home forums downloads links Sign In
  

BÖLÜMLER
· Ana Sayfa
· ANA MENÜ
· ANKET
· DOSYALAR
· FCKeditor
· FORUM
· HABER GÖNDER
· HABER ARŞIVI
· HABER KONULARI
· RESİM GALERİSİ
· VİDEO İZLE
· İLETİŞİM
· ÜYE HESABINIZ
· ÜYELER
· ZİYARETÇİ DEFTERİ
· ÖZEL MESAJLAR


GÜNÜN HABERİ
Bugün için henüz önemli bir haber yok.


ANA MENÜ
· EDEBİYAT SAYFASI
· ANI
· BİYOGRAFİ
· DENEME
· ASTRONOMİ
· YÜKSEK MATEMATİK
· NÜKLEER TIP
· NÜKLEER FİZİK
· ELEŞTİRİ
· GEZİ YAZISI
· HİKAYE
· MAKALE
· GİZLİ İLİMLER
· MAKALE-YORUM
· MASAL
· MEKTUP
· RÖPORTAJ
· ŞİİR
· TÜRKÜ-MANİ
· BEKARIN DÜNYASI
· TASAVVUF EDEBİYATI
· KÜLTÜR VE SANAT
· HAK DİN İSLAM
· TURİZM
· ATASÖZLERİ
· ÖZDEYİŞLER
· EDEBÎ ESERLER
· GÜZEL SÖZLER
· ANAYASA
· SAĞLIK
· TÜRK KLASİKLERİ
· BESLENME
· DUVAR YAZILARI
· SPOR
· NUTUK
· GENÇLİĞE HİTABE
· TAKVİM ÇEVİRME
· BİLGİSAYAR SÖZLÜĞÜ
· TÜRK BÜYÜKLERİ
· BURCUNUZ/FALINIZ
· ÖNEMLİ GÜNLER
· ÜNİVERSİTELERİMİZ
· KURAN TEFSİRİ
· RÜYA TABİRLERİ
· GENEL ANSİKLOPEDİ
· İSLAM İLMİHALI
· TBMM
· EDEBİYAT
· RİZENİN İLÇELERİ
· İKİZDERENİN KÖYLERİ
· SİYASI PARTİLER
· KARADENİZ SÖZLÜĞÜ
· ARAŞTIRMA-İNCELEME
· KRONOLOJİ
· DÜNYA DEVLETLERİ
· TÜRK *****HURİYETLERİ
· TÜRK DİLİ
· HAYVANLAR ALEMİ
· EFSANE
· BİLMECELER
· TEKERLEMELER
· BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
· ANS. EDEBİYAT SÖZLÜK
· ŞİİR VE ŞAİR
· DİVAN EDEBİYATI
· HALK EDEBİYATI
· ELEŞTİRMEN VE YAZARLAR
· EDEBİYAT ÖDÜLLERİ
· ÇİÇEKLERİN DİLİ
· ŞİFALI BİTKİLER
· PRATİK BİLGİLER
· SİTE HARITAMIZ
· GUİNNES REKORLARI
· TIBBI TERİMLER SÖZLÜĞÜ
· AYVALIK-İHLAMUR
· BAŞKÖY
· CEVİZLİK
· ÇAĞRANKAYA
· ÇAMLIK
· ÇATALTEPE
· ÇİFTEKÖPRÜ
· DEMİRKAPI
· DEREKÖY
· DİKTAŞ
· ESKİCE
· GÖLYAYLA
· GÜRDERE
· GÜVENKÖY
· İHLAMUR
· KAMA
· ILICA KÖYÜ
· KİRAZLI
· MEŞEKÖY
· ORTAKÖY
· RÜZGARLI
· SİVRİKAYA
· ŞİMŞİRLİ
· TOZKÖY
· TULUMPINAR
· YAĞCILAR
· YERELMA
· GÜNEYCE NAHİYESİ
· İKİZDERE İLÇEMİZ
· BALLIKÖY-ÇİÇEKLİ
· BAYIRKÖY


ZİYARETÇİ DEFTERİ
1:yakışir ... (METİN SANCAR)
2:Çebi Ho... (bekar aydin)
3:Selam (ikizdereli66)
4:nasılsın... (bekaraydin)
5:ANKARALI... (halukamca)
6:başarıla... (nevzat)
7:Kenan ka... (bekar aydin)
8:KURBAN B... (sabankatar)
9:Nance a... (bekaraydin)
10:Bu Site... (bekar aydin)

[ Tüm Mesajlar ]


SPOR YAZARLARI
spor haberleri
Rıdvan Dilmen
Erman TOROĞLU
Can BARTU
Altan Tanrıkulu
Ahmet ÇAKAR
Turgay Şeren
Levent TÜZEMEN
Uğur MELEKE
sitene ekle
 
 


RESMİ KURUMLAR
 
  
                


FELSEFE SÖZLÜĞÜ

 Agnostisizm

 Alienation

 Ampirizm

 Analitik

 Anarşizm

  Anlambilim

 Antropomorfizm

 Arkhe

 Ateizm

 Belit

 Budizm

 Bilgicilik(Sofizm)

 Deizm

 Determinizm

 Dialektik

 Dogmatizm

 Duyumculuk

 Düalizm

 Endeterminizm

 Endividüalizm

 Enstrümantalizm

 Entellektüalizm

 Entüisyonizm

 Epistemoloji

 Erekbilim

 Estetik

 Fenomenoloji

Gnostikler

 Hedonizm

 İdealizm

 Konseptualizm

 Kritisizm

 Manişeizm

 Materyalizm

 Mekanizm

 Metafizik

 Monotheizm

 Nihilizm

 Nominalizm

 Ontoloji

 Öznel İdealizm

 Paradoks

 Panteizm   Pozitivizm

 Pragmatizm

 Rasyonalizm

 Realizm

 Rölativizm

 Septisizm



EDEBî SÖZLÜK-TERİMLER
Edebi destan Edebi dil Edebi Sanatlar Edebi teknik Edebi terimler Edebi türler Edebi ve sanatsal eserlerin ko Edebi ve sanatsal eserlerin ko Edebiyat nedir Edebiyat-Koop Edeköy, Zile Edeköyü Eden Ahbez


YARARLI LİNKLER

Gerekli Siteler

Hukuk Siteleri



100 TEMEL ESER
TÜRK EDEBİYATI

1. M. Kemal Atatürk - Nutuk
2. Kutadgu Bilig''den Seçmeler
3. Dede Korkut Hikayeleri
4. Yunus Emre Divanı''ndan Seçmeler
5. Mevlana-Mesnevi''den Seçmeler
6. Nasreddin Hoca Fıkralarından Seçmeler
7. Divan Şiirinden Seçmeler
8. Halk Şiirinden Seçmeler
9. Evliya Çelebi - Seyahatnamesi''nden Seçmeler
10. Kerem ile Aslı
11. Samipaşazade Sezai - Sergüzeşt
12. Halit Ziya Uşaklıgil - Mai ve Siyah
13. Hüseyin Rahmi Gürpınar - Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç
14. Ahmet Rasim - Şehir Mektupları
15. Ahmet Hikmet Müftüoğlu - Çağlayanlar
16. Ömer Seyfettin - Hikayelerden Seçmeler
17. Mehmet Akif Ersoy - Safahat
18. Ahmet Haşim - Bize Göre
19. Yahya Kemal Beyatlı - Eğil Dağlar
20. Yahya Kemal Beyatlı - Kendi Gök Kubbemiz
21.Abdulhak Şinasi Hisar - Boğaziçi Mektupları
22. Ruşen Eşref Ünaydın - Diyorlar ki
23. Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Kiralık Konak
24. Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Yaban
25. Refik Halit Karay - Memleket Hikayeleri
26. Refik Halit Karay - Gurbet Hikayeleri
27. Halide Edib Adıvar - Sinekli Bakkal
28. Halide Edib Adıvar - Mor Salkımlı Ev
29. Reşat Nuri Güntekin - Anadolu Notları
30. Reşat Nuri Güntekin -Çalıkuşu
31. Falih Rıfkı Atay - Çankaya
32. Falih Rıfkı Atay- Zeytindağı
33. Faruk Nafız Çamlıbel - Han Duvarı
34. Nazım Hikmet - Memleketimden İnsan Manzaraları
35. Şevket Süreyya Aydemir - Suyu Arayan Adam
36. Memduh Şevket Esendal - Ayaşlı ile Kiracıları
37. Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
38. Peyami Safa - Fatih - Harbiye
39. Nihad Sami Banarlı - Türkçe''nin Sırları
40. Ahmet Hamdi Tanpınar - Beş Şehir
41. Ahmet Hamdi Tanpınar - Sahnenin Dışındakiler
42. Samiha Ayverdi - İbrahim Efendi Konağı
43. Necip Fazıl Kısakürek - Çile
44. Sabahattin Ali - Kuyucaklı Yusuf
45. Ahmet Kutsi Tecer - Şiirler
46. Ahmet Muhip Dıranas - Şiirler
47. Aşık Veysel - Dostlar Beni Hatırlasın
48. Orhan Veli - Bütün Şiirleri
49. Cahit Sıtkı Tarancı -Otuz beş Yaş (Bütün Şirleri)
50. Kemal Tahir - Esir Şehrin İnsanları
51. Orhan Kemal - Eskicinin Oğulları
52. Sait Faik Abasıyanık - Kayıp Aranıyor
53. Sait Faik Abasıyanık - Hikayelerinden Seçmeler
54. Halikarnas Balıkçısı - Aganta Burina Burinata
55. Kemal Bilbaşar - Cemo
56. Samim Kocagöz - Kalpaklılar
57. Tarık Buğra - Küçük Ağa
58. Necati *****alı - Tütün Zamanı
59. Rıfat Ilgaz - Karartma Geceleri
60. Orhan Hançerlioğlu - 7. Gün
61. Fakir Baykurt - Kaplumbağalar
62. Faik Baysal - Drina''da Son Gün
63. Abbas Sayar - Yılkı Atı
64. Haldun Taner - Hikayelerinden Seçmeler
65. Oğuz Atay - Bir Bilim Adamının Romanı
66. Aziz Nesin - Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
67. Sabahattin Kudret Aksal - Gazoz Ağacı
68. Yusuf Atılgan - Anayurt Oteli
69. Cemil Meriç - -Bu Ülke
70. Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil - Gençlerle Başbaşa
71. Naki Tezel - Türk Masalları
72. Salah Birsel - Boğaziçi Şıngır Mıngır
73. Bahattin Özkişi - Sokakta

DÜNYA EDEBİYATI

74. Beydeba - Kelile ve Dimne
75. Eflatun - Devlet
76. Platon - Sokrates''ın Savunması
77. Sadi - Gülistan
78. Cervantes - Don Kişot
79. Balzac - Vadideki Zambak
80. Viktor Hugo - Sefiller
81. Goethe - Faust
82. Daniel Daefo - Robinson Crusoe
83. Dostoyevski - Suç ve Ceza
84. Gogol - Ölü Canlar
85. Turgenyev - Babalar ve Oğullar
86. Tolstoy - Savaş ve Barış
87. Gustav Flaubert - Madam Bovary
88. Charles Dickens - İki Şehrin Hikayesi
89. Knut Hamsun - Açlık
90. Jack London - Beyaz Diş
91. Rabindranath Tagore - Gora
92. Ernest Hemingway - Çanlar Kimin İçin Çalıyor
93. William Faulkner - Ses ve Öfke
94. İvo Andriç - Drina Köprüsü
95. Panait İstrati - Akdeniz
96. John Steinbeck - Fareler ve İnsanlar
97. M Selimoviç - Derviş ve Ölüm
98. Cengiz Dağcı - Onlar da İnsandı
99. Cengiz Aytmatov - Beyaz Gemi
100. Cengiz Aytmatov - Gün Olur Asra Bedel (Gün Uzar Yüzyıl Olur)



EMEKLİ SANDIĞI
                           
 
 

Emekli Aylık Bilgilerini Görme

 
 

Aylıktan Yapılan Kesintiler

 
 

Bir Aylık Maaş Tercihi

 
 

Banka Şube Değişikliği

 
 

Adres Değişikliği

 
 

Yıllık-Aylık Maaş Bildirimi

 
 

Sağlık Kuruluşlarını Görme

 
 

İlaç Kullanım Süresini Görme

 
 

İlaç Katılım Payını Görme

 
 

Sağlık Ödemeleri Görme

 
 

Sağlık - Diş  Bilgisi Görme

 
 

Emekli Sicil No Tespiti

 

Emekli Sicil No Başvurusu

 

Emeklilik Yaşı Hesabı

 

Hizmet Hesaplama

 

Evrak Takibi

 
 

Emekli Aylığı ve İkramiye Hesaplama

 

Hizmet Borçlanmasını Görme

 

Fiili Hizmet Süresi Zammı Görme

 

Askerlik Borçlanması

 

İsteğe Bağlı İştirakçilik ve Geç.192 m.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Önemli Web Siteleri

  
     
 
 
 


TÜRKİYE EKONOMİSİ

Türkiye Ekonomisi

5 Nisan Kararları
Milli Korunma Kanunu
İMKB kote İşlemi
İMKB Pazarları
Sermaye Piyasası Kurulu(SPK)
19 Şubat Krizi
1923-1980 Türkiye Ekonomisi 
1980-1982 Türkiye Ekonomisi 
1983-1987 Türkiye Ekonomisi 
1987-1993 Türkiye Ekonomisi 
Varlık Vergisi 

 
 
 
 
 

 



 

  


OSMANLICA PC SÖZLÜK
  
 OSMANLICA PC TERİMLERİ

görev çubugu: degnek-ül vazife
çift tiklama: tikirt-ül tekerrür
administrator: sahip-ul edevat
flash disk: edevat-ül yumusak
hard disk: edevat-ül civanmert
anti spyware : müdafa-ül hafiye
mouse: zindik faresi
klavye: taht-ul hurufat
power supply: kuvvet macunu
my do*****ents - sanduka- i evrak
internet: allame-i ulul arz
google: kasif-ul ali
google earth: seyr-ül arz, kesif-ul arz
denetim masası: sehpa-i saltanat
cd- rom - pervane-ül hâfiza
ekran: perde-ül temasa
kasa: kaide
enter: duhul
virus: deyyus
antivirüs: akinci
msn : elçi
hacker: deyyus-ül-ekber
hata raporu: malumat-ül kabahat
mail server: divan-ül mektubat
messenger: havadisçi
chat : muhabbet ül zabıy
ctrl alt del : zeamet-i has timar



GAZETELER


KÖŞE YAZARLARI
Oktay EKŞİ
Megalomanyak
Yılmaz ÖZDİL
DTP’yle buluştu açılımı konuştu...
Ertuğrul ÖZKÖK
Ya sev, ya tasfiye ol
Ahmet HAKAN
İslamcıların Kürtlerle dansı
Bekir COŞKUN
İyi ki bu aydınlar var
Cüneyt ÜLSEVER
Nihayet doğru bir adım
Yalçın BAYER
Kaybeden Türkiye
Doğan HIZLAN
Türkiye’de en çok satanların serüveni


@- DEVLET
Online E-Devlet Hizmetleri

TC Kimlik No

Vergi Kimlik No

SSK Hizmet Dökümü

İnternet Vergi Dairesi

Motorlu Taşıtlar Vergisi

Telefon Rehberi

ÖSYM Sınav Sonuçları

ÖSYM Sınav Sonuçları

ÖSS Sonuçları

KPSS Sonuçları

KPDS Sonuçları

LES Sonuçları

TUS Sonuçları

ÜDS Sonuçları

ALS Sonuçları

DGS Sonuçları

Diğer Sınav Sonuçları

ÖSYM Sınav Takvimi

E-Devlet Linkleri:

Devletim.com

Online Hizmetler

Milli Eğitim Bakanlığı

Üniversiteler

Sağlık Bakanlığı

Emeklilik Hizmetleri

Hukuk ve Adalet

Emniyet Hizmetleri

Ekonomik ve Mali İşler

İş ve Eleman Arama

Genel Devlet Kurumları

Bakanlıklar

Valilikler

Belediyeler

Kaymakamlıklar

Siyasi Partiler

Silahlı Kuvvetler

Sivil Toplum

Engelli Sayfaları

Elçilik - Konsolosluklar

Avrupa Birliği

K.K.T.C.

