home forums downloads links Sign In
  

MODULLER
· Ana Sayfa
· ANA MENÜ
· ANKET
· DOSYALAR
· FORUM
· HABER GÖNDER
· HABER ARŞIVI
· HABER KONULARI
· HABER ÖNER
· RESİM GALERİSİ
· VİDEO İZLE
· İLETİŞİM
· ÜYE HESABINIZ
· ÜYELER
· ZİYARETÇİ DEFTERİ
· ÖZEL MESAJLAR


GÜNÜN HABERİ
Bugün için henüz önemli bir haber yok.


ANA MENÜ
· EDEBİYAT SAYFASI
· ANI
· BİYOGRAFİ
· DENEME
· ELEŞTİRİ
· GEZİ YAZISI
· HİKAYE
· MAKALE
· GİZLİ İLİMLER
· MEDYA-YORUM
· MASAL
· MEKTUP
· RÖPORTAJ
· ŞİİR
· TÜRKÜ-MANİ
· BEKARIN DÜNYASI
· TASAVVUF EDEBİYATI
· KÜLTÜR VE SANAT
· HAK DİN İSLAM
· TURİZM
· ATASÖZLERİ
· ÖZDEYİŞLER
· EDEBÎ ESERLER
· GÜZEL SÖZLER
· ANAYASA
· SAĞLIK
· TÜRK KLASİKLERİ
· BESLENME
· DUVAR YAZILARI
· SPOR
· NUTUK
· GENÇLİĞE HİTABE
· TAKVİM ÇEVİRME
· BİLGİSAYAR SÖZLÜĞÜ
· TÜRK BÜYÜKLERİ
· BURCUNUZ/FALINIZ
· ÖNEMLİ GÜNLER
· ÜNİVERSİTELERİMİZ
· KURAN TEFSİRİ
· RÜYA TABİRLERİ
· GENEL ANSİKLOPEDİ
· İSLAM İLMİHALI
· TBMM
· EDEBİYAT
· RİZENİN İLÇELERİ
· İKİZDERENİN KÖYLERİ
· SİYASI PARTİLER
· KARADENİZ SÖZLÜĞÜ
· ARAŞTIRMA-İNCELEME
· KRONOLOJİ
· DÜNYA DEVLETLERİ
· TÜRK *****HURİYETLERİ
· TÜRK DİLİ
· HAYVANLAR ALEMİ
· EFSANE
· BİLMECELER
· TEKERLEMELER
· BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
· ANS. EDEBİYAT SÖZLÜK
· ŞİİR VE ŞAİR
· DİVAN EDEBİYATI
· HALK EDEBİYATI
· ELEŞTİRMEN VE YAZARLAR
· EDEBİYAT ÖDÜLLERİ
· ÇİÇEKLERİN DİLİ
· ŞİFALI BİTKİLER
· PRATİK BİLGİLER
· SİTE HARITAMIZ
· GUİNNES REKORLARI
· TIBBI TERİMLER SÖZLÜĞÜ
· AYVALIK-İHLAMUR
· BAŞKÖY
· CEVİZLİK
· ÇAĞRANKAYA
· ÇAMLIK
· ÇATALTEPE
· ÇİFTEKÖPRÜ
· DEMİRKAPI
· DEREKÖY
· DİKTAŞ
· ESKİCE
· GÖLYAYLA
· GÜRDERE
· GÜVENKÖY
· İHLAMUR
· KAMA
· ILICA KÖYÜ
· KİRAZLI
· MEŞEKÖY
· ORTAKÖY
· RÜZGARLI
· SİVRİKAYA
· ŞİMŞİRLİ
· TOZKÖY
· TULUMPINAR
· YAĞCILAR
· YERELMA
· GÜNEYCE NAHİYESİ
· İKİZDERE İLÇEMİZ
· BALLIKÖY-ÇİÇEKLİ
· BAYIRKÖY
· YAĞCILAR KÖYÜ
· OSMANLICA PC SÖZLÜK
· MATEMATİK


ZİYARETÇİ DEFTERİ
1:Yeni Üy... (bekaraydin)
2:Mrb (bekar aydin)
3:BAŞLIK B... (selanikli)
4:SELAM ME... (Kemal yıldız"AZAK")
5:yakışir ... (METİN SANCAR)
6:Çebi Ho... (bekar aydin)
7:Selam (ikizdereli66)
8:nasılsın... (bekaraydin)
9:ANKARALI... (halukamca)
10:başarıla... (nevzat)

[ Tüm Mesajlar ]


GAZETELER


KÖŞE YAZARLARI
Mehmet ALTAN Mehmet ALTAN
Solcu musun, Kemalist mi?
Ahmet KEKEÇ Ahmet KEKEÇ
Kemal Bey aradı, dedi ki...
Mustafa KARAALİOĞLU Mustafa KARAALİOĞLU
Hayırcının kibri
Şamil TAYYAR Şamil TAYYAR
Olmadı sayın bakan
Ergun BABAHAN Ergun BABAHAN
Sezen’di, Sazan oldu şimdi de ‘kirlendi’
Mahir KAYNAK Mahir KAYNAK
Havuzlu villa
Ardan ZENTÜRK Ardan ZENTÜRK
TUZAK: İsrail’in “Kolombiyalı” dostu
Eser KARAKAŞ Eser KARAKAŞ
Yargıtay ve Dışişleri’nin anayasa ihlalleri
Ekrem DUMANLI Ekrem DUMANLI
HSYK zorla 'evet' dedirtecek
Ali BULAÇ Ali BULAÇ
Hutbe: Kaynaklar (1)
Mümtazer TÜRKÖNE Mümtazer TÜRKÖNE
Mankurtlar (V): Karaman Beyleri
Mustafa ÜNAL Mustafa ÜNAL
Şimdi ne olacak?
Şahin ALPAY Şahin ALPAY
ABD'nin İsrail ile göbek bağını kesme zamanı
Fikret ERTAN Fikret ERTAN
Rusya ve Ermenistan...
Hüseyin GÜLERCE Hüseyin GÜLERCE
HSYK panikledi
Bülent KORUCU Bülent KORUCU
CHP'nin müthiş gençleri(!)
Kürşat BUMİN Kürşat BUMİN
Dışişleri açıklamasının tarifi: 'Zeytinyağı gibi üste çıkmak'
Taha KIVANÇ Taha KIVANÇ
Fâili meçhullerin fâilleri ne kadar meçhul?
Bekir HAZAR Bekir HAZAR
Kasabamı arıyorum
Ali BAYRAMOĞLU Ali BAYRAMOĞLU
Lala Paşa Önder Sav'ı ne yapacağız peki?
Fehmi KORU Fehmi KORU
*****hurbaşkanı ile Bakü yolunda
İbrahim KARAGÜL İbrahim KARAGÜL
Karadeniz'de İsrail saldırısı ve S-300'ler
Tamer KORKMAZ Tamer KORKMAZ
YAŞ'ın Ardından
Sanlı SARIALİOĞLU Sanlı SARIALİOĞLU
Guti'den sevgilerle


SPOR YAZARLARI
Turgay ŞEREN Turgay ŞEREN
G.Saray'da ne defans, ne de orta saha var
Ziya ŞENGÜL Ziya ŞENGÜL
Ceyhun ve Sivasspor
Gürcan BİLGİÇ Gürcan BİLGİÇ
Robben fark yaratıyor
Attila GÖKÇE Attila GÖKÇE
Yaşasın Gurbet Kupası
Ahmet ÇAKIR Ahmet ÇAKIR
Beklenen perişanlık
Ali GÜLTİKEN Ali GÜLTİKEN
Şampiyonluk yolunda olur böyle maçlar
Ali Sami ALKIŞ Ali Sami ALKIŞ
Haftanın golü, Sercan’ın golü
Güven TANER Güven TANER
Rüzgar dindi


RESMİ KURUMLAR
 
  
                


FELSEFE SÖZLÜĞÜ

 Agnostisizm

 Alienation

 Ampirizm

 Analitik

 Anarşizm

  Anlambilim

 Antropomorfizm

 Arkhe

 Ateizm

 Belit

 Budizm

 Bilgicilik(Sofizm)

 Deizm

 Determinizm

 Dialektik

 Dogmatizm

 Duyumculuk

 Düalizm

 Endeterminizm

 Endividüalizm

 Enstrümantalizm

 Entellektüalizm

 Entüisyonizm

 Epistemoloji

 Erekbilim

 Estetik

 Fenomenoloji

Gnostikler

 Hedonizm

 İdealizm

 Konseptualizm

 Kritisizm

 Manişeizm

 Materyalizm

 Mekanizm

 Metafizik

 Monotheizm

 Nihilizm

 Nominalizm

 Ontoloji

 Öznel İdealizm

 Paradoks

 Panteizm   Pozitivizm

 Pragmatizm

 Rasyonalizm

 Realizm

 Rölativizm

 Septisizm



EDEBî SÖZLÜK-TERİMLER
Edebi destan Edebi dil Edebi Sanatlar Edebi teknik Edebi terimler Edebi türler Edebi ve sanatsal eserlerin ko Edebi ve sanatsal eserlerin ko Edebiyat nedir Edebiyat-Koop Edeköy, Zile Edeköyü Eden Ahbez


