home forums downloads links Sign In
  

MODULLER
· Ana Sayfa
· ANA MENÜ
· ANKET
· DOSYALAR
· FORUM
· HABER GÖNDER
· HABER ARŞIVI
· HABER KONULARI
· HABER ÖNER
· RESİM GALERİSİ
· VİDEO İZLE
· İLETİŞİM
· ÜYE HESABINIZ
· ÜYELER
· ZİYARETÇİ DEFTERİ
· ÖZEL MESAJLAR


GÜNÜN HABERİ
Bugün için henüz önemli bir haber yok.


ANA MENÜ
· EDEBİYAT SAYFASI
· ANI
· BİYOGRAFİ
· DENEME
· ELEŞTİRİ
· GEZİ YAZISI
· HİKAYE
· MAKALE
· GİZLİ İLİMLER
· MEDYA-YORUM
· MASAL
· MEKTUP
· RÖPORTAJ
· ŞİİR
· TÜRKÜ-MANİ
· BEKARIN DÜNYASI
· TASAVVUF EDEBİYATI
· KÜLTÜR VE SANAT
· HAK DİN İSLAM
· TURİZM
· ATASÖZLERİ
· ÖZDEYİŞLER
· EDEBÎ ESERLER
· GÜZEL SÖZLER
· ANAYASA
· SAĞLIK
· TÜRK KLASİKLERİ
· BESLENME
· DUVAR YAZILARI
· SPOR
· NUTUK
· GENÇLİĞE HİTABE
· TAKVİM ÇEVİRME
· BİLGİSAYAR SÖZLÜĞÜ
· TÜRK BÜYÜKLERİ
· BURCUNUZ/FALINIZ
· ÖNEMLİ GÜNLER
· ÜNİVERSİTELERİMİZ
· KURAN TEFSİRİ
· RÜYA TABİRLERİ
· GENEL ANSİKLOPEDİ
· İSLAM İLMİHALI
· TBMM
· EDEBİYAT
· RİZENİN İLÇELERİ
· İKİZDERENİN KÖYLERİ
· SİYASI PARTİLER
· KARADENİZ SÖZLÜĞÜ
· ARAŞTIRMA-İNCELEME
· KRONOLOJİ
· DÜNYA DEVLETLERİ
· TÜRK *****HURİYETLERİ
· TÜRK DİLİ
· HAYVANLAR ALEMİ
· EFSANE
· BİLMECELER
· TEKERLEMELER
· BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
· ANS. EDEBİYAT SÖZLÜK
· ŞİİR VE ŞAİR
· DİVAN EDEBİYATI
· HALK EDEBİYATI
· ELEŞTİRMEN VE YAZARLAR
· EDEBİYAT ÖDÜLLERİ
· ÇİÇEKLERİN DİLİ
· ŞİFALI BİTKİLER
· PRATİK BİLGİLER
· SİTE HARITAMIZ
· GUİNNES REKORLARI
· TIBBI TERİMLER SÖZLÜĞÜ
· AYVALIK-İHLAMUR
· BAŞKÖY
· CEVİZLİK
· ÇAĞRANKAYA
· ÇAMLIK
· ÇATALTEPE
· ÇİFTEKÖPRÜ
· DEMİRKAPI
· DEREKÖY
· DİKTAŞ
· ESKİCE
· GÖLYAYLA
· GÜRDERE
· GÜVENKÖY
· İHLAMUR
· KAMA
· ILICA KÖYÜ
· KİRAZLI
· MEŞEKÖY
· ORTAKÖY
· RÜZGARLI
· SİVRİKAYA
· ŞİMŞİRLİ
· TOZKÖY
· TULUMPINAR
· YAĞCILAR
· YERELMA
· GÜNEYCE NAHİYESİ
· İKİZDERE İLÇEMİZ
· BALLIKÖY-ÇİÇEKLİ
· BAYIRKÖY
· YAĞCILAR KÖYÜ
· OSMANLICA PC SÖZLÜK
· MATEMATİK


ZİYARETÇİ DEFTERİ
1:Yeni Üy... (bekaraydin)
2:Mrb (bekar aydin)
3:BAŞLIK B... (selanikli)
4:SELAM ME... (Kemal yıldız"AZAK")
5:yakışir ... (METİN SANCAR)
6:Çebi Ho... (bekar aydin)
7:Selam (ikizdereli66)
8:nasılsın... (bekaraydin)
9:ANKARALI... (halukamca)
10:başarıla... (nevzat)

[ Tüm Mesajlar ]


GAZETELER


KÖŞE YAZARLARI
Mehmet ALTAN Mehmet ALTAN
Solcu musun, Kemalist mi?
Ahmet KEKEÇ Ahmet KEKEÇ
Kemal Bey aradı, dedi ki...
Mustafa KARAALİOĞLU Mustafa KARAALİOĞLU
Hayırcının kibri
Şamil TAYYAR Şamil TAYYAR
Olmadı sayın bakan
Ergun BABAHAN Ergun BABAHAN
Sezen’di, Sazan oldu şimdi de ‘kirlendi’
Mahir KAYNAK Mahir KAYNAK
Havuzlu villa
Ardan ZENTÜRK Ardan ZENTÜRK
TUZAK: İsrail’in “Kolombiyalı” dostu
Eser KARAKAŞ Eser KARAKAŞ
Yargıtay ve Dışişleri’nin anayasa ihlalleri
Ekrem DUMANLI Ekrem DUMANLI
HSYK zorla 'evet' dedirtecek
Ali BULAÇ Ali BULAÇ
Hutbe: Kaynaklar (1)
Mümtazer TÜRKÖNE Mümtazer TÜRKÖNE
Mankurtlar (V): Karaman Beyleri
Mustafa ÜNAL Mustafa ÜNAL
Şimdi ne olacak?
Şahin ALPAY Şahin ALPAY
ABD'nin İsrail ile göbek bağını kesme zamanı
Fikret ERTAN Fikret ERTAN
Rusya ve Ermenistan...
Hüseyin GÜLERCE Hüseyin GÜLERCE
HSYK panikledi
Bülent KORUCU Bülent KORUCU
CHP'nin müthiş gençleri(!)
Kürşat BUMİN Kürşat BUMİN
Dışişleri açıklamasının tarifi: 'Zeytinyağı gibi üste çıkmak'
Taha KIVANÇ Taha KIVANÇ
Fâili meçhullerin fâilleri ne kadar meçhul?
Bekir HAZAR Bekir HAZAR
Kasabamı arıyorum
Ali BAYRAMOĞLU Ali BAYRAMOĞLU
Lala Paşa Önder Sav'ı ne yapacağız peki?
Fehmi KORU Fehmi KORU
*****hurbaşkanı ile Bakü yolunda
İbrahim KARAGÜL İbrahim KARAGÜL
Karadeniz'de İsrail saldırısı ve S-300'ler
Tamer KORKMAZ Tamer KORKMAZ
YAŞ'ın Ardından
Sanlı SARIALİOĞLU Sanlı SARIALİOĞLU
Guti'den sevgilerle


SPOR YAZARLARI
Turgay ŞEREN Turgay ŞEREN
G.Saray'da ne defans, ne de orta saha var
Ziya ŞENGÜL Ziya ŞENGÜL
Ceyhun ve Sivasspor
Gürcan BİLGİÇ Gürcan BİLGİÇ
Robben fark yaratıyor
Attila GÖKÇE Attila GÖKÇE
Yaşasın Gurbet Kupası
Ahmet ÇAKIR Ahmet ÇAKIR
Beklenen perişanlık
Ali GÜLTİKEN Ali GÜLTİKEN
Şampiyonluk yolunda olur böyle maçlar
Ali Sami ALKIŞ Ali Sami ALKIŞ
Haftanın golü, Sercan’ın golü
Güven TANER Güven TANER
Rüzgar dindi


RESMİ KURUMLAR
 
  
                


FELSEFE SÖZLÜĞÜ

 Agnostisizm

 Alienation

 Ampirizm

 Analitik

 Anarşizm

  Anlambilim

 Antropomorfizm

 Arkhe

 Ateizm

 Belit

 Budizm

 Bilgicilik(Sofizm)

 Deizm

 Determinizm

 Dialektik

 Dogmatizm

 Duyumculuk

 Düalizm

 Endeterminizm

 Endividüalizm

 Enstrümantalizm

 Entellektüalizm

 Entüisyonizm

 Epistemoloji

 Erekbilim

 Estetik

 Fenomenoloji

Gnostikler

 Hedonizm

 İdealizm

 Konseptualizm

 Kritisizm

 Manişeizm

 Materyalizm

 Mekanizm

 Metafizik

 Monotheizm

 Nihilizm

 Nominalizm

 Ontoloji

 Öznel İdealizm

 Paradoks

 Panteizm   Pozitivizm

 Pragmatizm

 Rasyonalizm

 Realizm

 Rölativizm

 Septisizm



EDEBî SÖZLÜK-TERİMLER
Edebi destan Edebi dil Edebi Sanatlar Edebi teknik Edebi terimler Edebi türler Edebi ve sanatsal eserlerin ko Edebi ve sanatsal eserlerin ko Edebiyat nedir Edebiyat-Koop Edeköy, Zile Edeköyü Eden Ahbez