Turizm

Tatil ve Gezi Rehberi

Deprem Linkleri

Haber Kaynakları
>


ENİYİ 100

1- Savaş ve Barış / Lev Tolstoy
2- 1984 / George Orwell
3- Ulysses / James Joyce
4- Lolita / Vladimir Nabokov
5- Ses ve Öfke / William Faulkner
6- Görülmeyen Adam / Ralph Ellison
7- Deniz Feneri / Virginia Woolf
8- İlyada ve Odysseia / Homeros
9- Gurur ve Önyargı / Jane Austen
10- İlahi Komedya / Dante Alighieri
11- Canterbury Hikâyeleri / Geoffrey Chaucer
12- Gulliver’in Gezileri / Jonathan Swift
13- Middlemarch / George Eliot
14- Ruhum Yeniden Doğacak / Chinua Achebe
15- Çavdar Tarlasında Çocuklar (Gönülçelen) / J. D. Salinger
16- Rüzgâr Gibi Geçti / Margaret Mitchell
17- Yüzyıllık Yalnızlık / Gabriel Garcia Marquez
18- Muhteşem Gatsby / F. Scott Fitzgerald
19- Madde 22 / Joseph Heller
20- Sevgili / Toni Morrison
21- Gazap Üzümleri / John Steinbeck
22- Geceyarısı Çocukları / Salman Rüşdi
23- Cesur Yeni Dünya / Aldous Huxley
24- Mrs. Dalloway / Virginia Woolf
25- Native Son / Richard Wright
26- Amerika’da Demokrasi / Alexis de Tocqueville
27- Türlerin Kökeni / Charles Darwin
28- Herodot Tarihi / Heredot
29- Toplum Sözleşmesi / Jean-Jacques Rousseau
30- Kapital / Karl Marx
31- Prens / Niccolo Machiavelli
32- İtiraflar / St. Augustine
33- Leviathan / Thomas Hobbes
34- Pelopponnes Savaşlarının Tarihi / Tukididis
35- Yüzüklerin Efendisi / J. R. R. Tolkien
36- Winnie the Pooh / A.A Milne
37- Aslan, Cadı ve Dolap / C.S Lewis
38- Hindistan’a Bir Geçit / E. M. Forster
39- Yolda / Jack Kerouac
40- Bülbülü Öldürmek / Harper Lee
41- İncil
42- Otomatik Portakal / Anthony Burgess
43- Ağustos Işığı / William Faulkner
44- Siyah İnsanların Ruhları / W. E. B. Du Bois
45- Engin Sargasso Denizi / Jean Rhys
46- Madam Bovary / Gustave Flaubert
47- Kayıp Cennet / John Milton
48- Anna Karennina / Leo Tolstoy
49- Hamlet / William Shakespeare
50- Kral Lear / William Shakespeare
51- Othello/ William Shakespeare
52- Soneler / William Shakespeare
53- Çimen Yaprakları / Walt Whitman
54- Huckleberry Finn’in Maceraları / Mark Twain
55- Kim / Rudyard Kipling
56- Frankenstein / Mary Shelley
57- Süleyman’ın Şarkısı / Toni Morrison
58- Guguk Kuşu / Ken Kesey
59- Çanlar Kimin İçin Çalıyor? / Ernest Hemingway
60- Mezbaha 5 / Kurt Vonnegut
61- Hayvan Çiftliği / George Orwell
62- Sineklerin Tanrısı / William Golding
63- Soğukkanlılıkla / Truman Capote
64- Altın Defter / Doris Lessing
65- Kayıp Zamanın İzinde / Marcel Proust
66- Büyük Uyku / Raymond Chandler
67- Döşeğimde Ölürken / William Faulkner
68- Güneş de Doğar / Ernest Hemingway
69- Ben, Claudius / Robert Graves
70- Yalnız Bir Avcıdır Yürek / Carson McCullers
71- Oğullar ve Sevgililer / D. H. Lawrence
72- Kralın Adamları / Robert Penn Warren
73- Git Onu Dağda Anlat / James Baldwin
74- Charlotte’un Sevgi Ağı / E.B. White
75- Karanlığın Yüreği / Joseph Conrad
76- Gece / Elie Wiesel
77- Tavşan Kaç / John Updike
78- Masumiyet Çağı / Edith Wharton
79- Portnoy’un Feryadı / Philip Roth
80- Bir Amerikan Trajedisi / Theodore Dreiser
81- The Day of the Locust / Nathanael West
82- Yengeç Dönencesi / Henry Miller
83- Malta Şahini / Dashiell Hammett
84- Kuzey Işıkları Üçlemesi / Philip Pullman
85- Death Comes for the Archbishop / Willa Cather
86- Düşlerin Yorumu / Sigmund Freud
87- Henry Adams’ın Eğitimi / Henry Adams
88- Mao’dan Sözler / Mao Zedong
89- Dinsel Deneyim Çeşitleri / William James
90- Brideshead Revisited / Evelyn Waugh
91- Sessiz Bahar / Rachel Carson
92- İstihdam, Kazanç ve Para Genel Teorisi

/ John Maynard Keynes
93- Lord Jim / Joseph Conrad
94- Goodbye to All That / Robert Graves
95- The Affluent Society / John Kenneth Galbraith
96- Söğüt Ağaçlarındaki Rüzgâr / Kenneth Grahame
97- Malcolm X’in Otobiy. / Alex Haley ve Malcolm X
98- Eminent Victorians / Lytton Strachey
99- Renklerden Mor / Alice Walker
100- İkinci Dünya Savaşı / Winston Churchill



DÜNYANIN SİTELERİ
  
         
Dünyaca Ünlü Video sitesi
Çok Dilli Özgür Ansiklopedi
Uluslar arası Online Pazar
Ücretsiz Video-Foto Yükleme
Fotoğraf Paylaşım
Website Blog Açma-Barındırma
Online Movie-Sinema-Dizi
Webde Sosyalleşme
Ne-Nasıl Yapılır?
Blog-Foto-Video


PARA KAZAN

   SüperTeklif''e üye ol, sen de kazan!


story_home
AMERİKAN BAŞKANLARI

AMERİKAN BAŞKANLARI

İsrail, hemde kendi ülkesinde hemde Amerika''da Siyonizm emperyalizmini besler,destekler ve bu uğurda kendilerine yarayan insanları seçer, başa getirir, işine gelmeyenleri veya kendilerine herhangi bir zarar verecek insanları da ortadan kaldırırlar.

İsrail halkının neredeyse yarısı veya yarısına yakını Amerika''da yaşar. Bu insanlar, İsrail''in çıkarlarını, kısacası,Siyonizmin gerekleri doğrultusunda çalışırlar. Seçilecek olan başkanlar, önce elekten geçirirler. Başkan seçilecek olan kimse, Amerika''dan çok İsrail''in menfaatleri ön planda tutulur. O kişi, kesinlikle seçimi kazanır ve başkan olur. Başkan olacak kişiler, Beyaz Saray''daki koltuğuna oturmadan, İsrail gelenekleri, adetleri ve yemin törenlerinden başarıyla geçmesi gerekir. Sizin anlayacağınız, Amerika''ya seçilen başkan, aslında İsrail''e seçilen başkan demektir.

Kennedy adını duymayanınız yoktur sanırım. Bu başkan

seçildikten sonra, İsrail''in çıkarlarını gözetmedi, onları bir yerde yalnız bıraktı. “Amerika''nın başkanıysam önce Amerika...” dedi. Sonunda ne oldu biliyor musunuz? Bir şehir turu sırasında, halkı selamlarken, Amerikalı bir Yahudi tarafından, kullanılmayan eski, harabe bir tiyatro önünde kurşuna dizildi, öldürüldü. Amerika''ya seçilen önce İsrail''e hizmet etmelidir. Son dönemlerde, İsrail''e pek de sıcak bakmayan Bill Clinton''un peşine de Monika Levinsky''i takarak seks skandalına bulaştırdılar.

İsrail''e en çok hizmet eden başkanlar Carter, Reagan ve Bush''tur. Amerikan tarihinde muslüman(!) olarak ilk defa atanan başkan ise Obama''dır. Obama''nın atanması hem Amerika hemde İsrail''i çok tedirgin etti. Ne zamana kadar...? Ne zamanki, Soykırım(!)i tanıyacağına söz verdi ve İsrail''in “Ağlama duvarı dibine gidip zırladı, ateşin etrafında döndü, durdu...”Tamam” dediler “Tam bize göre biçilmiş bir kaftan!...”

Obama,seçildiği zaman Amerika ve İsrail''i tedirgin etmişti fakat İslam dünyası özellikle Türkiye''de büyük bir sevinç gösterisi oldu. Eeeeee nede olsa müslümandı ve özellikle İslam ülkeleri artık ezilmeyecekti(!) Bu sevinç, dün akşama kadar sürdü. Bir avuç kıçı kırık Ermeni lobisine söz geçiremeyen veya umursamayan Obama, “Sakala bakarak müslüman olunmayacağını öğrenmiş oldular, olduk işte.

Editoraydın/05.03.2010





NOT:Resimler kesinlikle fotomontaj veya kamera hilesi değildir. Amerika''da başkan seçilenler, bu törenlere katılmak zorundadır.


Gönderen: editoraydin Tarih: 05.03.2010 Saat: 22:24 (2 okunma) | (Devamı... | Puan: 0)

story_home
BİLİM ADAMI VE BÜYÜK İNSAN

İhsan Doğramacı (d. 3 Nisan 1915, Erbil, ö. 25 Şubat 2010, Ankara) Iraklı Türkmen doktor ve akademisyen, ilk YÖK başkanı. 10 Aralık 1981 - 10 Temmuz 1992 tarihleri arasında YÖK Başkanlığında bulunan İhsan Doğramacı, son olarak Bilkent Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı görevini sürdürmekte iken 25 Şubat 2010 tarihinde vefat etmiştir.

Osmanlı Devletinde, bugünkü Irak sınırlarındaki Türkmeneli bölgesinin Erbil şehrinde, Kale Mahallesinde doğdu. V. Murad zamanında yaşamış olan Doğramacızade Kara Mehmedin soyundan gelen Doğramacızade Ali Paşanın en büyük çocuğudur.

İlk öğrenimini Erbil İbtidaiyyesinde, orta öğrenimini Beyrutta Beyrut Amerikan Üniversitesine bağlı International Collegede ( 1932) tamamladı. Üç yıl Bağdat tıp fakültesinde devam ederek sonra İstanbul tıp fakültesinde tamamlayarak 1938de doktor olarak mezun olmuştur. İstanbul Tıp Fakültesinden mezun olduktan (1938) sonra ihtisas çalışmalarını Ankara Numune Hastanesinde, Harvard Üniversitesine bağlı Boston Childrens Hospital ve Washington Üniversitesine bağlı St. Louis Childrens Hospitalda sürdürdü. 1942 yılında Sadrazam Mahmut Şevket Paşanın yeğeni, (Irak Başbakanlığı da yapmış olan) Hikmet Süleyman Beyin kızı Bağdat Amerikan Kız Koleji öğrencisi Ayser Hanım ile tanışır ve evlenirler. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde Doçent (1949) ve Profesör (1954) oldu. Çocuk Sağlığı Enstitüsünün, Hacettepe Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesinin ve Hacettepe Üniversitesinin kurulmasında büyük hizmeti geçti. Bu eğitim kuruluşlarında entegre tıp eğitimi sistemini ve öğretim üyelerinin tam gün çalışma düzenini gerçekleştirdi.

Ankara Üniversitesi Rektörlüğü (1963-1965), ODTÜ Müteveli Heyet Başkanlığı (1965-1967), Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü (1967 - 1975) görevlerinde bulunan Doğramacı, bundan sonra Paris V Üniversitesinde öğretim üyeliğine atandı.

1964-1973 yılları arasında Avrupa Rektörler Konferansı (Standing Conference of Rectors, Presidents and Vice-Chancellors of the European Universities - CRE) yönetim kurulu üyeliği, 1981den bugüne kadar Uluslararası Yükseköğretim Konferansı (International Conference on Higher Education - I. C. H. E. ) kuruluşunda yönetim kurulu üyeliği, başkanlık ve onursal başkanlık görevlerinde bulunan Doğramacı, bu suretle çeşitli ülkelerin yükseköğretim yönetim sistemlerini yakından inceleme olanağı buldu.

Ayrıca Doğramacı Dünya Sağlık Örgütü tarafından Kamerun - Yaounde, Nijerya-İfe, Brezilya-Brasilia ve Kanada-Sherbrookeda tıp fakültelerinin kurulması ve eğitim programlarının düzenlenmesinde danışmanlık görevlerini yaptı.

10 Aralık 1981 - 10 Temmuz 1992 tarihleri arasında YÖK Başkanlığında bulunan İhsan Doğramacı, halen Bilkent Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı görevi yaptı.

İhsan Doğramacı Almanya "Akademie der Naturforscher" Leopoldina, Hindistan National Academy of Medical Sciences, Fransa Académie Nationale de Médecine, Amerika Academy of Pediatrics, Azerbaycan Elmler Akademiyası ile İngiltere Royal College of Physiciansın asli üyesi ve İngiltere Royal College of Pediatrics and Child Healthın kurucu üyesidir.

Doğramacı, tedavi gördüğü Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde, çoklu organ yetmezliği nedeniyle öldü.

`İhsan Doğramacı Barış Vakfı`nın ve Erbil Vakfının kurucusudur. Erbil Vakfın mal varlığı 15 bin ABD Doları ve 18 bin 600 YTL olarak belirlendi. Merkezi Ankara olan vakfın kuruluş amacı eğitim, kültür ve sağlık faaliyetlerine destek ve katkıda bulunmak.

“Erbil Türkmenleri Listesi”ni Erbil asıllı olan İhsan Doğramacı, Erbilde kurmuş olduğu İhsan Doğramacı Vakfı aracılığıyla desteklemektedir. Bölgede İhsan Doğramacı Vakfının sağlık, sosyal, eğitim ve kültürel alanda birçok projesi bulunmaktadır. Şu anda Erbilde vakfa ait birçok okulun yanı sıra bir de hastane bulunmaktadır. Bunun yanında yine Erbilde Bilkent Üniversitesinin bir fakültesi kurulmaktadır.

