurt Oteli
69. Cemil Meriç - -Bu Ülke
70. Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil - Gençlerle Başbaşa
71. Naki Tezel - Türk Masalları
72. Salah Birsel - Boğaziçi Şıngır Mıngır
73. Bahattin Özkişi - Sokakta

DÜNYA EDEBİYATI

74. Beydeba - Kelile ve Dimne
75. Eflatun - Devlet
76. Platon - Sokrates''ın Savunması
77. Sadi - Gülistan
78. Cervantes - Don Kişot
79. Balzac - Vadideki Zambak
80. Viktor Hugo - Sefiller
81. Goethe - Faust
82. Daniel Daefo - Robinson Crusoe
83. Dostoyevski - Suç ve Ceza
84. Gogol - Ölü Canlar
85. Turgenyev - Babalar ve Oğullar
86. Tolstoy - Savaş ve Barış
87. Gustav Flaubert - Madam Bovary
88. Charles Dickens - İki Şehrin Hikayesi
89. Knut Hamsun - Açlık
90. Jack London - Beyaz Diş
91. Rabindranath Tagore - Gora
92. Ernest Hemingway - Çanlar Kimin İçin Çalıyor
93. William Faulkner - Ses ve Öfke
94. İvo Andriç - Drina Köprüsü
95. Panait İstrati - Akdeniz
96. John Steinbeck - Fareler ve İnsanlar
97. M Selimoviç - Derviş ve Ölüm
98. Cengiz Dağcı - Onlar da İnsandı
99. Cengiz Aytmatov - Beyaz Gemi
100. Cengiz Aytmatov - Gün Olur Asra Bedel (Gün Uzar Yüzyıl Olur)



EMEKLİ SANDIĞI
                           
 
 

Emekli Aylık Bilgilerini Görme

 
 

Aylıktan Yapılan Kesintiler

 
 

Bir Aylık Maaş Tercihi

 
 

Banka Şube Değişikliği

 
 

Adres Değişikliği

 
 

Yıllık-Aylık Maaş Bildirimi

 
 

Sağlık Kuruluşlarını Görme

 
 

İlaç Kullanım Süresini Görme

 
 

İlaç Katılım Payını Görme

 
 

Sağlık Ödemeleri Görme

 
 

Sağlık - Diş  Bilgisi Görme

 
 

Emekli Sicil No Tespiti

 

Emekli Sicil No Başvurusu

 

Emeklilik Yaşı Hesabı

 

Hizmet Hesaplama

 

Evrak Takibi

 
 

Emekli Aylığı ve İkramiye Hesaplama

 

Hizmet Borçlanmasını Görme

 

Fiili Hizmet Süresi Zammı Görme

 

Askerlik Borçlanması

 

İsteğe Bağlı İştirakçilik ve Geç.192 m.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Önemli Web Siteleri

  
     
 
 
 


TÜRKİYE EKONOMİSİ

Türkiye Ekonomisi

5 Nisan Kararları
Milli Korunma Kanunu
İMKB kote İşlemi
İMKB Pazarları
Sermaye Piyasası Kurulu(SPK)
19 Şubat Krizi
1923-1980 Türkiye Ekonomisi 
1980-1982 Türkiye Ekonomisi 
1983-1987 Türkiye Ekonomisi 
1987-1993 Türkiye Ekonomisi 
Varlık Vergisi 

 
 
 
 
 

 



 

  


@- DEVLET
Online E-Devlet Hizmetleri

TC Kimlik No

Vergi Kimlik No

SSK Hizmet Dökümü

İnternet Vergi Dairesi

Motorlu Taşıtlar Vergisi

Telefon Rehberi

ÖSYM Sınav Sonuçları

ÖSYM Sınav Sonuçları

ÖSS Sonuçları

KPSS Sonuçları

KPDS Sonuçları

LES Sonuçları

TUS Sonuçları

ÜDS Sonuçları

ALS Sonuçları

DGS Sonuçları

Diğer Sınav Sonuçları

ÖSYM Sınav Takvimi

E-Devlet Linkleri:

Devletim.com

Online Hizmetler

Milli Eğitim Bakanlığı

Üniversiteler

Sağlık Bakanlığı

Emeklilik Hizmetleri

Hukuk ve Adalet

Emniyet Hizmetleri

Ekonomik ve Mali İşler

İş ve Eleman Arama

Genel Devlet Kurumları

Bakanlıklar

Valilikler

Belediyeler

Kaymakamlıklar

Siyasi Partiler

Silahlı Kuvvetler

Sivil Toplum

Engelli Sayfaları

Elçilik - Konsolosluklar

Avrupa Birliği

K.K.T.C.