YARARLI LİNKLER

Gerekli Siteler

Hukuk Siteleri



100 TEMEL ESER
TÜRK EDEBİYATI

1. M. Kemal Atatürk - Nutuk
2. Kutadgu Bilig''den Seçmeler
3. Dede Korkut Hikayeleri
4. Yunus Emre Divanı''ndan Seçmeler
5. Mevlana-Mesnevi''den Seçmeler
6. Nasreddin Hoca Fıkralarından Seçmeler
7. Divan Şiirinden Seçmeler
8. Halk Şiirinden Seçmeler
9. Evliya Çelebi - Seyahatnamesi''nden Seçmeler
10. Kerem ile Aslı
11. Samipaşazade Sezai - Sergüzeşt
12. Halit Ziya Uşaklıgil - Mai ve Siyah
13. Hüseyin Rahmi Gürpınar - Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç
14. Ahmet Rasim - Şehir Mektupları
15. Ahmet Hikmet Müftüoğlu - Çağlayanlar
16. Ömer Seyfettin - Hikayelerden Seçmeler
17. Mehmet Akif Ersoy - Safahat
18. Ahmet Haşim - Bize Göre
19. Yahya Kemal Beyatlı - Eğil Dağlar
20. Yahya Kemal Beyatlı - Kendi Gök Kubbemiz
21.Abdulhak Şinasi Hisar - Boğaziçi Mektupları
22. Ruşen Eşref Ünaydın - Diyorlar ki
23. Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Kiralık Konak
24. Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Yaban
25. Refik Halit Karay - Memleket Hikayeleri
26. Refik Halit Karay - Gurbet Hikayeleri
27. Halide Edib Adıvar - Sinekli Bakkal
28. Halide Edib Adıvar - Mor Salkımlı Ev
29. Reşat Nuri Güntekin - Anadolu Notları
30. Reşat Nuri Güntekin -Çalıkuşu
31. Falih Rıfkı Atay - Çankaya
32. Falih Rıfkı Atay- Zeytindağı
33. Faruk Nafız Çamlıbel - Han Duvarı
34. Nazım Hikmet - Memleketimden İnsan Manzaraları
35. Şevket Süreyya Aydemir - Suyu Arayan Adam
36. Memduh Şevket Esendal - Ayaşlı ile Kiracıları
37. Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
38. Peyami Safa - Fatih - Harbiye
39. Nihad Sami Banarlı - Türkçe''nin Sırları
40. Ahmet Hamdi Tanpınar - Beş Şehir
41. Ahmet Hamdi Tanpınar - Sahnenin Dışındakiler
42. Samiha Ayverdi - İbrahim Efendi Konağı
43. Necip Fazıl Kısakürek - Çile
44. Sabahattin Ali - Kuyucaklı Yusuf
45. Ahmet Kutsi Tecer - Şiirler
46. Ahmet Muhip Dıranas - Şiirler
47. Aşık Veysel - Dostlar Beni Hatırlasın
48. Orhan Veli - Bütün Şiirleri
49. Cahit Sıtkı Tarancı -Otuz beş Yaş (Bütün Şirleri)
50. Kemal Tahir - Esir Şehrin İnsanları
51. Orhan Kemal - Eskicinin Oğulları
52. Sait Faik Abasıyanık - Kayıp Aranıyor
53. Sait Faik Abasıyanık - Hikayelerinden Seçmeler
54. Halikarnas Balıkçısı - Aganta Burina Burinata
55. Kemal Bilbaşar - Cemo
56. Samim Kocagöz - Kalpaklılar
57. Tarık Buğra - Küçük Ağa
58. Necati *****alı - Tütün Zamanı
59. Rıfat Ilgaz - Karartma Geceleri
60. Orhan Hançerlioğlu - 7. Gün
61. Fakir Baykurt - Kaplumbağalar
62. Faik Baysal - Drina''da Son Gün
63. Abbas Sayar - Yılkı Atı
64. Haldun Taner - Hikayelerinden Seçmeler
65. Oğuz Atay - Bir Bilim Adamının Romanı
66. Aziz Nesin - Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
67. Sabahattin Kudret Aksal - Gazoz Ağacı
68. Yusuf Atılgan - Anayurt Oteli
69. Cemil Meriç - -Bu Ülke
70. Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil - Gençlerle Başbaşa
71. Naki Tezel - Türk Masalları
72. Salah Birsel - Boğaziçi Şıngır Mıngır
73. Bahattin Özkişi - Sokakta

DÜNYA EDEBİYATI

74. Beydeba - Kelile ve Dimne
75. Eflatun - Devlet
76. Platon - Sokrates''ın Savunması
77. Sadi - Gülistan
78. Cervantes - Don Kişot
79. Balzac - Vadideki Zambak
80. Viktor Hugo - Sefiller
81. Goethe - Faust
82. Daniel Daefo - Robinson Crusoe
83. Dostoyevski - Suç ve Ceza
84. Gogol - Ölü Canlar
85. Turgenyev - Babalar ve Oğullar
86. Tolstoy - Savaş ve Barış
87. Gustav Flaubert - Madam Bovary
88. Charles Dickens - İki Şehrin Hikayesi
89. Knut Hamsun - Açlık
90. Jack London - Beyaz Diş
91. Rabindranath Tagore - Gora
92. Ernest Hemingway - Çanlar Kimin İçin Çalıyor
93. William Faulkner - Ses ve Öfke
94. İvo Andriç - Drina Köprüsü
95. Panait İstrati - Akdeniz
96. John Steinbeck - Fareler ve İnsanlar
97. M Selimoviç - Derviş ve Ölüm
98. Cengiz Dağcı - Onlar da İnsandı
99. Cengiz Aytmatov - Beyaz Gemi
100. Cengiz Aytmatov - Gün Olur Asra Bedel (Gün Uzar Yüzyıl Olur)



EMEKLİ SANDIĞI
                           
 
 

Emekli Aylık Bilgilerini Görme

 
 

Aylıktan Yapılan Kesintiler

 
 

Bir Aylık Maaş Tercihi

 
 

Banka Şube Değişikliği

 
 

Adres Değişikliği

 
 

Yıllık-Aylık Maaş Bildirimi

 
 

Sağlık Kuruluşlarını Görme

 
 

İlaç Kullanım Süresini Görme

 
 

İlaç Katılım Payını Görme

 
 

Sağlık Ödemeleri Görme

 
 

Sağlık - Diş  Bilgisi Görme

 
 

Emekli Sicil No Tespiti

 

Emekli Sicil No Başvurusu

 

Emeklilik Yaşı Hesabı

 

Hizmet Hesaplama

 

Evrak Takibi

 
 

Emekli Aylığı ve İkramiye Hesaplama

 

Hizmet Borçlanmasını Görme

 

Fiili Hizmet Süresi Zammı Görme

 

Askerlik Borçlanması

 

İsteğe Bağlı İştirakçilik ve Geç.192 m.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Önemli Web Siteleri

  
     
 
 
 


TÜRKİYE EKONOMİSİ

Türkiye Ekonomisi

5 Nisan Kararları
Milli Korunma Kanunu
İMKB kote İşlemi
İMKB Pazarları
Sermaye Piyasası Kurulu(SPK)
19 Şubat Krizi
1923-1980 Türkiye Ekonomisi 
1980-1982 Türkiye Ekonomisi 
1983-1987 Türkiye Ekonomisi 
1987-1993 Türkiye Ekonomisi 
Varlık Vergisi 

 
 
 
 
 

 



 

  


@- DEVLET
Online E-Devlet Hizmetleri

TC Kimlik No

Vergi Kimlik No

SSK Hizmet Dökümü

İnternet Vergi Dairesi

Motorlu Taşıtlar Vergisi

Telefon Rehberi

ÖSYM Sınav Sonuçları

ÖSYM Sınav Sonuçları

ÖSS Sonuçları

KPSS Sonuçları

KPDS Sonuçları

LES Sonuçları

TUS Sonuçları

ÜDS Sonuçları

ALS Sonuçları

DGS Sonuçları

Diğer Sınav Sonuçları

ÖSYM Sınav Takvimi

E-Devlet Linkleri:

Devletim.com

Online Hizmetler

Milli Eğitim Bakanlığı

Üniversiteler

Sağlık Bakanlığı

Emeklilik Hizmetleri

Hukuk ve Adalet

Emniyet Hizmetleri

Ekonomik ve Mali İşler

İş ve Eleman Arama

Genel Devlet Kurumları

Bakanlıklar

Valilikler

Belediyeler

Kaymakamlıklar

Siyasi Partiler

Silahlı Kuvvetler

Sivil Toplum

Engelli Sayfaları

Elçilik - Konsolosluklar

Avrupa Birliği

K.K.T.C.

Turizm

Tatil ve Gezi Rehberi

Deprem Linkleri

Haber Kaynakları
>


ENİYİ 100

1- Savaş ve Barış / Lev Tolstoy
2- 1984 / George Orwell
3- Ulysses / James Joyce
4- Lolita / Vladimir Nabokov
5- Ses ve Öfke / William Faulkner
6- Görülmeyen Adam / Ralph Ellison
7- Deniz Feneri / Virginia Woolf
8- İlyada ve Odysseia / Homeros
9- Gurur ve Önyargı / Jane Austen
10- İlahi Komedya / Dante Alighieri
11- Canterbury Hikâyeleri / Geoffrey Chaucer
12- Gulliver’in Gezileri / Jonathan Swift
13- Middlemarch / George Eliot
14- Ruhum Yeniden Doğacak / Chinua Achebe
15- Çavdar Tarlasında Çocuklar (Gönülçelen) / J. D. Salinger
16- Rüzgâr Gibi Geçti / Margaret Mitchell
17- Yüzyıllık Yalnızlık / Gabriel Garcia Marquez
18- Muhteşem Gatsby / F. Scott Fitzgerald
19- Madde 22 / Joseph Heller
20- Sevgili / Toni Morrison
21- Gazap Üzümleri / John Steinbeck
22- Geceyarısı Çocukları / Salman Rüşdi
23- Cesur Yeni Dünya / Aldous Huxley
24- Mrs. Dalloway / Virginia Woolf
25- Native Son / Richard Wright
26- Amerika’da Demokrasi / Alexis de Tocqueville
27- Türlerin Kökeni / Charles Darwin
28- Herodot Tarihi / Heredot
29- Toplum Sözleşmesi / Jean-Jacques Rousseau
30- Kapital / Karl Marx
31- Prens / Niccolo Machiavelli
32- İtiraflar / St. Augustine
33- Leviathan / Thomas Hobbes
34- Pelopponnes Savaşlarının Tarihi / Tukididis
35- Yüzüklerin Efendisi / J. R. R. Tolkien
36- Winnie the Pooh / A.A Milne
37- Aslan, Cadı ve Dolap / C.S Lewis
38- Hindistan’a Bir Geçit / E. M. Forster
39- Yolda / Jack Kerouac
40- Bülbülü Öldürmek / Harper Lee
41- İncil
42- Otomatik Portakal / Anthony Burgess
43- Ağustos Işığı / William Faulkner
44- Siyah İnsanların Ruhları / W. E. B. Du Bois
45- Engin Sargasso Denizi / Jean Rhys
46- Madam Bovary / Gustave Flaubert
47- Kayıp Cennet / John Milton
48- Anna Karennina / Leo Tolstoy
49- Hamlet / William Shakespeare
50- Kral Lear / William Shakespeare
51- Othello/ William Shakespeare
52- Soneler / William Shakespeare
53- Çimen Yaprakları / Walt Whitman
54- Huckleberry Finn’in Maceraları / Mark Twain
55- Kim / Rudyard Kipling
56- Frankenstein / Mary Shelley
57- Süleyman’ın Şarkısı / Toni Morrison
58- Guguk Kuşu / Ken Kesey
59- Çanlar Kimin İçin Çalıyor? / Ernest Hemingway
60- Mezbaha 5 / Kurt Vonnegut
61- Hayvan Çiftliği / George Orwell
62- Sineklerin Tanrısı / William Golding
63- Soğukkanlılıkla / Truman Capote
64- Altın Defter / Doris Lessing
65- Kayıp Zamanın İzinde / Marcel Proust
66- Büyük Uyku / Raymond Chandler
67- Döşeğimde Ölürken / William Faulkner
68- Güneş de Doğar / Ernest Hemingway
69- Ben, Claudius / Robert Graves
70- Yalnız Bir Avcıdır Yürek / Carson McCullers
71- Oğullar ve Sevgililer / D. H. Lawrence
72- Kralın Adamları / Robert Penn Warren
73- Git Onu Dağda Anlat / James Baldwin
74- Charlotte’un Sevgi Ağı / E.B. White
75- Karanlığın Yüreği / Joseph Conrad
76- Gece / Elie Wiesel
77- Tavşan Kaç / John Updike
78- Masumiyet Çağı / Edith Wharton
79- Portnoy’un Feryadı / Philip Roth
80- Bir Amerikan Trajedisi / Theodore Dreiser
81- The Day of the Locust / Nathanael West
82- Yengeç Dönencesi / Henry Miller
83- Malta Şahini / Dashiell Hammett
84- Kuzey Işıkları Üçlemesi / Philip Pullman
85- Death Comes for the Archbishop / Willa Cather
86- Düşlerin Yorumu / Sigmund Freud
87- Henry Adams’ın Eğitimi / Henry Adams
88- Mao’dan Sözler / Mao Zedong
89- Dinsel Deneyim Çeşitleri / William James
90- Brideshead Revisited / Evelyn Waugh
91- Sessiz Bahar / Rachel Carson
92- İstihdam, Kazanç ve Para Genel Teorisi