YARARLI LİNKLER

Gerekli Siteler

Hukuk Siteleri



100 TEMEL ESER
TÜRK EDEBİYATI

1. M. Kemal Atatürk - Nutuk
2. Kutadgu Bilig''den Seçmeler
3. Dede Korkut Hikayeleri
4. Yunus Emre Divanı''ndan Seçmeler
5. Mevlana-Mesnevi''den Seçmeler
6. Nasreddin Hoca Fıkralarından Seçmeler
7. Divan Şiirinden Seçmeler
8. Halk Şiirinden Seçmeler
9. Evliya Çelebi - Seyahatnamesi''nden Seçmeler
10. Kerem ile Aslı
11. Samipaşazade Sezai - Sergüzeşt
12. Halit Ziya Uşaklıgil - Mai ve Siyah
13. Hüseyin Rahmi Gürpınar - Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç
14. Ahmet Rasim - Şehir Mektupları
15. Ahmet Hikmet Müftüoğlu - Çağlayanlar
16. Ömer Seyfettin - Hikayelerden Seçmeler
17. Mehmet Akif Ersoy - Safahat
18. Ahmet Haşim - Bize Göre
19. Yahya Kemal Beyatlı - Eğil Dağlar
20. Yahya Kemal Beyatlı - Kendi Gök Kubbemiz
21.Abdulhak Şinasi Hisar - Boğaziçi Mektupları
22. Ruşen Eşref Ünaydın - Diyorlar ki
23. Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Kiralık Konak
24. Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Yaban
25. Refik Halit Karay - Memleket Hikayeleri
26. Refik Halit Karay - Gurbet Hikayeleri
27. Halide Edib Adıvar - Sinekli Bakkal
28. Halide Edib Adıvar - Mor Salkımlı Ev
29. Reşat Nuri Güntekin - Anadolu Notları
30. Reşat Nuri Güntekin -Çalıkuşu
31. Falih Rıfkı Atay - Çankaya
32. Falih Rıfkı Atay- Zeytindağı
33. Faruk Nafız Çamlıbel - Han Duvarı
34. Nazım Hikmet - Memleketimden İnsan Manzaraları
35. Şevket Süreyya Aydemir - Suyu Arayan Adam
36. Memduh Şevket Esendal - Ayaşlı ile Kiracıları
37. Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
38. Peyami Safa - Fatih - Harbiye
39. Nihad Sami Banarlı - Türkçe''nin Sırları
40. Ahmet Hamdi Tanpınar - Beş Şehir
41. Ahmet Hamdi Tanpınar - Sahnenin Dışındakiler
42. Samiha Ayverdi - İbrahim Efendi Konağı
43. Necip Fazıl Kısakürek - Çile
44. Sabahattin Ali - Kuyucaklı Yusuf
45. Ahmet Kutsi Tecer - Şiirler
46. Ahmet Muhip Dıranas - Şiirler
47. Aşık Veysel - Dostlar Beni Hatırlasın
48. Orhan Veli - Bütün Şiirleri
49. Cahit Sıtkı Tarancı -Otuz beş Yaş (Bütün Şirleri)
50. Kemal Tahir - Esir Şehrin İnsanları
51. Orhan Kemal - Eskicinin Oğulları
52. Sait Faik Abasıyanık - Kayıp Aranıyor
53. Sait Faik Abasıyanık - Hikayelerinden Seçmeler
54. Halikarnas Balıkçısı - Aganta Burina Burinata
55. Kemal Bilbaşar - Cemo
56. Samim Kocagöz - Kalpaklılar
57. Tarık Buğra - Küçük Ağa
58. Necati *****alı - Tütün Zamanı
59. Rıfat Ilgaz - Karartma Geceleri
60. Orhan Hançerlioğlu - 7. Gün
61. Fakir Baykurt - Kaplumbağalar
62. Faik Baysal - Drina''da Son Gün
63. Abbas Sayar - Yılkı Atı
64. Haldun Taner - Hikayelerinden Seçmeler
65. Oğuz Atay - Bir Bilim Adamının Romanı
66. Aziz Nesin - Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
67. Sabahattin Kudret Aksal - Gazoz Ağacı
68. Yusuf Atılgan - Anayurt Oteli
69. Cemil Meriç - -Bu Ülke
70. Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil - Gençlerle Başbaşa
71. Naki Tezel - Türk Masalları
72. Salah Birsel - Boğaziçi Şıngır Mıngır
73. Bahattin Özkişi - Sokakta

DÜNYA EDEBİYATI

74. Beydeba - Kelile ve Dimne
75. Eflatun - Devlet
76. Platon - Sokrates''ın Savunması
77. Sadi - Gülistan
78. Cervantes - Don Kişot
79. Balzac - Vadideki Zambak
80. Viktor Hugo - Sefiller
81. Goethe - Faust
82. Daniel Daefo - Robinson Crusoe
83. Dostoyevski - Suç ve Ceza
84. Gogol - Ölü Canlar
85. Turgenyev - Babalar ve Oğullar
86. Tolstoy - Savaş ve Barış
87. Gustav Flaubert - Madam Bovary
88. Charles Dickens - İki Şehrin Hikayesi
89. Knut Hamsun - Açlık
90. Jack London - Beyaz Diş
91. Rabindranath Tagore - Gora
92. Ernest Hemingway - Çanlar Kimin İçin Çalıyor
93. William Faulkner - Ses ve Öfke
94. İvo Andriç - Drina Köprüsü
95. Panait İstrati - Akdeniz
96. John Steinbeck - Fareler ve İnsanlar
97. M Selimoviç - Derviş ve Ölüm
98. Cengiz Dağcı - Onlar da İnsandı
99. Cengiz Aytmatov - Beyaz Gemi
100. Cengiz Aytmatov - Gün Olur Asra Bedel (Gün Uzar Yüzyıl Olur)



EMEKLİ SANDIĞI
                           
 
 

Emekli Aylık Bilgilerini Görme

 
 

Aylıktan Yapılan Kesintiler

 
 

Bir Aylık Maaş Tercihi

 
 

Banka Şube Değişikliği

 
 

Adres Değişikliği

 
 

Yıllık-Aylık Maaş Bildirimi

 
 

Sağlık Kuruluşlarını Görme

 
 

İlaç Kullanım Süresini Görme

 
 

İlaç Katılım Payını Görme

 
 

Sağlık Ödemeleri Görme

 
 

Sağlık - Diş  Bilgisi Görme

 
 

Emekli Sicil No Tespiti

 

Emekli Sicil No Başvurusu

 

Emeklilik Yaşı Hesabı

 

Hizmet Hesaplama

 

Evrak Takibi

 
 

Emekli Aylığı ve İkramiye Hesaplama

 

Hizmet Borçlanmasını Görme

 

Fiili Hizmet Süresi Zammı Görme

 

Askerlik Borçlanması

 

İsteğe Bağlı İştirakçilik ve Geç.192 m.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Önemli Web Siteleri

  
     
 
 
 


TÜRKİYE EKONOMİSİ

Türkiye Ekonomisi

5 Nisan Kararları
Milli Korunma Kanunu
İMKB kote İşlemi
İMKB Pazarları
Sermaye Piyasası Kurulu(SPK)
19 Şubat Krizi
1923-1980 Türkiye Ekonomisi 
1980-1982 Türkiye Ekonomisi 
1983-1987 Türkiye Ekonomisi 
1987-1993 Türkiye Ekonomisi 
Varlık Vergisi 

 
 
 
 
 

 



 

  


@- DEVLET
Online E-Devlet Hizmetleri

TC Kimlik No

Vergi Kimlik No

SSK Hizmet Dökümü

İnternet Vergi Dairesi

Motorlu Taşıtlar Vergisi

Telefon Rehberi

ÖSYM Sınav Sonuçları

ÖSYM Sınav Sonuçları

ÖSS Sonuçları

KPSS Sonuçları

KPDS Sonuçları

LES Sonuçları

TUS Sonuçları

ÜDS Sonuçları

ALS Sonuçları

DGS Sonuçları

Diğer Sınav Sonuçları

ÖSYM Sınav Takvimi

E-Devlet Linkleri:

Devletim.com

Online Hizmetler

Milli Eğitim Bakanlığı

Üniversiteler

Sağlık Bakanlığı

Emeklilik Hizmetleri

Hukuk ve Adalet

Emniyet Hizmetleri

Ekonomik ve Mali İşler

İş ve Eleman Arama

Genel Devlet Kurumları

Bakanlıklar

Valilikler

Belediyeler

Kaymakamlıklar

Siyasi Partiler

Silahlı Kuvvetler

Sivil Toplum

Engelli Sayfaları

Elçilik - Konsolosluklar

Avrupa Birliği

K.K.T.C.