Turizm

Tatil ve Gezi Rehberi

Deprem Linkleri

Haber Kaynakları
>


ENİYİ 100

1- Savaş ve Barış / Lev Tolstoy
2- 1984 / George Orwell
3- Ulysses / James Joyce
4- Lolita / Vladimir Nabokov
5- Ses ve Öfke / William Faulkner
6- Görülmeyen Adam / Ralph Ellison
7- Deniz Feneri / Virginia Woolf
8- İlyada ve Odysseia / Homeros
9- Gurur ve Önyargı / Jane Austen
10- İlahi Komedya / Dante Alighieri
11- Canterbury Hikâyeleri / Geoffrey Chaucer
12- Gulliver’in Gezileri / Jonathan Swift
13- Middlemarch / George Eliot
14- Ruhum Yeniden Doğacak / Chinua Achebe
15- Çavdar Tarlasında Çocuklar (Gönülçelen) / J. D. Salinger
16- Rüzgâr Gibi Geçti / Margaret Mitchell
17- Yüzyıllık Yalnızlık / Gabriel Garcia Marquez
18- Muhteşem Gatsby / F. Scott Fitzgerald
19- Madde 22 / Joseph Heller
20- Sevgili / Toni Morrison
21- Gazap Üzümleri / John Steinbeck
22- Geceyarısı Çocukları / Salman Rüşdi
23- Cesur Yeni Dünya / Aldous Huxley
24- Mrs. Dalloway / Virginia Woolf
25- Native Son / Richard Wright
26- Amerika’da Demokrasi / Alexis de Tocqueville
27- Türlerin Kökeni / Charles Darwin
28- Herodot Tarihi / Heredot
29- Toplum Sözleşmesi / Jean-Jacques Rousseau
30- Kapital / Karl Marx
31- Prens / Niccolo Machiavelli
32- İtiraflar / St. Augustine
33- Leviathan / Thomas Hobbes
34- Pelopponnes Savaşlarının Tarihi / Tukididis
35- Yüzüklerin Efendisi / J. R. R. Tolkien
36- Winnie the Pooh / A.A Milne
37- Aslan, Cadı ve Dolap / C.S Lewis
38- Hindistan’a Bir Geçit / E. M. Forster
39- Yolda / Jack Kerouac
40- Bülbülü Öldürmek / Harper Lee
41- İncil
42- Otomatik Portakal / Anthony Burgess
43- Ağustos Işığı / William Faulkner
44- Siyah İnsanların Ruhları / W. E. B. Du Bois
45- Engin Sargasso Denizi / Jean Rhys
46- Madam Bovary / Gustave Flaubert
47- Kayıp Cennet / John Milton
48- Anna Karennina / Leo Tolstoy
49- Hamlet / William Shakespeare
50- Kral Lear / William Shakespeare
51- Othello/ William Shakespeare
52- Soneler / William Shakespeare
53- Çimen Yaprakları / Walt Whitman
54- Huckleberry Finn’in Maceraları / Mark Twain
55- Kim / Rudyard Kipling
56- Frankenstein / Mary Shelley
57- Süleyman’ın Şarkısı / Toni Morrison
58- Guguk Kuşu / Ken Kesey
59- Çanlar Kimin İçin Çalıyor? / Ernest Hemingway
60- Mezbaha 5 / Kurt Vonnegut
61- Hayvan Çiftliği / George Orwell
62- Sineklerin Tanrısı / William Golding
63- Soğukkanlılıkla / Truman Capote
64- Altın Defter / Doris Lessing
65- Kayıp Zamanın İzinde / Marcel Proust
66- Büyük Uyku / Raymond Chandler
67- Döşeğimde Ölürken / William Faulkner
68- Güneş de Doğar / Ernest Hemingway
69- Ben, Claudius / Robert Graves
70- Yalnız Bir Avcıdır Yürek / Carson McCullers
71- Oğullar ve Sevgililer / D. H. Lawrence
72- Kralın Adamları / Robert Penn Warren
73- Git Onu Dağda Anlat / James Baldwin
74- Charlotte’un Sevgi Ağı / E.B. White
75- Karanlığın Yüreği / Joseph Conrad
76- Gece / Elie Wiesel
77- Tavşan Kaç / John Updike
78- Masumiyet Çağı / Edith Wharton
79- Portnoy’un Feryadı / Philip Roth
80- Bir Amerikan Trajedisi / Theodore Dreiser
81- The Day of the Locust / Nathanael West
82- Yengeç Dönencesi / Henry Miller
83- Malta Şahini / Dashiell Hammett
84- Kuzey Işıkları Üçlemesi / Philip Pullman
85- Death Comes for the Archbishop / Willa Cather
86- Düşlerin Yorumu / Sigmund Freud
87- Henry Adams’ın Eğitimi / Henry Adams
88- Mao’dan Sözler / Mao Zedong
89- Dinsel Deneyim Çeşitleri / William James
90- Brideshead Revisited / Evelyn Waugh
91- Sessiz Bahar / Rachel Carson
92- İstihdam, Kazanç ve Para Genel Teorisi

/ John Maynard Keynes
93- Lord Jim / Joseph Conrad
94- Goodbye to All That / Robert Graves
95- The Affluent Society / John Kenneth Galbraith
96- Söğüt Ağaçlarındaki Rüzgâr / Kenneth Grahame
97- Malcolm X’in Otobiy. / Alex Haley ve Malcolm X
98- Eminent Victorians / Lytton Strachey
99- Renklerden Mor / Alice Walker
100- İkinci Dünya Savaşı / Winston Churchill



ONLİNE İŞLERİNİZ

Zoho Mail

Web-based Email Service



Zoho Calendar

Online Calendar Application



Zoho Writer

Online Word Processor



Zoho Sheet

Spreadsheets. Online



Zoho Show

Online Presentation Tool



Zoho Docs 1 GB space Free

Online Do*****ent Management



Zoho Notebook

Online Note Taker



Zoho Wiki

Online Collaboration Wiki Site



Zoho Share

Centralized Public Repository




Zoho Planner

Online Organizer



Zoho Chat

Make Group Decisions Faster


    


Zoho CRM 3 Users Free



On-Demand CRM Solution







Zoho Projects 1 Project Free



Project Management Software




 



Zoho Creator 2 Users Free



Database Software & Online

Forms




 



Zoho Business 3 Users Free



Email Hosting & Office Suite







Zoho Invoice 5 Invoices Free



Online Invoicing. Quick and

Easy







Zoho Assist



On-Demand Remote Support







Zoho Reports



Online Reporting & BI Service







Zoho Meeting One on One Free



Web Conferencing, Online

Meeting







Zoho Recruit



Applicant Tracking System





 



Zoho Discussions 2 Forums Free



Online Forums Software




 



Zoho People 10 Users Free



Online HRIS




 