/ John Maynard Keynes
93- Lord Jim / Joseph Conrad
94- Goodbye to All That / Robert Graves
95- The Affluent Society / John Kenneth Galbraith
96- Söğüt Ağaçlarındaki Rüzgâr / Kenneth Grahame
97- Malcolm X’in Otobiy. / Alex Haley ve Malcolm X
98- Eminent Victorians / Lytton Strachey
99- Renklerden Mor / Alice Walker
100- İkinci Dünya Savaşı / Winston Churchill



ONLİNE İŞLERİNİZ

Zoho Mail

Web-based Email Service



Zoho Calendar

Online Calendar Application



Zoho Writer

Online Word Processor



Zoho Sheet

Spreadsheets. Online



Zoho Show

Online Presentation Tool



Zoho Docs 1 GB space Free

Online Do*****ent Management



Zoho Notebook

Online Note Taker



Zoho Wiki

Online Collaboration Wiki Site



Zoho Share

Centralized Public Repository




Zoho Planner

Online Organizer



Zoho Chat

Make Group Decisions Faster


    


Zoho CRM 3 Users Free



On-Demand CRM Solution







Zoho Projects 1 Project Free



Project Management Software




 



Zoho Creator 2 Users Free



Database Software & Online

Forms




 



Zoho Business 3 Users Free



Email Hosting & Office Suite







Zoho Invoice 5 Invoices Free



Online Invoicing. Quick and

Easy







Zoho Assist



On-Demand Remote Support







Zoho Reports



Online Reporting & BI Service







Zoho Meeting One on One Free



Web Conferencing, Online

Meeting







Zoho Recruit



Applicant Tracking System





 



Zoho Discussions 2 Forums Free



Online Forums Software




 



Zoho People 10 Users Free



Online HRIS




 



Zoho Marketplace



Apps for Small Businesses





TASAVVUF EDEBİYATI




TASAVVUF TERİMLERİ
TASAVVUFUN ANAHTAR TERİMLERİ
   Günümüzde İslami bilimler dünyası ile gündelik hayat arasındaki bağların kopması neticesinde Tasavvuf deyimleri olarak adlandırabileceğimiz zikir, vird, âdâb , takvâ, verâ, zühd, ihlâs, mârifet, ilim, yakîn, maiyyet, seyr, kurb, cezbe, vecd, mevâcîd, havâtır, ahvâl, tasarruf, teveccüh, himmet, cem''iyyet, huzûr, hilâfet, mahbûbiyyet, ferdiyyet ve benzeri tasavvufî terimler izaha muhtaç duruma düşmüştür.Tasavvufi literatürde , mutasavvıf,sufi, mürşid, mürîd,şeyh, velî, evliyâ gibi yaygın bilinen terimler yanında kimi şahıslar hakkında, âbid, ârif, âşık, zâhid, , muttakî, ümmî, derviş, erbâb-ı dil, erbâb-ı kulûb, ricalullah, ehlullah, ebdâl , büdelâ, evtâd, kutub, aktâb, gavs, havass, nücebâ, murâd, muhlis, muhlas, mukarreb, müceddid, mükemmil, ricâl-i gayb, üveysî, pîr, üstâd... gibi bugün karmaşık görünen bâzı tâbirler de kullanılmaktadır.Bunlardan başka, muhtelif olağanüstü hâllere verilen isimler ve mânâları da tasavvuf hakkında ön bilgisi olmayanlar için anlaşılmaz gelebilmektedir.Bu sayfalarda tasavvufun anlaşılmasını kolaylaştıracak bu terminoloji izah edilmeğe çalışılmıştır.

   TASAVVUFUN ANAHTAR TERİMLERİ :

   MUTASAVVIF : Gafletten uzak olarak yâni her an Hakk''ı zikreden, kalbini mânevî kirlerden temizleyen ve Allah''dan başka her şeyi gönlünden çıkaran, rûhunu Hakk''ın zikri ile süsleyen tasavvuf ehli, velî, mürşid, ahlâk-ı hasene sâhibine mutasavvıf denilir.
   Abdülhak-ı Dehlevî : "Mutasavvıfların hepsi Ehl-i sünnettir. Bid''at sâhiplerinden (dinin aslında olmadığı halde sonradan meydana çıkarılan işlere ve uydurulan sözlere inananlardan) hiçbiri Allah''ın mârifetine (O''nu tanımaya) yaklaşamamıştır. Velâyet (evliyâlık) nûrları bunların kalplerine girmemiştir."demiştir.Abdülkâdir-i Geylânî şöyle buyurmuştur: "Mürşid (rehber, doğru yolu gösterici) ve mutasavvıf, Rabbi için her yönden ve her şeyden ayrılıp Allah''dan başkasına tapınmayı, ibâdet etmeyi ve uymayı terk ederek, gayriye yönelmekten ve meşgûl olmaktan kalplerini kurtararak, ihlâsla Hakk''a ibâdet eder ve şeytana uymaz."

   MÜRŞİD : Tasavvuf yolunda kendisinden önceki yetkili kişinin manevi izni ile insanları irşâd eden, doğru yolu gösterip yetiştiren ve kemâle getiren yâni olgunlaştıran tasavvuf terbiyesine ehil kişiye mürşîd denilir. Mürşidin olgunluğuna işaret eden bir terim ise "mürşîd-i kâmil"dir.
   İmâm-ı Rabbânî, tasavvuf yolunda nihâyete varanların (yolun sonuna kavuşanların) iki türlü olduğunu beyân etmiştir. Birincisi Rasûlullah efendimizin izinde giderek kemâle erdikten sonra, insanları irşâd için (doğru yola çekmek için) halkın derecesine indirilmiş olan mürşidlerdir. İkincisi, yükseldikleri derecelerde bırakılıp, insanların yetişmesi ile vazîfeli olmayan velilerdir.
   Mazhâr-ı Cân-ı Cânân bütün kazançlarına, mürşidlerini çok sevmekle kavuştuğunu belirtmiş, irfan anahtarının, Allah''ın sevdiklerini sevmek olduğunu ifâde etmiştir. İmâm-ı Rabbânî de; "Mürid, mürşidini ne kadar çok severse, onun kalbinden feyz alması da o kadar çok olur. Mürşid vesîledir, vâsıtadır. Maksad, Allahdır." demiştir.
   Ferîdüddîn-i Genc-i Şeker, bu konuda şöyle bir tavsiyede bulunmaktadır: "Bir kimse kendisini irşâd edecek, doğru yolu gösterecek bir mürşide ulaşamamışsa, büyük zâtların sohbet kitaplarını okusun ve onlara uysun."
   Seyyid Abdullah-ı Dehlevî ise, kâmil (yetişmiş) ve mükemmil (yetiştiren, olgunlaştıran) bir rehbere tâbi kimsenin, Allah''ın rızâsına kolayca erebileceğini ifâde etmiştir.