Turizm

Tatil ve Gezi Rehberi

Deprem Linkleri

Haber Kaynakları
>


ENİYİ 100

1- Savaş ve Barış / Lev Tolstoy
2- 1984 / George Orwell
3- Ulysses / James Joyce
4- Lolita / Vladimir Nabokov
5- Ses ve Öfke / William Faulkner
6- Görülmeyen Adam / Ralph Ellison
7- Deniz Feneri / Virginia Woolf
8- İlyada ve Odysseia / Homeros
9- Gurur ve Önyargı / Jane Austen
10- İlahi Komedya / Dante Alighieri
11- Canterbury Hikâyeleri / Geoffrey Chaucer
12- Gulliver’in Gezileri / Jonathan Swift
13- Middlemarch / George Eliot
14- Ruhum Yeniden Doğacak / Chinua Achebe
15- Çavdar Tarlasında Çocuklar (Gönülçelen) / J. D. Salinger
16- Rüzgâr Gibi Geçti / Margaret Mitchell
17- Yüzyıllık Yalnızlık / Gabriel Garcia Marquez
18- Muhteşem Gatsby / F. Scott Fitzgerald
19- Madde 22 / Joseph Heller
20- Sevgili / Toni Morrison
21- Gazap Üzümleri / John Steinbeck
22- Geceyarısı Çocukları / Salman Rüşdi
23- Cesur Yeni Dünya / Aldous Huxley
24- Mrs. Dalloway / Virginia Woolf
25- Native Son / Richard Wright
26- Amerika’da Demokrasi / Alexis de Tocqueville
27- Türlerin Kökeni / Charles Darwin
28- Herodot Tarihi / Heredot
29- Toplum Sözleşmesi / Jean-Jacques Rousseau
30- Kapital / Karl Marx
31- Prens / Niccolo Machiavelli
32- İtiraflar / St. Augustine
33- Leviathan / Thomas Hobbes
34- Pelopponnes Savaşlarının Tarihi / Tukididis
35- Yüzüklerin Efendisi / J. R. R. Tolkien
36- Winnie the Pooh / A.A Milne
37- Aslan, Cadı ve Dolap / C.S Lewis
38- Hindistan’a Bir Geçit / E. M. Forster
39- Yolda / Jack Kerouac
40- Bülbülü Öldürmek / Harper Lee
41- İncil
42- Otomatik Portakal / Anthony Burgess
43- Ağustos Işığı / William Faulkner
44- Siyah İnsanların Ruhları / W. E. B. Du Bois
45- Engin Sargasso Denizi / Jean Rhys
46- Madam Bovary / Gustave Flaubert
47- Kayıp Cennet / John Milton
48- Anna Karennina / Leo Tolstoy
49- Hamlet / William Shakespeare
50- Kral Lear / William Shakespeare
51- Othello/ William Shakespeare
52- Soneler / William Shakespeare
53- Çimen Yaprakları / Walt Whitman
54- Huckleberry Finn’in Maceraları / Mark Twain
55- Kim / Rudyard Kipling
56- Frankenstein / Mary Shelley
57- Süleyman’ın Şarkısı / Toni Morrison
58- Guguk Kuşu / Ken Kesey
59- Çanlar Kimin İçin Çalıyor? / Ernest Hemingway
60- Mezbaha 5 / Kurt Vonnegut
61- Hayvan Çiftliği / George Orwell
62- Sineklerin Tanrısı / William Golding
63- Soğukkanlılıkla / Truman Capote
64- Altın Defter / Doris Lessing
65- Kayıp Zamanın İzinde / Marcel Proust
66- Büyük Uyku / Raymond Chandler
67- Döşeğimde Ölürken / William Faulkner
68- Güneş de Doğar / Ernest Hemingway
69- Ben, Claudius / Robert Graves
70- Yalnız Bir Avcıdır Yürek / Carson McCullers
71- Oğullar ve Sevgililer / D. H. Lawrence
72- Kralın Adamları / Robert Penn Warren
73- Git Onu Dağda Anlat / James Baldwin
74- Charlotte’un Sevgi Ağı / E.B. White
75- Karanlığın Yüreği / Joseph Conrad
76- Gece / Elie Wiesel
77- Tavşan Kaç / John Updike
78- Masumiyet Çağı / Edith Wharton
79- Portnoy’un Feryadı / Philip Roth
80- Bir Amerikan Trajedisi / Theodore Dreiser
81- The Day of the Locust / Nathanael West
82- Yengeç Dönencesi / Henry Miller
83- Malta Şahini / Dashiell Hammett
84- Kuzey Işıkları Üçlemesi / Philip Pullman
85- Death Comes for the Archbishop / Willa Cather
86- Düşlerin Yorumu / Sigmund Freud
87- Henry Adams’ın Eğitimi / Henry Adams
88- Mao’dan Sözler / Mao Zedong
89- Dinsel Deneyim Çeşitleri / William James
90- Brideshead Revisited / Evelyn Waugh
91- Sessiz Bahar / Rachel Carson
92- İstihdam, Kazanç ve Para Genel Teorisi

/ John Maynard Keynes
93- Lord Jim / Joseph Conrad
94- Goodbye to All That / Robert Graves
95- The Affluent Society / John Kenneth Galbraith
96- Söğüt Ağaçlarındaki Rüzgâr / Kenneth Grahame
97- Malcolm X’in Otobiy. / Alex Haley ve Malcolm X
98- Eminent Victorians / Lytton Strachey
99- Renklerden Mor / Alice Walker
100- İkinci Dünya Savaşı / Winston Churchill



ONLİNE İŞLERİNİZ

Zoho Mail

Web-based Email Service



Zoho Calendar

Online Calendar Application



Zoho Writer

Online Word Processor



Zoho Sheet

Spreadsheets. Online



Zoho Show

Online Presentation Tool



Zoho Docs 1 GB space Free

Online Do*****ent Management



Zoho Notebook

Online Note Taker



Zoho Wiki

Online Collaboration Wiki Site



Zoho Share

Centralized Public Repository




Zoho Planner

Online Organizer



Zoho Chat

Make Group Decisions Faster


    


Zoho CRM 3 Users Free



On-Demand CRM Solution







Zoho Projects 1 Project Free



Project Management Software




 



Zoho Creator 2 Users Free



Database Software & Online

Forms




 



Zoho Business 3 Users Free



Email Hosting & Office Suite







Zoho Invoice 5 Invoices Free



Online Invoicing. Quick and

Easy







Zoho Assist



On-Demand Remote Support







Zoho Reports



Online Reporting & BI Service







Zoho Meeting One on One Free



Web Conferencing, Online

Meeting







Zoho Recruit



Applicant Tracking System





 



Zoho Discussions 2 Forums Free



Online Forums Software




 



Zoho People 10 Users Free



Online HRIS




 



Zoho Marketplace



Apps for Small Businesses





MEKTUP




Vefasız Örkide''ye 19.08.2010
Ey yare yanaklı, volkan dudaklı, seni bilmem ama ben, gerçek duygu ve hislerimle seni bağrıma bastığım gecenin aşkına yazıyorum. Neydi seni benim yanıma getiren, sevdiren demiyorum? Çünkü: Sevilmeyen veya sevmeyenlerin aynı yoldan yürümesini bile abesle iştigal sayan deli divaneyim ben. Haydı söyle bakayım, neydi sebebi? Yalan söyleme de demeyeceğim. Çünkü, senin tenin yalandan örülmüş. Söyleyemeyeceksin. Biliyorum. Seninki sadece bir saniyelik his veya sahte bir arzunun saniyelik ispatından başka bir şey değildir.
Sevgiyi, sadece bir anlık sahte bir arzunun delicesine ispatı gören Vefasız Örkide nasılsın bakalım? Beni görmeyeli desem mi demesem mi? Demesem daha iyi olur. Çünkü: Sen zaten beni hiç görmedin ki. Sen yalnız arzularının, hislerinin peşine düştün. Aklıma gelmişken sorayım barı: Pişman mısın? Sadece sordum; yorum yapıp yapmamak sana kalmış. Elbette pişmansın. Neden daha önce o sahte gülücüklerine,yalan sevgine başlamadın diye...
Belkide bana, şimdi de sen soracaksın ki; pişman mısın diye. Hiç sorma, cevabini hemen vereyim:
Şayet ileriyi görme, geleceği tanıma, anlama, kavrama yetisini Allah kullarına verseydi, galiba en çok benim işime yarayacaktı. Çünkü :Senin gibi sahte bir yüzü o anda geri çevirir, bende 180 derece başka bir yoldan giderdim. Sen şimdi, içi sahte mutluluklarla, aldatmalarınla dolu bir yuvadasın. Bende, özgürlüğümden kıl payı taviz vermeyen bekar dünyamdayım. Keza diyeceksin ki: En mutlu benim, ben haklıydım, ben kazandım. İyi. Öyle olsun. Bu dünyada zaten, herkes kendini sandığı gibidir. Beni, yalnız, bekar, biçare... diyebilirsin ama yalancı, vefasız, sözünde durmayan diyemezsin. Daha önemlisi: Çok yalvardın seni sevmem için, eteklerime yüz sürüp ağladın, diyemeyeceksin. Sana boynumu bükmedim ya, bu beni mesut, bahtiyar etmeye yeter de artar bile. Yoksa, vefasızlığının yanında birde yükseklik komplekslerinin etkisini taşıyamazdım.
Haydı git şimdi. Gidebildiğin kadar uzaklara git. Git, ama ben ve benim gibilerin olmadığı yere git. Çünkü, saltanatın fazla sürmeyecek.