   NUR  İÇİNDE  YAT SEVGİLİ  HOCAM
===============================
Kaynak:www.okimdir.com/25.02.2010


Gönderen: editoraydin Tarih: 25.02.2010 Saat: 22:07 (9 okunma) | (Devamı... | Puan: 0)

story_home
MEVLİT KANDİLİ
          MEVLİT  KANDİLİNİZ  MÜBAREK  OLSUN
Gönderen: editoraydin Tarih: 25.02.2010 Saat: 22:02 (7 okunma) | (Devamı... | Puan: 0)

story_home
SAİD-İ NURSİ KABBALA_DAN FEYZ ALDI MI

Acikistihbarat.com adlı internet sitesinde Kabala ve Said-i Nursi ilişkisini konu alan bir yazı yayınlandı.
Adem''''den, Nuh aleyhisselama ondan da İbrahim''''e, İbrahim''''den Musa''''ya, Musa''''dan da kardeşi Harun''''a ve Harun''''dan da HAHAM lara aktarılan sihir formüllerinin tümüne verilen isim olan''''''''KABALA'''' ile Said_i Nursi’nin '''' kitapları arasındaki benzerliğe değinilen yazar  şöyle diyor; “Sadece Yahudi HAHAM larının bildiği Kabala öğretisi tüm evrenin Yahudi ırkının emrinde olması için devam ettirilmektedir.

“Yahudi masonları tarafından kurulan İttihat ve Terakki’nin” Said-i Nursi’ye büyük destek verdiklerine değinen yazar Sid-i Nursinin destek alma sebebini ise şöyle anlatıyor;
“Yine o dönemlerde İngiliz ve Amerika''''lı ajanlar cephede bir türlü yenilmeyen Türk''''lerin ayakta nasıl hala dimdik kaldığının üzerinde çalışmalar yapıyorlardı. Ve sonuçta aradıklarını buluyorlardı.
Aradıkları cevap İSLAMİYET idi..!
Eğer İslam dini yozlaştırılıp, yanlış kişiler tarafından yönlendirilirse Türk''''ler İslam dininden bilmeden uzaklaşacak ve böylece cephe düşman tarafından ele geçirilecekti.”
İşte acikistihbarat.com’da U***** Günaç ismi ile yayınlanan yazı;

Kuşkusuz başlığı okuduğunuzda her ne görüşü savunuyorsanız savunun aklınızda ''''''''ne alaka'''''''' sorusu belirecektir. Heleki nur cemaatinden olanlar hem küfür edip hemde okuyarak savunma pozisyonunda bana karşı her yönden saldırıya geçeceklerdir. Ben hepsine göğüs gerecek ve cevap
verecek güçteyim evvel ALLAH..!
Ne diyordu üstat Mehmet Akif..
"Ulusun korkma..! Nasıl böyle bir imanı boğar..?!!"
Ben ulumalarından değil İslam''''a gelebilecek zararlardan korkuyorum..!
Başlık her şeyi anlatıyor aslında.
Ama ben yinede açıklama yapmak istiyorum. Yazı uzun olacak bunu ilk olarak söyleyeyim. Onun için tam okumadan ve anlamadan yorum yapmayın.
Bazı saf kardeşlerimizin zamanın en büyük din alimi diye adlandırdıkları ''''''''Bediüzzaman said-i nursi'''''''' nin yapmış olduğu işlerin, sarfetmiş olduğu açıklamalarının, yazdığı risale, külliyat vb. kitaplarının KABALA ile ne kadar benzerlik ve uyum içinde olduğunu anlayacak, ortak olarak seçtikleri kişilerin milliyet ve dinlerinin de ne olduğunu göreceksiniz.
Kürtçülük akımını nasıl başlattığınıda en sonunda okuyup Nur cemaatinin ve manevi liderinin nasıl bir insan olduğunu anlayacaksınız.
İlk olarak tam anlayabilmeniz için KABALA nın ne olduğunu kısaca özetleyeyim.
KABALA NEDİR ?
Kabala kelime olarak sihir, büyü anlamlarını ifade etmektedir.
Yahudi dili olan İbranice''''de kabalanın özel bir yeri bulunmaktadır. Yahudi''''lerin Tevrat''''tanda çok önem verdikleri kabala bir sihir, büyü kitabının özetidir. Bir takım hesaplar kullanılarak olaylara yön verebilen bir sihirdir KABALA.
Yahudi''''lerin inançlarına göre ALLAH (Yehova) H.z Adem ile Havva''''ya bazı sihir ve büyü formülleri vermiştir. Dünya''''ya geldiklerinde bu sihirleri kuşaktan kuşağa anlatmışlar ve silsile yolu ile nesilden nesile bildirmişler.
Tabi bu nesil Adem (selam olsun ona) den sonra gelen Peygamber''''lerdir.
Adem''''den, Nuh aleyhisselama ondan da İbrahim''''e, İbrahim''''den Musa''''ya, Musa''''dan da kardeşi Harun''''a ve Harun''''dan da HAHAM lara aktarılan sihir formüllerinin tümüne ''''''''KABALA'''''''' diyorlar.
Şu anda kabalist bir yapıya sahip İsrail devleti aslında Tevrat değil Kabala''''ya göre yönetilmektedir.
Sadece Yahudi HAHAM larının bildiği Kabala öğretisi tüm evrenin Yahudi ırkının emrinde olması için devam ettirilmektedir.
Onun için bazı devletleri kabalist bir yapıya büründürmek ve kirli emelleri için araç olarak kullanmak amacındadırlar. O bazı devletler ise nilden fırata kadar olan bölgeyi sınırlayan devletlerdir. Bunun
içinde Türkiye''''de vardır.
SAİD-İ NURSİ VE TERAKKİ MASONLARININ İŞ BİRLİĞİ
İttihat ve Terakki''''nin kurucuları malumunuz üzere Yahudi Masonlarıdır.
Büyük Hakan 2.Abdülhamit''''in siyasi iradesine engel olmak için o büyük Hakan''''ı tahtan indirip sürgüne bile yollamışlardır.
Sırf modern (!) Siyonizm''''in babası olan Thedor Herzl''''in Amerikalı Yahudi Rotchild''''in direktifiyle İsrail''''in kurulması için Büyük Hakan''''dan para karşılığında toprak isteyipte aldığı ***** cevabı üzerine İttihat ve Terakki Masonları tarafından ''''''''KIZIL SULTAN'''''''' lakabı yaftalanarak Türk Milleti''''ni o büyük sultana karşı kışkırtmışlardır.!
İşte bu dönemlerde Rusya''''da esir (mi ?) düşmüştü Said-i Nursi.
Esirlikten kurtulup (!) bir yolunu bularak ülkeye dönen Said-i Nursi İttihat ve Terakki''''cilerin çok büyük desteğini bilinmez bir şekilde almıştır.
Bu desteği Rusya''''da esir (mi düşmüştü acaba ?) düştüğü için mi yoksa başka bir sebep için mi verdiler bilinmiyor.
Yine o dönemlerde İngiliz ve Amerika''''lı ajanlar cephede bir türlü yenilmeyen Türk''''lerin ayakta nasıl hala dimdik kaldığının üzerinde çalışmalar yapıyorlardı. Ve sonuçta aradıklarını buluyorlardı.
Aradıkları cevap İSLAMİYET idi..!
Eğer İslam dini yozlaştırılıp, yanlış kişiler tarafından yönlendirilirse Türk''''ler İslam dininden bilmeden uzaklaşacak ve böylece cephe düşman tarafından ele geçirilecekti.
Bunu başarmanın bir yoluda İslamcı (!) kimlikli birini bulup (İcad edip) önce Milleti''''in gönlünde taht kurdurmak, ona karşı sevgi beslettirmek sonra onu İslamcı olduğu için sürgüne yollamak, sürgünden sonra tekrar Millet''''in önüne sürmek, halkın bu yanlış kişiyi önder diye sahiplenmesini sağlamak ve toplumun onun her dediğine onay vermesini sağlayarak gizlice hem İslam''''ı hemde vatanı parçalara ayırmak düşüncesini ve fikrini buldular.
Bizi ancak böyle yenebilirdiler. (Bakınız Recep Tayyip Erdoğan''''ın gelişimi)
İşte bu yüzden İttihat ve Terakki''''cilerin desteğini almıştı Said-i Nursi denen şahıs.
Ve Türk Milleti''''ni kandırmak ve parçalamak için harekete geçmişti birileri.
İslam dininin yozlaştırılması için Yahudi Masonları olan İttihatçılar tarafından kurulan ''''''''Darül-hikmetül islamiye'''''''' yani İslam Akademisi''''nin başlarından biride artık Said-i Nursi idi.
İttihatçılar birden bire İslam''''a heveslendiler nedense.
Onun içinde Said-i Nursi''''yi buldular.!
Şimdi siz değerli okuyucularıma soruyorum.....?
Bir Yahudi Mason''''un İslam''''ı gerçek manada yaşatmak için bir akademi kuracağına inanıyormusunuz..?
Said-i Nursi''''nin gerçekten Rusya''''da esir düştüğüne inanıyor musunuz...?
Her türlü ajan ve hainin arka çıktığı akademinin güvenilir olduğunu sanıyormusunuz...?
Bunların sonunda da Said-i Nursi''''ye İslam alimi diyebiliyormusunuz.?
İşte size cevap...HAYIR ve ASLA..!
Ondan ötürü de benim şahsi kanaatim şudur ki Said-i Nursi Mason''''lar
tarafından desteklenmiştir.
Ne İslam ile nede vatan ile alakası yoktur. Kürtleri kışkırtmak için kullanılan maşadan başka bir şey değildir.!
KABALA''''DAN İLHAM ALAN NURCULUK VE SAİD-İ NURSİ
Nur cemaati ve okulları kendi içlerinde ''''''''CİFR'''''''' ilmine çok önem verirler.
Bir takım ''''''''Ebced'''''''' hesapları ile geleceği tahmin etmeye uğraşmaktadırlar.
Gizli bir ilim olan ''''''''cifr ve ebced'''''''' hesapları KABALA ile aynı oranda benzerlik teşkil etmektedir.
Çünkü KABALA''''da da bir takım hesaplar ve formüller kullanılarak gelecek tahmin edilmek istenmektedir ve bazı ileriye dönük çalışmalara zemin hazırlanmak istenmektedir..
Bilindiği gibi Said-i Nursi de yazdıkları risalelerde, külliyatlarda, lemalarda bu hesapları kullanarak bir takım tahminlerde bulunmuştur.
Ve günümüzde olan bu ''''''''İBRAHİMİ DİNLER'''''''' masalının zeminini ta o zamanlar hazırlamıştır.
Cemaat içindeki okullarda öğrencilerin beyinlerine Said-i Nursi''''nin yazmış olduğu Risalelerin, Külliyatların, Lemaların kaynağının ALLAH olduğunu ve ALLAH'''' tarafından Said-i Nursi''''ye gelen ''''''''İLHAM'''''''' ile yazılmış olduğunu aşılamaktadırlar.
Yani yüce ALLAH tövbe büyük RAB''''bimden ayet ayet bu paçavraları Said- i Nursi''''ye indirmiş ve yazdırmıştır.
Aynı ''''''''KABALA'''''''' daki bir takım hesapların ve sihirlerin ALLAH''''tan peygamberlere, peygamberlerden de sil sile ile HAHAM''''lara inmesi gibi.
Benzerliğe bakın..!
Durun daha bitmedi..
Sihirbaz Said-i Nursi hapisteyken mürtileriyle bile konuşabiliyormuş.!
O yıllarda hapise atılan Said-i Nursi yine bir takım sihir ve büyüler kullanarak geceleri kaldığı hapishaneden esrarengiz bir şekilde UÇUP belirli müritleriyle bir evde toplantılar yapıyor, gece boyunca konuşabiliyor, sabaha yakında kaldığı hapise tekrar aynı şekilde esrarengiz bir şekilde geri dönebiliyormuş.
Hep KABALA öğretilerinin tesiridir bunlar.
Esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmalar, direk aracısız (Cebrail a.s. bile yok) ALLAH'''' c.c.tan alınan ilhamlar, bir takım gizli büyüler hesaplar ''''''''cifr ve ebced'''''''' gibi hepsi KABALA da mevcuttur.
Hatta Nur cemaatinin Said-i Nursi''''den sonraki manevi lideri olan Fettullah Gülen 31 ocak 1986 tarihinde İzmir İl nüfus müdürlüğüne başvurarak, 3881 kayıt numaralı kimliğindeki ismini ''''''''FETULLAH''''''''tan ''''''''FETHULLAH'''''''' a çevirmiştir.
Bu ''''''''H'''''''' harfindeki değişiklik bazılarına göre (bize göre yani) ''''''''ebced'''''''' hesabına uydurarak ileriki zaman dilimlerinde kendinin İSLAM önderi olacağının inanılması içindir, bazılarına göre ise (nur
cemaati) Said-i Nursi''''nin siirtteki hocası ''''''''MOLLA FETHULLAH''''''''ın ismini almak istediği için yapılmıştır.
İşte size yine KABALA ile aynı oranda benzerlik teşkil eden olay.
Sihir ve büyü hesapları kullanılarak kendini ''''''''YÜCELTME'''''''' çalışmaları..!
Bir başka benzerlik ise Nur cemaati okullarında mevcuttur.
Yahudi doktrininin (KABALA) öğretildiği gelenekçi okullardaki öğretmenlere ''''''''SOFERİM'''''''' yani ''''''''YAZICILAR'''''''' denilmektedir.
Bu okullarda yazılı Tora ve Sözlü (vahiy edilmiş ama yazılmamış !) Tora vardır.
Soferimlerin görevi, vahiy edilenleri açıklamak ve bunun toplumlar ile
fertleri tarafından öğrenilmesini ve benimsenmesini sağlamaktır.
Nur cemaati içinde de Said-i Nursi''''nin ''''''''Risale-i Nur Külliyat''''''''ını aslından (yani Latin harfleriyle basılmamış haliyle) okuyan, açıklayan, topluma ve fertlere öğretenlerede ''''''''YAZICILAR''''''''
denilmektedir.
Hem KABALA''''da, hemde Nur Cemaati içinde aynı şey...!
''''''''YAZICILAR'''''''' Bu sizce tesadüf, rastlantı olabilirmi..?
Bence asla, kat''''a, imkansız...! Böyle tesadüf o-la-maz..!
SAİD-İ NURSİ''''YE AÇIK DESTEK VEREN YAHUDİLER
Bediüzzaman sempozyumuna katılan Yahudi...!
''''''''Dindar, fakat antisiyonist bir Yahudi''''yim''''''''
diyen Central Connecticut Üniversitesi öğretim üyesi olan Profesör Norton Merzinsky sunduğu bir açıklamada Said-i Nursi''''nin yazdığı Risalelerin diğer dini kitaplardan ayrılan üç özelliği olduğunu
söylüyor.
Barışa sık sık atıfta bulunması,
kendisi gibi düşünmemeye anlayış ve Müslüman-Yahudi ilişkilerine bakışta tek bir tarafı haklı çıkarır bir tutum sergilememesi !
Said-i Nursi''''nin Yahudi''''lerinde hak ve hukukunun bulunduğunu yazması, Kudüs ve çevresinin Yahudi''''ler için kutsal olduğundan bahsetmesi Yahudi Profesör Norton Merzinsky''''i çok şaşırtmış.!
Said-i Nursi''''ye destek çıkan bir diğer Yahudi Profesör Yehezkel Landau''''nun 2004 yılındaki bir konferansta sunduğu açıklamanın konusu;
Yahudi geleneği ve Said-i Nursi''''ydi.
1978 yılında vatandaşı olduğu Amerika''''yı terk edip İsrail''''e yerleşen, 1980 yıllarında dindar bir Siyonist hareket olan Netivot Salom''''da idarecilik yapan,
1981-2003 yılları arasında İsrail''''in Ramle şehrinde Arap ve Yahudi birlikteliğini hedefleyen ''''''''Açık ev'''''''' merkezini kuran, Profesör Yehezkel Landau zaman gazetesinden Nuriye Akman''''ın sorularına şöyle cevaplar veriyordu...;
"Nursi''''nin hayatı ve eserleri bazı Yahudi düşünürleriyle benzerlikler gösteriyor. 19.yüzyıldan itibaren bazı hahamlar Yahudi''''lere bilimsel çalışmalar (KABALA) ile modern dünya arasında bağlantı kurma konusunda yardım etmeye çalıştı. Tel Aviv yakınlarında dini ilimler ve seküler bilimleri birleştiren Barilan isimli harika bir üniversitemiz var. Yine New York''''ta Yashiva isminde bir üniversite daha var.
Ben Said-i Nursi''''nin fen ve din ilimlerini birlikte öğretmek üzere doğu anadoluda kurulmasını planladığı üniversite ( Medresetüzzehra ) fikrini duyduğumda Barilan üniversitesinin Türkiye versiyonunu kurmak istemiş diye düşündüm.
Bence Said-i Nursi devlet sistemi olarak tamamen seküler Atatürk modeli ve İmamlarca yönetilen İran modeli arasında bir sentez istedi.
İsrail''''de bunu yapmaya, tamamen seküler olmayan parlementosunda dini partilerinde yer aldığı, hahamların en yüksek yetkiye sahip olmadığı bir Yahudi devleti kurmaya çalışıyor.
İsrail''''de sivil mahkemeler, anayasa mahkemesi ve kişilerin özel statüleriyle ilgili konulara bakan hahamlarca yönetilen dini mahkemeler var. Bana göre sosyal sahada dini özel bir meta yapmak
yeterli değildir. İnanıyorum ki Siad-i Nursi içinde yeterli değildi."
(31 ekim 2004)
Kabalacı Said-i Nursi''''ye ilgi duyan sadece dış devletlerdeki Yahudi''''ler değildir.
Ülke içindeki Sabatayistlerde bu adama ilgi duymuşlardır.
Nur cemaatine yakın olan ''''''''Matbuat'''''''' dergisinin, sabatayist olduğunu saklamayan ve ''''''''Evet ben selanikliyim'''''''' kitabını yazan Ilgaz Zorlu''''yla yaptığı bir röportajdan kısa bir bölüm aktarmak istiyorum.
"Soru : Kabalizm sizin için çok önemli bir nokta. Peki Bediüzzaman''''ın
ebced hesabıyla ilgili çalışmalarını biliyormusunuz ?