   SİLSİLE : Tasavvufi yolların hepsinde günümüzdeki mürşidden Rasulullaha kadar ulaşan bir manevi zincir söz konusudur.Bu zincirin tarihen sağlıklı oluşu tasavvufi feyz ve bereketin intikalinde çok önemlidir.Bir tasavvuf yolunun sağlamlığının en büyük delili sahih bir silsileye sahip oluşudur.Tasavvufta "Allah''a giden yollar mahlûkatın nefesleri sayısıncadır." anlayışı sebebiyle tarikat sayısında bir sınırlama yoktur. İtikadi bakımdan kitap ve sünnete bağlı, ehl-i sünnet ve''l-cemaat anlayışını benimseyen, ibâdet ve muâmelâtta İslâm''ın temel esaslarını uygulayan ve manevi bir silsileye sahip mürşidler tarafından temsil edilen tarikatlar hak tarikatlardır.Silsilenin tasavvufi önemine uygun olarak bütün tarikatlar icazetname ve silsilename ile kendi yollarındaki ruhani akışı kayıtlara bağlayarak belgelemişlerdir.
   Mevlana Halid-i Bağdadi [K.S.]''in Kürdemir''li Şeyh İsmail Şirvani[K.S.]''e Verdiği İcazet
Örnek Bir Nakşbendiyye Silsilesi

   MÜRİD:Tasavvuf yolunda bulunan, bir mürşide intisab ederek seyr u sülûk ile manevi makamlarda yol almak suretiyle cemal mertebelerine ulaşmak yolunda irade izhar eden demektir. Mürîdler Allah''a yakınlık derecelerine ulaşmak için riyâzetler ve mücâhedeler çekerler ; nefsin isteklerinden kaçınıp istemediklerini yapmaya çalışırlar. Bir müslüman bir mürşide biat ederek iradesini izhar etttikten sonra mürşidin kendisine vereceği tasavvufi talimat olan günlük zikir, tesbihat dersini ifa etmeğe başlamak suretiyle tasavvuf yolunu adımlamağa başlar.Bu yolun değişik duraklarında mürşidin göstereceği yeni vazifeleri ( evrad, halvet,riyazet vs. ) yerine getirmekle yoluna devam eder.

   ZİKİR : Zikir, her işte Allah''ı hatırlamak, zihinde tutmak, yâd etmek, unutmamak ve anmak,kendini gafletten kurtarmak, kulun Allah''ı dille ve kalple anması anlamında Kur''an kaynaklı bir tasavvuf kavramıdır.Gaflet de Allah''ı unutmak demektir. Bütün tasavvuf büyükleri ve tarikat ricâli, zikri yollarının temel esası saymışlardır. Zikir, çeşitli türevleriyle Kur''an''da 250''den fazla yerde geçmektedir. Kur''an''ın bizzat kendisi ve emirleri birer zikirdir.    Bu yüzden Kur''an bizzat kendisini ve namazı da zikir olarak adlandırmıştır. Mutasavvıflara göre gerçek zikir, Allah''ı şiddetle sevmek, O''ndan nasıl korkulmak gerekiyorsa öyle korkmak ve gaflet meydanından müşâhede semâsına yükselmektir. Ya da Mezkûr yani Allah''dan başkasını unutmaktır.
   Çünkü Allah "Unuttuğun zaman rabbını zikret! (hatırla)" (el-Kehf, 18/24) buyuruyor. Allah, Kur''ân-ı kerîmde Ra''d sûresi 30. âyetinde yine şöyle buyuruyor: "İyi biliniz ki, kalpler, Allah''ın zikri ile itminâna, râhata kavuşur." Bakara sûresinin 152. âyet-i kerîmesinde ise şöyle buyrulmuştur: "(Kullarım!) Siz beni (tâat ile, beğendiğim işleri yapmak sûretiyle) zikrederseniz, ben de sizi (rahmet, mağfiret, ihsân ve tövbe kapılarını açmak sûretiyle) anarım."Kur''an''da iki tür zikir emri vardır: Mutlak ve mukayyed zikir. Kur''an''da herhangi bir kayıt belirtmeden mutlak mânâdave çok çok zikretmeyi emreden âyetler vardır. (bk. Âlü İmrân, 3/41; el-Ahzâb, 3/41; el- *****''a, 62/10) Bunların emrettiği zikir, gafletin zıddı anlamındaki kalbî zikirdir. Allah''ın adının anılmasını emreden (el-Müzzemmil, 73/8);ed-Dehr, 76/25) âyetler ise kalbî mânâda zikre muvaffak olamayanlara dil ile zikretme kolaylığı sağlamakta ve bir bakıma kalbî zikre alıştırma yaptırmaktadır. Zikirden maksad Allah''ı hiç unutmamak olduğuna göre zikrin efdal olanı kalbî ve hafî olanıdır. Ancak cehrî olarak yapılan zikirlerin herbirinin sâlikin durumuna göre ayrı özellikleri vardır. Tevhid zikrinin kalbi masivâdan temizlemede, lâfza-i celâl zikrinin kalbî zikre ermede ayrı bir yeri vardır. Bunlardan hangisinin kime ne kadar yararlı olacağını mürşid tayin eder.
   Sünenü''l-Beyhekî''de geçen iki hadîs-i şerîfte de buyrulmuştur ki: "Derecesi en yüksek olanlar, Allah''ı zikredenlerdir.", "Allah''ı sevmenin alâmeti, O''nu zikretmeyi sevmektir."
   Asr-ı saâdette bizzât Hz. Peygamber''in toplu zikir yaptırdığını gösteren rivâyetler vardır. Ahmed b. Hanbel''in naklettiği bir olay şöyledir:"Şeddâd b. Evs anlatıyor: Hz. Peygamber''le beraber bir evde idik. Bize sordu:"İçinizde garib; yani ehl-i kitaptan bir kimse var mı?" Biz: "Hayır" dedik.Sonra kapıyı kapatmamızı emretti ve şöyle dedi. "Ellerinizi kaldırın ve Lâ ilâhe illallah deyin." Ellerimizi kaldırdık ve lâ ilâhe illallah dedik. Sonra Hz.Peygamber: "Allah''a hamdolsun. Yâ Rabbi, sen beni bu kelime ile gönderdin, bana bunu emrettin ve onda bana cenneti vaad ettin. Sen vaadinden dönmezsin." dedi.Sonra da şöyle buyurdu: "Sevinmez misiniz, Allah sizin hepinizi afvetti."(Müsned, IV, 124) Bu hadiste geçtiği gibi insanların tevhid kelimesi veya başka ilâhî isimlerle zikretmek üzere bir araya gelmeleri sünnetteki uygulamaya uygundur. Toplu zikrin asr-ı saadetteki bir başka örneği Ebû Saîd el-Hudrî''den gelen bir rivâyette anlatılmaktadır. Bu rivâyete göre Allah Rasûlü birgün halka teşkil etmiş bulunan bir sahabe topluluğunun yanına vardı. Onlara niçin böyle oturduklarını sordu. Onlar da: "Kendilerine başta İslâm olmak üzere pekçok nimetler veren Allah''ı zikretmek için bir araya geldiklerini" anlattılar. Peygamberimiz tekrar: "Siz gerçekten sadece Allah''ı zikretmek için mi toplandınız?" diye ısrarla sorunca sahâbîler: "Vallahi sadece bu maksadla bir araya geldik." diye yemin ettiler.
   İmâm-ı Rabbânî; "Her vakit, Allah''ı zikr etmek lâzımdır. Kalpte başka hiçbir şeye yer vermemelidir. Yerken, içerken, uyurken, gelirken, giderken hep zikir yapmalıdır." demiştir. Cübeyr bin Nüfeyr; "Her an, dilleriyle Allah''ı zikr edip, O''nu bir an unutmayanlardan herbiri, güler bir hâlde Cennet''e gireceklerdir." demektedir. Zikir, cehrî ve hafî olmak üzere iki kısımdır. Zikr-i cehrî, yüksek sesle Allah''ı anmak, zikr-i hafî ise, gizli olarak ve kalb ile Allah''ı hatırlamaktır.
   Zikir hakkında daha detaylı bir açıklama için bakınız: "Zikr : Allah''ı Hatırlama"
19.Yüzyılın Büyük Sufilerinden Kuşadalı İbrahim Halveti [K.S.]nin "Zikr Hakkındaki Görüşleri"
Tasavvufi pratikte mürşidin zikir tavsiyesi hakkında reel bir örnek sunuyoruz:" İntisab ve Zikr Tarifi"

   EVRAD : Îtiyad, alışkanlık hâlinde nâfile olarak devamlı yapılan ibâdet, tesbîh ve duâlara vird (çoğulu evrâd) denilir. İmâm-ı Gazâlî; "Duâ, zikir, Kur''ân-ı kerîm okuma ve tefekkür (mahlûklardaki ve kendi bedenindeki ince sanatları, düzenleri, birbirine bağlılıklarını düşünerek, Allah''ın büyüklüğünü anlaması, insanın günâhlarını hatırlayıp, bunlara tövbe etmesi lâzım geldiğini ibadetlerini ve tâatlerini düşünerek bunlara şükretmesi gerektiğini hatırına getirmesi), sabah namazından sonra, âhiret yolcusu kulun virdi olmalıdır." demiştir. Yine İmâm-ı Gazâlî; "Okunmalarında fazîlet olduğu bildirilen bâzı âyet-i kerîmeleri vird edinip, okumak da müstehabtır. Fâtihâ, Âyete''l-Kürsî ve Bekara sûresinin son iki âyeti (Âmener-Resûlü) bunlardandır. Kaylûle (öğleye doğru bir mikdâr uyumak da) gündüz virdlerindendir." demiştir.
   Mâlik bin Dînâr ise şunları söylemiştir: "Bir gece uyuya kaldım ve evradımı yerine getirmedim. Rüyâmda birisi karşıma çıktı ve, okuryazarlığın var mı? dedi. Var, dedim. Şu yazıyı okur musun? dedi ve elime bir kâğıt parçası verdi. Kâğıtta; "Dünyânın geçici ve aldatıcı nîmetleri, ölümsüz olarak yaşayacağın Cennet''in zevk ve safâsından seni alıkoymuştur. Yâni geçici olarak zevk aldığın bu uyku, ebedî seâdetine yarayacak ibâdetine mâni olmuştur. Uyan, namaz kıl ve Kur''ân-ı kerîm oku. Zîra bunlar, uykudan hayırlıdır." yazılıydı."
   EDEB : Her konuda haddini bilip, sınırı aşmamak, insanlara iyi muâmelede bulunmak, sünnet üzere yâni Rasûlullah efendimizin buyurduğu ve davrandığı gibi hareket etmek, hatâya düşmekten sakınılacak şey, terbiye, güzel ahlâka da edeb denir.
   Abdullah bin Mübârek, âlimler, edeb hakkında çok şeyler söylediler. Bize göre edeb, insanın kendini tanımasıdır demiştir.
   Ebü''l-Berekât Emevî Hakkârî; "Edep, kulun, Allah''a karşı vazîfelerini, vakitlerini nasıl değerlendireceğini, kendini O''ndan uzaklaştıran şeylerden nasıl korunacağını bilmesidir." demiştir.
   İmâm-ı Rabbânî ise; "Edebe riâyet etmeyen hiç kimse, Allah''a kavuşamaz, yâni velî olamaz. Din büyüklerinin yolu baştan sona edeptir. Namazın sünnet ve edeplerinden birini gözetmek ve tenzîhî bir mekrûhtan sakınmak; zikir, fikirden (tefekkürden) üstündür." buyurmuştur.
   Şems-i Tebrîzî ise; "Âdemoğlunun edebden nasîbi yok ise, insan değildir. Âdemoğlu ile hayvan arasındaki fark budur. Gözünü aç ve bütün Allah''ın kelâmının mânâsı, âyet âyet edepten ibaret olduğunu gör." demiştir.