İmza
Özgür Editör
Editoraydın/19.08.2010



Unutan Dostumuz,
Uzun bir zaman düşünerek, bu başlığın ne olacağını fakat en sonunda en uygun bu başlığın olacağına karar vererek bu mektubu yazıyorum. Nasılsın bakalım, inşallah, bizi unutmak size büyük bir haz, mutluluk ve keyif vermiştir?
Okul yılları, arkadaşlık bağlarının en çabuk, hızlı, aşamaları atlayarak edinildiği bir ortamdır. Evet, arkadaşlık bağlarının aşamalarını atlayarak,seninle arkadaş olduğumuz doğrudur. Yoksa, bir bayram mesajına cevap veremeyecek kadar dolu zamanın olduğunu söylemezdin veya iki harf bir rakamı bizden esirgemezdin. Seni kutlamak istiyorum. Çünkü: Böyle kısa zamanlara minnet etmiyorsun. Anladım seni. Seninle sohbet edebilmek için, memleket meseleleri kadar önemli ve uzun zaman almalı değil mi? İyi de, o zamanda başımı şişirdin, zamanımı aldın demeyecek misin?
Uzun zamandır İstanbul''''da oturan, bayram, seyran diyerek memleketine gelmeyen birine, “para her şey demek değildir” cümlesini söylemenin en büyük gevezelik ve ukalalık olduğunu düşünerek, bu cümleyi söylemeyeceğim. İnsanlar, oturdukları toplumdan bir şeyler alırlar. Tabii ki sende almışsın. Bu marifetini asla inkar edemem ve görmezlikten de gelemem. Yiğidi öldür hakkını yeme demişler. Bak işte bende senin hakkını gasp etmeden söyledim. Sen, para kazanma sevdasında melankolik olmuşsun, uzman olmuşsun. Paranın sihirbazı olmuşsun... olmuşsun işte.
Beni merak etmiyorsun, biliyorum. Sen, ekonomiyi düşünmek, borsada cirit atmak varken, durup ta bizim gibi fakir bir çulsuzu mu düşüneceksin, öyle ya? Ben, bir gevezelik edeyim dedim işte. Kendime ait fikirlerimi, hislerimi, dünyamı anlattığım bir internet sitem var, bu sitede bir şeyler karalayıp duruyorum. Bazen şiirlerimi, bazende gezip dolaştığım düğün, seyran, şenlikleri kameramda çeker, kıskandığımı, insanlara anlatmaya çalışırım. Fazla uzatmayayım ki, başınız ağırmasın.
Sana hep iyi dileklerimle mektubuma ara verirken, etrafın hep para olsun. Bankalar mutfağınız, borsalar banyonuz, gavur paraları da elbiseniz olsun. Kalın sağlıcakla.
Editoraydin/15.10.2009

Canım Evladım 21.12.2008
Yeryüzünde, küçükken al al olmuş yanakları kadar, gözlerinin güzelliği
kadar, dünyada başka bir varlığın olmadığı biricik oğlum. Bu mektup, bir babanın
evlada evlat diye değil de, sanki bir evladın baba ve anaya olan saygı ve hürmetin, bağ-
lılığın ifadesi gibidir. Nasılsın oğlum? Biz, annen ile seni düşünelim, sende kendini düşün.
Baba ve analara düşen bir görevi senin vefasızlığın hatırlatıyor. Hasta yatağında, kan kusan
anacığın bile,” Aman ha sakın oğlumuzu mektupsuz ve cebini harçlıksız bırakma!” diye tem-
bih ederken, acaba sen bizi ne kadar hatırlıyorsun? Ektiğini biçmek işte buna denir.
Oğlum, benim biricik evladım, her sabah, soğukta abdest alıp yüce Mevla’ya
el kaldıran anacığını ve sigaradan parmakları altın sarısına dönmüş bu dertli babanı daha üzme
emi? Senin,”Baba, gurbete çıkmak istiyorum.Meslek sahibi olmak istiyorum.” Sözlerini unutmadık.
Sen, gurbete meslek ve para kazanmak için değil de, anan ile babanı imtihan etmek için gittin.
Bana kalırsa, gurbete çıkıp meslek sahibi yalanı atacağına, burada kalsaydın, belki ana baba kıy-
metini daha iyi anlardın. Demek ki, gurbet, sana bir şey kazandırmamış, tam aksine kaybettirmiş.
Buralardan çok şükür bir yaramazlık yoktur. Sen, gittin gideli, köyde üst üste beş
tane düğün oldu. Ali amca vardı ya, senin kirve? Geçen hafta rahmetli oldu. Fazla ayrıntıya
girmeyeceğim. Çünkü: Sende, bunları merak edecek bir ilgi ve duygu olsaydı bize mektup yazar-
dın, bizde sana uzun uzun anlatırdık değil mi vefasız uşağım? Satırlarıma son verirken, unutmadan
şunu söyleyeceğim: Yazdığın mektupları biriktiriyoruz.Gelince bir defa da sen okursun bize, nasıl?
En içten, kalben duygularla, ben ve anacığın çok çok selam eder, o hayatı toz pembe
gören gözlerinden öperiz.


Yazan:
Baban: Zelkif ŞİPŞAK
Hepbekar/21.12.2008



Sevgili Öğretmenim, 15.06.2008
Nasılsın canım öğretmenim? Siz, bıraktığınız eserin insanlar üzerindeki etkilerini gözlerinle görürken, bizde sizin eseriniz olmanın haklı gururunu taşıyarak bu mektubu yazıyorum. Sizi tanımadan, okula gelmeden önceki hayatımla, sizi görüp tanıdıktan sonraki hayatım arasında dağlar, okyanuslar kadar fark olduğunu biliyorum. Sizin, parmaklarınızla işaret ettiğiniz medeniyet ve eğitim, ancak bize verdiğiniz bilgilerle daha da ileriye gidecektir. Kendinizi bu kadar seferber etmenizin karşılığı maddiyatlarla ölçülemeyecek kadar kutsal ve yücedir.
Öğretmenim, hiç unutmam, bize ders verirken, her zaman sık sık dile getirdiğin bir cümle vardı: Sizi, ne zaman ülkenin sorunlarına karşı çözüm üreten , cehalete karşı ne kadar dik durduğunuzu gördüğümde, kısacası, siz, ektiğim bir tohumsunuz. Ne zaman meyvenizi görürsem, işte o zaman emeklerimin karşılığını aldım, eserimle övünebilirim, dediğinizi bugünkü gibi hatırlıyorum. Belki şimdi bir makama oturamadım, insanların sağlığına koşabilen bir doktor olamadım. Fakat senin bıraktığın bu kutsal ve değeri maddiyatla ölçülemeyecek mesleği devam ettireceğime inanıyorum, canım öğretmenim. Tabii öteki arkadaşlarım belki de sizin arzuladığınız yerdedir. Ben şuna inanıyorum ki: Bütün arkadaşlarım ve ben, maalesef sizin okuttuğunuz zaman değil de, ancak şu acımasız hayata atılınca anladık. O zamanlar anlasaydık sizi, hayat belki de daha başka olur, bambaşka bir anlam kazanırdı.
Uzun zaman oldu sizi görmeyeli. Hala bizim kadar seveceğiniz çocuklarınız olmamıştır, kim bilir. Olsun, dert etmeyin ne olur. Çünkü: Çocuk sevgisini sizden alıyorum, bu bana yetiyor demiştiniz. Fedakarlığın bu kadarı da fazla gibime geliyor, kızmayın ne olur. Siz, hala mesleğinizi devam ettirmeye çalışırken, bizim gibi başka arkadaşlarda yetiştireceğinize inanıyorum. Benim yazdığım bu karmaşık duygularla dolu mektubumu okurken ayırdığınız zaman için size minnettarım ve çok teşekkür ederim. Sizi, ne kadar kızdırdığımızı, üzdüğümüzü, bu mesleği seçtiğinize, sizi ne kadar pişman ettirdiğimizi biliyorum. Ne olur, bizi affet ve bağışla.
Şefkat dolu ellerinden, doyasıya öperim.


Fidan GÜLÇİÇEK
Nazlı Öğrenciniz

BEKARAYDIN/15.06.2008/İst.



Sayın Milletvekili, 25.02.2008
Nasılsınız efendim bizi görmeyeli? İnşallah iyisiniz.
Bu mektubu size yazmamın nedeni, ne oy verdiğim için bir
pişmanlık, nede oy vermediğim için bir vicdan azabıdır. Bu
mektubu yazmamın yegane sebebi: Meydanlarda attığınız vaad-
ler, verdiğiniz sözler, bir önceki iktidara duyduğunuz kin ve
nefret ile aşılamış olduğunuz yoksulluk duygusu, eğmeye çalış-
tığınız boyunlar ve iktidarınızın meyvelerini sözde herkese ama
aslında iktidarınızın kaymağını yiyenler tarafından kesilen kur-
banlardır.
Sayın Milletvekili, her parti gibi, seçimlerde İMF’ye ver-
yansın ederken, bir yandan da sizin yapacaklarınızı sıralamıştı-
nız. Fakat yıllar geçti aradan, dünya çıkarken Ay’a, biz gideriz
karadan…Yoksulluk, adaletsizlik kol gezerken, yaptığımız her a-
lış-verişin sonunda alacağımız fatura ve fişlerin, yol,su, elektrik
olarak geri döneceğini söylemiştiniz. Yıllardır, yokuşun başında
bekledik fakat ne gelen var ne giden. Bize gelen fakirlik, size
giden kıyak emeklilik ve milyarlık maaşlar. Şimdi, biz şunu çok
iyi anladık ki: Türk milletine verdiğiniz sözler kedi abdesti fakat
İMF’ye verdiğiniz sözlerde gayet samimi ve ciddisiniz.
Bırakın beni, kendi dinimi, Kur’an’dan anladığım şekliyle
yaşayayım.Bugüne kadar dinimi, benim anladığım şekliyle bana
bırakmadın. Çeşitli entrikalarla dinime saldırdın. Bugün, işine öy-
le geldiği için Kur’an’dan tefsirler yapmaya başladın.O çıkarcı
politikalarınızı kendinize saklayın. Benim dinimi, suni gündemler
yaratarak parçalamaya, yaptıklarınızı da unutturmak için ahkam kes-
meye kalkmayın. Sizin, bu milleti kandıracak, uyutacak, yutturacak
gerekli ve yeterli malzemeniz var. Dini, kendinize silah yapmayın.
Sayın Milletvekili, görüyorsunuz değil mi vatandaşınızın halini?
Sizleri, televizyondan izlerken, hep diyorum ki: Neden bunlar birbirle-
riyle kavga edip duruyorlar. Sonra yanıldığımı buradan itiraf edeyim,
dünya üç günlük dünya, bakarsın yarın ölürüm de sizin vebaliniz üstüm-
de kalır. Kıyak emeklilik, süper zamlı maaşlarda çok güzel anlaşıyorsunuz.
Tebrik ederim sizleri. Yiğidi öldür ama hakkını ver demişler değil mi?
Sayın vekilim, enflasyondaki tahminleriniz tutsun diye, ben hep ara-
ba jantı, pinpon topu, parfüm alıyorum. Yine, laiklik fikirlerinize, *****huri-
yet sevdanıza, Atatürk’e olan o muazzam sevdanıza halel gelmesin diye
çocuklarımın adini bile bu isimlerle çağırıyorum. Aman sakın siz kendinizi
üşütmeyin. Bizim, sizden başka kimimiz var.Biz olsak da olur, olmasak da.
Yalnız, bizi o kadar hasrete koymayın. Beş yılda bir gelin olmaz mı?
Bu şükran mektubuma, istemeyerek burada son verirken, hürmetler ve
saygılar sunarım.
Sizi bir saniye bile unutmayan, sayenizde mutlulukların en harikuladesini
yaşayan vatandaş Riza.
İmza
Riza HALİNDENMEMNUN
EZELDENBEKAR/İkizdere/25.02.2008