Zoho Marketplace



Apps for Small Businesses





KÜLTÜR VE SANAT





MAYİSİN 7''Sİ
Herkes öyle zanneder veya düşünür, hani, işte Karadeniz''de sadece kemence, tulum vb. çalgı aletleri var, bol bol çalıp oynarlar diye. Şayet bizim sitemizi takip edip okuyanlar varsa, bilirler; hiç de öyle sandığınız gibi değildir.
Rize''nin İkizdere ilçesine bağlı Ilıca Köyü''nde, yerin yaklaşık 100m altında ve 100C kaynayan bir ılıca suyu vardır. Bu suyun bulunduğu yerde de 30 yıl önce yapılmış bir otel, bakkal vardı. Bizim köyümüz olan bu köy(eski adı Vane) eskiden çok kalabalıktı. Köyümüze yakın olan Tron Vadisi''nde insanlar odun ve tomruk kesip satar ve geçimini sağlarlardı.
Yukarıda bahsini ettiğimiz bu su, içmekte değilde banyo yapmakta kullanılması daha doğrudur. İşte bu suya, Rumi Takvime göre, Mayıs ayinin 7-17 ve 27. günlerinde gelip yıkanmak, banyo yapmak uğurlu ve şanslı sayılırdı. Hatta, o günlerde şifa verdiğine inanılırdı. Her yıl mayıs ayının bu günleri geldiğinde köyde, ılıcanın bulunduğu yerdeki bakkalın önünde büyük bir kalabalık olurdu. Kadın ve erkekler için ayrı ayrı yapılan o hamamın önünde millet sıraya girer, sırası ile hamama girer banyosunu yapar çıkardı.
Dışarıda millet toplanır, evinden getirdiği veya oradaki bakkaldan aldığı yemekleri iştahla yerlerdi. Yalnız, şunu söylemek gerekir ki. Buraya toplanan insanlar, sadece bu köyün değil, tüm İkizdere''ye bağlı köyler hatta diğer il ve ilçelerden gelenlerde olurdu. Yanı, sadece bu köye mahsus bir etkinlik değildi; herkes gelmekte serbestti. Bir yandan yemekler yenip sohbetler yapılırken diğer yandan da sazlı, kemençeli, tulumlu horonlar oynanır, türküler söylenirdi. O zamanlar orada Mustafa diye bir adam vardı. Mızıka elinde gezer,o gün herkes ona sigara alır, para verir, elbise getirirdi. Horon oynamayı çok severdi. Adamlar, onu eline alır saatlerce horon oynardı.
Artık köyde geçim diye bir şey kalmadı. İnsanlar büyük şehirlere göç ettiler. O ana-baba gününe dönen bakkal şimdi harabe halde, tabii hamamda öyle. Oradan her geçen kişi:” Ah eski günler aaah!.. Eskiden, mayıs ayında burada toplanır ve eğlenirdik.” diyorlar.
Editoraydın/27.10.2009

KARADENİZDE EL SANATLARI
Yurdumuzun hemen her ili,ilçesi,köyü vb. çeşitli sanat ve
kültürüyle meşhurdur. Antep’in baklavası, Maraş’ın dondurması,
Urfa’nın kebabi gibi. Bizim Karadeniz’de el sanatları diğer illere
Temelde benzemekle beraber, bazı ufak noktalarda ayrışırlar. Örnek:
El ile dokunan elbezi, şal,çorap, eldiven,fes,kazak, patik vb.
Bölgemizde, küçük baş hayvan hemen hemen yok denecek ka-
dar azdır. Yün dediğimiz kışlık giyecekler için, koyun,keçi vb. hayvan-
lardan elde edilen bu malzeme ile kışlık kazak,çorap,fes ve eldiven gibi
giyecekler örülür. Örme işini bizde genelde kadın ve kızlar yapar. Yün
olmayınca yada bulamayınca onun yerine, konfeksiyonlardan alınan orlon
türü iplikle örülür. Kazak, fanila, kaşkul gibi gereçler 30-40 cm boyunda
metal çubuklardan yapılan ve adına şiş yada Cağ denen çubuklarla örülür.
Bizim bu yörede Cimil yöresinde yapılan “Cimil çorabı” meşhurdur.
Karadeniz’de, özellikle İkizdere yöresinde olmak üzere, köylerde
açılan “Dikiş-Nakiş,Biçki-Dikiş, Makrome Çiçek ve eskiden açılan halı
kursları, Halk Eğitim Müdürlüğü bünyesinde yapılırdı. Şimdi hem köylerimiz
nüfus bakımından azaldı hem de halkımız, el ile örmek yerine mağazalardan
hazır olanını seçiyor. Artık eskinin tadı değil de adı kaldı dersek doğrudur.

El Sanatlarımızdan Bazıları:
1-Çorap
2-Eldiven
3-Patik (Çocuk çorabı)
4-Kaşkul
5-Kazak
6-Fes
7-Fanila
8-Şal
9-Paspas
10-Elbezi
11.Sabunluk
12-Yelek
………………
Sadece bölgemizde değil tüm yurtta bu sanatların devam etmesi gerekir.
Devlet, bu çalışmaları maddi, manevi desteklemeli diye düşünüyorum.
Hepbekar/20.12.2008