Cevap : Evet biliyorum ve o konuya girmeyeceğim. Enteresan ifadeleri var. Bence Said-i Nursi yazmak istediği şeylerin çoğunu yazmamış bir insan. Özellikle cifr konusunda bir hayli bilgisi var. Bunu açık bir şekilde yazmamış bu çok önemli.
Soru : Bediüzzaman''''ın eserlerinin sizde ne gibi bir tesiri oldu ?
Cevap : En çok ilgimi çeken ''''''''Tabiat Risalesi''''''''. Dinsizlik ve materyalizm karşısında bu insan çok sağlam delillerle bu kitabı atıyor ortaya ve ben onun vermiş olduğu örnekleri kendi dini tartışmalarımda kullanıyorum.Diyorum ki Bediüzzaman Said-i Nursi''''de böyle söylüyor. Ve
ben bundan hicap duymuyorum. Niye duyayım ? Çünkü oda aynı yolda gidiyor.
Din olarak Yahudi''''liği seviyorum. Yahudi''''lik üzerine çok araştırma yapıyorum ama bu benim Bediüzzaman''''ı araştırmayacağım anlamına gelmez. Eminimki Bediüzzaman Said-i Nursi yaşasaydı ondan öğreneceğim çok şey olurdu."
İşte sizlerde okudunuz sevgili okurlar.
Kabala nasılda Said-i Nursi''''yi, Fettullah Gülen''''i etkisi altına almış. Yaptıkları her hareket, her söz, her laf Kabala ya göreymiş.Bunu açıkça okuduk ve öğrendik.
Son söz...
KÜRT KIŞKIRTICISI, SİHİRBAZ SAİD-İ NURSİ DİN ALİMİ DEĞİLDİR
Eser Adı
İki Mekteb-i Musibetin Şahadetnamesi Yahut Divan-i Harb-i Örfi ve Said- i Kürd-i
Yazar Adı
Said-i Nursi Kürdi
Tarih ve yer
1909, İstanbul, Vezir Han, İkbal-i Millet Matbaası
Saidi Nursi olarak bildiğimiz zat, söz konusu eserinde, kendisinin "Said-i Kürd-i", yani "Kürt Said" olduğunu onaylamakta, ayrıca kendisini "Bediüzzaman" diye takdim etmektedir.
Kitab toplam 48 sayfadır ve kitabın "hatime" kısmında Saidi Kürdi şu
satırları yazmaktadır:
"******larıma (Ebnâ-i cinsime) burada birkaç söz söylemezsem, bence bahis eksik (natamam) kalır.
Ey Asuriler ve Keyanilerin cihangirlik zamanında, onların öncüleri (pişdar) ve kahraman askerleri olan Arslan Kürtler!
Beşyüz yıldır yattınız, yeter artık, uyanınız, sabahtır. Yoksa vahşet ve gaflet sizi vahşet sahrasında yağma edecektir."
Ayrıca Saidi Nursi Kürdi şöyle söylemektedir:
"Süphan ve Ağrı dağları gibi geleceğin yüksek dağlarının doruğunda ayağa kalkmış, nefse esir olmayı yasak etmiş ve başkasına tecavüzü caiz görmeyerek şeriate dayanmış olan, hürriyet sultanı, yüksek sesle sizin gibi mazinin en derin derelerinde gafil ve dağınık bir kavme, cehalet ve yoksulluğa hü***** için, fen, sanat ve silah başına, ileri arş."
Saidi Nursi Kürdi; "Kürt milliyetçiliği" çatısı altında Kürtleri birleştirmek gayesi gütmekte, 1909 tarihli eserinde Kürtçülük propagandası yapmakta, yüzyıllar boyunca bir arada yaşamış olan
Türkleri ve Kürtleri -Kürtçülük söylemleri ile- kışkırtmaya çalışmaktadır.
Kısacası Saidi Nursi Kürdi''''nin gerçek niyeti, Türklerin bölgede egemen olmalarını istemeyen İngilizlerin istekleriyle birebir örtüşmektedir.
Gerçek gayesi, geri kalmış Kürtleri kalındırmak/bilinçlendirmek olsa idi, "fen ve sanat başına" demekle yetinirdi. Ancak "SİLAH BAŞINA" diyebilecek kadar pervasızdır.
Üstelik aynı satırlardan, kendisinin emperyalist güçlere karşı hareket ettiği sonucunu çıkaranlar, şunu görmelidirler:
Saidi Nursi Kürdi''''nin söylemleri doğrudan doğruya Kürtlere yöneliktir; muhatap sadece ve sadece Kürtlerdir. Ve de kendisi İngilizlerin icad ettiği şeriat sevdalısıdır. Gerçek İslam şeriatinden fersah fersah uzaktadır.
Evet, Saidi Nursi Kürdi Kürtçüdür, ne var ki kendisini gizlemek için müslümanlık/ümmetçilik örtüsüne bürünmektedir.
Saidi Nursi Kürdi, Türk müridlerinden evlenip "dinsiz evlatlar yetiştirmemeleri"ni isterken, habire çoğalan ve nüfusu gün geçtikçe - hızla- artan Kürtleri engellemek gereği dahi duymamaktadır.
Evet, Saidi Nursi Kürdi bölücüdür; onun müridleri de, gerçekleri görmekten aciz vatan hainleridir.
Bunlar, Siyonizm''''in istekleri doğrultusunda ayaklanan Şeyh Said''''den hiçbir farkı olmayan Saidi Nursi
Kürdi''''nin ardına takılmış, *****huriyet ve Laiklik karşıtı ikiyüzlü Müslüman görünen ama Müslümanlıkla alakası olmayanlardır!
Kendi ırkçılıklarını gerçek milliyetçilere yamamaktan ise asla geri durmazlar. Kürtçülüğe/Kürdistan''''a hizmet eden bu vatan düşmanları, bizleri "sahte milliyetçi/ırkçı" olarak lanse etmeye çalışmaktadırlar.
Oysa Mustafa Kemal Atatürk, "Ne Mutlu Türk Doğana" değil, "Ne Mutlu Türküm Diyene" demiştir; yani ırkçılığı değil, aynı dili konuşan insanların bir araya gelmeleriyle ortaya çıkan bir milleti işaret etmiştir.
İşte, bizim milliyetçiliğimiz bu çizgidedir, yurtseverliktir.
MİLLET; ırk/din birliği değil, AYNI DİLİ KONUŞAN insanların bir araya gelmelerinden oluşur ve "Türküm" diyen Türk''''tür. Bu, asla ve kat''''a, ırkçılık değildir.
Asıl ırkçı/şoven olan, Saidi Nursî Kürdi''''nin ta kendisi ve onun nurcu müridleridir.
Fethullah Gülen Hocaefendi de, Saidi Nursi Kürdi çizgisinde yürüyen bir Kürtçüdür. Yakın gelecekte Saidi Nursi Kürdi''''yi elinin tersiyle silip atacak ve Kürtçülüğünün rengini/örtüsünü değiştirecektir; ancak asıl amacından hiçbir zaman vazgeçmeyecektir.
Yani SİYONİZM''''in İslam yeşiline boyanmış Din Devleti rücusundan..!
İşte, Türk Milletine asıl zararı verenler/verecek olanlar gerçek İslam Şeriatini isteyenler değil, Siyonist Süfyani düşünceye sahip bu kişilerdir.
Çünkü bunlar, içimizde barındırdığımız komşularımız, yakınlarımızdır. Çünkü bunlar, ikiyüzlü/takiyyeci vatan düşmanlarıdır. Çünkü bunlar sahte müslümanlardır.
Mustafa Kemal Atatürk''''ün bizlere işaret ettiği yurtsever bazlı milliyetçiliğimizi, ırkçılıkmış gibi gösterip, gençliğimizi/ milletimizi fırkalara ayıran bu zihniyete karşı akıllı hareket etmek
sorumluluğundayız.
Ve unutmamalıyız ki, bizler, Enver Paşa''''nın maceraperestliğindeki ahmaklar gibi değil, Mustafa Kemal Atatürk''''ün ufkun da ötesini görebilmeyi hedef kılan/edinen kişiler olarak düşünebilmeliyiz.
Tüm gelişmelere bu yönde bakabilmeli, geniş yelpazede analizler üretmeli ve buna göre stratejiler belirlemeliyiz. Sağın ve solun fırkalaşmış/parçalanmış gençleri değil, milliyetimizin atası Atatürk''''ün refere ettiği ÖNCÜ/İLERİCİ insanlar olduğumuzu artık idrak etmeliyiz.
Evet, bizler Farklıyız, ancak Fırka/tefrika değiliz!
Ne sağda, ne solda, her daim ÖNDE/İLERİDE yürümeliyiz.
Hepiniz bir ve var olan ALLAH''''a emanet olun..
Odatv.com
GÖNDEREN:CIPKIR/21.02.2010


Gönderen: editoraydin Tarih: 21.02.2010 Saat: 22:04 (8 okunma) | (Devamı... | Puan: 0)

story_home
SALDIRAY BERK NEDEN HEDEF ALINDI

Ergenekon Operasyonu’nda evleri basılanların, gözaltına alınanların ve tutuklananların hemen hepsinin ortak bir özelliği vardı. Türkiye’nin Atlantik ekseninden kopmasını, NATO’dan çıkmasını, AB üyelik hedefinden vazgeçmesini ve IMF ile olan ilişkisini bitirmesini istiyorlardı. Bu isimlere göre Türkiye, Avrasya ekseninde, Çin, Rusya, İran ve Orta Asya’daki Türkî *****huriyetlerle yeni bir ittifak kurmalıydı.
Örneğin eski MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç, bu isteğini yüksek sesle ifade etmişti. Örneğin Şener Eruygur ADD’nin başına geçtikten sonra bu eksen kaymasını savunmaya başlamıştı. Örneğin Erol Manisalı bütün bir entelektüel mesaisini bu hedefe yönelik olarak harcayan bir akademisyendi. Örneğin Doğu Perinçek çok uzunca bir süredir “Avrasya Seçeneği”ni savunuyordu.
Operasyonun bulaştığı Yalçın Küçük ya da Merdan Yanardağ gibi isimler ise, zaten dünya görüşleri olan sosyalizm nedeniyle, NATO, ABD ve emperyalizm karşıtıydılar, dolayısıyla onlar da içerde ve dışarıda bir eksen kaymasından yanaydılar.
Üstelik *****huriyet Mitingleri Türkiye’nin Atlantik ekseninden çıkmasını isteyen güçlerin, hızla kitleselleşebileceğini de gösteriyordu. Mitinglerdeki yüz binler, hep bir ağızdan “ne ABD ne AB, Tam Bağımsız Türkiye” sloganını atıyorlardı.
İşte bu noktada dışarıdaki ve içerideki Atlantikçi güçler, hem Türkiye’nin emperyalist planlar doğrultusunda dönüştürülmesine karşı durabileceklerini hem de bir eksen kaymasına neden olabileceklerini düşündükleri hedeflere yönelik bir tasfiye operasyonuna giriştiler. Birinci *****huriyetin yıkılıp ikincisinin kurulması için bu güçlerin engel olmaktan çıkarılması gerekiyordu.
Bu söylediklerimiz ışığında “neden 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk hedef tahtasında” sorusunu sorabiliriz.
Öncelikle komutanlığı Erzincan''da bulunan 3.Ordu’nun geçmişte Sovyetler Birliği’ne karşı kurulduğunu, şimdi ise Gürcistan ve Ermenistan sınırlarını koruduğunu bilmemiz gerekiyor; ABD’nin her daim yakından ilgilendiğini ve önemsediğini tahmin edebiliriz.
3.Ordu’nun şimdiki komutanı Saldıray Berk ise biyografisinden anlaşıldığı kadarıyla, 2.Ordu Komutanı Orgeneral Necdet Özel’le birlikte, NATO’da görev yapmamış iki komutandan biridir.
Berk, NATO’da görev yapmadığı gibi, yine biyografisine bakıldığında görülebileceği üzere, Moskova Kara Ataşeliği ve Bakü Silahlı Kuvvetler Ataşeliği görevlerinde de bulunmuştur. Ayrıca Berk, TSK bünyesindeki Rusça bilen az sayıda isimlerden biridir.
Saldıray Berk, cemaate yönelik Erzincan’daki soruşturma bağlamında hedef tahtasına yerleştirilmiş olabilir ama tek neden bu olmamalıdır; Berk NATO’cu değildir ve biyografisinden ve hakkında yazılanlardan Avrasyacı fikriyata yakın Kemalist bir paşa olduğu sonucuna varılmaktadır.
Türkiye’nin Rusya’ya en yakın sınırlarını Rusya düşmanı ve NATO’cu olmayan bir paşa tarafından komuta edilen bir ordunun savunmasına ABD’nin sessiz kalması söz konusu olamaz.