Canım Babacığım 21.09.2007
Bu kaçıncı mektubum bilmiyorum. Hep yarın geleceğim, yarın geleceğim,yarın,yarın…Ne zaman bitecek bu yarınlar? Beni, sabahları tatlı uykularımdan, tekrar senin o şefkat dolu ellerinle uyanmak istiyorum. Nasılsın babacığım? Ben, sana böyle özlem dolu, hasret dolu mektuplar yazarken annem ya kızıyor yada öyle yazma oğlum baban hasrete dayanamaz gelir, tabii erken gelirse parada kazanamaz. O zaman sana pantolon, şeker kim alır, diyor. Olsun baba, ben şeker istemem, eski pantolonumu annem yine en güzel yamalarla yamaladı, dikti. Bu bayramda da onu giyerim.Üst üste üç yama oldu;arkadaşlar bana yine “yamalı” diyecekler ama desinler, alıştım zaten.
Sabahları, aynı senin yaptığın gibi, annem beni uyandırıyor. Onun en büyük yardımcısı ben olduğum için hiç nazlanmıyorum artık. Kahvaltımı yapıyorum, okuluma gidiyorum. Tatil olunca, sabah ahırdan inekleri, koyun ve kuzuları annemle birlikte çıkarıyor, çayıra götürüyoruz. Annem bana: Oğlum, çobanlık sana yakışmıyor. Oku, oku da, baban gibi gurbet ellerinde perişan olma diyor. Bende okuyacağım ama, benim bu kadar masrafımı sen nasıl karşılayabileceksin? O zaman bana daha şeker ve pantolon alamazsın değil mi? Bütün paranı, benim okul masraflarım için harcayacaksın. Sen bilirsin baba; oku dersen okurum.
Ne yazayım başka baba? Hep kendimden, şekerlerden, yamalı pantolonumdan bahsettim. Allah, sana sağlık,sıhhat, koluna güç kuvvet versin.
O yorgun, terli, çamurlu ve topraklı ellerinden öperim. Aneminde selamı var. Baba annem, ninem,yengem, amcalarım, hepsi sana selam eder. Baba, şayet şeker ve pantolon almak için,
daha çok beklemek gerekiyorsa, hiç bekleme gel baba. Ben ne şeker, ne de pantolon istemem.
Oğlun Kerim YANIKSES
ASİNKET/21.09.2007


Oğlum Hasan, 12.05.2007
Gönderdiğiniz mektubu dün akşam aldım. Karar vermeden önce bize danışma ve sorma gereğini duyduğun için, annen ve ben son derece memnun, mesut ve bahtiyar olduk. Ömrün uzun olsun, canım evladım.
Hepimiz bu ülkeye can kattık ve düşmanlardan kurtardık fakat görevimiz asla bitmez ve bitmemiştir. Millet vekili olmak istediğini ve hangi partiden aday olacağını bize soruyorsun. Demek ki hâlâ büyümemişsin. İyi düşün evladım. Hangi partiden aday olursan ol; inançlara saygılı, bu vatanın değerlerine sahip çıkan, bayrağını, vatanını, milletini bilen, aldığı oyda, yetmiş milyonun hakkı olduğunu unutmayan, meydanlarda başka, millet meclisinde başka konuşmayan, sözünde ve özünde aynı olan insanlara git. Haklıya haklı, haksıza da haksızsın de. Olur ya, benim devletle veya diğer insanlarla bir davam, kavgam olur, asla tereddüt etmeden, devletten veya haklıdan yana ol. Asla bu babamdır, bunu destekleyeyim deme.Bu bende ve annen de olsa, sen hep doğrudan ve hak dan, haklıdan yana ol. Bize oy vermedi deyip, asla o insanlardan yüz çevirme, darıltma, kızma. Ne yapacak veya söyleyeceksen, mutlaka önceden düşün oğlum. Ben, annenle evleneceğim zaman, tam iki yıl, şapkamı dizlerimin üstüne koyup derin derin düşünüp öyle karar vermiştim. Çıkaracağınız yasalar, toplumun her kesimine yarar sağlamalı ve eşit bir şekilde adaleti dağıtmalısınız. Biz çoğunluğu sağladık. Artık mecliste biz ne dersek o olmalı ve olacak diye asla ayak diretmeyiniz. İnatçı olmayın, uzlaştırıcı ve uzlaşan olun. Belki günün birinde, sizin menfaatlerinizle devletin menfaatleri karşı karşıya gelmiş olabilir. Sen, her zaman devletin menfaatlerinden yana olacaksın.
Oğlum, ben ve annen, her akşam televizyon seyrediyoruz. Hazineden kime, hangi partiye ne kadar para verilecek diye söylenip duruyorlar. Bak oğlum. Söylemedi deme!.. O seçim parasından bir kuruş bile almayacaksın.” İlle de alacaksın. Kanun izin veriyor ve yasalarda yeri var.” diye seni zorlarlarsa, hemen istifanı ver ve siyaseti bırak, baba ocağına dön. Biz nasılsa bu tarladaki ürünlerden bir kepçe çorba pişirip yiyoruz, sende yiyebilirsin. Annen ve ben, seni siyasetçi olacaksın diye dünyaya getirmedik.
Canım oğlum, bu mektubu annenle birlikte düşünerek yazdık. Duygu ve düşüncelerimiz aynıdır. İyi düşün, sonra kararını ver. Bizi de haberdar edersin.
Annen ve benim dualarımız seninle olsun. Hayırlısı neyse o olsun.
Annen ve ben gözlerinden hasretle öperiz.
Baban HEPBEKAR
HEPBEKAR/12.05.2007
Barışı Arayan Meçhul Adama… 09.03.2007
Sayın Sembol Adam,
Ben, size ne emreden, nede akıl verebilecek yetkiye sahip biriyim.Sizleri, görmüş ve gördükleri ile yaşamasını bilen, insana ve insanlığa yakışan bir barış sembolü olarak, gelecek nesillere bir fikir abidesi olabileceğinizi düşünen mütevazi bir vatandaşım.
İnsanın ve insanlığın kan davası, ırk mücadelesi ve sevip de sevilememenin kinini taşıdığı günümüzde, elindeki uzattığın zeytin dalını, kimlerin alacağını merak ediyorsun. Sakin pes etme!.. Umuda yolculuklar hep böyle sıkıntılarla başlamış fakat sonu muhakkak başarı ile bitmiştir. Sen, ne iyi etinde geldin; meçhul adam. Gözlerindeki sevgi parıltısını,kardeşlik duygusunu taşıyan yüreğini aç bu millete. Öyle aç ki:Bu dünyada inançların farklı olması, renklerin siyah-beyaz olmasının her şeyi halletmediğini, paranın gözü kör olsun diyerek insana değer veren ve senin gibi düşünen diğer kardeşlerine örnek ol;barışa lider ol…
Peki dostum, sen bu işleri yapabilecek misin?: Kılıcından insan kanı damlayan Ebu Cehil’e: “Kardeşim” diyerek sarılan peygamberimizin ahlakını,İstanbul’u fetheden Fatih’e, çiçek veren bir kıza:”O benim hocamdır; çiçekleri Ona veriniz…” diyerek, Akşemseddin’i gösteren Fatih kadar mütevazı, “Bana, bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” diyen Hz. Ali kadar ilmin kölesi, bunun kadar cesur olabilecek misin? Dayı oğlu, teyze oğlu diyerek, hatır gönül meselesi yapıp, beş yılda bir seni, beni hatırlayana:”Sizden, bir beş yıl daha istiyorum.” diyene, yeter diyebilecek misin? Kanunsuz bir işi, “yan cebime koy” diyerek kanuna uygun yaparak, rüşveti cebine indirenin elini tutarak: Yapma! Diyebilecek misin? Daha bitmedi, öyle demokrasi ve barış aramak, iki kelime ile olmuyor. Hele, söyle bana bakayım: Paraya sıra gelince, nasıl daha çok alabilirim fakat konuşmaya sıra gelince, “Vatan… Millet… Sakarya…” diyenleri görünce ne yapacaksın? Doğruyu söyle bana, sen, şimdiden bunaldın. Hatta, bu işleri ben tek başıma nasıl yapabilirim, dediğini duyar gibiyim.
Haklısın arkadaş. Demek ki, dünyada barışı, dostluğu ve demokrasiyi sağlamak tek bir kişinin işi değil. Hepimizin, üstümüze düşen görevleri yaparsak her şey yerli yerine oturur ve uygulanır. Sen, yapabileceklerinden başla. Asla ümitsiz olma.
Hak’kı seven insanı, insanı seven cihanı sever. Sen, her iki cihanda da aziz ol.
HEPBEKARAYDIN/09.03.2007
Baki Dostum Şaban 31.12.2006
Şiir ve türkülerindeki vatan özlemini ve hasretini dile getiren en güzel insanlardansın sen. İyi ki gurbet ellerindesin, yoksa sendeki bu cevheri ne sen, ne de başkası veya ben anlayamazdık yada çözemezdik. Tıpkı, Ziya Osman Saba gibisin sen… O da:”Ben gurbette değilim, gurbet benim içimde.”demişti.
Aziz dostum, gurbetin kahrını çekerken, bir yandan da içinde bulunduğumuz bu çileli yaşamın içinde seninde olduğunu hayal ederek, fazla da kendini üzmemelisin. Bir gün tekrar bu topraklara kalıcı olarak döneceğini ve asla bir daha geri dönmeyeceğini hayal edeceksin. İçinde bulunduğumuz bu çileli hayatın senide sıkıntılara düşüreceğini şimdiden hayal edebilirsin.
Hasretle başladığın cümleleri, sanki aralarında virgül yerine göz yaşı, nokta yerine de buram buram kokan Anadolu vardır. Biliyorum. Bayrak hasreti seni epeyce yormuş olacak ki, “Sende anla, ben ne haldeyim…” diyorsun. Seni, belki de en iyi anlayan benim. Türkiye’ye, Vane’ye, bu üçsüz bucaksız yeşilliklere olan özlemin, Mecnun’un Leyla’ya, Ferhat’ın Şirin’e, Kerem’in Aslı’ya olan sevgisinden kat kat üstündür. Seni hiç tanımamış olsam bile, şiirlerin ve türkülerindeki bu ince sızlanmalara bakarak, vatan hasretinin mucidi kimdir diye soranlara, hiç tereddüt etmeden Şaban’dır diyebilirim. Sen, Almanya’da vatan hasreti ve özlemi ile imtihan olurken, bil ki, bu kardeşinde burada aynı sıla hasreti çeker gibi vefasızların, bir gün gelir de insafa gelir vefalı ve baki bir canan olur diye beklemekteyim. İkimizde hasreti içimizde taşıyoruz. Aralarındaki önemli fark ise, birinin insan denen fani bir meçhul, diğerinin de maddiyatla ölçülemeyecek bir değeri olan kara topraktır. Bütün insanlığın yaratılış noktası… Sen, özlemlerini ve hasretini her zaman taze ve zinde tut. O mükemmel satırlarından bizleri mahrum etme. Yalnız, sen vatan hasretini dile getirirken, benimde o vefasıza duyduğum hasreti de senin dertlerin e ortak etmeyi sakin unutma.
Son olarak şunu terennüm edebiliriz ki: Birimizde vefalının hasreti, diğerimizde de vaktı gelince birleşeceğimiz kara toprak. Senin veya bütün insanların kavuşacağı kesin fakat bizim ki ancak toprak denen sonsuzlukta gerçekleşecek.En azından ben böyle hayal ediyorum.
Kim bilir, belki de günün birinde, ya sen benim içimdeki hasretin aynısını, yada ben senin vatan hasretinde ortağın olurum. Gelecek ne olursa olsun,. sevgi ve saygı hep olsun. Barış ve dostluk olsun. Aslında bu hayat üzülmeye değmez fakat, içimizdeki duygu, kuruntu ve hayalleri bir kenara atmayı başarabilsek. Bu mübarek dünyada duygusuzda yaşanmıyor ki…
Seni, o hasret ve duygu denizinle baş başa bırakmak zorundayım. Kendine iyi bak. Yolun ve bahtın hep açık olsun.