EĞLENCE VEYA VAKİT ÖLDÜRME
İnsan, boş bırakılmaya veya boş kalmaya hiç elverişli değildir. Biz bunu: “Kızı boş bırakırsan, ya davulcuya kaçar yada zurnacıya.” cümlesiyle özdeşleştirebiliriz. “ İş yok ki ne yapayım;olsa tabii ki çalışırdım…” cümleleri, vakit öldürmeye alışmış insanlarımızın boş ve kaytarma cümlelerinden sadece bir kaç tanesidir. Bir yerleşim yeri, köy,kasaba vb. yerlerde, kahve sayısı ne kadar çoksa o kadar da işsiz,tembel insan var demektir. Bunu, bir tarafın işsiz kalmasıyla kaybedilen ekonomik gücün karşısında, diğer taraftan da artan kahvehane sayısıyla canlanan ekonomi diyelim gitsin.
Bizim Karadeniz bölgesinde özellikle kendi ilçemizde gurbete çıkma olayları çoktur. Son 30 yıl içinde, yurtdışına çıkışlarda artış göstermektedir. Bu ülkeler genellikle Arap ülkeleri ve İsrail’dir. Gidenlerin çoğunun inşaat işçisi olduğu biliniyor. Yurt içinde ise başta İstanbul olmak üzere Bursa, Kocaeli,Gebze,İzmir, Samsun,Kastamonu vb. Aslında, nereye giderse gitsin, hangi işi yaparsa yapsın dönüp dolaşıp yine üç beş ay sonra köyüne, evine dönecektir. Öylede oluyor ya.
Yılın yarısından çoğu evlerinde işsiz oturmayla geçer.Kazanılan üç beş kuruşta üç beş ayda biter. Ondan sonra sabah erkenden şehre gelir, sabahtan akşama kadar kahvede otururlar, akşamda yaya veya minibüsle köye gider, ertesi sabah yine aynı şekilde bu iş devam eder. Bilmeyenler, bu insanları bir işe gittiklerini zannederler fakat sabahtan akşama kadar kahvede oyun masalarında vakit öldürürler. Aslında onlar kahvede çalışıyorlar(!). Aslında hemen her gün kahveye gelip-giden bu insanlar ellerine aldıkları gazetelerin spor sayfalarına bakarlar. Hakem, kimin hakkını yedi? Kime haksız penaltı verdi? Benim takımın puanı ve listedeki yeri ne?... Hele hele, kahvede galip gelen veya yenilen adamın savurduğu galiz küfürlere kahvenin duvarları bile isyan eder. Seyredilen bit TV filminde erotik sahne varsa, aktörlerden biri argo bir cümle savuruyorsa, değmeyin keyiflerine. Hemen her kahvede bir kitaplık vardır ama kimsenin, eline alıp ta bir sayfa okuduğu yoktur. Bazen ilçeye gelen tiyatro oyunlarına azda olsa birkaç kişi gelir, her neyse. Birde seçim zamanlarında, özellikle yakından görmek sevdasıyla miting alanına koşarlar. Gelene ağam, gidene paşam pek demezler ama çok da kararlı oldukları söylenemez. Bu gençleri kahve köşelerinden koparacak , Talip Kahraman Stadyumu ‘ndan başka bir meşgalede yok. İş sahası zaten yok. Orada da oynayan öğrenci, öğretmen veya polisler.
Eskiden düğünler olurdu. Şen-şakrak, herkes oyun oynar, karşılıklı atışmalar olurdu. Şimdi onlar kalmadı, bitti. Yaz aylarında yapılan yayla şenlikleri de henüz kendini göstermeye başladı.
Peki, kadın veya kızlarda durum ne? Onlar nasıl vakit geçiriyorlar? Oooooooooooooo!... Onları hiç sormayın.En güzel vakit geçirende onlardır(!) Her sabah, erkenden kalkarlar. Kahvaltısını yapar. Az bir şey yer, içer ip ve orak eline, sepeti sırtında, ahırdaki inekleri, buzağıları da peşinde, hemen ormana veya çayıra giderler. Sabahtan akşama kadar çalışıp,çırpınıp dururlar. Bu çalışma yaz,kış devam eder. Akşam eve geldiklerinde bazen yemek bile yemeden yorgan döşek yatar, ertesi sabah yine rutin mücadele başlar ve ölene kadar devam eder. Bizim Karadeniz’de kadın-kız çalışır, erkeklerde kahvelerde sabahtan akşama kadar vakit öldürürler. Ormandan odunu,çayırdan otu, otlaktan hayvanları otlatanda kadınlardır. Bazıları biraz daha insaflıdır ama bu kaideleri bozmaz.
BEKARAYDIN/27.06.2008/İst.
.


KARADENİZDE YEMEK KÜLTÜRÜ
Karadeniz’i anlatmadan önce, yurdumuzun genel yemek
anlayışını ve sanatından bahsetmek yerinde olacaktır. Gerçektende
yurdumuzun mutfak menüsü çok zengindir. Bazı entel çevreler, Türk
mutfağı yerine Çin Mutfağı, İtalyan Mutfağı…vb. seçerler fakat bun-
lar bir istisnadır. Türk mutfağının şöhreti dünyaca bilinir,
İsterseniz, kısa kısa örnekler verelim: Hemen her ilde kebap
yapılır ama Adana, Urfa kebabının yeri daha başkadır. Tatlıları diye-
cek olursak Antep baklavasının şöhretine kimse ortak olamaz. Herkes
dondurma yapar ama Maraş dondurmasının yerini alması mümkün de-
ğildir. Bu örnekleri sayarken, çiğ köfteyi saymadan geçemeyiz.
Karadeniz’in, özellikle Rize’nin ikliminden mi yoksa suyundan mı-
dır bilinmez ama yemeklerinde bambaşka bir tad ve lezzet vardır. Tabii
sularının kireçsiz olması, yumuşak ikliminden gelen bir olgudur sanki. Yö-
remizde binlerce çeşit yemek yapılabilir, yapılıyor dersek, birileri çıkıp ta,
“Hadı canım sende olmaz o kadar çeşit.” diyenlerimiz çıkabilir. Şimdi, ben,
size hamsıdan buğulama,tava,kızartma,pilav, ekmek, ekşili… sayayım mı da-
ha? Karadeniz’in köylerinde, ninelerimizin, teyzelerimizin yaptığı yemekleri
saysam, ne sayfalar yeter, ne de zaman. Kara lahananın çorbası, haşlaması, dol-
ması, turşusu kara lahanayı, kebaba tercih eden birini görürseniz, sakın bu a-
dam delirmiştir demeyin. Gelin Karadeniz’e, yiyin, ondan sonra karar verirsiniz.
Süt ve süt türevlerinden elde edilen çökelek, peynir, kaymak, tereyağ, yoğurt
ve peynirli, kaymaklı hoşmeri, muhlama, kuş muhlaması, sadece yöre halkının de-
ğil, yöremize gelen misafirler tarafından da beğenilmektedir. Taze fasulyeden elde
edilen konserve, turşu, tavalisini yiyip te, tadını unutan yoktur.
Karadeniz’de yayla veya yaylacılık bir sevdadır, bir tutkudur. Yaylaların en
meşhur yemekleri süt ve sütten elde edilen yiyeceklerdir. Yaylada, taze tereyağını
bal ile karıştırıp yiyenler ve özellikle pileki denen ateş tuğlası toprağından yapılmış
ekmek pişirme aracının sırtını ateşte kızdırarak, ona yapıştırılan pidelerin pişirilerek
birlikte yenmesi, bölge halkının tiryakiliğidir. Meyvelerin yazdan kurutularak hoşaf
veya suda bekletilmesi ve kışın meyve ihtiyacını bu şekilde karşılaması da vardır.
Karadeniz bölgesinde, Özellikle Rize’de Lazca konuşmada olduğu için, yapı-
lan yemeklerin isimlerinde biraz değişiklik, ilçelerin birbirlerinden çok uzak olmasından
dolayı da, yemek çeşitlerinde değişiklik olacaktır.
Son olarak, İkizdere’mizde üretilip, dünyaca meşhur Anzer Balı’ nı sanırım duy-
mayan kalmamıştır.
EZELDENBEKAR/26.02.2008