Bunlar göz önüne alındığında, Atlantikçi güçlerin ve onların içerideki işbirlikçilerinin Berk’i hedef seçmiş olmalarında şaşırtıcı bir yan bulunmamaktadır.
Hakan UTKAN
Odatv.com
GÖNDEREN.CIPKIR/21.02.2010


Gönderen: editoraydin Tarih: 21.02.2010 Saat: 22:00 (10 okunma) | (Devamı... | Puan: 0)

story_home
AÇILIM

Ses sanatçılarımız Kürt Açılımı konusunda düşüncelerini açıklamak için Başbakan Erdoğan ile buluştu. Hepsi akan kanın bir an önce durması için, ellerinden ne geliyorsa yapacakları sözünü verdi. Ne güzel! Ancak hemen kolları sıvamadan önce Hüseyin Subaşaki’yi tanımaları şart. Çünkü Şehid Subaşaki’nin yaşadıkları öğrenilmeden Kürt Açılımı yapılamaz…

Yıl: 1909.
İttihat ve Terakki mensubu Edirne mebusu Haşim Bey, Ağustos ayında Girit’te Rumlar tarafından hunharca öldürülen Osman Efendi (Koraşaki) ile Hüseyin Ağa (Subaşaki) adlı iki Türk’ün naaşlarını kartpostal yaptırıp devlet erkânına gönderdi.
Mesajı açıktı; “Girit elden gidiyor!”
Osmanlı Devleti ise, dört büyük ülkeye güvenip, “açılım” yaparak sorunu çözeceğini umuyordu. Oysa Girit’te daha önce kaç kez açılım yapmıştı…
Kafanız fazla karışmasın; en iyisi olayları baştan yazalım…

Arap kökenli Kazancakis

Osmanlı Ordusu, Akdeniz’in en büyük adalarından olan Girit’i 1645-1669 yılları arasında Venedikliler’den aldı.
Adanın Müslümanlaştırılması konusunda farklı bir metot uyguladı: Balkanlar’da “şenlendirme” adıyla yaptığı zorunlu iskânı bu kez adada uygulamadı. Fakat zorunlu olmasa da Girit, Türk göçü aldı. Bu arada Osmanlı, Kapıkulu askerinin evlenme yasağını kaldırdı. Bunlar Rum kızlarıyla evlendi. Bazı Rumlar’ın da din değiştirmesiyle Girit nüfusunda Müslüman sayısı kısa sürede çoğaldı. Anımsatmalıyım: İhtida eden Rumlar’ın bir bölümü, 823-963 yılları arasında adaya egemen olan Müslüman Araplar idi. Bizans’ın zoruyla Hıristiyan olmuşlardı. Bu gerçeği saklamayanlardan biri de, Giritli ünlü yazar Nikos Kazancakis (1883-1957) idi. “El Greco’ya Mektuplar” eserinde Arap soyundan (Abadyotlar’dan) geldiğini iftiharla yazdı. Dünyaca ünlü ressam El Greco (1541-1614) da Giritliydi. Neyse…
1700’lü yıllarda ada nüfusunda Rumlar ve Türkler hemen hemen eşitti. Adanın dili Rumca, Arapça, Türkçe karışımı olan, yerel halkın “Giritçe” dediği dildi. Bu dil Rumca’ya yakındı. Bunun sebebi, Osmanlı idaresinin Türkçe’ye gerekli özeni göstermemesiydi. İlginçtir; Girit’te Türk dilinin unutulmamasını sağlayan Horasan kökenli Bektaşi tekke ve zaviyeleriydi.

Et ve tırnak gibi

Türk ve Rumlar arasında yıllar içinde akrabalık sayısı arttı. “Et ve tırnak gibi” oldular. Ancak ne zaman Osmanlı ekonomisinde duraklama ve gerileme dönemi başladı; Girit’te isyanlar patlak verdi. Bunda, Ortodoksların hamiliğine soyunan Rusya’nın payı büyüktü. 1768’de Çariçe Katerina’nın kışkırtmasıyla, ticari filoya sahip zengin tüccar Yanis Daskoloyanis liderliğinde Rumlar (Sfakyalılar) ayaklandı.
Osmanlı isyanı bastırdı; Daskoloyanis ve arkadaşları idam edildi ama 100 yıldır “et ve tırnak” gibi yaşayan Rumlar ve Türkler arasında güven kaybı başladı.
Ne yazık ki yaşanılacak sonraki tarihsel süreç adanın bu iki halkını birbirine düşman edecekti.
Bunun içsel olduğu gibi dışsal nedenleri de vardı. Öncelikle, siyasi, sosyal ve ekonomisi alt üst olan Avrupa yeniden kuruluyor; yeni ittifaklar oluşturuluyordu.
Bu nedenle 1821’de Mora yarımadasında başlayıp Girit’e sıçrayan isyan Avrupa’dan çok destek buldu. Bu desteğin siyasi yanı gibi kültürel yanı da vardı; Rönesans’la birlikte Batı’da antik Yunan hayranlığı başladı.
Rumların camilere, tekkelere, çiftliklere, vakıflara saldırmasını; Türk köylülerini öldürmesini Avrupa seyretti. Kılı kıpırdamadı.
Can güvenlikleri kalmayan köylerdeki Müslümanlar şehirlere göç etti. Ancak Rumların şiddeti her geçen gün artırdı. Osmanlı, Mısır’daki Kavalalı Mehmet Ali Paşa’dan yardım alarak ayaklanmayı ancak 4 yılda bastırabildi. Cephe savaşları için eğitilen askerler küçük çetecilerle başa çıkmakta zorlanmıştı.
İsyanın bastırılması ve Osmanlı’nın Doğu Akdeniz’e tekrar hakim olma ihtimali, İngiltere, Fransa ve Rusya’nın hoşuna gitmedi. Bu üç devlet Osmanlı’dan Yunanlılara, Sırbıstan ve Romanya’da olduğu gibi “prenslik” vermesini istedi.
Avrupa’da da büyük bir kamuoyu baskısı vardı. Şair Lord Byron, ressam Delacroix, yazar Victor Hugo vs. gibi aydınlar eserlerinde Yunan isyanına destek çıktı.
Kuşkusuz mesele sanatçılarla çözülmedi; İngiliz, Fransız ve Rus donanmaları Mora’daki Navarin Limanı’ndaki 57 Türk gemisini batırıp, sekiz bin Mehmetçik’i şehit etti.

Avrupa Konseyi

Osmanlı şaşkındı; ne yapacağını bilemedi. Çünkü Yeniçeri Ocağı’nı daha yeni tasfiye edip Asakir-i Mansure Muhammediye teşkilatını kurmuştu. Savaşacak askeri gücü yoktu.
Sonuçta Osmanlı, Yunanistan’ın bağımsızlık talebinden vazgeçmesi ve kendisine her yıl belli miktarda vergi vermesi karşılığında, Mora yarımadasında “Yunan Prensliği” kurulmasını kabul etti.
Aradan çok geçmedi. Rusya’da Osmanlı’ya saldırdı. Erzurum’u, Edirne’yi aldı. İngiltere ve Fransa, Rusya’nın ilerleyişinden memnun olmadı. Taraflar bir masa etrafında buluştu. Buradan ne karar çıktı dersiniz; Yunanistan’ın bağımsızlığı!
Enosis (birleşme) için ilk adım atılmış oldu.
Girit Rumları fırsatı kaçırmadı; Yunanistan’la birleşmek için hemen ayaklandı. İsyan bu kez çabuk bastırıldı. Rumlar Avrupa’dan da gerekli desteği bulamadı.
Çünkü emperyal devletler, hasta adam Osmanlı’yı nasıl paylaşacakları konusunda henüz hemfikir değildi. Öyle ki, Osmanlı, İngiliz ve Fransızların “Avrupa Konseyi”ne alınma sözüyle Rusya’ya savaş açtı.
Ruslar da sıcak denizlere inme hülyasından hiç kopmadı. Giritli Rumların umudu da Rusların bu hülyasıydı…
Her fırsatta ayaklandılar ve her isyanda bir siyasi hak elde ettiler. Nasıl mı?

Açılımın birinci aşaması:
Genel af çıkarıldı


Ruslar dindaşları Yunanlıları, İngilizlere kaptırmamak için, Çar II. Aleksander’ın yeğeni Grand Düşes Olga’yı Yunan Kralı Georgios ile evlendirdi.
Bu düğünde bir dedikodu çıktı; Ruslar çeyiz olarak Girit’i Yunanlılara verecekti!
Dedikoduya o kadar inanıldı ki, Girit’in fanatik milliyetçi dağlıları Sfakyalılar, Mihail Korakas liderliğinde ayaklandı.
16 Ağustos 1866’da Selino Kazası’ndaki Müslümanları kadın çocuk demeden öldürdüler.
Osmanlı Ordusu çetecilerin peşine düştü. Tam isyanı bastıracakken devreye İngiltere ve Fransa girdi. Teklifleri şuydu: Girit Yunanlılara verilemezdi ancak Osmanlı da “Girit Açılımı” yapmalıydı.
Nasıl olacaktı bu açılım?
İlk şart; askeri harekât hemen durdurulmalıydı.
Ayrıca silah bırakacak isyancılar için umumi af çıkarılmalıydı.
Tanıdık geliyor mu? Devam edelim:
Girit yoksuldu; ada halkı iki yıl vergiden muaf olmalıydı.
İdari reformlar da yapılmalıydı; Padişah’ın atayacağı valinin biri Türk diğeri Rum iki yardımcısı olmalıydı. Ayrıca resmi yazışmalarda Türkçe zorunluluğu; kaldırılmalıydı.
Osmanlı açılımı kabul etti.
Türkler rahatladı; köy ve mezralarına döndü. Müslümanlar, “bu açılım ne kadar güzelmiş” demeye başladı.

Açılımın ikinci aşaması:
Jandarma yeniden düzenlendi


Osmanlı’nın 1878’de Ruslara yenilmesi Girit’te yeni bir ayaklanmaya neden oldu. Olan köylerine dönen “açılım kurbanı” Türklere oldu; evleri, tarlaları yakıldı; canlarından oldular.
Osmanlı Ordusu yine isyancıların peşine düştü.
Ve devreye yine Avrupalılar girdi. Onların bastırmalarıyla, diğer Osmanlı vilayetlerinden farklı, Girit’e özel imtiyazlar tanındı; yani yeni bir sözleşme/açılım yapıldı.
25 Ekim 1878’deki bu Halepa Sözleşmesi’ Açılımı şöyle olacaktı:
Girit Valisi sadece Müslümanlardan seçilmeyecekti, Hıristiyan da olacaktı.
Vilayet genel meclisinde Rumlar (49/31) çoğunlukta olacaktı.
Hıristiyan Kaymakamlar Müslüman Kaymakamlardan sayıca fazla olacaktı.
Vilayet Meclisi ve mahkeme dili Rumca olacak; ancak resmi zabıtlar ve dilekçeler Rumca ve Türkçe olabilecekti.
Ve en önemlisi asayişi sağlayan Jandarma, yerli halktan seçilecekti.

Osmanlı bu açılama da “evet” dedi. Yeter ki kardeş kanı dursun diyordu.
Fotyadi Paşa, Sava Paşa, Kostaki Anthopulos Paşa, Nikolaki Sartinski Paşa gibi isimleri sırasıyla Girit’e vali atadı.
Diyeceksiniz “artık bu açılım adaya sükûnet getirmiştir!”
Hayır…

Açılımın üçüncü aşaması:
Avrupa’ya müdahale hakkı


1885, 1888’de Girit iki ayaklanmaya daha sahne oldu.
Fakat en büyük isyan 1896’da oldu.
Artık taraflardan biri asker değildi; Ağri’de, Kalives’te, Resmo’da, Hanya’da vd. 250 yıldır birlikte yaşayan komşular birbirine silah sıkmaya başladı.
Girit yanıyordu.
Tabii yine beklenen oldu; İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, Rusya olaylara müdahale etti. Asayiş amacıyla savaş gemilerini Girit’e gönderdiler.
Ve Osmanlı’ya yine, yeni bir sözleşme/açılım dayattılar.
Girit valisi kesinlikle Hıristiyan olacaktı;
Vali, adada karışıklık çıkması halinde Batı’dan silah ve asker yardımı isteyebilecekti;
Hemen genel af ilan edilecekti;
Memurların üçte biri Hıristiyan olacaktı;
Avrupalı hukukçular adli bir ıslahat reformu hazırlayacaktı.
Osmanlı bu açılıma da boyun eğdi.
Başkent İstanbul’un Girit’te açılım yapmaktan başı dönmüştü.

Ancak 25 Ağustos 1896 Nizamnamesi/ açılımı Girit’ten kopuşu hızlandırdı.
Elleri silahlı Rumlar artık şehir merkezlerinde bile gezip, kimseden korkmadan Türkleri öldürmeye başladı. Bu cinayetler sonucu, Amcaoğlu Hüseyin, Bedeloğlu Mehmet, Bunacuoğlu Selim Ağa’nın çoban oğlu, Yanatoğlu Halim, Salih Kaziyatoğlu, Güldanoğlu Hüseyin, Muradoğlu Hasan, Osman Korethaki gibi yüzlerce Türk öldürüldü.
Resmolu Hüseyin Subaşaki gibi Türkler şehit edildikten sonra, hıncını alamayan asiler tarafından kafatası bıçak ve sopalarla delik deşik edildi.
Türkler korunaksızdı.
Girit’in Hıristiyan valisi, kasten Osmanlı’dan asker yardımı istemiyordu; Türklerin Girit’ten gitmesini istiyordu.
Girit’te oluk oluk Türk kanı akıyordu.
Tek tek öldürmeler kısa zamanda toplu katliamlara neden oldu. Elida, Ahladina, Nisiya, Balyovici, Sika, Lisinsi, Mulina, İskalavos, Handra, Akriba, Lamnon, Ziru gibi Türk köyleri yakılıp yıkıldı; Müslüman ahalisi öldürüldü.
Türkler adadan kaçış yolu arıyordu artık.
Hanya ve Resmo’da altmış bin Müslüman sığınmacı kurtarılmayı bekliyordu.
Giritli Müslümanlar, açılım gereği Osmanlı’nın Girit’e asker çıkaramayacağını anlayınca, İran Şahı Muzafferiddin Han’dan yardım istedi!
Sadece Girit’te değil Yanya’daki feryatlara Avrupalının kulağı kapalıydı.
Sonunda Osmanlı, 18 Nisan 1897’de Yunanistan’a savaş açtı. Beklendiği gibi bir ay gibi kısa sürede Yunan Ordusu’nu perişan etti.
Türk Ordusu Atina’ya girecekken, Rus Çarı II. Nikolay’ın isteği ve İngiltere’nin baskısıyla II. Abdulhamid Türk Ordusu’nu durdurdu.
Yapılan barış görüşmelerinde galip Osmanlı, bırakın bir avuç toprak almayı, savaş tazminatını bile alamadı.
Aksine Girit’teki nüfuzunu kaybetti…

Açılımın dördüncü aşaması:
Otonom ilan edildi


Diyeceksiniz ki, Osmanlı Ordusu, Yunanlıları yenince Girit’teki Rumlar korkup sinmişlerdir. Ne gezer!
En acıklısı Girit’te yaşandı. “Türkler, Rumları kesecek” iddiasıyla Avrupa devletleri (İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya) adaya asker çıkardı. Asayişi artık onların askeri sağlayacaktı!
O halde Girit’te Türk askerine gerek var mıydı? Diyorlardı ki, “Osmanlı askeri gidince Rumlar bir daha ayaklanmazdı!” Gülmeyiniz, aynı gerekçeler günümüzde Kıbrıs için de söyleniyor…
Avrupa’nın bu kandırmasıyla Türk askeri 1898’de Girit’ten çekildi.
Ada otonom ilan edildi.
Girit’in kaderi, Avrupalılara bırakıldı. Avrupalılar, Rumlar’ın ve Türkler’in can ve mal güvenliklerini garanti altına aldıktan sonra adadan ayrılacaklardı. Girit’e böylece barış gelecekti. Harika!
Tabii bu arada bir şart daha ileri sürüldü: Girit valisini seçme hakkı Osmanlı padişahına bırakıldı. Ancak istisnai bir durum vardı; büyük devletler o valiyi onaylaması gerekiyordu. Yoksa kendileri atama yapacaklardı. Ne oldu dersiniz; Osmanlı’nın karşı koymasına rağmen Prens Otto Girit Valisi yapıldı.
Kısa bir süre sonra Dört Devlet adadan çekildi.
Ve Rumlar hemen adaya Yunan bayrağı çekti. Hani barış gelecekti; beyaz güvercinler uçacaktı adanın üzerinde?
Osmanlı büyük bir diploması başarısıyla (!) bayrağı indirtti. Karşılık olarak,
Avrupa ülkelerinin ve Yunanistan’ın tepkisini çekmemek için, İstanbul’da sahnelenen “Girit” adlı tiyatro oyununu sansürledi. Şaka gibi…

Ve sonuç:
Toprak kaybı
Osmanlı, Avrupalı dört devletin oyalayıcı sözlerine, teminatlarına ve açılım masallarına hep inandı.
Bunun karşılığında Girit’i kaybetti.
Bu da şöyle oldu: 1910’da Girit Meclisi Yunanistan’la birleşme kararı aldı.
Anadolu’nun bir çok yerinde mitingler yapıldı; Türkler, Girit’te savaşmak için gönüllü asker müracaatında bulundu; Yunan malları boykot edildi, gemileri Osmanlı limanlarına sokulmadı; Osmanlı konuyu Lahey Hakem Mahkemesi’ne götürmek istedi vs.vs.
Bunların pek yaptırımı olmadı.
Girit onca açılıma rağmen 1913’te Osmanlı’nın elinden kuş olup uçtu, gitti!
Giden toprağın yüzölçümü 8.336 km2 idi; yani Güneydoğu Anadolu’dan (ki yüzölçümü 7.871 km2’dir) büyüktü.
Yani…
Yanisi şu: “Açılım” sözünü duyduğunuzda hemen Osmanlı’daki açılımların sonuçlarını anımsamalısınız. Ders çıkarmalısınız. Girit sadece bir örnektir,
Unutmayınız ki, Osmanlı topraklarının çoğunu diplomasi oyunlarıyla kaybetti.