BEKARAYDIN
Sayın Bayan 07.12.2006
Bu mektup onlarca bayana fakat size yazdığım ilk mektuptur. Nasılsınız? Size böyle bir mektup yazacağım, aklımın ucundan bile geçmezdi. Ve bu mektup, ne bir elveda ne de bir ayrılığı tehdit edişin ilk sinyalidir. Bu mektup bir gerçeği, bir hakikati dile getirişimin somut delilidir. Sen, belki de hayatında onuruyla, şerefiyle seni seven birine oynadığın binlerce oyundan sadece biri olabilir. Yada sizi siz olduğunuz için seven ve platonik bir aşkın çok uzağında kalan kutsal bir sevgiyle seven birine, kibir ve komplekslerin en aktifiyle davranmış biri olarak yüzüme gülümsemiş olabilirsin. Ben, gözlerden süzülen o nağmeli bakışlardan nakış örercesine anlam çıkararak size gönül vermiştim.
Biliyorum, sevenlerin mesut olamadığını. Aslında aynı duygu ve düşünceleri paylaştığımıza, en azından sizi bilmem fakat benim düşüncem ve karakterimin esas noktasını oluşturduğu halde, neden sizinde aynı duyguyu taşıdığınızı düşünmeyeyim ki? Zira gönüllere kelepçe vurulamadığına göre, zorla sevginin olamayacağını ikimiz ve bütün dünya biliyor. Biliyorum; sen halinden memnunsun.
Ey karanlık devri yaşadığı halde, 21. yy yaşadığını sanan cahil!.. Mutlu yaşamak için, her zaman bir bedel ödemenin gerektiğini hissedemeyen acemi kız. Sana göre aldatmak, oyalamak, gününü gün etmek büyük bir marifet ise, günün birinde bu hatalarının bedelini ödeyecek olmana ne demeliyiz? Ben, sizin gibi olanları iyi analiz edebilmişim bu güne kadar…Resmine, arabasına, takım elbisesine, boyuna posuna parasına bakarak, karşı cinse ilgi duyanların, gün olur eski çamların bardak olduğunu görerek geri teptiklerini çok gördüm. Artık öyle bir zamana geldik ki, ne ekersen onu biçersin sözünün bile hafif kaldığı günleri yaşıyoruz. Sen, bunu anlayamayacak kadar tez canlı, vurdumduymaz, havalı, kibirli ve kendini beğenmişlik az kalır senin bu davranışlarının yanında. Benim sana olan sevgim, ne senden üstündür ne de benden. Eşit, aynı duygu ve düşünce… Kullandığın cümleler, ne seni münevver edecek kadar kalburüstü, ne de beni toy yerine koyacak kadar seçkin ve kurnazca. Yalnız, şunu da unutma ki : Sen var isen sevginde var, yoksan sevginde yoktur. Maddiyatla maneviyatın eşit yürüdüğünü bilecek kadar arif olup olmadığını doğrusu bilemiyorum. Çünkü, sevgimiz, sohbetimiz o kadar derin ve uzun olmadı, maalesef. Tekrar, senin o nüfus memuru edasıyla konuşmalarını ve sohbetini beklemiyorum. Senin ne yaptığını bildiğim için, tekrar neler yapıyorsun şimdi diye boş sözleri gevelemek istemem. Konuyu daha fazla ileri götürmeye ve duygu sömürüsü yapmaya niyetim yok. Gönül isterdi ki, bu mektubu hep güzel temennilerle bitirebilmek fakat siz öyle bir ortam hazırladınız ki, ben tersini yazsam, bu defa yakınlık, sevgiyi devam ettirmek veya gözümün sende olduğu fikrini uyandıracak. Oysa, asla ben böyle bir duygu içinde olamayacağım.
Yalanların, ikiyüzlülüğün, kibirliliğin ve sahte sanal dünyanla baş başa kal !...
BEKARAYDIN