ALATA KOLETİSİ
Eminim ki, bir çoğunuz bilmiyor, adını duymamış,
hatta Türkçe değildir, yabancı bir ülkenin dilindedir, diyenleri-
niz çıkacaktır.Haklısınız, tam Türkçe değildir. Zaten dilimizdeki kelimelerin çoğu yabancı dillerden gelmemiş mi?
Bundan yaklaşık 30 yıl önce, adını söylemeyeceğim bir bayan, yaylada, bana bir parça ekmek verdi, yemek için. Bu bildiğiniz fırında veya evlerdeki kuzinede pişen ekmek değil. Kalınlığı yaklaşık 2-4 cm ve daire şeklindedir.Soba üzerinde, pişirilir. Genelde insanlarımız, acele bir işleri olduğu zaman bu şekilde hamuru yoğurup kuzine veya soba üzerinde pişirirler. Buna, bizim Karadeniz de “Koleti” veya “Kolofi” derler. Pide diyende vardır belki ama Karadeniz deyimiyle adı Kolofidir. Bu bayanın bana verdiği kolofinin çok değişik bir tadı vardı. Bir kere tuzdan adeta zehir gibiydi. Sanki bütün evlerin tuzunu bu kolofiye doldurmuşlardı. Bir kere, kenarından ısırdıktan sonra hemen yere atmaya kalktım. O bayan bana kızdı: “Ne yapıyorsun, ekmek yere atılır mı?” dedi. Bende çok tuzlu olduğunu söyledim. Güldü.” Tabii ki tuzlu olacak;içinde yedi evin tuzu var.” dedi. Ben meraklı gözlerle ona bakarken, anlatmaya başladı:” Bak dedi Aydın, buna ‘Alata Kolofisi’ derler. Yedi nikahlı kadının evinden un, yedi nikahlı kadının evinden tuz ve yedi çeşmeden de su alınarak, bunlar yoğrulur ve bu kolofi yapılır. Bu kolofiden yersen, gece rüyanda seni seveni görürsün.” dedi. O günden sonra, aşk rüyaları adı geçse, aklıma hep bu Alata Kolofisi gelir. Hiç denemedim. İsterseniz, siz deneyebilirsiniz. Karadeniz kültürünü anlatmada, bizimde bir katkımız olsun diye kaleme aldım. Yoksa, o tuzlu ekmeği yemeye hiç niyetim yok.
ASİNKET/26.09.2007