Soner Yalçın
Odatv.com

GÖNDEREN:CIPKIR/21.02.2010


Gönderen: editoraydin Tarih: 21.02.2010 Saat: 21:55 (8 okunma) | (Devamı... | Puan: 0)

story_home
İKİ DOSYA

Vatan yazarı Necati Doğru, Deniz Feneri dosyasının Almanya’dan getirilmesindeki ağırlıkla, Erzurum’daki İlhan Cihaner dosyasının İstanbul’a gelişindeki sürat arasındaki çelişkiyi yazdı.
İşte “ Fener Dosyası: Kaplumbağa! Başsavcı Dosyası: Süpersonik uçak!” başlıklı o yazı:
İki dosya arasında “bu kadar hız farkının” doğmuş olması; “Ordu darbe yapacak-yargı iktidar partisini kapatacak, yine mağduru kaşıyıp yine iktidarda kalacağız” küflü sopasına sarılanların hukukla nasıl oynadıklarının göstergesi sayılır.
Çok fena benzerlik!
İkisi de dosya.
İkisi de adalet arıyor.
İkisi de gidiyor gidiyor iktidara yakın cemaatlere, tarikat tipi örgütlenmelere dayanıyor.
Fener Dosyası:
Almanya’da oluştu.
Başsavcı Dosyası:
Erzurum’da gelişti.
Almanya ile Ankara’nın uzaklığı, Erzurum ile İstanbul’un uzaklığından daha yakın. Otomobille de yakın, uçakla, trenle de yakın, yürüyerek gitsen de yakın.
Fener Dosyası:
Almanya’dan 170 günde geldi.
Başsavcı Dosyası:
Sadece 5 saat içinde ulaştı.
***

Müslümanın, Müslümanlığı alet ederek ve fakire-muhtaca-*****araya dağıtmak üzere toplanmış paraları, “merhamet soygunculuğu yaparak” kişisel servetine aktaranların Almanya’daki ayağı yakalanmış, yargılanmış, mahkûm olmuşlar, sıra “Deniz Feneri Soygunu’nun Türkiye ayağına” gelmişti.
Dosya Türkiye’ye gelecek.
Türk adaleti hızlanacak.
Fener Dosyası soygununun Türkiye ayağında yer aldığı iddia edilen iktidara yakın kişiler de sorgulanacak, yargılanacak “adalet yerini” Türkiye’de de bulacaktı.
Fakat dosya gelmiyordu.
Gelemiyordu.
100 gün geçti gelemedi.
110 gün geçti gelemedi.
150 gün geçti.
Yine gelemedi.
Dışarıdan suç dosyaları isteme görevi olan Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne bağlı teşkilatın bir Genel Müdürü, 3 Genel Müdür Yardımcısı, 4 Daire Başkanı, 30 tetkik hakimi, 5 şube müdürlüğü, gelen evrak-giden evrak, mütercimler, telefonlar, masalar, sandalyeler, dolaplar, bilgisayarlar, internet bağlantıları, müstahdemler, sekreterler, çaycılar, getir-götürcüler, toplam 124 çalışanı bulunmasına rağmen Almanya’dan Deniz Feneri Dosyası ancak 170 günde gelebilmişti.
***

Dosyanın içinde taşıdığı bilgi, belge, suçlama, iddianameler; cemaatlere, yandaşlara, bakanların arkadaşlarına “Suçlu ayağa kalk” diyorsa dosyanın ulaşma hızı kaplumağalaşıyor.
170 günde geliyor.
Dosyanın içinde taşıdığı iddialar, kanıtlar, belgeler; 4-6 yaş arasındaki çocuklara yasadışı bir şekilde dini eğitim veren cemaatlerin üstüne giden ve cemaat mensubu bazı işadamlarının bazı bakanlarla ihale kapma konuşmaları yaptığını teknik takiple belgelemiş birinci sınıf başsavcının burnunu sürtmeyi ve korkutmayı kapsıyorsa dosyanın ulaşma hızı bu kez süpersonikleşiyor.
5 saat içinde geliyor.
Dosyalar arasındaki hız, unutkanlık da yaratıyor. Son haberi duydunuz mu kim neyi unuttu: Almanya’dan 170 günde gelen ve Ankara’ya geleli ise 355 gününü dolduran dosya üzerinde çalışan 3 savcının sorgulaması sırasında; Almanya’daki Deniz Feneri ile Türkiye’deki Deniz Feneri bağını gösteren siparişlerin tedarikçisi şirketin sahibi T.İ, “Bu siparişleri size kim verdi? Zahid Akman ve Zekeriya Karaman’ı tanıyor musunuz?” sorularına “Bir süre önce hafızamı kaybettim, malların nereye teslim edildiğini unuttum” cevabını verdi.
Dosya arasındaki hız!
Vız... Vız... Vız!
Odatv.com
GÖNDEREN.CIPKIR/21.02.2010


Gönderen: editoraydin Tarih: 21.02.2010 Saat: 21:51 (10 okunma) | (Devamı... | Puan: 0)

story_home
CEMAAT

Adlarına gerek yok...
Türkiye''nin konuştuğu-tartıştığı davalara bakan savcılar çok genç değil mi?Çoğunuz bilirsiniz; görmüşsünüzdür, hakimler, savcılar ak saçlı, tonton amcalar değil miydi?
Mahkemeye gitmediyseniz Yeşilçam filmlerindeki yaşlı tonton hakimleri, savcıları anımsayınız.
Peki...
Ne oldu da bugün TV’de, gazetelerde gördüğümüz savcılar bu kadar genç?
Ve bu kadar genç savcılar bu kadar önemli makamlara nasıl çabuk gelmişler?
Evet, ne oldu da bu kadar genç savcılar Türkiye''nin gündemindeki tüm soruşturmaları, davaları yürütür oldular?
Bu kadar ağır yükümlülüklerin altına neden bu genç savcılar sokuldu?
Yanıtı zor sorular mı bunlar?
Bilemeyiz. Bildiğimiz şudur:
Bu soruların yanıtlarını bulmalıyız.
Bu soruların yanıtlarını bulamazsak Türkiye''nin konuştuğu soruşturmaları-davaları doğru değerlendiremeyiz.
Savcıların yaşlarıyla, aldıkları ağır sorumlulukların birbiriyle ilgisini kavrayamazsak meseleleri analiz edemeyiz.
Gelin şimdi olayın bir başka yönüne bakalım...

Rahmetli Bülent Ecevit, cemaat okullarına hep destek çıktı. "Okul açmanın kime zararı olur; okusun öğrensin çocuklar" dedi hep.
Cemaat, Ecevit''i bile etkileyecek bu psikolojiyle kamuoyunun önüne çıktı sürekli: "Ne var sanki yoksul çocuklar bu okullarda okusa, bizim yurtlarımızda kalsa, kime zararı var?" İşte olayın özü budur.
Bu çocuklar bu okullarda okudu, bu yurtlarda kaldı.
Hepsi de çok "başarılı" oldu!
Genç yaşta en kritik makamlara getirildi.
Şimdi bu "başarılı" çocukların neler yaptığını tüm Türkiye görüyor.
Şimdi daha iyi anlaşılıyor; cemaat okullardan çıkan çocukların neden hep mülki yöneticiliği, hukuku ve emniyeti seçtikleri.
Tek giremedikleri yer neresiydi: TSK.Onun da başına neler getirilmeye çalışıldığını artık herkes görüyor. O kadar akıllı hareket ediyorlar ki; TSK suçlarını sivil mahkemelere taşımak istediler.
İstediler ki bu genç savcılar TSK''yı dize getirsin. Tasfiye; bu genç hukukçuların hazırladıkları dosyalarla gerçekleşsin?
Sadece bu mu?
Hiç kimse düşünmez mi ki; bir cemaatin, medyaya bu kadar hakim olmak istemesinin sebebi nedir?
Yoksul çocukları okutan bir cemaat, neden medyada da güç sahibi olmak ister?
Peki, niye emniyeti ele geçirmek ister?
Salt amaç yoksul çocukları okutmak değil o zaman.
Peki ne?
Ne olduğu açık değil mi?
Bugün Türkiye genç emniyetçiler ile genç hukukçuların el ele verip yaptıklarını dehşet içinde izliyor.
Amaç ne?
Yazmaya gerek var mı; bur stratejileri hala anlaşılmıyor mu?
Biliyoruz ki, birileri görmek istemiyor. Bu nedenle bugün medya, Erzincan-Erzurum-Ankara-İstanbul arasındaki hukuk skandalının ayrıntısında boğuluyor. Kimin görev alanı nedir gibi kafa karıştırıcı detaylar üzerinde duruluyor. İllüzyonla halk bıktırılıyor.
Halbuki, bu kadar ayrıntıya gerek yok.
Soru basit:
Cemaat okullarından çıkan çocuklar genç yaşta ne kadar önemli makamlara getiriliveriyor...
Cemaat medyası neden hep "yargı reformu" diye bağırıp çağırıyor....
Evet, mesele bu kadar basit.
Yapılacak tek bir haber var oysa:
Bu genç savcılar, bu kadar önemli makamlara, bu kadar ağır görevlere bu kadar kısa sürede nasıl getirildi?

Odatv.com
GÖNDEREN.CIPKIR/21.02.2010


Gönderen: editoraydin Tarih: 21.02.2010 Saat: 21:45 (11 okunma) | (Devamı... | Puan: 0)

story_home
ERGENEKON DAVASI

ERGENEKON DAVASINDA ERDOĞAN''IN SARASI DA KONUŞULDU

Yalçın Küçük’ün İkinci Ergenekon Davası’nın 39. oturumunda söz alarak yaptığı konuşmanın ayrıntılarını Odatv’de yayınladık. Küçük’ün 2002 yılında dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’e karşı darbe yapıldığını iddia etmesi ve buna karşı deliller göstermesi çok tartışıldı. Küçük konuşmasında, Ecevit’in hastalığına dair şüpheleri de mahkeme salonunda dile getirdi. Bu konuşma üzerine mahkeme, Başkent Üniversitesi Hastanesi’nden Ecevit’in hastane kayıtlarını istemişti.
Park Fora’da ne konuşuldu
Ancak Yalçın Küçük’ün ses getiren açıklamaları bununla da bitmedi. Küçük konuşmasında Ergenekon İddianamesi’ne giren bir yemekli toplantıyı anlattı.
Temmuz 2007 seçimleri öncesinde Park Fora’da dönemin DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar ve yardımcısı Timur Gürgan, o dönem Hürriyet Gazetesi Ankara temsilcisi olan şu anda genel yayın yönetmenliği görevini yürüten Enis Berberoğlu, Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, gazeteci Yiğit Bulut ile bir araya geldiklerini söyledi.
İddianameye 14 Şubat 2007 tarihi ile giren bu yemek ile ilgili mahkeme hayetine şu soruyu sordu: “Madem teknik takip yapılıyor, bu yemekte konuşulanlar neden iddianameye girmedi, ben bu konuşulanları da istiyorum” dedi. Küçük’ün sorusu sessizliğe neden oldu.
Yalçın Küçük bundan sonra yemekle ilgili ayrıntıları verdi.
Yiğit Bulut işlerimi görüyordu
Küçük, önce Yiğit Bulut ile ilgili önemli bir bilgi verdi. Anlattığına göre Yiğit Bulut bir dönem Yalçın Küçük’ün çalışmalarına yardımcı oluyordu. Bulut’un kendisinin işlerini gördüğünü, görüşmelerini yaptığını söyleyen Yalçın Küçük, Park Fora’daki yemeği de Yiğit Bulut’un organize ettiğini söyledi.
Yemekte konuşulanlarİşte Yalçın Küçük o andan sonra herkesin merakla beklediği konuşmaları anlattı. Yemekteki konuları beş maddede özetledi:
1. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın epilepsi (sara) hastalığı, hastalığın hangi düzeyde olduğu ve görevini yapmasını nasıl etkilediği
2. Erdoğan’ın oğlunun askerliğe gitmemesinin bu hastalık ile ilgisi
3. Başbakan Erdoğan’ın yedek subaylık yapıp yapmadığı
4. Üniversite diplomasının olup olmadığı
5. Seçime giderken Musul meselesinin geleceği. (Küçük konuşmasında, yemeğin gerçekleştiği dönemde Mehmet Ağar ile Musul meselesi konusunda paralel düşüncelere sahip olduklarını da ekledi)
Herkesin şaşkınlıkla dinlediği açıklamada Yalçın Küçük, bu yemekte konuşulan konuların Erdoğan’ı rahatsız edeceği gerekçesi ile iddianameye konmadığını söyledi. Konuşmasında sara hastası olmanın ayıp olmadığını ancak buna rağmen basının önemli büyük bölümünün bu hastalığı sakladığını hatta saklamak için çaba sarfettiğini iddia etti. Hastalığı bilen gazetelerin buna rağmen “fıtık” yazdığını anlattı. Yalçın Küçük, Ecevit’in hastalığı döneminde Ecevit’in görevi bırakması için kampanya yapan basınının Erdoğan söz konusu olunca uyguladıkları sansürü eleştirdi.