Kaynak:www.tasavvufalemi.com/17.08.2010



Kıssadan Hisse
ALLAH BİZİ GÖRÜYOR
Mayıs 12th, 2009emirtalha
in
Kıssadan Hisse

Ahmet Mekkî Efendi bir sevdiklerine;
- Hak teâlâ, hepimizin yaptığı, iyi kötü her işi görüyor, değil mi? diye sordu.
- Elbette efendim, dediler.
- Pekii, bir insan bir günah işleyeceği zaman, bir başkasının göreceğini anlasa, o işi yapabilir mi?
- Yapamaz tabii efendim, utanır ondan.
Büyük Veli;
- Bu nasıl müslümanlıktır ki, bir “kul”dan utanır da, “Allah”tan utanmaz, buyurdu.
Ahmet Mekkî Efendi bir sevdiklerine;
- Hak teâlâ, hepimizin yaptığı, iyi kötü her işi görüyor, değil mi? diye sordu.
- Elbette efendim, dediler.
- Pekii, bir insan bir günah işleyeceği zaman, bir başkasının göreceğini anlasa, o işi yapabilir mi?
- Yapamaz tabii efendim, utanır ondan.
Büyük Veli;
- Bu nasıl müslümanlıktır ki, bir “kul”dan utanır da, “Allah”tan utanmaz, buyurdu.
Kaynak:www.islamvetasavvuf.org/24.10.2009


Şeb-i Arûs
Git ve: kullan, ara
Şeb-i Arus lügat manası düğün gecesi demektir. Mevlânâ Celaleddin-i Rumi kendi ölümüne rabbine duyduğu aşktan dolayı sevgiliye kavuşma yani düğün gecesi demiştir.
Nitekim bir gazelinde;
Öldüğüm gün tabutum götürülürken, bende bu dünya derdi var sanma...
Benim için ağlama, yazık, vah vah deme;
Şeytanın tuzağına düşersen, o zaman eyvah demenin sırasıdır,
Cenâzemi gördüğün zaman firâk, ayrılık deme,
Benim kavuşmam, buluşmam işte o zamandır,
Beni toprağa verdikleri zaman, elvedâ elvedâ demeye kalkışma,
Mezar, cennet topluluğunun perdesidir.
Batmayı gördün değil mi? Doğmayı da seyret, güneşle aya gurûbdan hiç ziyân gelir mi?
Hangi tohum yere ekildi de bitmedi? Ne diye insan tohumunda şüpheye düşüyorsun?
Hangi kova kuyuya salındı da dolu dolu çıkmadı? Can Yusuf’u ne diye kuyuda feryad etsin?
Bu tarafta ağzını yumdun mu, o tarafta aç.
Zîrâ senin Hayy u Hû’yun, mekânsızlık âleminin fezâsındadır.
Bu manaya istinaden her yılın Aralık ayında Mevlana Vuslat Yıldönümleri çerçevesinde Şeb-i Arûs törenleri yapılır.
Kaynak:www.wikipedia.org/18.12.2008



TEKKE VE TASAVVUF EDEBİYATI
TEKKE VE TASAVVUF EDEBİYATI NAZIM ŞEKİLLERİ İLAHİ …………….. Tanrıyı övmek, ona yakarmak için söylenilen dini şarkılara ilahi denir. Tekke edebiyatında ise din ve ahlakla ilgili şiirler ilahi adıyla tanımlanır. Hem koşma, hem semai biçiminde ve hem hece hem de aruz ölçüsüyle yazılmış şiirlerdir. Hece ölçüsünde 7, 8 ve 11’li kalıplar tercih edilmiştir. İlahi yazarı halk şairleri içinde ilk akla gelen Yunus Emre’dir. Daha sonra Eşrefoğlu Rumi, Niyazi-i Mısrai, Aziz Mahmut Hüdayi, Yunus Emre’nin etkisinde kalarak ilahiler yazmışlardır. Bektaşi ilahilerine "nefes", Alevi ilahilerine "nefes", "deme", "deyiş", Mevlevi ilahilerine "ayin", Gülşeni ilahilerine "tapuğ", Halveti ilahilerine "durak", diğer tarikatlar da ise *****hur veya ilahi adı verilir. Dörtlüklerle yazılanlarda kafiye düzeni koşmaya, beyitlerle yazılanlarda kafiye düzeni gazele benzer. Giriş bölümüne zemin, gelişme ve sonuç bölümüne miyan denir. Bu ikisinin arasında nakarat bölümleri bulunur. Müzik parçası olarak bakıldığında zemin-nakarat-meyan-nakarat sistemindeki bir kalıba uyarlar. Toplu halde seslendirilmek için bestelenmiş ilahiler "*****hur ilahi" diye bilinir. Solo ilahilerde de koronun söylediği parçaya "*****hur" adı verilir. İlahiler okundukları yer ve zamana göre cami ilahisi, tekke ilahisi, mektep ilahisi, ramazan ve muharrem ilahisi, Mekke ilahisi, Kadir Gecesi ilahisi gibi adlarla anılır. ÖRNEK: Ey senin yoluna Canım vereyim Mevla Aşkını komayayım Oda gireyim Mevla Beni sana vereyim Sensiz beni nideyim Ben senin huzuruna Bensiz varayım Mevla Yunus eydür benlügi Aradan tarh edelüm Senin ile bakayım Seni göreyim Mevla YUNUS EMRE NEFES ……….. Dini temellere bağlı aşık edebiyatı nazım şekillerinden ilahilerin Bekteşi aşıklarınca yazılanlarına denir. Konusu genellikle tasavvuftaki vahdet-i vücud, Bektaşi ilkeleri, tarikat kurallarıyla ilgilidir. Dili sade bir Türkçe olan nefesler biçim olarak koşmaya benzer. Dörtlükler halinde hece ölçüsünün 7, 8, 11’li kalıpları ile ya da az da olsa aruzla yazılanlara rastlanmaktadır. Dörtlük sayısı 3-7 arasında değişir. Fazla da olabilir
Kaynak:www.odevturk.com/21.06.2008/İst.


TEKKE VE TASAVVUF EDEBİYATI NAZIM ŞEKİLLERİ İLAHİ
Tanrıyı övmek, ona yakarmak için söylenilen dini şarkılara ilahi denir. Tekke edebiyatında ise din ve ahlakla ilgili şiirler ilahi adıyla tanımlanır. Hem koşma, hem semai biçiminde ve hem hece hem de aruz ölçüsüyle yazılmış şiirlerdir. Hece ölçüsünde 7, 8 ve 11’li kalıplar tercih edilmiştir. İlahi yazarı halk şairleri içinde ilk akla gelen Yunus Emre’dir. Daha sonra Eşrefoğlu Rumi, Niyazi-i Mısrai, Aziz Mahmut Hüdayi, Yunus Emre’nin etkisinde kalarak ilahiler yazmışlardır. Bektaşi ilahilerine "nefes", Alevi ilahilerine "nefes", "deme", "deyiş", Mevlevi ilahilerine "ayin", Gülşeni ilahilerine "tapuğ", Halveti ilahilerine "durak", diğer tarikatlar da ise *****hur veya ilahi adı verilir. Dörtlüklerle yazılanlarda kafiye düzeni koşmaya, beyitlerle yazılanlarda kafiye düzeni gazele benzer. Giriş bölümüne zemin, gelişme ve sonuç bölümüne miyan denir. Bu ikisinin arasında nakarat bölümleri bulunur. Müzik parçası olarak bakıldığında zemin-nakarat-meyan-nakarat sistemindeki bir kalıba uyarlar. Toplu halde seslendirilmek için bestelenmiş ilahiler "*****hur ilahi" diye bilinir. Solo ilahilerde de koronun söylediği parçaya "*****hur" adı verilir. İlahiler okundukları yer ve zamana göre cami ilahisi, tekke ilahisi, mektep ilahisi, ramazan ve muharrem ilahisi, Mekke ilahisi, Kadir Gecesi ilahisi gibi adlarla anılır. ÖRNEK: Ey senin yoluna Canım vereyim Mevla Aşkını komayayım Oda gireyim Mevla Beni sana vereyim Sensiz beni nideyim Ben senin huzuruna Bensiz varayım Mevla Yunus eydür benlügi Aradan tarh edelüm Senin ile bakayım Seni göreyim Mevla YUNUS EMRE NEFES ……….. Dini temellere bağlı aşık edebiyatı nazım şekillerinden ilahilerin Bekteşi aşıklarınca yazılanlarına denir. Konusu genellikle tasavvuftaki vahdet-i vücud, Bektaşi ilkeleri, tarikat kurallarıyla ilgilidir. Dili sade bir Türkçe olan nefesler biçim olarak koşmaya benzer. Dörtlükler halinde hece ölçüsünün 7, 8, 11’li kalıpları ile ya da az da olsa aruzla yazılanlara rastlanmaktadır. Dörtlük sayısı 3-7 arasında değişir. Fazla da olabilir.
Kaynak:www.odevturk.com/07.02.2008



YUNUS EMRE VE TASAVVUF
Yunus EMRE, İslam tarihinin en büyük bilgelerinden olup yaşadığı ve yaşattığı inanç sistemi; Kuran''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ın özüne ulaşarak, Tek olan gerçeğin (Allah) sırlarını keşfetme ilmi olan tasavvuf ve Vahdet-i Vücud tur.
Bu inanç sisteminde tek varlık Allah''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''dır. Allah bütün bilinen ve bilinmeyen alemleri kapsamıştır, tektir, önsüz sonsuzdur, yaratıcıdır. Eşi, benzeri ve zıddı yoktur.Bilinen ve bilinmeyen tüm evren ve alemler onun zatından sıfatlarına tecellisidir.Alemlerdeki tüm oluşlar ise onun isimlerinin tecellisidir. Her bir hareket,iş,oluş(fiil) onun güzel isimlerinden birinin belirişidir.