HALK OYUNLARI VE MÜZİK ARAÇLARI
A-Halk Oyunları
1-İki ayak atlama
Tek başına oynanabildiği gibi, ikili,üçlü yada
daha çok kişi ile de oynanabilir. Karadeniz yöresinin
en kolay oynanan oyunudur. Genelde düğünlerde, kızlı
erkekli guruplar halinde oynanır. En çok kemençe eşliğinde oynanan bir oyundur.Atma türküler eşliğinde oynanır.
2-Üç ayak atlama: Bu oyun, yukarıda anlatılan oyuna benzer. Ancak biraz daha ustalık isteyen bir oyundur. Bu oyunda kemençe eşliğinde oynanır.
3-Titreme: İnsanı oynarken titreten yada terleten bir oyundur.. Tekli, ikili veya guruplar halinde oynanır. Oyuncular, çember halinde olabildiği gibi, çizgi halinde de olabilirler. Diğer oyunlarda oyuncular hızlı hareketlerle dönerken, bu oyunda daha yavaş dönerler.
4-Hemşin Horonu: Bu horon, genelde Rize’nin Hemşin ilçesinde yaygın olduğu yada o yöreden yayıldığı için bu adı almıştır. Bu oyunda önce yavaşça ileri-geri ayaklar üzerinde sıçrama ile başlar, daha sonra, bir sağa bir sola giderek horon devam eder. Sonunda, bir de “Düşme” yapılır. Eller birbirinden ayrılarak, bir öne, birde arkaya dönerek alkış yapılır.Eller tekrar bağlanır ve yine bir sağa, bir sola giderek oyun devam eder.
5-Sıhsaray: Ustaların oyunudur. Genelde bu oyunu, çok iyi bilen, orta yaş yada üstündeki erkekler tarafından oynanır. Oyunun en hareketli yerinde, sağ ayak ilerde, topukla yere iki defa vurulur, geri çekilir, tekrar aynı hareket yapılarak oyun devam eder. Diğer oyunlarda 10-15 kişi oynarken görürsünüz fakat bu oyunda, o sayının yarısını bile bulmak zordur. Bu oyunu bile çok azdır. Gençlerden bu oyunu bilen ve oynayan hiç yoktur dersem her halde yanlış olmaz.
6- Köçek: Oryantallerin yaptığı gibi göbek atmaya benzer. İçinde davranış ve figürlerden dolayı çok günah olduğuna inanılır ve kimse bu oyunu oynamak istemez.
7-Sallama: El, kol ve akyaların en hareketli olduğu bir oyundur. Orta yaş ve daha çok bu yaşın üstündekiler tarafından çok seyrek oynanır.
B-Müzik Aletleri:
1-Kemençe: Yaklaşık, 40-50 cm uzunluğunda, normalde balığa benzeyen bir şekilde içi boş olup, üç tane teli ve bu telleri gerektiğinde sıkıp gevşetmeye yarayan küçük çubuklar vardır. Sesin çıkması için, sayta denen bir yayın bu tellere sürtülmesi gerekir. Bir elle, sağa ve sola sürtünen yay ve diğer eliyle de parmaklarıyla o çıkan sese nota yada Karadenizlinin deyimiyle “hava veya ahenk” verilir. Karadeniz düğünlerinin olmazsa olmazlarından biridir. Ayrıca, kemençe yapan atölyeler de yapılarak bir geçim kaynağı haline gelmiştir.
Bahattın Çamur, Hüseyin Köse, Şevket ve Ali Köroğlu,Nazım Çubuk, Hasan Delihasan,Saffet Genç, Kâtip Şadi ve Yusuf Cemal Keskin,Hüseyin Erbaş sayabildiğimiz kemençe çalma ustalarıdır.
2-Tulum: Kuzu veya oğlak derisinin yüzülerek, tüylerinin kazınıp düz bir kumaş şekline gelmesi, dahası hazırlanması çok zor olan bir müzik aletidir.Üfleme çubuğundan üfleyerek, tulumun içine hava doldurulur. Öteki ucunda da “Nav” denen sesleri ayarlayan, düzenleyen bir parça daha vardır. Bu navda, karşılıklı delinmiş 10 tane delik ve içlerinde sesi çıkaran ince yapraklar vardır.Hava temas edince bu yapraklar titrer ve ses çıkar, tulumu çalan kişi de parmaklarını o deliklere kapatıp açarak, sesin değişik şekillerde çıkmasını sağlar. Tulum daha Çok doğu Karadeniz de, özellikle Pazar, Hemşin,Fındıklı ile eskiden de İkizdere’nin Cimil Köylerinde çalınırdı .
3-Bağlama: Son yıllarda, Karadeniz de ki yerini almıştır.Daha çok elektronik türde olanlar tercih edilmektedir.
4-Org: Çıkardığı ses bakımından tulum ve kemençeye çok benzediğinden ve müziğimizdeki değişimlerden etkilenerek, düğün, nişan vb eğlencelerde yerini almıştır.
Bu saydığımız müzik aletlerinin hepsinin de kullanıldığı ortamlarda vardır.Yeni yeni ortaya çıkan sanatçılarımız ve TV ve radyo kanalları sayesinde, kim bilir ilerde daha neler görecek ve duyacağız.
Kalın sağlıcakla. En kötü gününüz hep böyle müzikli olsun.
HEPBEKAR/17.05.2007
BATİL İNANÇLAR
Yöremizde, her ne kadar kültürel ve sanatsal faaliyetler yer alsa da, halkımızın batıl inançlara olan bağlılığı da devam etmektedir. Aşağıda, isimlerini ve getireceğine inanılan sonuçları okuyacaksınız.Bu inançlardan bazıları, yüzyıllar öncesine dayanır. Bu inançlar, halkın belleğinde öylesine yer etmiş ki,günlük yaşamda bile onları etkilemekte, neşelenip üzülmelerine bile etkileri vardır.
İNANILAN ÖBJE VEYA SEMBÖL SONUCU
Kulağın kaşınması Yağmur yağacak
Ayakların ağırması Yağmur yağacak
Göz kapaklarının hareket etmemesi Misafir gelecek
Çay bardağında, çay otu düşmesi Misafir gelecek
Yaşlı çakalın (pardı) pavlaması Biri ölecek
Elden düşen bardağın kırılmaması Uğursuzluk var
Sağ elin kaşınması Kârlı bir iş
Sol elin kaşınması Zararlı bir gün
Biz, şimdilik aklımıza gelenleri yazdık. Sizin bildikleriniz veya duyduklarınız varsa, bize maille bildirebilirsiniz.