Yalçın Küçük konuşma sırasında mahkeme heyetine yine bir gazete haberi sundu. Küçük, 6 Şubat tarihinde Milliyet Gazetesi’nin Ankara ekinde “Caligula ve Tekel işçileri” üzerine yazılan yazıyı gösterdi. Haberde Erdoğan’ın Roma İmparatoru Caligula’ya benzetildiğini, kendisinin Erdoğan’ı Caligula’ya benzettiği “Caligula-Saralı *****hur” kitabı ile gazete haberi arasında benzerlik olduğunu söyledi.
Her iki lider de biliyor
Küçük, Yiğit Bulut’un hem Devlet Bahçeli’ye hem de Deniz Baykal’a bu hastalığı anlattığını, her iki liderin de hastalığı bildiğini söyledi. Bahçeli ve Baykal’ın başbakana sık sık yaptıkları “hasta” imasını örnek gösteren Küçük, liderlerin hastalığın adını söylemediğini ifade etti.
Yalçın Küçük, Başbakan Erdoğan’ı konuşmasında bir konuda takdir de etti. Küçük, Erdoğan’ın iddialara rağmen bir kez bile “epilepsi değilim” ya da “üniversite diplomam var” açıklamasında bulunmadığını, bu konuda dürüst davrandığını söyledi.
Yiğit Bulut çok korktu
Küçük, bunun dışında medya dünyasında herkesin dikkatini çeken Yiğit Bulut’un dönüşüm hikayesini anlattı. Bulut ile o günlerde çok yakın olduklarını ifade eden Yalçın Küçük, Aydın Doğan’ın akrabası olan Bulut’un, Doğan’ın konuşmalarını kendisine anlattığını söyledi. Park Fora’da yapılan yemekli toplantının ortaya çıkması sonrası Yiğit Bulut’un kendisinin de gözaltına alınacağını düşünerek çok korktuğunu, 3-4 gün teknesinde kaldığını hatta yurtdışına çıkmayı düşündüğünü söyledi. Küçük’ün anlattığına göre Yiğit Bulut hapisten kurtuluşu “bambaşka bir Yiğit Bulut” olmakta buldu. Kısa sürede fikir değiştiren Yiğit Bulut, herkesi şaşırtacak derecede hükümet destekçisi oldu. İlk iş olarak da Yalçın Küçük’e ve onun tezlerine saldırdı.
Barış Terkoğlu
Odatv.com
GÖNDEREN.CIPKIR/21.02.2010


Gönderen: editoraydin Tarih: 21.02.2010 Saat: 21:42 (6 okunma) | (Devamı... | Puan: 0)

story_home
HESAPLAŞMA

Türkiye geçen hafta yargıda yaşanan depremle sarsıldı. Bir süredir cemaat soruşturmasını yürüten Erzincan *****huriyet Savcısı İlhan Cihaner’in yürüttüğü soruşturma önce Erzurum Savcılığı tarafından elinden alındı, sonra İlhan Cihaner, Ergenekon Davası’na dahil edilerek tutuklandı. Bu gelişmeleri herkes biliyor. Ancak basının atladığı bir ayrıntı var.
Mesele İsmailağa mı?

İlhan Cihaner’in tutuklanmasına neden olan dosya basında sıkça İsmailağa olarak yazıldı. Cihaner’in İsmailağa soruşturmasını sürdürdüğü için tutuklandığı iddia edildi. Oysa Cihaner bu soruşturmayı yaklaşık 3 yıldır yürütüyordu. Her ne kadar soruşturma gizlilik içinde yürütülse de telefonların dinlendiği, jandarmanın baskınlar düzenlediği bir soruşturma Türkiye’nin mevcut yapılanması içerisinde ne kadar gizli tutulabilir?
İşte bu noktada şu soruyu sormamız gerekiyor. “Acaba İlhan Cihaner İsmailağa Soruşturması nedeniyle değil başka bir soruşturma nedeniyle mi tutuklandı? İsmailağa Cihaner’in dokunduğu bir başka noktayı perdelemek için mi kullanılıyor?”
İsterseniz burada bunun cevabını arayalım…
Gülen cemaatini soruşturuyordu

İlhan Cihaner, 2007 yılında başladığı soruşturmanın dışında geçen yıl Fethullah Gülen Cemaatine ilişkin bir soruşturmayı da başlatmıştı. Cihaner’in Gülen cemaatine yönelik soruşturma yürüttüğü bilgisi 4 Aralık 2009 tarihinde Hürriyet Gazetesi’nde Ali Dağlar tarafından haberleştirilmişti. Nitekim Odatv’de de aynı gün konu üzerine ayrıntılı bir analiz yazısı yayınlanmıştı. (http://www.odatv.com/n.php?n=cemaate-dokununca-basina-gelmeyen-kalmadi-0412091200)
Kısacası soru şu: “İlhan Cihaner, Gülen cemaatini soruşturduğu için mi tutuklandı?”.
Bu soruyu sormamızın ilk nedeni Cihaner’in Gülen Cemaati’ne dokunmasıyla beraber önce soruşturmaya el konulması, ardından imar ihtilafı da dahil olmak üzere 26 yıl hapisle yargılanması, daha sonra Ergenekon üyesi olmakla itham edilerek tutuklanması.
İsterseniz bu tezi destekleyen bazı gelişmeleri ele alalım.
İrticayla Mücadele Eylem Planı

Bunlardan ilki elbette aylarca fırtınalar koparan İrticayla Mücadele Eylem Planı belgesi. İlhan Cihaner soruşturmayı bu belgeden feyz alarak başlatmakla suçlanıyor. İrticayla Mücadele Eylem Planı belgesi doğru ise belgenin hedef aldığı tek bir cemaat var: Fethullah Gülen Cemaati. Cihaner’in soruşturmasını bu belge ile ilişkilendirenler doğal olarak Cihaner’in Gülen cemaatini hedef almış olmasının kendilerini harekete geçirdiğini kabul ediyor.
Bunun ötesinde yetkisi elinden alınan Erzurum *****huriyet Başsavcısı Osman Şanal’ın da Cihaner’e sorduğu sorularda bu izi takip etmek mümkün. Şanal, Cihaner’e adı İrticayla Mücadele Eylem Planı ile gündeme gelen Albay Dursun Çiçek’i tanıyıp tanımadığını soruyor. Şanal’ın sorusunu dayandırdığı gizli tanık ifadesine göre Albay Dursun Çiçek 2009 yılında İlhan Cihaner’i ziyaret etti. Şanal’ın sorgudaki iddiası Cihaner’in cemaat soruşturması talimatını Dursun Çiçek’ten almış olması. Albay Dursun Çiçek’in emri ile Cihaner’in soruşturmayı başlattığını söylemek, Cihaner’in tutuklanmasının nedenini Gülen Cemaati’ne soruşturma açılması olarak anlaşılmasına neden oluyor.
Dikkat çeken kronoloji

İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın Taraf’ta yayınlanmasına giden sürece baktığımızda dikkat çeken bir sıralama ile karşılaşıyoruz.
9 Şubat 2009 tarihinde İlhan Cihaner, İsmailağa dışında kalan cemaatlerin dosyasını resmen açtı. Bu tarihten itibaren adım adım Gülen cemaati soruşturma kapsamına girdi.
14 Nisan 2009''da İlker Başbuğ Hava Harp Akademileri''nde verdiği brifingte örtülü bir dille Fethullah Gülen cemaatini hedef aldı. Konuşma cemaatin yayın organlarında tepkiyle karşılandı.
Başbuğ’un konuşmasına denk düşen bir tarih daha vardı.
Fethullah Gülen, 8 Nisan 2009''da, www.herkul.org sitesinde: “Allah korusun... Bizden görünen kişilerin ellerine de kaleşnikofları verirler. İki yerde eylem yaptırıp, ‘Demek ki, fırsat bulunca bunlar da silâha sarılabilir'', derler. Çuvaldızı bile olmayan insanlara, terörist damgası vurmak isteyebilirler” diyordu.
Bu tarihlerde İlhan Cihaner, Fethullah Gülen soruşturması üzerinde çalışıyordu. Soruşturma derinleşerek cemaatin devlet içinde örgütlü olduğu artık herkesçe kabul gören gücünü hedef alacaktı.

Ancak önce 12 Haziran 2009 tarihinde Taraf Gazetesi gerçekliği halen tartışmalı olan bir plan yayınladı. İrticayla Mücadele Eylem Planı adı verilen belgenin içeriği “Gülen cemaatine komplo yaparak cemaati çökertmek” üzerine kuruluydu. Rapor, her ne kadar cemaatin tepkisiyle karşılansa da sonuçları itibariyle tek bir şeye yol açtı. İrticayla mücadele neredeyse suç haline getirildi. Devlet içinde irticai örgütlenmelere karşı atılan her adım Ergenekon şemsiyesinin içerisine sokuldu. Kısacası planın ortaya çıkışı Gülen Cemaati’nin ve devlet içerisindeki örgütlenmesinin meşruiyetini neredeyse tartışılmaz kıldı.
İşte bunun ardından cemaatin irticai örgütlenmesine karşı atılan her adım polis kovuşturmasıyla karşılandı. İlhan Cihaner’in yaptığı cemaat soruşturması bu belge kapsamında değerlendirilerek, Cihaner’in elinden önce dosya alındı sonra da tutuklandı.
İsmailağa perdesi

İsmailağa soruşturması bu aşamada perde görevi gördü. Cihaner’in İsmailağa soruşturmasını sürdürdüğü bilinen bir gerçekti. Ancak Gülen Cemaati hakkında yapılan soruşturmaya karşı harekete geçenler Gülen’in adını telaffuz etmediler. Bu sayede hem Gülen üzerinden yaşanan bir hesaplaşma gizlendi, hem de İsmailağa içerisinde yaşanan çatışmada bir kale ele geçirildi. İsmailağa içerisinde Cüppeli Ahmet Hoca’nın başını çektiği AKP’ye muhalif kesime karşı hükümete yakın Furkan Dergisi’nin yürüttüğü kampanyanın yelkenleri bu soruşturma sayesinde şişirildi. İsmailağa çevresi, hükümete ve cemaatin örgütlü gücüne korkutularak yaklaştırıldı.
Osman Şanal, soruşturma sürecinde militan bir hukukçu portresi çizdi. Yetkileri alınan Şanal, bunu bilmesine rağmen tebligat eline ulaşmadan dosyayı İstanbul’a gönderdi. Bu tür uygulamalar Şanal’ın motivasyonunu tartışılır kıldı. Bu motivasyonun kaynağı neydi?
O kaynak Şanal’ın genç bir hukukçuyken kaldığı evler olabilir mi?
Barış Terkoğlu
Odatv.com
GÖNDEREN:CIPKIR/21.02.2010


Gönderen: editoraydin Tarih: 21.02.2010 Saat: 21:38 (12 okunma) | (Devamı... | Puan: 0)

FORUM BAŞLIKLARI


 GEMİLERDE TALİM VAR-VİDEO
 IKI BUCUK
 C. BAYRAMI-VİDEOLARI-2009
 BEKİROĞLU NİŞANINDAN VİDEO GÖRÜNTÜLERİ
 ALMANYADAN YAYLAMA YOLCULUK
 AGLAMA GÖZLERIM MEVLAM KERIMDIR
 YOU TUBE VİDEOLARIMIZI İZLEYİNİZ
 ESTONYA_YI DELDİ GEÇTİ PEH PEH PEH
 İKİZDERE DEMİRKAPI KÖYÜ YAYLA ŞENLİKLERİ-VİDEOLARI
 CİMBOM, "ONE MİNUTE" DEDİ

İKİZDERE'NİN EDEBİYAT PORTALI Forums


EN ÇOK İZLENEN RESİMLER

yayşen23.jpg
19 görüntüleme
  
23nisan9.jpg
18 görüntüleme
  
lise3arka1984_resize.jpg
17 görüntüleme
  
meşbah.öğ_resize.jpg
17 görüntüleme
  
Resim.jpg
17 görüntüleme
  

Photo Gallery


ALBÜMLERDEN SEÇMELER

Mekke_resize.jpg
Mekke_resize ...
  
Okumusoglu-rektor_resize.jpg
Okumusoglu-r ...
  
Saddam.jpg
Saddam.jpg
  
Resim 062.jpg
Resim 062.jp ...
  
Osman_Remzidayi.jpg
Osman_Remzid ...
  
Homeze_mezre.jpg
Homeze_mezre ...
  
muzağacı.jpg
muzağacı.jpg
  
izmir12.jpg
izmir12.jpg
  
Balikli-gol.jpg
Balikli-gol. ...
  
ogrencilerim-ben.jpg
ogrencilerim ...
  
ahsapevlerimiz_resize.jpg
ahsapevlerim ...
  
ihtiyarbn.jpg
ihtiyarbn.jp ...
  
sedat-karaman_resize.jpg
sedat-karama ...
  
kucuk-asker.JPG
kucuk-asker. ...
  
afacan4.jpg
afacan4.jpg
  
Hastane  arladaşım.jpg
Hastane arl ...
  
senlik2009-6.jpg
senlik2009-6 ...
  
meryemve-cocuklari_resize.jpg
meryemve-coc ...
  
vaneli-hasan.jpg
vaneli-hasan ...
  
yayman.jpg
yayman.jpg
  
audiciislamic.jpg
audiciislami ...
  
mumluyol.jpg
mumluyol.jpg
  
ben-refik_resize.jpg
ben-refik_re ...
  
Ilker_hoca2.jpg
Ilker_hoca2. ...
  
Anzer4.jpg
Anzer4.jpg
  

Photo Gallery


BEN VE ÖĞRENCİLERİMDEN BAZILARI

tozkoy-ogrencilerim-ben.jpg
tozkoy-ogrencilerim- ...
  
tozkoyde-kis.jpg
tozkoyde-kis.jpg
  
tozkoy-4_5sinifi.jpg
tozkoy-4_5sinifi.jpg
  
tozkoy-okulbahcesinde.jpg
tozkoy-okulbahcesind ...
  
ogrencilerim-ben.jpg
ogrencilerim-ben.jpg
  
camlik-ogrencilerim-ben.jpg
camlik-ogrencilerim- ...
  
Ben-ogrencim-safak.jpg
Ben-ogrencim-safak.j ...
  
Baskoyde-piknik.jpg
Baskoyde-piknik.jpg
  

Photo Gallery


VİDEOLARIMIZDAN BAZILARI

 YOUTUBE VİDEOLARIMIZI İZLEYİNİZ

http://www.metacafe.com/watch/3369886/rize/


 

ÇAĞRANKAYA ŞENLİKLERİ -2009

http://www.metacafe.com/watch/3124507/kafkamev/ http://www.metacafe.com/watch/3124701/kafkamev1/ http://www.metacafe.com/watch/3126191/kafkamev2/ http://www.metacafe.com/watch/3126314/kafkamev3/ http://www.metacafe.com/watch/3129337/senlikler09v2/ http://www.metacafe.com/watch/3129561/senlikler09v4/ http://www.metacafe.com/watch/3131132/senlikler09v7/ http://www.metacafe.com/watch/3131228/senlikler09v8/ http://www.metacafe.com/watch/3133897/senliklerv10/ http://www.metacafe.com/watch/3135328/senliklerv11/ http://www.metacafe.com/watch/3135425/senliklerv13/ http://www.metacafe.com/watch/3137675/senliklerv14/ http://www.metacafe.com/watch/3137808/senliklerv15/ http://www.metacafe.com/watch/3137947/senliklerv16/ http://www.metacafe.com/watch/3138081/senliklerv18/


 

ANZER VİDEOLARİ

http://www.metacafe.com/watch/3095902/anzerv/

http://www.metacafe.com/watch/3095925/anzerv1/

http://www.metacafe.com/watch/3095957/anzerv2/

http://www.metacafe.com/watch/3095997/anzerv3/

http://www.metacafe.com/watch/3096018/anzerv4/

http://www.metacafe.com/watch/3096093/anzerv5/http://www.metacafe.com/watch/3097035/anzerv6/ http://www.metacafe.com/watch/3097058/anzerv7/ http://www.metacafe.com/watch/3097110/anzerv8/ http://www.metacafe.com/watch/3097117/anzerv9/

 

             KARIŞIK  VİDEOLAR

      

http://www.metacafe.com/watch/3040977/ikizderede_kis


 

                        nostalji
                    BAYRAMLAR

19    MAYİS GENÇLİK BAYRAMI

 
 

http://www.metacafe.com/watch/3039419/19_mayis_bayram_videolari/

http://www.metacafe.com/watch/3039450/ha_usak_ha/

                   TİYATRO VİDEOLAR

KARDEŞ SİTENİZ

Banner Maker




UĞRUNA ÖLÜRÜZ



SEN DÖNDÜKÇE BİZDE VARIZ

 


Kimler Bağlı
Hoş geldin, Misafir
Nickname
Şifre
Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodunu Girin

(Kayıt Ol)
Üyelik:
Son Üye: harnuk53
Bugün: 0
Dün: 0
Toplam: 73

Şu An Bağlı:
Ziyaretçi: 4
Üye: 0
Toplam: 4


ÜYE GİRİŞ-LOGIN
Nickname

Şifre

Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodunu Girin

Hala hesabınız yok mu? Hemen açabilirsiniz. Üyemiz olarak tema seçebilme, yorum ayarları ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksınız.