Hak cihana doludur, kimseler Hakkı bilmez

***
Baştan ayağa değin, Haktır ki seni tutmuş
Haktan ayrı ne vardır, Kalma guman içinde


Dolayısıyla evrende var saydığımız tüm varlıklar onun varlığının değişik suretlerde tecellileri olup kendi başlarına varlıkları yoktur. Bu çokluğu, ayrı ayrı varlıklar var zannetmenin sebebi ise beş duyudur. Beş duyunun tabiatında olan eksik, kısıtlı algılama kapasitesi, bizi yanıltır ve çoklukta yaşadığımızı var sandırır. Ayrı ayrıymış gibi algılanan bu nesnelerin, ve herşeyin kaynağı Allah''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ın esmasının (isimlerinin) manalarıdır. Manaların yoğunlaşmasıyla bu "Efal Alemi" dediğimiz çokluk oluşmuştur. Bir adı da "Şehadet Alemi" olan, ayrı ayrı varlıkların var sanıldığı; gerçekte ise Allah isimlerinin manalarının müşahede edildiği alemdeki çokluk Tek''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''in yansıması,belirişidir. Bu izaha tasavvufta Vahdet-i vücud (Varlıkların birliği,tekliği) denir.
Cenab-ı hak varlığını zuhura çıkarmadan evvel gizli bir varlıktı.Bilinmeyen bu varlığa, Gayb-ı Mutlak (Mutlak Görünmezlik),La taayyün (Belirmemişlik),Itlak (Serbestlik),Yalnız vücud, Ümmül Kitap (Kitabın Anası),Mutlak Beyan ve Lahut (Uluhiyet) Alemi de denir.
Çarh-ı felek yoğidi canlarımız var iken
Biz ol vaktin dost idik, Azrâil ağyar iken.

Çalap aşkı candaydı, bu bilişlik andaydı,
Âdem, Havva kandaydı, biz onunla yâr iken.
Ne gök varıdı ne yer, ne zeber vardı ne zir
Konşuyuduk cümlemiz, nûr dağın yaylar iken."
"Aklın ererse sor bana, ben evvelde kandayıdım
Dilerisen deyüverem, ezelî vatandayıdım.

Kâlû belâ söylenmeden, tertip-düzen eylenmeden
Hakk''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''dan ayrı değil idim, ol ulu dîvândayıdım."

"Bu cihana gelmeden sultan-ı cihandayıdım
Sözü gerçek, hükm-i revan ol hükm-i sultandayıdım."
***
ADEM yaratılmadan can kalıba girmeden
Şeytan lanet olmadan arş idi seyran bana
Sonra Allah bilinmekliğini istemiş ve varlığını üç isimle belirlemiş taayyün ve tecelli ettirmiştir.
1.Ceberut (İlahi Kudret) Alemi: Birinci taayyün,Birinci tecelli,İlk cevher ve Hakikat-ı MUHAMMEDİYE olarak da bilinir.
Yaratıldı MUSTAFA, yüzü gül gönlü safa
Ol kıldı bize vefa, ondandır ihsan bana
Şeriat ehli ırak eremez bu menzile
Ben kuş dilin bilirim, söyler SÜLEYMAN bana
2.Melekut (Melekler) Alemi: İkinci taayyün,İkinci Tecelli,Misal ve Hayal Alemi,Emir ve Tafsil Alemi,Sidre-i Münteha (Sınır Ağacı) ve BERZAH da denir.
3.Şehadet (Şahitlik) ve Mülk Alemi:Üçüncü taayyün,Nasut(İnsanlık),His ve Unsurlar Alemi,Yıldızlar,Felekler (Gökler),Mevalid (Doğumlar) ve Cisimler Alemi diye bilindiği gibi,Arş-ı Azam da bu makamdan sayılır.
Tüm bu oluşlar Kuran''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ı Kerimde "Altı günde yaratıldı" ayetiyle beyan edilirken Altı günden maksadın mutasavvıflarca ,gün değil hal''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''e ait olduğu kabul edilir.Bu haller Allahın insanlara lutfettiği görünmeyen şeylerden altı sıfatıdır: Semi,Basar,İdrak,İrade,Kelam ve Tekvin(İşitme,Görme,Kavrama, İrade,Konuşma ve yaratma). Cenab-ı Hakkın Zatına ait bu sıfatların Ademin kutsal varlığında belirmesi,"İnsan benim sırrımdır" sözünün bir hükmüdür.Varlığın başlangıcı ve son sınırı ise Aşk''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''tır.O yuzdendir ki sayılan bu alemler Aşkın cezbesiyle pervane haldedir. Cenab-ı Hak varlığını,kudret eliyle zuhura getirmiş ve üç isimle taayyün,tecelli ve tenezzül etmiştir.Buna yaratış sanatı (Cenab-ı hakkın kuvvetinden,kudretine hükmederek cemalini ve celalini eserlerinde yani varlık yüzünde göstermesi), Belirme cilvesi (Aşık olması sonucunda batının zahire çıkıp,alemlerin nurlarının ve olayların bilinmesi) ve Birlik oyunu (Zatından sıfatına tecelli etmesi ile kendi varlığını kendinde zuhura getirip,birlik ve vahdetini ahadiyet(teklik) sırrına meylettirmesi) denir. Bunda zaman ve mekan kaydı yoktur.Ancak "An" vardır.Çünki mutlak zaman içersinde batın(gizli),zahire(görünen) cıkıp farkedildikten sonra,alemlerin nurları (ışıkları) ve ilahi olaylar bilinmiştir.Daha sonra şekil ve renkler görülüp,ayrı ayrı unsurları oluşturacak şekilde birleştiğinde isimler meydana çıkmıştır(Mülk mertebeleri ,Cisimler alemi).Ve böylece zahir alem belli olup mutlak varlık bilinmiştir.
Mani evine daldık, vücuda seyran kıldık
İki cihan seyrini, cümle vücudda bulduk
Yedi gök yedi yeri, dağları denizleri
Cenneti cehennemi, cümle vücudda bulduk
Şiiri [değiştir]
Ozanlığının yanısıra dili, düşünceleri, işlediği konularla Anadolu''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''da gelişen Türk edebiyatının en büyük adlarından sayılan Yûnus Emre, yalnız halk ve tekke şiirini değil, divan şiirini de etkiledi, yaşarlığını çağlar boyu sürdürdü. Hece ve aruzla yazdığı şiirlerinde sevgiyi temel aldı. Tasavvufla, İslam düşüncesiyle beslenen dizelerinde insanın kendisiyle, nesnelerle, Allah''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''la ilişkilerini işledi, ölüm, doğum, yaşama bağlılık, İlahi adalet, insan sevgisi gibi konuları ele aldı. Çağına hâkim olan düşünüş biçimini ve kültürü konuşulan dille, yalın akıcı bir söyleyişle dile getirdi; kendinden önce yetişmiş İran ozanlarının, çağdaşlarının yapıtlarında geçen kavramlara yeni bir öz, yeni bir deyiş kattı. Bu yanıyla tasavvuf düşüncesini, Alevi-Bektaşi inançlarını zenginleştirdi, kendi adına bağlanan tekke şiirinin Anadolu''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''daki ilk temsilcilerindendir.
Kaynak:www.wikipedia.org/08.09.2007




MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ
MEVLÂNA''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''NIN ESERLERİ

MESNEVİ

Mesnevî, klâsik doğu edebiyatında, bir şiir tarzının adıdır. Sözlük anlamıyla "İkişer, ikişerlik" demektir. Edebiyatta aynı vezinde ve her beyti kendi arasında ayrı ayrı kafiyeli nazım şekillerine Mesnevî adı verilmiştir.

Her beytin aynı vezinde fakat ayrı ayrı kafiyeli olması nedeniyle Mesnevî''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''de büyük bir yazma kolaylığı vardır. Bu nedenle uzun sürecek konular veya hikâyeler şiir yoluyla söylenilecekse, kafiye kolaylığı nedeniyle mesnevî tarzı seçilir. Bu suretle şiir, beyit beyit sürüp gider.

Mesnevî her ne kadar klâsik doğu''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''şiirinin bir şiir tarzı ise de "Mesnevî" denildiği zaman akla "Mevlâna''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nın Mesnevî''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''si"gelir. Mevlâna Mesnevî''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''yi Çelebi Hüsameddin''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''in isteği üzerine yazmıştır. Kâtibi Hüsameddin Çelebi''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nin söylediğine göre Mevlanâ, Mesnevî beyitlerini Meram''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''da gezerken,otururken, yürürken hatta semâ ederken söylermiş, Çelebi Hüsameddin de yazarmış.

Mesnevî''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nin dili Farsça''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''dır. Halen Mevlâna Müzesi''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nde teşhirde bulunan 1278 tarihli, elde bulunan en eski Mesnevî nüshasına göre, beyit sayısı 25618 dir.

Mesnevî''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nin vezni : Fâ i lâ tün- Fâ i lâ tün - Fâ i lün''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''dür

Mevlâna 6 büyük cilt olan Mesnevî''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''sinde, tasavvufî fikir ve düşüncelerini, birbirine ulanmış hikayeler halinde anlatmaktadır.

DİVAN-I KEBİR

Dîvân, şairlerin şiirlerini topladıkları deftere denir. Dîvân-ı Kebîr "Büyük Defter" veya "Büyük Dîvân" manasına gelir. Mevlâna''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nın çeşitli konularda söylediği şiirlerin tamamı bu divandadır. Dîvân-ı Kebîr''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''in dili de Farsça olmakla beraber, Dîvân-ı Kebîr içinde az sayıda Arapça, Türkçe ve Rumca şiir de yar almaktadır. Dîvân-ı Kebîr 21 küçük dîvân (Bahir) ile Rubâî Dîvânı''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nın bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Dîvân-ı Kebîr''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''in beyit adedi 40.000 i aşmaktadır. Mevlâna, Dîvân-ı Kebîr''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''deki bazı şiirlerini Şems Mahlası ile yazdığı için bu dîvâna, Dîvân-ı Şems de denilmektedir. Dîvânda yer alan şiirler vezin ve kafiyeler göz önüne alınarak düzenlenmiştir.