Yan gelip yatmayan, teskeresine üç gün kala şehit olan bir askerin, eşine yazdığı son mektubunu tasvir ettik.
01.01.1991
Değerli Hayat Arkadaşım,
Görevimin ne kadar kutsal olduğunun bilincinde fakat sılada bıraktığım sen ve doğacak bebeğimizin daha çok teselliye ve yardıma muhtaç olduğunuzu bilerek bu mektubu yazıyorum.
Sevgili hayat arkadaşım benim, doğacak bebeğimizin, değeri asla maddiyatla ölçülemeyecek olan anası, nasılsın, iyi misin? Sakın kendini üzmeyesin. Yazdığın o acı ve sitem dolu satırlarını okurken,inan ki bir Mehmetciğe yakışmayacak bir davranışta bulundum. Birliğimizde evli ve baba adayı olan sadece benim. Sen, sakın ağlamayasın. Benim şehit olmam da seni üzmesin, gücüne gitmesin. Sakın kahrolma. Benim ve benim gibi şehadet şerbetini içenlerin kıymetinin bilinmediğini anladığın veya hissettiğin zaman kahrolma ve üzülme zamanın işte o zamandır. Senin görevin benden daha çoktur. Hem anne olacaksın, hem de bir şehit eşi olarak, bu vatan için neleri feda ettiğimizin canlı şahidisin sen. İçimden bir ses bana, Bilal, bu senin son mektubundur. Eşine ve doğacak olan çocuğuna hasretle sarılır gibi bütün arzularını, hislerini, duygularını anlat, hepsini bu kâğıda dök diyor. Sevgili eşim, sana yukarıda anlattıklarımdan başka son bir isteğim daha vardır. Doğacak olan çocuğumuz erkek olursa adı Vatan, kız olursa Sıla olsun. Anlıyorum ve hissediyorum, şu anda yine o gözlerin sulandı, gözlerinden akan o pınar gibi yaşlarını silme sakin, silme ki, benim bir Mehmetçik, şehit adayı Mehmetçik, senin de bir şehit eşi olduğunu herkes görsün ve bilsin; unutmasın.
Hayat arkadaşım, olur ki sağ gelemem, olur ki, al bayrakla sarılı tabutum kapıya gelir, evde silahımızdan başka bir şey bırakma. Bütün elbiselerimi garibanlara dağıt. Hatırlar mısın bilmem, hanı bir kışlık paltom vardı, onu çok giydiğim için bana şaka ile takılırdın, bu palto ile birlikte emekli olacaksın derdin. İşte o paltoyu, köydeki Mazlum Hasan’a verirsin. Geri kalanları da sen uygun bulduğun fakirlere verirsin. Onlara, özlem dolu selamlarımı söyle.
Canım eşim, şu anda hainlerin mermileri birliğimizin duvarlarını adeta kalbura çevirdiler ve hala devam ediyor. Dediğim gibi, bu son mektubum olabilir. Senin ve doğacak çocuğumuzun gözlerinden, yanaklarından hasretle, bayrağımı öpercesine öperim.
Eşin Bilal
----------------------------
BEKARAYDIN/09.11.2006
Sevgili Öğrenciler 29.07.2006
Hayatımın en güzel yılları dediğim ve 88’de başlayıp 2004’ün haziranına kadar olan beraberliğimdir. Şimdi ise o yılların hayalını taşıdığımı ve ömrümün en verimli ve mantıklı, dolu dolu geçen aylarını , yıllarını içimde hissediyorum. Bu serabın bitmemesini istiyorum.
Her okulda ayrı bir heyecan, cıvıldayan, neşelenen sizler…Bahçede, sınıfta dünya sıkıntılarından ve sorumluluklardan uzak bir şekilde oynarken, keşke ben de çocuk olsam da bunlarla birlikte oynasam diye düşünürdüm. İnanın. Yarının geleceği olan ve yeni u*****lar açacak olan siz Ayşe’ler, Fatma’lar, Ali’ler, Sümeyye’ler, Burak’lar….Hepinizin, benim gönlümde apayrı bir yeri vardır. Sizleri, hiçbir zaman unutmadım, unutamam da. Fakat emekli olunca sizlerin saçlarını okşayamamak, ellerinden tutamamanın hasreti kat kat çöktü omuzlarıma…
“ Mademki bizleri bu kadar seviyordunuz, öyleyse niçin emekli oldunuz?” diye sordunuz. Haklısınız. Hayatımın yarısını, bundan yaklaşık 20 yıl önce sizler için feda ettiğimi eminim ki siz veya anne, babalarınızdan duymuşsunuzdur. İşte, yaşımızın ilerlemesi, sosyal veya fiziki şartlar bizi emekli olmaya mecbur etti. Benim, sizleri yada sizin beni sevmeniz için illa da bir yerde bulunmanız şart değil ki, sevgili yavrularım? Benim fikirlerimi, tavsiyelerimi ve size bıraktığımı sandığım vatan ve millet, bayrak sevgisini anladıktan sonra, beni hep karşınızda ve yanı başınız da bileceksiniz. Yine, bu fikirleri savunup koruduğunuz sürece beni hap saçlarınızı okşadığımı ve ellerinizden tutup u*****lara doğru yürüdüğümüzü unutmayın, hissedin.
Sevgili öğrencilerim, sizlerden büyüklerinize saygı, küçüklerinize sevgi ve şefkat göstermenizi isterim. Devletimize, bayrağımıza sahip çıkın, saygı gösterin, haksızlıklara göz yummayın, hakkınızı kimseye yedirmeyin. Sınırı aşmayın, doğruluktan şaşmayın. Haklı olduğunuzda konuşmanızı, haksız durumda da susmasını bilin. Hiç bir zaman taassup sahibi olmayın. Yerine göre ya çelik gibi sert ya da bir kadife kadar yumuşak olmalısınız.. Sevdiğiniz veya size yakışan bir mesleği seçiniz. Onur ve şerefin tamiri yapılmaz; onun için kırılmasına veya incinmesine müsaade etmeyin.
Sizler, İkizdere’ye bağlı dokuz ayrı köyün tarlasında ektiğim tohumlarsınız . Hepinizin meyvesini görmeye, mukadderat sahibi Allah, izin verir mi bilemem fakat bizden sonra gelenlere mirasımız kalır. Bu konuda vicdanım rahat ! Sevgili yavrularım, sizlerle her zaman, her yerde sohbet etmek nasıp olur İnşallah. Bana her sıkıntınızı, sorunlarınızı anlatabilirsiniz..
Başınıza düşen taşın adı sevgi, size vurulan her darbenin adı mutluluk olsun. Gülleriniz hiç solmasın. Kendinize iyi bakın. Gözlerinizden öperim. Allah’a emanet olun.
Öğretmeniniz Aydın/İstanbul


Ey Oğul
Bilmem hatırladın mı? Beni, bu dört kara duvarın birleştiği yere yollayacakları zaman, “Baldıran zehri mi yoksa otuz yıl hapis mi istersin?” diye sordukları zaman, ben, zehri tercih edecektim fakat bir an düşündüm ve bunlara, benden kurtulma zevkini yaşatmamak için otuz yılı seçtim. Evet oğul tam otuz yıl….
Buraya geldiğim ilk gün, 1m karelik oda ve bu kirli duvarları görünce, keşke zehri içseydim diye içimden geçirdim. Ben, dışarıdan haber alamazsam yok olurum; perişan olurum diye bu kara duvarları, ellerim kanayıncaya, parmaklarım kırılıncaya kadar yumruklamıştım. Bu sabah, sabah namazını kılmadan önce, önümdeki 15 cm karelik aynaya baktım-ölmeyeceksin ,ölemezsin, pes etmek yok; dedim kendi kendime.. Oğlum, sen benim dışarıdaki elim, kolum, gözüm ve ayağım olacaksın!.. Ben, yalnız etten ve kemikten olan vücudumla buradayım. Ruhum, fikrim, idealimle dışarıdayım. İşte o dışarı da olan ben sensin. Unutma, unutturma. Bana gelirken bir parça temiz çamaşır, bir kalıp sabun ve bir kaç paket de bu zehirli sigaradan getirmeyi unutmazsın inşallah.
Burada bazen geceler gündüz, gündüzler de gece olur…Burada, gecelerin gündüz olması rahatlıktan değil. Hapishane müdürünün gece yarısı koğuşların bütün lambalarını yakarak, insanları soğuk su ile u yandırıp sayım yapmasındandır.
Ey oğul, bilirsin ki, ben ozanlarımızı çok severim…Bu sabah, radyoda Köroğlu söylüyordu:” Hey hey! Yinede Hey Hey!.”.Bende bir ara bu sese eşlik edecektim ve Yine de de Hey Hey!.. dedim fakat ikinci nakaratı söylemeye imkân vermediler. Tam ağzımı açtım ki gardiyanın tekmesini ensemde gördüm. Bana:”Ulan!. Burası savaş meydanı mı?Burası kodes oğlum kodes….” dedi bana. Sonrada enseme sertçe şamar atarak tekrarlattı bana..Ben de acının verdiği o hâl ile tekrarlamak zorunda kaldım: Kodes dedim; ister istemez. Sonrada: “Aferin, eşşoğlu, anlamaya başladın.”dedi. Sonrada pis pis sırıtarak odasına gitti.
Ey oğul, biliyorsun ki, köyde 20 tane asker ailesi var. Onları sık sık ziyaret ede. Sor bak , ne eksikleri varsa hemen hiç bekletmeden karşıla. Paramız yetmiyorsa, evin arkasındaki çiftliği sat. Okul inşaatı devam ediyor mu? Sakın tembellik etme, ya çalış, yada para ver yerine adam çalıştır. Okusun kızlarımız, oğullarımız…Zaten başımıza ne geldiyse cahillikten geldi. Gelirken bana ince tel, iplik, makara, şiş getir. Onlardan süs eşyası yapacağım. Sende onları dışarıda satacaksın. Biliyorsun. Dostum, arkadaşım Hasan’ın, doktorlukta okuyan oğlu Zeki ve Niyazi dedemizin de hakim ola- cak kızı var. Onların harçlıklarına katkıda bulunmak zorundayız. Sakin ha, bir kuruşuna bile dokunayım deme!..
Oğul, sana çok görev verdim.Eğer haftaya gelemezsen, bir sonraki hafta gelirsin.İstersen yanında temiz çamaşırda getirme. Zaten, kirlenmiş bu düzende temiz çamaşır giymek bana biraz abes geliyor. Sana, köyle ilgili verdiğim görevleri unutma yeter. Seni köyümden, köyümüzü de senden ayrı tutamam. Hepinizi bu yaralı yürekte taşıdığımdan asla şüphe etmeyin.
Köyümüzün yediden yetmişe, kadınına, kızına, yaşlısına, gencine, ıssız kalmış virane evlerine, sularına, çeşmesine selamlarımı söyle. Sakın ola, ziyaretime gelemedikleri için, görüştürmedikleri için, onlara kızdığımı veya küstüğümü düşünmesinler. Benim bayrağımın, milletimin, atalarımın yolundan gittikleri sürece, bilsinler ki, ben her zaman onların yanındayım…Böyle bilsinler ey oğul…
BEKARAYDIN/İstanbul-18.07.2006