HEPBEKARAYDIN/11.03.2007
KARADENİZ KÜLTÜRÜ
Kültür ile medeniyetin aynı anlama geldiğini kabul etmek, hemen hemen hepimizin yaptığı bir hatadır.Kültür:Bir insanın doğumundan ölümüne kadar g eçen sürede edinmiş olduğu bilgi, beceri, yetenek,anlayış, hoşgörü vb davranışların bütününe denir.Medeniyet ise:Hayatı boyunca edinmiş olduğu doğru bilgi ve becerilere denir. Biz, bu yazımızda Karadeniz kültürü hakkında bilgiler vermeye, daha doğrusu bir şeyler anlatmaya çalışacağız.
Karadeniz bölgesinin insanı, vatan sevgisiyle doludur.Vatan,bayrak,namus,askerlik görevi her şeyin üstündedir. Deli doludur, hırçındır,kavgacıdır, aşırı sever, sevdiğinin yoluna canını vermekten asla tereddüt etmez.Eğlenceye meraklıdır.Şu düğün senin, bu düğün benim gezer, oynar.Yemek mi eğlence mi diye sorarsanız, her ikisi de lazımdır yanı birinden asla feragat etmez.Yayla şenlikleri, festivaller, düğünler, şenlikler Karadeniz insanının karakteridir.
En iyi para getiren işini, yıllarca kara sevdalı olduğu sevdasını, askerlik çağı gelende hepsini unutur; gider vatan görevini yapar, askerlik bitince, evine döner ve kaldığı yerden tekrar devam eder. Karadeniz halkı misafirperverdir.Biz bu yazıları yazarken, okuyan arkadaşlar diğer bölgenin insanları vatanı sevmiyor, misafirperver değillerdir diye asla bir kuşkuya veya bir tepkiye gerek görmesinler.Benim güzel yurdumun güzel insanları doğusuyla, batısıyla, kuzeyiyle ve güneyiyle bir bütündür. Biz bu yazımızda Karadeniz kültürünü anlatmaya çalışıyoruz. Yoksa art bir niyetimiz olmaz ve olamazda!...
Karadenizli olarak düştüğümüz hatalardan biride: Folklor denince aklımıza hemen horon tepmek veya bizim deyimimizle horon etmek yada horon ekibi gelir. Oysa folklor halk bilimi demektir. Tabii ki bunun içinde horon tepmek de var ama, sadece horon anlamına gelmiyor. Halkın kendi geçmişinden gördüğü, duyduğu, kendisinin veya başka ailelerden gelen türkü, ninni, masal, oyunlar vb. Folklorda kültürün içinde yer alır. Karadeniz folkloru çok zengindir. Düğün adetleri, gelenek veya görenekleri, kız isteme, “yeddi, kına gecesi, enişte cezalandırma…” bu saydıklarımız, sadece denizde bir damla olarak ifade edilebilir.
Karadeniz de, evlerde bulunan kuzine de denen bu fırınlı sobalarda hem ekmek hem de sobanın üzerinde yemek pişirilir.Resimde, sağda görülen kara kazanda ise, çok eskilerde yemek pişirilirdi. Bu resim,İkizdere/Ilıca Köyü’nde açılan kursta, kursiyer bayanların, el emeği diktiği elbiseleri de görüyorsünüz.


Karadenizin yemek kültürü de harıkadır. Trabzon Akçaabat Köftesi, Hamsiköy sütlacı, Vakfikebir’in bayatlamayan ekmeği,Rize’deki hamsi tava, kızartması, buğulaması, pilavi, hoşmerisi, kara lahana dolması ve çorbası, hele hele, ünü Türkiye’nin sınırlarını bile aşan İkizdere Anzer balının adını duymayan kaldı mı, bilmem doğrusu. Trabzon denince, aklımıza yayla şenliklerinin babası sayılır Kadırga Şenlikleri, Sultan Murat Yayla Şenlikleri, Rize’deki haziran, ağustos ayları arası yapılan Çay Festivali ve yine Rize’nin İkizdere ilçesindeki Büyükyayla Şenlikleri,Ekşioğlu Ovit Dağı Şenlikleri,Tozköy