MEKTUBAT

Mevlâna''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nın başta Selçuklu Hükümdarlarına ve devrin ileri gelenlerin.e nasihat için, kendisinden sorulan ve halli istenilen diıü ve ilmi konularda ise açıklayıcı bilgiler vermek için yazdığı 147 adet mektuptur. Mevlâna bu mektuplarında, edebî mektup yazma kaidelerine uymamış, aynen konuştuğu gibi yazmıştır. Mektuplarında "kulunuz, bendeniz" gibi kelimelere hiç yer vermemiştir. Hitaplarında mevki ve memuriyet adları müstesna, mektup yazdığı kişinin aklına, inancına ve yaptığı iyi işlere göre kendisine hangi hitap tarzı yakışıyorsa o sözlerle ve o vasıflârla hitap etmiştir.

Fİ Hİ MA Fİ H

Fîhi Mâ Fih "Onun içindeki içindedir" manasına gelmektedir.. Bu eser Mevlâna''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nın çeşitli meclislerde yaptığı sohbetlerin, oğlu Sultan Veled tarafından toplanması ile meydana gelmiştir. 61 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerden bir kısmı, Selçuklu Veziri Süleyman Pervane''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ye hitaben kaleme alınmıştır. Eserde bazı siyasi olaylara da temas edilmesi yönünden, bu eser aynı zamanda tarihi bir kaynak olarak da kabul edilmektedir. Eserde cennet ve cehennem, dünya ve âhiret, mürşit ve mürîd, aşk ve semâ gibi konular işlenmiştir.

MECÂLİS-İ SEB''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''A

(Yedi Meclis) Mecâlis-i Seb''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''a, adından da anlaşılacağı üzere Mevlâna''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nın yedi meclisi''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nin, yedi vaazı''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nın not edilmesinden meydana gelmiştir. Mevlâna''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nın vaazları, Çelebi Hüsameddin veya oğlu Sultan Veled tarafından not edilmiş, ancak özüne dokunulmamak kaydı ile eklentiler yapılmıştır. Eserin düzenlemesi yapıldıktan sonra Mevlâna''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nın tashihinden geçmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Şiiri amaç değil, fikirlerini söylemede bir araç olarak kabul eden Mevlâna, yedi meclisinde şerh ettiği Hadis''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''lerin konuları bakımından tasnifi şöyledir :

1. Doğru yoldan ayrılmış toplumların hangi yolla kurtulacağı.
2. Suçtan kurtuluş. Akıl yolu ile gafletten uyanış.
3. İnanç''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''daki kudret.
4. Tövbe edip doğru yolu bulanlar Allah''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ın sevgili kulları olurlar.
5. Bilginin değeri.
6. Gaflete dalış.
7. Aklın önemi.

Bu yedi meclis''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''de, asıl şerh edilen hadislerle beraber, 41 Hadis daha geçmektedir. Mevlâna tarafından seçilen her Hadis içtimaidir. Mevlâna yedi meclisinde her bölüme "Hamd ü sena" ve "Münacaat" ile başlamakta, açıklanacak konuları ve tasavvufî görüşlerini hikaye ve şiirlerle cazip hale getirmektedir. Bu yol Mesnevî''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nin yazılışında da aynen kullanılmıştır.
Kaynak:www. Mevlana.com/16.05.2007
Ahmed Yesevî, Hayatı ve Şiirleri
Orta Asya Türkleri arasında İslamiyeti yayan büyük alim ve veli. İsmi Ahmed bin Muhammed bin İbrahim bin İlyas olup, �Pir-i Türkistan, Hazret-i Türkistan, Hazret-i Sultan, Hace Ahmed, Kul Ahmed Hace� lakablarıyla da bilinir. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Türkistan�ın Yesi şehrinde doğduğu için Yesevi diye meşhur olmuştur. 1194 (H. 590) senesinde Yesi�de vefat etti. Vefat tarihi hakkında başka rivayetler de vardır.
Küçük yaştan itibaren babasından feyz alan Ahmed Yesevi büyük alim Baba Arslan�ın talebesi oldu. Onun kalblere hayat ve huzur veren sohbetlerinde bulundu. Teveccühlerine kavuşarak kısa zamanda tasavvufdaki yüksek derecelere ulaştı. Küçük yaşta meşhur oldu. Baba Arslan hazretlerinin vefatından sonra onun manevi işaretiyle Buhara�ya giderek Ehl-i sünnet alimlerinin en büyüklerinden olan Yusuf-ı Hemedani�den manevi ilimleri tahsil etti. İcazet alıp talebe yetiştirmekle vazifelendirildi. Hocasının vefatından sonra bir müddet Buhara�da kalıp, talebe yetiştirmekle meşgul oldu. Bir müddet sonra talebelerin terbiye ve yetiştirilmesini Yusuf-i Hemedani�nin en büyük talebesi olan Abdülhalık Gondüvani�ye havale edip, Yesi�ye döndü. Türklere İslamiyetin emir ve yasaklarını anlatmaya ve talebe yetiştirmeye burada devam etti. Talebeleri günden güne çoğaldı, büyüklüğü ve kıymeti kısa zamanda Türkistan, Maveraünnehr, Horasan ve Harezm�e yayıldı. Zamanında bulunan alimlerin ve evliyanın en büyüklerinden, en üstünlerinden oldu. Dine olan bağlılığı sebebiyle, şaşırıp yoldan çıkmışlara sözleri kısa zamanda te�sirli oldu. Yetiştirdiği talebelerin her biri bir memlekete giderek, İslamiyeti doğru olarak öğretip yaydılar. Dergahı fakir, yetim ve çaresizler için sığınak yeri idi. Şöhretinin yayılması, pekçok kerametlerinin görülmesi, kendisini çekemeyenlerin dedikodularına sebep oldu.
Ahmed Yesevi hazretlerinin zamanında Türkistan�a ilk Türk-İslam devletlerinden Karahanlılar hakimdi. Bu devlet zamanında İslam dininin Seyhun Nehri boyları ile ahalisi göçebe olan Kazak-Kırgız, memleketlerinde kolayca yayılmasını sağladı. Sade bir Türkçe ile söyleyip yazdığı derin manalı �hikmet� denen sözleriyle tekke edebiyatının ilk temsilcilerinden oldu ve nasihatlerde bulundu.
Çocukluğundan itibaren Resulullah efendimizin sünnetine uymakta hiç gevşeklik göstermeyen Ahmed Yesevi, 63 yaşına geldiği zaman, yer altında bir çilehane yaptırıp girdi ve burada vefatına kadar devamlı ibadet ve Allahü tealayı düşünmekle meşgul oldu. Kendisini vefat etmiş, kabre konmuş şekilde hissederek Allah korkusu ile ibadetlerini yaptı. Burada evliyalık yolundaki makam ve dereceleri kat kat arttı. Pir-i Türkistan Ahmed Yesevi hazretleri, 1194 (H. 590) senesinde vefat etti. Türkistan�ın Yesi şehrinde, Seyhun Nehrinin sağ sahilinde defnedildi. Kabri üzerindeki muazzam türbeyi ve külliyesini Timur Han (1370-1405) inşa ettirmiştir.
Ahmed Yesevi hazretleri vakitlerinin çoğunu Allahü tealaya ibadet ve taat etmekle, talebelerine zahiri ve batıni ilimleri öğretmekle geçirirdi. Kendisini ve talebelerinin ihtiyaçlarını karşılamak için sanatla uğraşır ve elinin emeği ile geçinirdi. Herkese iyilik eder, kimseye sıkıntı vermezdi. İnsanların saadet ve kurtuluşu için çalışırdı.
Ahmed Yesevi�nin sade bir Türkçe ile söyleyip, derin manalı veciz sözleri ve Hikmet adlı şiirleri Divan-ı Hikmet adlı eserinde toplandı. Sohbet tarzında ve sade Türkçe ile söylenen hikmetleri kısa zamanda doğuda Çin hudutlarından, batıda Akdeniz ve Marmara sahillerine kadar yayıldı. Divan-ı Hikmet aslında İslamiyeti ve İslam ahlakını öğreten bir ahlak ve din kitabıdır.
Ahmed Yesevi ayrıca Anadolu�daki Türk edebiyatının yeşerip, gelişmesine zemin hazırlamış ve Yunus Emre gibi şairlerin yetişmesine sebeb olmuştur.
Buyurdu ki: �Ey dostlar! Sakın ha cahil olanlarla dostluk kurmayınız.�
�Gönlünde Allahü tealanın aşkını taşıyanlar dünya ile tamamen alakalarını kesmişlerdir. Bunlar halk içinde Hak ile olurlar. Bir an Allahü tealayı unutmazlar.�
�Kafir bile olsa hiç kimsenin kalbini kırma. Kalb kırmak, Allahü tealayı incitmek demektir.�
�Gönlü kırık zavallı ve garip birini görürsen, yarasına merhem koy, yoldaşı ve yardımcısı ol.�
Gönül verme dünyaya
Sakın girme harama
Hakkı seven aşıklar
Hep helalden yemişler
Dünya benim diyenler
Cihan malın alanlar
Akbaba kuşu gibi
Haramlara dalmışlar
Hoca Ahmed bilmişsin
Hak yoluna girmişsin
Hak yoluna girenler
Cemalullah görmüşler
DÜZENLEYEN:BEKARAYDIN/06.03.2007
Kaynak:www.dallog.com
TASAVVUF EDEBİYATI
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Git ve: kullan, ara
,Halk edebiyatının "tasavvufi halk edebiyatı" ya da "tekke edebiyatı" denilen türü 12’nci yüzyılda Ahmed Yesevi ile başladı. Ama Anadolu’nun bu alandaki ilk ve en büyük şairi Yunus Emre’dir. Anadolu’da 19''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''uncu yüzyıla değin çeşitli tarikatlarla gelişen bu edebiyat geleneğinin sürmesinde en önemli rolü Alevi-Bektaşi ve Melami-Hamzavi şairler oynadı.
Tekke edebiyatı şairleri, yalın bir dille, hece ölçüsüyle ya da aruzun heceye yakın yalın kalıplarıyla şiirler yazdılar. Tekke şiirinin genel adı, özel bestelerle okunan ve tarikatlara göre değişik isimlerle anılan ilahilerdi. Nazım birimi dörtlüktü. Ama gazel biçimde yazılmış ilahiler de vardır. Bu edebiyatın düzyazı biçimini ise evliya menkıbeleri, efsaneler, masallar, fıkralar ve tarikat büyüklerinin yaşamlarını konu alan yapıtlar oluşturur.