ANKET
2009-2010 KİM, ŞAMPİYON OLACAK?

BEŞİKTAŞ
GALATASARAY
FENERBAHÇE
DENİZLİSPOR
ANKARASPOR
BURSASPOR
KAYSERİSPOR
SİVASSPOR
ÇANAKKALE DARDANELSPOR
TRABZONSPOR
G.ANTEPSPOR
HABABAM SINIFI



Sonuçlar
Anketler

Toplam Oy 29


HAVA DURUMU


BU SİTEDE ARA




ZİYARETÇİ SAYACIMIZ/PAGERANK
14 Ağustostan2007den
hit counter html code
hit counter javascript

 

Pagerank



DESTEKLEYENLER

-=| Karadeniz Toplist |=-
 

Zirvedeolanlar
 

 

 
 

Edebiyat

 





  




  
  
 

 




 









 

 

 

 




 

 


 



 

 

 

 



 

 





MÜZİK



RESİM İSTATİSTİKLERİ
RESİM GALERİSİ
 Albümler: 27
 Resimler: 634
  · görüntüleme: 1411
  · Oy: 3837
  · Yorum: 1


ENÇOK OYLANAN RESİMLER

Resim 012~2.jpg

4.5/5 (8 oy)

dem-bahar4.jpg

4.71/5 (7 oy)

Papesten-ikizdereye.jpg

5/5 (2 oy)

hocalar.jpg

5/5 (1 oy)

senlik2009-5.jpg

5/5 (1 oy)

toplanti.jpg

5/5 (1 oy)

papesten-ikizdere_ye.jpg

5/5 (1 oy)

simsirli-koprusu.jpg

5/5 (1 oy)

pestemalli-folklor_resize.jpg

5/5 (1 oy)

kutlamalar.jpg

5/5 (1 oy)

Photo Gallery



EN AZ GÖRÜNTÜLENEN RESİMLER

Uc-silahsor.jpg
1 görüntüleme


lazkiziemine.jpg
1 görüntüleme


Zeynep_Emel.jpg
1 görüntüleme


ogrencilerim-ben.jpg
1 görüntüleme


Anzerde-aycicek.jpg
1 görüntüleme


sunucu.jpg
1 görüntüleme


tablo6~0.jpg
1 görüntüleme


katalan2.jpg
1 görüntüleme


simsirli1.jpg
1 görüntüleme


vane-6.jpg
1 görüntüleme


gelin-damat.jpg
1 görüntüleme


izmir3.jpg
1 görüntüleme


Resim 008~1.jpg
1 görüntüleme


afacanlar5.jpg
1 görüntüleme


Ersinve_arkadaslari_resize.jpg
1 görüntüleme


soakta-folklor.jpg
1 görüntüleme


telekom-ekibi_resize.JPG
1 görüntüleme


Saddam.jpg
1 görüntüleme


başk.kırdaben_resize.jpg
1 görüntüleme


dini9.jpg
1 görüntüleme


tiyatro-seyircileri.jpg
1 görüntüleme


agacli-ev.jpg
1 görüntüleme


Zeynep_eserleri.jpg
1 görüntüleme


Tozkoy.jpg
1 görüntüleme


tozkoy-okulbahcesinde.jpg
1 görüntüleme


Photo Gallery



YORUMLANAN RESİMLER

fatihbenşaban~0.jpg
sabankatar

Bu resmi trabzondan ...
(07/02/08 saat 12:19)
Photo Gallery



DOVİZ KURU/ALTIN
Serbest Piyasa21:50
ABD Doları USD
AlışSatış
Euro EUR
AlışSatış
1.75401.7700Bir önceki kura göre değişmemiş.
Altın Fiyatları
Tarihi İtibari İle
32.443 YTL/kgr



TOMBİŞ



ÜLKEMİZİ TANIYALIM
www.cennetturkiye.org





İNG-TÜRKÇE SÖZLÜK


TELEVİZYONLAR
Kanal
Ülke
 Stv
Turkiye
 Köroglu Tv
Turkiye
 İm Tv
Turkiye
 İtibar Tv
Turkiye
 Tv5
Turkiye
 Dost Tv
Turkiye
 Hilal Tv
Turkiye
 Genç Tv
Turkiye
 Hakk Tv
Turkiye
 Dost Tv
Turkiye
 Adım Tv
Turkiye
 Bizim Tv
Turkiye
 Bridges TV
United States
 GLC
United States
 CNT
United States
 Hope TV
United States
 EWTN
United States
 ChurchChannel
United States


HABER AJANSLARI


TAKVİM
// Takvim
Eylül 2008
Pz Pzt S Çrş Prş Cm Cmt

1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30





DİL-LANGUAGE
Arabirim Dilini Seçin:



SAYISAL LOTO
Sayısal Loto Sonuçları
9 AÄ�USTOS 2008 Tarihli Çekiliş Bilgileri
08-12-23-26-39-42
Hangi illere kaç para çıktı?


SAĞLIK REHBERİ
         SAĞLIKplatformu
   


SİTENİZE İÇERİK
Haftanın Popüler Programları
LimeWire bu hafta 29,848 kez yüklendi...
Windows Live Messenger için Çoklu MSN Açma Yaması (WLM Universal Patch) bu hafta 24,769 kez yüklendi...
Klip TV bu hafta 22,877 kez yüklendi...
Çoklu Msn Açma ( Multi Msn ) bu hafta 22,398 kez yüklendi...
CS Wall Hack bu hafta 15,434 kez yüklendi...
Windows Live Messenger bu hafta 14,252 kez yüklendi...
Windows Live Messenger bu hafta 11,207 kez yüklendi...
Winamp bu hafta 7,851 kez yüklendi...
Messenger Plus! Live bu hafta 6,390 kez yüklendi...
PhotoScape bu hafta 6,195 kez yüklendi...
Ares bu hafta 5,772 kez yüklendi...
GTA San Andreas %100 Save bu hafta 5,571 kez yüklendi...
Camfrog Video Chat bu hafta 3,856 kez yüklendi...
Kaspersky Anti-Virus bu hafta 3,587 kez yüklendi...
Adobe Flash Player bu hafta 3,571 kez yüklendi...
Virüs  taraması yapın


SON MAKALELER
· AMERİKAN BAŞKANLARI[ 0 yorum - 2 okunma ]
· BİLİM ADAMI VE BÜYÜK İNSAN[ 0 yorum - 9 okunma ]
· MEVLİT KANDİLİ[ 0 yorum - 7 okunma ]
· SAİD-İ NURSİ KABBALA_DAN FEYZ ALDI MI[ 0 yorum - 8 okunma ]
· SALDIRAY BERK NEDEN HEDEF ALINDI[ 0 yorum - 10 okunma ]

[ Devamı Haberler Bölümünde ]


DOSYA YÜKLEME
· 1: PHP-Nuke Flash Player 0.3
· 2: Theme Editor v6.0"
· 3: CPG Gallery 1.3.1c
· 4: Block Clock Calendar 2.1
· 5: Automatic MP3 Player


MANŞETLER

PHP-Nuke
[ PHP-Nuke ]

·AMERİKAN BAŞKANLARI
·BİLİM ADAMI VE BÜYÜK İNSAN
·MEVLİT KANDİLİ
·SAİD-İ NURSİ KABBALA_DAN FEYZ ALDI MI
·SALDIRAY BERK NEDEN HEDEF ALINDI
·AÇILIM
·İKİ DOSYA
·CEMAAT
·HESAPLAŞMA


PHP-Nuke
·Clan Themes Down
·New Theme
·osc2nuke V3 Pre-Release
·2 themes
·New Italian Phpnuke Community!
·Design, develop and deploy feature-rich Magento online stores using Packt's
·Battlefield: Bad Company 2 Theme Released
·PHP TestFest 2009 Winners
·Nuke Player v0.4 Developer Snapshot videos
·OurTube 1.2 released!

devamı...


YENİ DOSYALAR-İNDİRİN
Gezginler Top 10
  • Windows Live Messenger
  • Limewire
  • Messenger Plus! Live
  • Okey Oyunu
  • Nero
  • Turing T�rk�e&ingilizce Cev...
  • Google Earth
  • Multi Msn Coklu Windows Liv...
  • Winrar
  • Adobe Flash Player



  • ARAMA
    Google



    TV DİZİLER

    08:30 Yeni Evli TRT TÜRK
    09:00 Asi Kanal D
    09:30 Yeni Evli TRT INT
    11:00 Yaprak Dökümü Kanal D
    15:05 Selena ATV
    15:30 Yol Arkadaşım Kanal D
    15:30 Bez Bebek FOX
    15:45 Eşref Saati Show TV
    16:20 Yalancı Romantik Kanal 1
    devamı  |  haftalık akış
     


    ZİYARETÇİ TANIMA
    Bilgileriniz sistemimize kaydedilmektedir.


    ATATÜRK


    TARİHTE BUGÜN

     29 Ağustos 1933 - Almanyada Yahudiler toplama kamplarına gönderilmeye başlandı.  29 Ağustos 1855 - Osmanlıda ilk telgraf görüşmesi yapıldı.  29 Ağustos 1885 - Gottlieb Daimler ilk motorsiklet patentini aldı.  29 Ağustos 1966 - Mısırlı yazar ve fikir adamı Seyyid Kutup öldü


    SİNEMALAR


    SİTE PAGERANKIMIZ


    RADYO ZELEKA
    SEÇ DİNLE
    RADYO  ZELEKA
    RADYO ÇAYKARA
    RADYO K.MEALİ
    RADYO TÜRK SANAT FM
    Zeleka fm''i site haricinde dinlemek için tıklayınız..
    Windows Media Player ile radyo dinle
      Winamp ile radyo dinle
    ÜÇÜNÜ BİR İNDİR


    LAHANA FM


    ESKİ MAKALELER
    21.02.2010
    · HABERCILIKTE SON NOKTA
    14.02.2010
    · ESKİ SEÇİMLER
    02.02.2010
    · İSTANBUL_DA TARİH KONFERANSI
    29.01.2010
    · İSTANBUL_DA, İKİZDERE RESİM SERGİSİ
    21.01.2010
    · GEMİLERDE TALİM VAR
    17.01.2010
    · VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI
    · AC VE YOKSULLARA YARDIM ELİNİZİ UZATIN
    15.01.2010
    · İKİZDERE DERNEĞİ
    22.12.2009
    · ADAMLIK
    04.12.2009
    · SAYIN ÜYELER
    · ADALET HANIM (FOTO SLAYT)
    28.11.2009
    · BAYRAMLIK
    26.11.2009
    · KURBAN BAYRAMI
    21.11.2009
    · SEÇME ŞİİRLER
    07.11.2009
    · BİRAZ DOKUNDUK
    02.11.2009
    · İŞTE YENİ YAZILARIMIZ
    29.10.2009
    · C. BAYRAMI
    16.10.2009
    · İKİZDERE SEVDALILARI
    · MASAL DÜNYASI
    13.10.2009
    · MEVLAYA YALVAR ŞABAN
    10.10.2009
    · BEKİROĞLU NİŞANI
    08.10.2009
    · ETİK HABER
    27.09.2009
    · DEVLETİN MALI
    19.09.2009
    · RAMAZAN BAYRAMI
    17.09.2009
    · TÜRKİYE ÜZERİNE OYNANAN OYUNLARDAN BİRİ DAHA
    · Mehmet Haberal
    15.09.2009
    · KADİR GECESİ
    14.09.2009
    · SABAHATTİN ÖNKİBAR YENİÇAĞ GAZETESİ‏
    · SADİ SOMUNCUOĞLU YENİÇAĞ GAZETESİ‏
    · ERMENİ SARKİSYAN DAHA MI NAMUSLU?
    · BEHİÇ KILIÇ YENİÇAĞ GAZETESİ
    · AHMET GÜRSOY YENİÇAĞ GAZETESİ‏
    · ELEKTRİĞE ZAM
    · ÖNEMLİ!..................
    · KONU YOK
    · HERKES OKUSUN BU YAZIYI MUTLAKA
    · GÜZEL BİR YAZI
    12.09.2009
    · ORUÇ
    31.08.2009
    · AÇILIMLARA KUCAK AÇANLARA
    30.08.2009
    · ZAFER, ZAFER BENİMDİR DİYEBİLENİNDİR

    Eski Haberler


    REFERANSLAR
    1: http://www.bing.com/..
    2: http://www.bing.com/..
    3: http://www.google.co..
    4: http://wiki.openqa.o..
    5: http://search.condui..
    6: http://www.zeleka.co..
    7: http://www.google.co..
    8: http://www.google.co..
    9: http://www.zeleka.co..
    10: http://www.karadeniz..


    BÜTÜN RADYOLAR
                          
                             

    Radyo Viva

    Dünya Radyo

    Kardelen Fm

    Marmara Fm

    Slow Türk

     


    HAYVANLAR ALEMİ
    Hencam

    www.hencam.co.uk

    Africam
    www.africam.com
    The Elecam
    www.tappedintoelephants.com
    Wildlife Focus
    www.wildlifefocus.org/webcam
    Gatorland
    www.gatorland.com/gatorcam.php
    Fisheye  View  cam
    www.fisheyeview.com
    The Mayhew Animal Home
    www.mayhewanimalhome.org
    Bristol Zoo Tv
    www.bristolzoo.org.uk


    ONLİNE ZİYARETÇİLER
    Online: 1, Bugun: 1
    Toplam Tekil: 1
    Toplam Çoğul: 1
    siteni ekle kazan


    BÜYÜK TOPLİSTLERDEYİZ


    KANADA TOPLİST


    KARADENİZLİM
     


    footer
                1: Automatic MP3 Player
         24 times
     2: CPG Gallery 1.3.1c
         33 times
     3: Block Clock Calendar 2.1
         32 times
     4: Theme Editor v6.0"
         38 times
     5: PHP-Nuke Flash Player 0.3
         50 times




    Sayfa Üretimi: 1.181 Saniye
                1: İKİZDERE-KURA-İ SEBA KÜLTÜR VE SANAT
         0 times
     2: İKİZDERE NİN EDEBİYAT PORTALI
         8 times
     3: HAMSININ YERİ
         8 times
     4: WİKİPEDİA ÖZGÜR ANSIKLOPEDİ
         10 times