Likapa Şenlikleri vb. saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Yaz aylarında, özellikle haziran ve ağustos aylarında yapılan bu şenlik ve festivallere, Türkiye’nin, hatta dünyanın diğer ülkelerinden bile duyan gelebilir, herkes davetlimizdir. İşte Karadeniz insanı budur ve güzellikleri, doğayı, eğlenceyi hep kendi aralarında değil, bütün insanları davet ederiz ve ediyoruz, edeceğiz de.
Düğünlerimizdeki davranış, tutum ve törelerimiz diğer bölge ve illerimize benzer. Ancak aralarında bazı farklılıklarda yok değildir. Çok eskiden kız istemeye giden erkek tarafının en büyük baş ağrısı, kız tarafının isteyeceği “Başlık parası” olurdu.Bazen bu para çok olunca erkek tarafı ya düğünden vazgeçer yada koyu bir pazarlık yapılırdı. Halk arasında ismi en çok duyulan “beşibirli” adıyla bir takı vardı ki, herkes bu takıyı almaya cesaret edemezdi. Kız-erkek tarafı anlaşırlarsa, önce “sözkesme” dedikleri bir karar verirlerdi. Belirledikleri bir tarihte de düğün yapılırdı.Tabii ki yapılacak takının yanında bir de “uruba” dedikleri elbise alırlardı. Elbiseler ise “konsol” denilen bir sandığa konur, düğün günü erkek tarafında olacak şekilde, kızın evinde asılır ve görmeye gelen kadın ve kızlara gösterilirdi.Düğünün yapılacağı günden bir gün öncesine “kına gecesi” denir ve o gece kızın evinde genellikle bayanlar kendi aralarında müzikli bir eğlence yapılır.Kemence ve tulum eşliğinde oyunlar oynanır.Kızın eline kına yakılır.Ertesi sabah, erkek tarafı kendi çevresinden kadın, erkek toplar ve birlikte yaya veya araba ile eskiden hatta bugün bile, yurdumuzun bazı yerlerinde gelini at üstünde eve getirirler. Gelini almaya erkek tarafından damadın anne ve babası, abisi, amcası vb kişiler gider.Ayrıca bazı yerlerde de damat da birlikte gider. Kız tarafı onlara hoş geldiniz diyerek kapıda karşılarlar. Kız, evden çıkarken, biraz sevinçten, birazda yabancı bir eve gitmenin acemiliği yüzünden ağlar ve kızın başına para veya şeker dökerler.Erkek tarafı kızı alıp giderken, yolda bazı kimseler “yol kesme” dedikleri işi yaparlar.Düğün sahibi onlara para verir ve yolu açarlar. Bu geleneksel bir adettir; kimse itiraz etmez. Gelin eve girince damat tarafı, düğüne çağırdığı kişilere yemek yedirirler. Sonra, bölgemizin veya ilçemizin müzik aletleri eşliğinde kemence, tulum, org veya bağlama ile oyunlar oynarlar. Gelin ile damadı da aralarına alırlar.O çevrede bulunan veya kız tarafından gelen kişiler bu evlenenlere atma türkü söylerler. Bazen bu türküler aşırı olur, her iki tarafta kavga ederler fakat genelde sakin geçer düğünler. Eskiden düğünlerde silah ta atılırdı. Bir çok kişi bu yüzden ya öldü yada yaralandı. Onun için artık kimse bu işe istekli değildir.
Düğünden yaklaşık bir hafta sonra “yedi” denen bir gece ayarlanır. Bu gecede damat ve yanında birkaç kişi ile gelin kızın baba evine giderler. Yemekler, özellikle baklava tercih edilir. Kızın çevresinden, “çenesi kuvvetli” birini seçerler ve o kişi damadı tanımak ister.Damadın adamları da damadı göndermek istemezler. Bir kaç saatlık konuşmadan sonra, baklava ortadaki masanın üstüne konur.Baklavayı kesmek için bıçak gelir fakat bıçak kesmez.Onu bilemek için bileği gerekiyor. İşte o bileği de damadın verecek olduğu paradır. Para ne kadar çok olursa bıçak da o kadar iyi keser. Neyse, damat parayı verir ve bıçağa sürtülerek töre icabı bıçak bileylenir baklava kesilir. Tabii ki ilk lokma damadın ağzına gidecektir. Daha sonraki günlerde, damat ve gelini evlerine davet ederler. Ufak tefek farklılıklar olmasına rağmen, genelde düğünler böyle yapılır. Birde kız kaçırma olayı vardır. Bu durumda erkek ve kız tarafı, hatırlı kişilerin araya girmesiyle tatlıya bağlanır. Eeeee ne diyelim biz şimdi?: Onlar ersin muradına; bizde oturalım kerevetine.
RİZE’DE SANAT
Yurdumuzun her köşesi, her bölgesi birer sanat merkezidir. İsparta’nın halısı ve Uşak’ın kilimleri dünyaca tanınır. Rize’de dokunan Rize Bezleri yurdumuzun her bölgesinde tanınmıştır. İkizdere ilçesinde, Osmanlı dönemlerinden kalma cami içi minber ve mihrab süslemeleri, tarihi kemer köprüleri, ağaç oymacılığı, halı, kilim örme çalışmaları, biçki-dikiş ve nakış-dikiş kurslarında çalışan bayanların dokudukları makrome çiçek desenleriyle süslü bezler, öyle hafife alınacak veya küçümsenecek çalışma değillerdir.
İkizdere Özel İdare ve Halk Eğitim bünyesinde açılan kurslarda, İlçedeki kadın ve kızların dokudukları süslü işlemeler, Köylerde açılan halıcılık kurslarında kurs gören kızlarımızın dokudukları halılar ve bu kurslarda edindikleri bilgi ve becerilerle, şayet tekrar imkan ve fırsat verilirse yine en güzelini yapabileceklerinden kimsenin kuşkusu olmasın. Cimil’de dokunan kışlık yün çoraplarındaki desen ve el emeği bizlere, insanımıza imkan verilirse neleri yapacağının belki de en somut delili olsa gerek. Ayrıca Cimil Güneyce,Çamlık vb köylerdeki camilerin iç mimarisini görünce Anadolu insanının
yeteneklerini ortaya koyar. Aslında, yetkililerimizin özellikle bu konulara ağırlık vermesi, gerekli sermaye, alt yapı ve tesisler temin edilirse, bu yöre halkı için, hem bir geçim kaynağı hem de ulusal sanatımızı yaşatmış oluruz.
BEKARAYDIN/12.02.2007
Not: BU YAZIDAKİ RESİMLER, İKİZDERE ÖZEL İDARE MÜDÜRÜ SAYIN
ALİ OSMAN AKSU TARAFINDAN TEMİN EDİLMİŞTİR. TEŞEKKÜR EDERİZ.










HEPBEKAR

Copyright © İKİZDERE'NİN EDEBİYAT PORTALI Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma: 2007-08-18 (3046 okunma)

[ Geri Dön ]
Content ©
footer
            1: PHP Nuke Super Code Box
     10 times
 2: Blok Module for PHPNuke
     18 times
 3: Forum Addon Pack
     10 times
 4: Random Foto Blok
     10 times
 5: Multy Searc Engines Module
     9 times
 6: Members Module TS v2.1
     12 times
 7: Automatic MP3 Player
     39 times
 8: CPG Gallery 1.3.1c
     56 times
 9: Block Clock Calendar 2.1
     53 times
 10: Theme Editor v6.0"
     55 times
save youtube video flv save youtube video flv how to save a google video how to save a google video download any song from youtube download any song from youtube save videos from youtube free save videos from youtube free save youtube video mp save youtube video mp save youtube free save youtube free downloading youtube audio downloading youtube audio xtube downloader xtube downloader youtube downloader mp3 youtube downloader mp3 download from youtube download from youtube cara download youtube cara download youtube download from youtube download from youtube download youtube mp3 download youtube mp3 youtube downloader gratis youtube downloader gratis
save youtube video flv save youtube video flv how to save a google video how to save a google video download any song from youtube download any song from youtube save videos from youtube free save videos from youtube free save youtube video mp save youtube video mp save youtube free save youtube free downloading youtube audio downloading youtube audio xtube downloader xtube downloader youtube downloader mp3 youtube downloader mp3 download from youtube download from youtube cara download youtube cara download youtube download from youtube download from youtube download youtube mp3 download youtube mp3 youtube downloader gratis youtube downloader gratis
save youtube video flv save youtube video flv how to save a google video how to save a google video download any song from youtube download any song from youtube save videos from youtube free save videos from youtube free save youtube video mp save youtube video mp save youtube free save youtube free downloading youtube audio downloading youtube audio xtube downloader xtube downloader youtube downloader mp3 youtube downloader mp3 download from youtube download from youtube cara download youtube cara download youtube download from youtube download from youtube download youtube mp3 download youtube mp3 youtube downloader gratis youtube downloader gratis

Sayfa Üretimi: 0.162 Saniye
            1: İKİZDERE-KARADENİZE AÇILAN PENCERE
     0 times
 2: İKİZDERE NİN EDEBİYAT PORTALI
     8 times
 3: WİKİPEDİA ÖZGÜR ANSIKLOPEDİ
     10 times