Edebiyat ile ilgili bu madde bir taslaktır. İçeriğini geliştirerek Vikipedi''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ye katkıda bulunabilirsiniz.
genellikle eserler dörtlük birimiyle yazmıştır.genellikle yarım uyak kullanılır .en büyük sairleri Yunus Emre,Hacı Bektaşi veli,pir sultan Abdal,abdal Musa gibi önemli sairleri vardır.konusu Allah’a ulaşmanın yolları,ahlak ve nefsin terbiyesidir.
Ahmet Yesevi (1093 - 1156)
Osmanlı topraklarında doğmasa da, Osmanlı döneminde yaşamasa da Ahmet Yesevi''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nin Osmanlı İmparatorluğu üzerinde önemli etkileri olmuştur. Etkileri günümüze kadar ulaşan Ahmet Yesevi, 11. Yüzyılın ikinci yarısında bugünkü Kazakistan''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ın Çimkent şehrinin doğusundaki Sayram kasabasında doğmuştur. Sayram, o dönemde önemli bir kültür ve ticaret merkezidir.
Babasının ölümünden sonra, ablası ile birlikte Sayram yakınlarındaki Yesi''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ye yerleşen Yesevi, burada "Arslan Baba" adlı bir Türk şeyhinden ilk eğitimini almaya başlamıştır. Türbesi Yesi yakınındaki Otrar''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''da bulunan Arslan Baba, rivayete göre; Hz. Muhammed''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''in emanet ettiği hurmayı Ahmet Yesevi''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ye ulaştırmak görevini üstlenmiştir. Mezar-ı Şerifte bulunduğu bir dönem, İmam Rıza''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nın öğrencisi olduğu belirtilen Arslan Babanın, Yesevi''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nin manevi yücelmesinde önemli bir yeri vardır.
Eğitiminin ilk aşamasını tamamladıktan sonra dönemin en önemli merkezi olan ve değişik bölgelerden binlerce öğrencinin akınına uğrayan Buhara''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ya giden Yesevi, burada dönemin önde gelen din bilginlerinden olan Şeyh Yusuf Hemedani''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ye bağlanmıştır. Türbesi Merv''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''de bulunan Hemedani''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''den yoğun bir tasavvuf eğitimi alan Yesevi, Şeyhin dört halifesinden üçüncüsü olmuş ve ilk iki halifeden sonra şeyhinin yerine geçmiştir.
Hamedani''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''den aldığı bir işaretle buradaki irşad makamını Şeyh Adülhalik Gücdûvani''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ye bırakarak Yesi''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ye dönen Yesevi, büyük bir etki alanına ulaşacak olan Yeseviye Ocağı''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nı kurmuştur. Abdülhalik Gücdüvani ise öğrencisi Muhammed Bahaüddin Nakşbend''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''i yetiştirerek, o dönemde Yeseviye Ocağı dışında ortaya çıkan iki büyük tarikattan birinin öncülüğünü yapmıştır. Buhara''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''da kurulan Nakşibendiye tarikatı, zamanla Afganistan, Hindistan ve Anadolu''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ya yayılmıştır.
Yesevi, öğretisini hocası Arslan Baba''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''dan aldığı "ehl-i beyt" sevgisi ve bu doğrultudaki tasavvuf anlayışı üzerine kurmuştur. Bir Türk sufi tarafından kurulan bu ilk büyük "Türk tarikatı", önce Maveraünnehir, Taşkent ve çevresi ile batı Türkistan''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''da etkili olmuştur. Daha sonra Horasan, İran ve Azerbeycan''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''da yaşayan Türkler arasında yayılan Yesevi tarikatı, 13 yüz yıldan başlayarak göçlerle Anadolu''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ya, oradan da Balkanlara ulaşmıştır.
Yesevi öğretisinin bu denli etkili olmasının temel nedenlerinden biri; Ahmet Yesevi''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nin düşüncelerini anlatmak için, o dönemde gelenek olduğu üzere Arapça veya Farsça''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''yı değil, Türkçe''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''yi seçmesidir. Hece vezniyle yazdığı şiirlerle öğretisinin hızla yayılmasını ve kuşaktan kuşağa kolayca aktarılmasını bu yolla sağlayan Yesevi''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nin "Hikmet" olarak adlandırılan ve yüzyıllarca sözlü olarak yaşatılan şiirleri, 15. Yüzyılda yazıya geçirilerek "Divan-ı Hikmet" adı altında toplanmış ve kutsal bir kitap olarak elden ele dolaşmıştır.
İslam''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ın değerlerini Türk kültürünün değerleri ile kaynaştıran Yesevi öğretisi, özellikle bozkırlarda yaşayan Türk boylarının İslamiyet''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''i benimsemesini kolaylaştırmıştır. İslam''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ı tanımalarına ve benimsemelerine karşın, varolan değerlerinden kopmayan bu topluluklar için, kentli din bilginlerinin sunduğu kuralcı İslamiyet''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ten çok, dervişlerin sunduğu, dine esnek yaklaşan ve eski inançları yadsımayan, bir İslam anlayışı daha yakın gelmiştir. Böylece "şaman" geleneklerinin bir kısmı az ya da çok değişikliklere uğrasa bile varlığını sürdürmek imkanı bulmuştur. Geleneğe göre, toplumsal yaşamın her alanında olduğu gibi, dinsel törenlerde de kadın-erkek birliktedir. Kazakistan''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''da "Yesevi Zikri" adı verilen törenlerde, geleneğin islami değerlerle kaynaştırılarak bu gün bile sürdürüldüğü görülebilir.
Bu örnekler, Yesevi''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nin temsil ettiği İslam''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ın, varolan inanç sisteminin tamamen terk edilmesini şart koşmadığını ortaya koymaktadır. Bu yüzden bugün yalnızca Kazakistan''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''da değil, eski Türkistan toprakları üzerinde yaşayan Türk topluluklarının çoğunda şaman gelenekleri İslamiyet içinde varlığını sürdürür. Üstelik bu uygulamalar, Ahmet Yesevi''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nin izinden gidenlerce Anadolu''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ya ve Balkanlar''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''a da taşınmıştır.
Ahmet Yesevi, öğretisini "Dört Kapı" olarak bilinen şu ilkeler üzerine kurmuştur: Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''tir. Dört Kapı, İslamiyet''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ten önceki Türk inançlardan kaynaklanmıştır. Şamanlıkta Doğu, Batı, Kuzey ve Güney yönleri, kutsal kabul edilen dört ögedir. Yönler dört renk ve dört kutsal varlıkla simgeleştirilmiştir: Mavi, Beyaz, Siyah ve Kızıl. Ağaç, Demir, Su ve Ateş. Şaman inancına göre bunlar, evrenin ve insanın özünü oluşturur: Adalet, Kudret, Akıl ve Uyum.
Dört Kapı ilkesi Hacı Bektaş Veli''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''nin öğretisine de temel oluşturur. Hacı Bektaş Veli her bir kapıya onar makam ekler ve "Dört Kapı, Kırk Makam" olarak adlandırılan ilkeler bütününü ortaya koyar.





























youtube downloader kostenlos























youtube downloader kostenlos


youtube downloader kostenlos youtube downloader kostenlos


























youtube downloader kostenlos























youtube downloader kostenlos








HEPBEKAR























youtube downloader kostenlos























youtube downloader kostenlos

Copyright © İKİZDERE'NİN EDEBİYAT PORTALI Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma: 2007-08-18 (796 okunma)

[ Geri Dön ]
Content ©
footer
            1: PHP Nuke Super Code Box
     10 times
 2: Blok Module for PHPNuke
     18 times
 3: Forum Addon Pack
     10 times
 4: Random Foto Blok
     10 times
 5: Multy Searc Engines Module
     9 times
 6: Members Module TS v2.1
     12 times
 7: Automatic MP3 Player
     39 times
 8: CPG Gallery 1.3.1c
     56 times
 9: Block Clock Calendar 2.1
     53 times
 10: Theme Editor v6.0"
     55 times
save youtube video flv save youtube video flv how to save a google video how to save a google video download any song from youtube download any song from youtube save videos from youtube free save videos from youtube free save youtube video mp save youtube video mp save youtube free save youtube free downloading youtube audio downloading youtube audio xtube downloader xtube downloader youtube downloader mp3 youtube downloader mp3 download from youtube download from youtube cara download youtube cara download youtube download from youtube download from youtube download youtube mp3 download youtube mp3 youtube downloader gratis youtube downloader gratis
save youtube video flv save youtube video flv how to save a google video how to save a google video download any song from youtube download any song from youtube save videos from youtube free save videos from youtube free save youtube video mp save youtube video mp save youtube free save youtube free downloading youtube audio downloading youtube audio xtube downloader xtube downloader youtube downloader mp3 youtube downloader mp3 download from youtube download from youtube cara download youtube cara download youtube download from youtube download from youtube download youtube mp3 download youtube mp3 youtube downloader gratis youtube downloader gratis
save youtube video flv save youtube video flv how to save a google video how to save a google video download any song from youtube download any song from youtube save videos from youtube free save videos from youtube free save youtube video mp save youtube video mp save youtube free save youtube free downloading youtube audio downloading youtube audio xtube downloader xtube downloader youtube downloader mp3 youtube downloader mp3 download from youtube download from youtube cara download youtube cara download youtube download from youtube download from youtube download youtube mp3 download youtube mp3 youtube downloader gratis youtube downloader gratis

Sayfa Üretimi: 0.300 Saniye
            1: İKİZDERE-KARADENİZE AÇILAN PENCERE
     0 times
 2: İKİZDERE NİN EDEBİYAT PORTALI
     8 times
 3: WİKİPEDİA ÖZGÜR ANSIKLOPEDİ
     10 times