Oğlum Memiş,
Uzun zamandır, mektubuna cevap veremediğim için, benim kusuruma bakmamanı rica ederek başlıyorum. Canım evladım, bil ki bu garip baban, seni hiçbir zaman unutmadığı gibi bundan sonra da unutmayacaktır. Gurbete çıktığın günden beri, sana olan özlemimden dolayı hep soğan ekmek yiyorum ve yerken de seni hatırlıyorum. Ben, sana bunları üzülesin diye anlatmıyorum. Zalim ananın ölümünden sonra, ne senin, ne de benim yüzüm gülmedi. O anan vardı ya, o hınzır anan? Ha işte o anan, ben 11 tane erkek evlat istedim, bir futbol takımı kuracaktım.Fakat, her gece bir bahane uydurup benden kaçardı.Hiç unutmam, bir kez ahırda yakaladım O’nu. Yeter artık, şu takımı kuralım dedim. O da: Nuh dedi, peygamber demedi, benim bu nazik ve kibar teklifime.”Hayır, kesinlikle olmaz, tek evlat istiyorum. Adı da Memiş olacak.” dedi. İşte, sen o kararlı günün sonunda dünyaya geldin.
Canım uşağım, göreyim seni. Paranı kazan ve helal süt emmiş biriyle evlen. Benim sana tek vasiyetim o dur ki, Alacağın kıza, birinci şartın şu olsun: 11 tane erkek evlat…. Kabul etmezse, kesinlikle nikâh masasına oturma!. Ne güzel olurdu değil mi oğlum? Ben teknik direktör, sende baş antrenör. Bu yeşil sahaların tozunu atardık alim Allah. Takımın adını bile şimdiden koydum: KÜLYUTMAZSPOR..Bizim için şampiyonluk, çocuk oyuncağı olurdu. Oğlum, ne eder edersin, bu vasiyetimi yerine getir. Yoksa, bir gün sana,” Baban hastadır, acele gel! diye bir haber gelirse şayet,o futbol takımını kurmadan yanıma gelme sakin, hakkimi sana helal etmem, bilmiş ol !...
Ha evladım, aklıma gelmişken söyleyeyim. Geçen gün ahırdaki çiçekli dana vardı ya, onu çayırda beklerken komşumuz Hayriye Hanım yanıma geldi.İnanır mısın oğlum, ağzından bal damlıyordu. Geçen ay kocası eşekten düşüp ölmüş, tabi O da dul kaldı, senin anlayacağın. Gençlik yıllarını anlattı bana, ballandıra ballandıra….Hatta, konuşmamızın bir yerinde, bana ne dedi bir bilsen:” Bu zamanki evlatlardan hayır yok ! Sen şimdi İstanbul’a giden Memiş’ten ne bekliyorsun, Allah aşkına? Tabii ki, kalbi kırılmasın diye, bende O’na haklısın dedim. Valla oğlum bu kadın milleti adamı küpe atar. İki saat konuştum Onunla, beni evlenmeye razı etti. Kızmıyorsun babana değil mi oğlum? “Ahırda ki ineklerini sağar, size sıcak süt, yağ, peynir yaparım, elbiselerini yıkar ve ütü yaparım. Ben her işten anlarım.” dedi. Hanı diyorum ki, bende bu yaşta bir futbol takımı kursam burada, fena mı olurdu? Ne dersin canım evladım, alayım mı şu Hayriye’yi? Gözlerinde bir ana görsün bari. Sen, şimdiden takım formalarının siparişini ver.
Selam eder, gözlerinden öperim. Taze anan da selam söyledi sana.
BEKARAYDIN/24.06.2006

SEVGİLİ ÖĞRETMENİM
Öncelikle sizi çok sevdiğimi söylüyorum. Çok kısa yazacağım çünkü zaman yetmez eğer çok yazarsam yazım yarım kalır. Özür dilerim yazı yazmayı pek beceremiyorum.Siz gidiyorsunuz diye kalplerimiz süzülüyor. Geç kaldık öğretmenim.Aslında daha çok yazacaktım ama zaman yetmiyor. Bizi beş ay olsa bile yinede çok eğlenceliydi.Teşekkür ederiz.İyi yolculuklar öğretmenim, çok teşekkürler öğretmenim.
Eski Öğrenciniz
SÜMEYYE
Canım Anacığım, 30.03.2006
Yeryüzünde, Allah''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''ın yarattığı, en mükemmel, en kutsal insan,Gerçek müminlerin gönderileceği cennetini bile ayaklarının altına feda ettiği ettiği güzel insan, canım anacığım nasılsın? Seni bir gün görememek, dünyanın sonunu, bir insanın kendi elleriyle yok etmesi kadar elem ve kederdir.Bizi yaratan yüce Allah, kendisi olmasaydı, ancak ona ibadet edilebilir dediği mükemmel ve bütün maneviyatın üstünde olan varlık, anam benim, canım anam,Ömrümce sırtımda taşısam bile, bana verdiği emeklerin bir saniyesi bile olamaz.Ömrümün geri kalanını bile sana vermesini istediğim ve bunun için her fırsatta Allah''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''a yalvardığım biricik anam.
Sen, o rahatsız halinde bile evlatlarını düşünen bir insansın, dert etme anacığım. Benim tek düşündüğüm de sensin. Benim yalnızlığımın müsebbibi olanlar, senin ayaklarının altında olmayan, cehennemin ortasında kalmaları için de Allah''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''a dua ediyorum her gün.Otuz yaşında bile sırtında taşıdığın bu evladın, şimdi de seni düşünüyor ama derdine çare olamamak, beni yakıyor ve yıkıyor. Ne olur benim canım anacığım, artık benim için gözyaşı dökme.Sen, görevini fazlasıyla yaptın, bırak ta biz kendi halımızı kendimiz düzeltelim. Senden beklediğim tek bir şey kaldı, her zaman namaz da duanı bizden esirgeme.
Senin çile çeken ellerinden öperim.Yeterince ağlamışsın zaten, tekrar ağlama.
Oğlun, Bekaraydın


























youtube ripper























youtube ripper


youtube ripper youtube ripper


























youtube ripper























youtube ripper








HEPBEKAR























youtube ripper























youtube ripper

Copyright © İKİZDERE'NİN EDEBİYAT PORTALI Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma: 2007-08-18 (595 okunma)

[ Geri Dön ]
Content ©
footer
            1: PHP Nuke Super Code Box
     10 times
 2: Blok Module for PHPNuke
     18 times
 3: Forum Addon Pack
     10 times
 4: Random Foto Blok
     10 times
 5: Multy Searc Engines Module
     9 times
 6: Members Module TS v2.1
     12 times
 7: Automatic MP3 Player
     39 times
 8: CPG Gallery 1.3.1c
     56 times
 9: Block Clock Calendar 2.1
     53 times
 10: Theme Editor v6.0"
     55 times
save youtube video flv save youtube video flv how to save a google video how to save a google video download any song from youtube download any song from youtube save videos from youtube free save videos from youtube free save youtube video mp save youtube video mp save youtube free save youtube free downloading youtube audio downloading youtube audio xtube downloader xtube downloader youtube downloader mp3 youtube downloader mp3 download from youtube download from youtube cara download youtube cara download youtube download from youtube download from youtube download youtube mp3 download youtube mp3 youtube downloader gratis youtube downloader gratis
save youtube video flv save youtube video flv how to save a google video how to save a google video download any song from youtube download any song from youtube save videos from youtube free save videos from youtube free save youtube video mp save youtube video mp save youtube free save youtube free downloading youtube audio downloading youtube audio xtube downloader xtube downloader youtube downloader mp3 youtube downloader mp3 download from youtube download from youtube cara download youtube cara download youtube download from youtube download from youtube download youtube mp3 download youtube mp3 youtube downloader gratis youtube downloader gratis
save youtube video flv save youtube video flv how to save a google video how to save a google video download any song from youtube download any song from youtube save videos from youtube free save videos from youtube free save youtube video mp save youtube video mp save youtube free save youtube free downloading youtube audio downloading youtube audio xtube downloader xtube downloader youtube downloader mp3 youtube downloader mp3 download from youtube download from youtube cara download youtube cara download youtube download from youtube download from youtube download youtube mp3 download youtube mp3 youtube downloader gratis youtube downloader gratis

Sayfa Üretimi: 0.252 Saniye
            1: İKİZDERE-KARADENİZE AÇILAN PENCERE
     0 times
 2: İKİZDERE NİN EDEBİYAT PORTALI
     8 times
 3: WİKİPEDİA ÖZGÜR ANSIKLOPEDİ
     10 times